Giriş

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Manevî Coğrafyanın Dijital Atlası

Evliyalar Atlası

Sahâbe, evliyâ ve enbiyânın kabirlerini; hayatlarını ve ziyaret adabını kaynaklarıyla birlikte keşfedin.

384
Kaynak
1113
Allah Dostu
649
Türbe

Şehrini keşfet

En çok kaydı bulunan şehirler — her biri kendi sayfasına gider.

Bütün şehirler ve mekân dizini →

Yakınındaki manevî mekânlar

Konumunu paylaşırsan en yakın ziyaret yerlerini gösterelim; konum kaydedilmez.

Yeni eklenenler

Atlasa en son giren kaynaklı kayıtlar.

Evliyâ

İnce Bedreddin

Şeyh

XV. yüzyılda yaşamış Bayramî sûfîsi. Acem diyarından Hamîdüddin Aksarâyî (Somuncu Baba) ile birlikte Anadolu'ya gelmiş, sülûkünü Ankara'da Hacı Bayrâm-ı Velî'nin nezaretinde tamamlayarak halifeleri arasına girmiştir. Lâmiî Çelebi ve Sarı Abdullah Efendi onu Hacı Bayram'ın önde gelen halifeleri arasında sayar. Nev'îzâde Atâî'ye göre Lârende (Karaman) ve Bursa çevresinde çok sayıda dervişi bulunmuş, Müstakimzâde Ankara'daki müridlerinden de söz etmiştir. "İnce" lakabı, Hacı Bayram'ın diğer halifesi Kızılca Bedreddin'den ayırt etmek içindir; iki Bedreddin klasik kaynaklarda sıkça karıştırılır (çok-görüşlü not). Hacı Bayram'ın isteğiyle, Farsça bilmeyen dervişler için Fahreddîn-i Irâkî'nin Lemaât'ını Türkçeye çevirmiştir (Tercüme-i Lemaât); eser ilk Bayramî neslin tasavvufî birikiminin önemli tanığıdır. Doğum ve vefat tarihi ile kabri bilinmemekte (15. yüzyıl ortaları), temsil ettiği kol günümüze ulaşmamıştır. (Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi 'Hacı Bayrâm-ı Velî' ve 'Bayramiyye'; Ercan Alkan, Tasavvuf Dergisi 31, 2013.)

Karamanİncele
Evliyâ

Sadreddîn-i Erdebîlî

Şeyh

Safeviyye tarikatının kurucusu Safiyyüddîn-i Erdebîlî'nin oğlu ve halefidir. Babasının 735'te (1334) vefatı üzerine Erdebil dergâhının başına geçti ve yaklaşık altmış yıl tarikatı yönetti; postnişinlik bu dönemde babadan oğula geçen bir gelenek hâlini aldı. Babasının kabri üzerine türbe, dervişler için halvethâne ve dârülhuffâz gibi binalar yaptırarak bugün UNESCO Dünya Mirası listesindeki Şeyh Safiyyüddîn Külliyesi'nin çekirdeğini oluşturdu. Halifeleri aracılığıyla tarikatı Gürcistan ve Horasan taraflarına yaydı; meşhur halifesi Kāsım-ı Envâr'ı önce Gîlân'a, 779'da (1377) Herat'a gönderdi. Kaynaklar Timur dâhil dönemin hükümdarlarının kendisine saygı gösterdiğini aktarır. Onun döneminde Safeviyye, Sünnî çevrelerde de itibar gören tasavvufî bir tarikattı. 794'te (1392; bazı kaynaklarda 1391) vefat etti ve Erdebil'de babasının yanına defnedildi; yerine oğlu Hâce Alâeddin Ali geçti. Bayramiyye silsilesi bu aile yoluyla Erdebil dergâhına bağlanır. (Kaynaklar: Reşat Öngören, TDV İslâm Ansiklopedisi 'Safeviyye'; Ankara Üniversitesi Açık Ders; UNESCO WHC ref. 1345.)

