KH Ahmed Sıddîk
Âlim
Endonezyalı âlim; Nehdatü'l-ulemâ (Nahdlatul Ulama) teşkilâtının liderlerinden. Pancasila'nın teşkilât tarafından benimsenmesinde ve teşkilâtın 1926 tarihli kuruluş tüzüğündeki dinî ve sosyal çizgisine dönüşünde belirleyici rol oynamış, 1984'ten ölümüne kadar teşkilâtın yasama biriminin genel başkanlığını yürütmüştür. 24 Ocak 1926'da Cember (Jember) şehrinde etkili bir ulemâ ailesi içinde doğdu. Babası Muhammed Sıddîk, Cember'deki geleneksel dinî eğitim kurumu Sıddîkıyye Pesantreni'nin kurucusu idi. İlk dinî eğitimini babasının pesantreninde aldı. Dokuz yaşında iken babasının âniden ölümü üzerine, 1926'da kurulan Nehdatü'l-ulemâ'nın önde gelen liderlerinden olup 1937-1942 yılları arasında teşkilâtın genel başkanlığını yapan ağabeyi Mahfûz Sıddîk 'ın himayesinde yetişti. Daha sonra öğrenimini Combang'daki (Jombang) Tebuireng Pesantreni 'nde sürdürdü; burada Nehdatü'l-ulemâ'nın kurucularından Hâşim Eş'arî 'den ders okudu ve onun oğlu Abdülvâhid Hâşim ile arkadaş oldu. Orta öğretim seviyesindeki resmî eğitiminin yanında daha çok kendi gayretiyle yetişti. Meslek hayatında üç faaliyet öne çıkar: Din İşleri Bakanlığı'ndaki üst düzey bürokratlığı, siyasî faaliyetleri ve ailesinin kurduğu pesantrendeki öğretim. Abdülvâhid Hâşim'in 1949-1952 yıllarına rastlayan Din İşleri Bakanlığı sırasında onun sekreterliğini yaptı; ardından bakanlığın Doğu Cava bölgesi Din İşleri başkanlığına tayin edildi. Nehdatü'l-ulemâ'nın önce Doğu Cava bölgesi başkan yardımcılığına, sonra başkanlığına getirildi. 1977'den itibaren babasının kurduğu Sıddîkıyye Pesantreni'nin başkanlığını yürüttü ve okulun gelişmesine önemli katkılar sağladı. Siyasetle ilgisi genç yaşta başladı. 1945'te Endonezya İslâm Gençlik Hareketi'nin Cember ve Besuki bölgeleri koordinatörü oldu ve bağımsızlık hareketine destek verdi. 1950'lerin başından itibaren aktif siyasete katıldı; Nehdatü'l-ulemâ'nın parti olarak girdiği 1955 genel seçimlerinde milletvekili seçildi, 1955-1957 ve 1971-1979 yıllarında iki dönem parlamento üyeliği yaptı. Günlük politikadan çok ülkenin temel siyasî meselelerine ve millî stratejilere yoğunlaştı; Sukarno döneminin sonlarına doğru, özellikle 1960'lı yılların başında ateşli bir komünizm aleyhtarı idi. Suharto hükümeti 1983 yılı başında devlet felsefesi Pancasila'nın (tek tanrıcılık, âdil ve medenî insancılık, milliyetçilik, demokrasi, sosyal adalet) bütün sosyal ve dinî teşkilâtlarca benimsenmesi gerektiğini ilân ettiğinde, teşkilâtın birçok üyesi karşı çıkarken Ahmed Sıddîk olumlu yaklaştı. Aynı yıl Doğu Cava'nın Situbondo şehrinde düzenlenen "Situbondo Munas" istişare toplantısında kıdemli bir âlim olarak Pancasila'nın İslâm hukukuyla çelişmediğini savundu; delil olarak Hz. Peygamber'in gayri müslimlere karşı tutumunu ve çok dinli bir siyasî topluma meşruiyet kazandıran Medine vesikası nı gösterdi. Ona göre Pancasila çok kültürlü Endonezya toplumu için nihaî bir tercih olmalı, siyasî değil dinî sebeplerle kabul edilmeliydi. Dönemin dört büyük âlimi sayılan KH Esad Şemsülârifîn, KH Mahrus Ali, KH