ErdebilVefât 794 h.İncele
Evliyâ

Ömer Dede Sikkînî (Bıçakçı Ömer Dede)

Emîr Sikkînî

Bayramiyye'nin Melâmiyye kolunun pîri kabul edilen sûfî. Doğum tarihi bilinmez; doğum yeri kaynaklarda Göynük ve Bursa olarak ihtilaflıdır. En erken kaynak Abdurrahman el-Askerî'nin Mir'âtü'l-ışk'ıdır; halk arasında Bıçakçı Emîr Dede diye tanınmış, "Ömer" adını ilk kez Taşköprizâde kaydetmiştir. Bıçakçılık mesleğinden ötürü "Sikkînî" nisbesiyle anılır. Tasavvufa Bursa'da Somuncu Baba (Hamîdüddin Aksarâyî) çevresinde başladığı, sülûkünü Hacı Bayrâm-ı Velî'nin yanında tamamlayıp halifesi olduğu kabul edilir; şeyhinin vefatından sonra Göynük'e yerleşti. Menkıbeye göre taç-hırka gibi zâhirî alâmetler konusunda Akşemseddin ile ihtilafa düşmüş, taç ve hırkasıyla ateşe girdiği, kendisine zarar gelmeden yalnız alâmetlerin yandığı rivayet edilir; zâhirî alâmetleri terk edişi Bayramî-Melâmîliğinin başlangıcı sayılır. 880'de (1475) Göynük'te vefat etti; sekizgen planlı müstakil türbesi Göynük Çeşme Mahallesi'ndedir. Yolunu halifesi Bünyâmin Ayâşî sürdürmüştür. (Kaynaklar: Haşim Şahin, TDV İslâm Ansiklopedisi 'Ömer Dede Sikkînî'; Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü 'Emîr Sikkînî'; Kültür Portalı 'Ömer Sekkin Hazreti Türbesi'.)

BoluVefât 880 h.İncele
Evliyâ

Hızır Dede (Muk'ad Hızır Dede)

Dede

Bayramiyye'ye mensup Osmanlı sûfîsi. Mihaliç (Karacabey) yöresinde çobanlık yaparken ayaklarının donması sonucu kötürüm kaldığı için "Muk'ad Hızır Dede" diye anılmıştır. Bursa'ya gelerek Ulucami yanındaki eski minare civarında münzevi bir hayat sürdüğü nakledilir. Silsilesi, güvenilir kabul edilen tespite göre Akbıyık Sultan (ö. 860/1456) vasıtasıyla Hacı Bayrâm-ı Velî'ye ulaşır; bazı kaynaklarda doğrudan Hacı Bayram halifesi gösterilmesi kronolojik açıdan tartışmalıdır. Asıl önemi, Celvetiyye'nin kurucusu sayılan Üftâde'yi çocuk yaşta yönlendirip yaklaşık sekiz yıl terbiyesinde bulundurmasıdır; bu intisap sayesinde Celvetiyye, Bayramiyye'nin bir şubesi kabul edilir. Üftâde'ye hilâfet verdiği rivayeti, vefatında Üftâde'nin on sekiz yaşlarında olması sebebiyle ihtiyatla karşılanmış, Üftâde'nin sülûkünü Üveysî yolla tamamladığı görüşü öne çıkmıştır. 918 (1512) civarında (bazı kaynaklarda 913/1507) Bursa'da vefat etti; kabri Pınarbaşı Kabristanı üstünde Üçkuzular mevkiindedir. (Kaynaklar: Nihat Azamat, TDV İslâm Ansiklopedisi 'Üftâde'; Hasan Kâmil Yılmaz, TDV İslâm Ansiklopedisi 'Celvetiyye'; Visit Bursa 'Hızır Dede Türbesi'.)

BursaVefât 918 h.İncele
Evliyâ

Hakîm Ata (Süleyman Bakırgânî)

Ata

Yesevî geleneğinin en erken evresiyle ilişkilendirilen Orta Asya sûfîsi; genellikle Ahmed Yesevî 'nin doğrudan müridi sayılır ve Türkçe hikmet leriyle tanınır. Hârizm'de hem kabri hem de adını yaşatan sözlü gelenekle yüzyıllardır anılan bir velîdir. Kimliği bütünüyle kesin değildir; doğumuna ve tahsiline dair kaynak bilgi vermez. Ali Şîr Nevâî adının Süleyman olduğunu söyler ve Hakîm lakabını şöyle açıklar: Yesevî'nin müridleri arasında yalnız o, topladığı odunu kuru kalsın diye hırkasının içine sarmayı akıl etmiş; Ahmed Yesevî de onu hikmetle ( hakîmâne ) davrandığı için övmüştür. Hakkındaki erken kayıtlar seyrektir. İlk olarak, Bahâeddin Nakşbend'in en eski biyografisi olan ve XV. yüzyılın hemen başında yazılan Enîsü't-tâlibîn 'de, Bahâeddin'in "Türk meşâyihi" ile ilişkisini önceden haber verdiği yorumlanan bir rüya vesilesiyle anılır. XV. yüzyılın ikinci yarısında bir Üveysî velîye dair menâkıbnâmede ( Heşt Hadîka ) Ahmed Yesevî ile bağlantılı bir "Hakîm Süleyman" iki kez geçer. Hakkındaki ilk geniş anlatımlar ise Nevâî'nin (ö. 906/1500) Nesâyimü'l-mahabbe 'si ile XVI. yüzyıl başına ait Nakşibendî menâkıbnâmesi Reşehât-ı Aynü'l-hayât 'ta yer alır. İki kaynak da onun Yesevî'nin müridi olduğunu ve hikmet denen manzum vecizeleriyle ün kazandığını doğrular; bunun dışında pek az noktada uyuşurlar. İntisabı Ahmed Yesevî'yedir. Reşehât onu Yesevî'nin halifeleri arasında sayar; ancak eserin nüshaları üçüncü mü dördüncü halife olduğu konusunda ayrılır (bk. Çok Görüşlü Sunum). Erken dönem öteki deliller, Yesevî'nin dördüncü halifesi olan "Hakîm Süleyman" tanımını destekler. Reşehât 'ın birleştirilmiş anlatımına göre Hakîm Ata Hârizm'de yaşamıştır. Aynı eserin Zengi Ata'ya ayırdığı bölüm, onun "Borak Han"ın (bir başka anlatımda "Buğra Han"ın) kızı Anber Ana ile evliliğini nakleder. Vefatı için anılan 582/1186-87 tarihi, kaynağa göre ilk kez XIX. yüzyıl eseri Hazînetü'l-asfiyâ 'da geçer ve güvenilir bir bilgiye dayanmıyor görünmektedir; Yesevî'nin doğrudan müridi ise XIII. yüzyılın başında yaşamış olmalıdır. Hârizm'de vefat etti ve orada defnedildi. Vefatından sonra hanımı Anber Ana, müridi Zengi Ata ile evlenmiştir. Tesir Halkası — Reşehât onu Yesevî silsilesinde oldukça kesin bir yere koyar: Zengi Ata 'nın şeyhidir. Zengi Ata'nın dört müridinden biri olan Sadr Ata, XV-XVIII. yüzyıllar boyunca bütün Yesevî tarikatının soyunun kendisine bağlandığı halkadır. Bu tarikat, kaynakların bildirdiği kadarıyla, ne Hârizm'de ne de Yesevî'nin memleketi Türkistan'da, Mâverâünnehir 'de kök salmış ve ağırlıkla Farsça bir menâkıb edebiyatı bırakmıştır. Öte yandan Türkçe halk menâkıbnâmesi Hakîm Ata Kitabı , Zengi Ata'nın Hakîm Ata ile hiç karşılaşmadığını ima eder. Hârizm'de onu ata sayan "soy toplulukları" bulunur ve ona odaklanan sözlü gelenek bugün de dolaşımdadır. Geç XVI. yüzyıl Osmanlı Türkçesi eseri Cevâhirü'l-ebrâr ile XVII. yüzyıl eseri Lemehât da ona dair anlatılar içerir. Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Hem Nevâî hem Reşehât onun Türkçe hikmet leriyle ün kazandığını doğrular ve her biri farklı örnekler verir. Ona nispet edilen Türkçe şiirler aynı dönemde kayda geçmiştir; böylece Türkçe vecize ve şiir söyleme geleneğiyle ilişkilendirilmesi, bizzat Ahmed Yesevî'ninkinden belirgin biçimde daha erkene gider. Odun hikâyesi gibi bağımsız anlatılar sonradan başka rivayetlerle birleşerek Hakîm Ata Kitabı adıyla bilinen Türkçe halk menâkıbnâmesini oluşturmuştur (Zaleman tarafından 1898'de yayımlandı). Eserleri — "Süleyman Bakırgânî" adıyla ona nispet edilen bir şiir derlemesi en geç XVIII. yüzyılın sonlarından itibaren dolaşımdaydı ve Bakırgan Kitabı adıyla birçok kez basılmıştır. Kaynak bu derlemenin içeriğini ayrıca anlatmaz; bu seride eser okunmadığı için öğüt bölümü açılmamıştır. Türbesi ve Külliyesi — Ziyaretgâhı Hârizm'in Bakırgan mevkiindedir (Özbekistan'da Kongrat/Qoʻngʻirot kasabası yakını) ve daha XVI. yüzyılın başında önde gelen bir ziyaret yeri olarak anılır. Reşehât ise defnedildiği yeri "Akkurgan" diye adlandırır. Ziyaretgâhın Hârizm'deki öne çıkan yeri, kaynağın onu bölgenin yerel bir velîsi sayma ihtimalini tartışmasının dayanaklarındandır.