Ali Maksum ve KH Maşkur'un da desteğiyle Nehdatü'l-ulemâ Pancasila'yı fikrî temeli olarak benimsedi. Toplantıda teşkilâtın 1926 tarihli tüzüğündeki dinî ve sosyal çizgiye dönmesi ve siyasî faaliyetlerden tamamen çekilmesi de kararlaştırıldı. Aralık 1984'te yine Situbondo'da toplanan XXVII. Nehdatü'l-ulemâ Kongresi'nde teşkilâtın yasama biriminin genel başkanlığına, Abdurrahman Vahîd ise yürütme biriminin başkanlığına seçildi; önceki kararlar teyit edildi ve kongre teşkilâtın tarihinde yeni bir dönem açtı. 1989'da Yogyakarta'da düzenlenen, açılışına Devlet Başkanı Suharto'nun da katıldığı XXVIII. Kongre'de ikisi tekrar seçildi. Bu görevini ölümüne kadar sürdürdü. 23 Ocak 1991'de Surabaya'da vefat etti. Vasiyeti uyarınca, tasavvufa önem veren birçok Cavalı kiainin makamının bulunduğu Kediri'deki Dukuh Tambak Mezarlığı 'na defnedildi. Tesir Halkası — Uzlaşmacı kişiliğiyle geleneksel dinî eğitimle yetişen eski nesil ile modern eğitim de alan yeni nesil Nehdatü'l-ulemâ mensupları arasında köprü vazifesi gördü. Liderliği döneminde teşkilât diğer dinî gruplara kardeşlik duygularıyla yaklaştı; özellikle aralarında dinî anlayış farkları bulunan Muhammediyye ile yakın ilişkiler kurdu. Kendi dinî ve fikrî gelişiminde ağabeyi Mahfûz Sıddîk, Hâşim Eş'arî ve oğlu Vâhid Hâşim ile Pasuruanlı âlim KH Abdülhamîd'in; siyasî tavırlarında ise Sukarno, Muhammed Hatta ve Sutan Şahrir'in etkisi olduğu belirtilir. Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Bu yuva zatın şiirini değil ilmî ve fikrî çizgisini taşır. Geleneksel İslâm düşüncesindeki "vasat/tavassut, itidal, tevâzün" kavramlarını kullanarak ılımlılık, orta yol, denge, sakinlik ve ağırbaşlılık ilkelerini öne çıkardı. Ona göre bu ilkeler kişiye insanlığın çeşitliliğini kabul etmeyi, başkalarına saygıyı ve onları anlamaya çalışmayı öğretir; siyasette devletin muhafazasını, Allah'ın emirlerine açıkça aykırı hareket etmedikçe devlet başkanına saygıyı ve hükümetlerin yanlışlarının uygun yolla düzeltilmesini öngörür. Öte yandan müslüman toplumun mânevî ve dinî hayatını tehlikeye sokabilecek fikir ve hareketlere karşı uyanık olunmasını tavsiye etti. Bu görüşlerin en etkili ifadesi, 1980'de teşkilâtın hareket çizgisi olarak sunduğu Khitthah Nahdliyah 'dır. Eserleri — ① Disekitar Soal Idjtihad dan Taqlid (Jakarta 1950): ictihad ve taklit üzerine açıklamaları. ② Pedoman Perpikir NU (Jakarta 1969): teşkilâtın yapısı ve hedefleri üzerine ilk eseri. ③ Khitthah Nahdliyah (Bangil 1980): temel görüşlerini ortaya koyan en önemli eseri; ilk defa 1979'da basılmış, konferans ve konuşmalarından derlenmiştir; hacminin küçüklüğüne rağmen teşkilât kadrolarında bir reform hareketi için rehber kabul edilmiştir. ④ Pemulihan Khitthah Nahdlatul Ulama (Jakarta 1983). ⑤ Islam, Pancasila dan Ukhuwah Islamiyah (Jakarta 1985): İslâm ile Pancasila'nın çatışmadığı görüşü ve İslâm kardeşliği üzerine yazıları. ⑥ Zikrü'l-gâfilîn : tasavvufa dair küçük bir risâle. Ayrıca teşkilâtın Ehl-i sünnet çizgisini ele alan Arah Perjuangan NU dan Ahlu Sunnah wal Jamaah adlı bir kitabı vardır.