KarakalpakistanVefât 582 h.İncele
Evliyâ

Hâce Alâeddin Ali Erdebîlî

Hâce

Sadreddîn-i Erdebîlî'nin oğludur; babasının 794'te (1392) vefatı üzerine Safeviyye tarikatının başına geçti. Tarikat onun döneminde en geniş nüfuz alanına ulaştı; Anadolu'da halifeler edindi ve tesiri Timur'un yakın çevresine kadar uzandı (Timur'un Erdebil ziyaretinde Türk esirleri âzat ettiği rivayetinin sıhhatini Faruk Sümer tartışmalı bulur). Bayramiyye açısından önemi, Hamîdüddin Aksarâyî'nin (Somuncu Baba) Hoy'da kendisine intisap edip hilâfet alarak Anadolu'ya dönmesidir; Hacı Bayrâm-ı Velî'nin kurduğu Bayramiyye'nin silsilesi böylece Erdebil dergâhına bağlanır (TDV, icazetin babası Sadreddîn'den alındığı görüşünü de kaydeder — ihtilaf notu). Ömrünün sonunda büyük bir toplulukla hac yolculuğuna çıktı; Kudüs'te çevresine müridler toplandı ve Cemâziyelevvel 832'de (Şubat 1429; bazı kaynaklarda 830/1427) burada vefat ederek Mescid-i Aksâ'nın doğu suru boyundaki Bâbürrahme Kabristanı'na defnedildi; kabri "Seyyid Ali A'cemî" adıyla bilinir. Döneminde Safeviyye tasavvufî bir tarikat kimliğindeydi. (Kaynaklar: Nihat Azamat, TDV İslâm Ansiklopedisi 'Erdebîlî, Alâeddin'; Haşim Şahin, TDV İslâm Ansiklopedisi 'Somuncu Baba'; Encyclopaedia Iranica 'Alī, Ḵᵛāja'.)

KudüsVefât 832 h.İncele

1113 kaydın tamamı →

ٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُخْرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ

Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.

el-Bakara Sûresi, 2/257

Elmalılı Hamdi Yazır meâli

Menkıbe üretmek değil, sahih bilgiyi haritalamak.

Dağınık ve çoğu zaman kaynaksız kalmış manevî mirası kalıcı bir dijital atlasa dönüştürüyoruz: akademik kaynakla, şeffaf künyeyle ve her kaydın inceleme durumunu açıkça söyleyerek.

Allah Dostları

Tümünü gör

İlkelerimiz

Dini içerik hassastır. Bu altı ilke pazarlama değil, ürünün işleyen mekanizmasıdır.

01

İlim Ehli Onayı

İlim ehli incelemesi, heyetten iki farklı üyenin metnin aynı hâlini imzalamasını ister; bu imza yoksa kayıt sayfası incelemenin durumunu açıkça yazar.

02

Kaynak Zorunluluğu

Yeni kayıt künyesiz yayımlanamaz; künyesi henüz girilmemiş eski kayıt bunu sayfasında söyler.

03

Çok Görüşlü Sunum

Tartışmalı konularda nötr ve çok görüşlü bir dil esastır.

04

Adab Önceliği

Ziyaret öncesi adab rehberi her zaman önceliklidir.

05

Topluluk Saygısı

Tüm mezhep ve tarikatlara eşit mesafede ve saygıyla.

06

Şeffaflık

Her değişiklik sürüm geçmişiyle açıktır; kaynak ve inceleme durumu her kayıtta ayrı yazılır.

Allah Dostlarını Keşfet

Sahâbe, evliyâ ve enbiyânın kabirlerini; hayatlarını ve ziyaret adabını kaynaklarıyla birlikte keşfedin.

Allah Dostları