Kur'an'da adı geçen, İsrâiloğulları'na gönderilen bir peygamber. Hıristiyanlık'ta Vaftizci Yahyâ (John the Baptist) adıyla bilinir. İslâmî kaynaklardaki adıyla Yahyâ, Hz. Zekeriyyâ'nın oğludur; annesi Hz. Meryem'in teyzesidir.
Adının Batı dillerindeki karşılığı olan Jean'ın (John) aslı "Yehova lutfetti" anlamındaki İbrânîce Yôhânân'dır. İslâm kaynaklarına göre ise yahyâ kelimesi "yaşamak" anlamındaki hayât kökünden türemiştir. Bu isim, onun faziletli yaşayışı, annesinin kısırlığını giderip doğurganlığını canlandırması, kalbinin iman ve ihlâsla canlılık kazanması, Allah'ın onu itaatle diri tutması, şehidlerin hep diri kalması ve onun da şehid olması sebebiyle "o yaşayacak" anlamında Allah tarafından verilmiştir. Bir başka yoruma göre Allah, Zekeriyyâ ile eşinin yaşlılıklarında doğan bu çocuğun yaşayacağı konusunda kalplerini mutmain etmek için bu adı koymuştur.
Kur'ân-ı Kerîm onun tarihsel kimliğinden çok dünyaya gelişi ve şahsiyeti üzerinde durur. Âl-i İmrân ve Meryem sûrelerinde bildirildiğine göre Zekeriyyâ, Allah'tan kendisinden sonra mâbede hizmet edecek bir yardımcı istemiş; kendisi çok yaşlı, hanımı da kısır olduğu halde melekler ona adı Yahyâ olacak bir oğul müjdelemiştir. Bu isim daha önce hiç kimseye verilmemişti. Yahyâ doğup büyüyünce kendisine "İlâhî tebliğe sımsıkı sarıl" diye öğüt verilerek peygamber olarak görevlendirildi. Kur'an ona daha küçük bir çocukken hikmet, kalp yumuşaklığı ve safiyet verildiğini; onun Allah'tan sakınan, annesine ve babasına iyi davranan bir kişi olduğunu bildirir (Âl-i İmrân 3/38-41; Meryem 19/2-15).
Hadislerde Resûlullah'ın mi'rac esnasında Yahyâ ile ikinci kat semada karşılaştığı; Allah'ın Yahyâ'ya kendisine şirk koşmamak, namaz kılmak, oruç tutmak, sadaka vermek ve Allah'ı zikretmekten ibaret beş şeyi emrettiği; Yahyâ'dan başka herkesin hata işlediği veya hataya çok yaklaştığı bildirilir.
Kur'an onun ölümünü anlatmaz. Bazı kaynaklara göre İsrâ sûresinde İsrâiloğulları'nın yeryüzünde çıkaracakları bildirilen (17/4) iki karışıklıktan ikincisi, onların Yahyâ'yı öldürmeleri ve Îsâ'yı öldürmeye karar vermeleridir. Hıristiyan kaynaklarının hayatına ve ölümüne dair anlatımı Çok Görüşlü Sunum'dadır.
Türbesi ve Külliyesi — Şam'daki Emeviyye Camii (el-Câmiu'l-Ümevî), milâttan önce I. yüzyıla ait bir Roma mâbediyle onun harabeleri yanında bulunan Theodosios dönemine (379-395) ait Aziz Yohannes (Hz. Yahyâ) Kilisesi'nin yerine inşa edilmiştir. Dımaşk'ın fethinin ardından (14/635) mâbedin büyük salonu Ebû Ubeyde b. Cerrâh'ın gözetiminde camiye çevrilmiş; bugünkü büyük caminin inşasını Emevî Halifesi Velîd b. Abdülmelik (705-715) başlatmıştır. Temeli 86 (705) veya 87 (706) yılında atılan esas cami bölümü 96'da (714) tamamlanmıştır. Rivayete göre inşaat sırasında küçük bir dehlizde, sanduka içinde, üzerinde Hz. Yahyâ'ya ait olduğu yazılı, deri ve saçları özelliğini koruyan bir baş bulunmuş, yerinde muhafaza edilmiş, daha sonra da üzerine bir türbe yapılmıştır. Hz. Yahyâ'nın türbesi ana ibadet mekânında, Sahâbe (Mâlikî) mihrabı ile Kubbetü'n-nesr arasına rastlayan yerdedir. Camide her gün sabah namazından sonra Hz. Yahyâ Türbesi'nin karşısında Kur'an'ın yedide biri okunur ve sub' adı verilen bu kıraat halkasında haftada bir hatim indirilirdi.
Çok Görüşlü Görüşler
Kaynağın çerçevesi — Kaynak madde, Yahyâ'nın ve takipçilerinin yaşayışı ve öğretisiyle ilgili olarak İncil ve Kur'an'daki bilgiler dışında yazılı bir kaynak kalmadığını belirtir; bunlara Josephus'un Jewish Antiquities'i ile Sâbiî kutsal yazılarından Ginza ve Yahyâ'nın Kitabı'nı ekler. Atlas gövdede Kur'an, hadis ve İslâmî kaynakların anlatımını; bu başlıklar altında hıristiyan kaynaklarının anlatımını, kaynağın kendi çerçevesiyle kaydeder.
Hıristiyan kaynaklarına göre hayatı — Bu anlatıma göre Yahyâ, Herod Antipas'ın Galile ve Perea'yı, Pontius Pilatus'un Yahuda ve Sâmiriye'yi yönettiği dönemde "vaftizci" sıfatıyla tanınır. Annesinin adı Elizabet'tir (İslâmî kaynaklarda Îşâ/İşbâ'). Mâbed hizmetine adanmış din adamı sınıfına (kohen) mensup bir aileden gelir; mâbed hizmetini üstlenmek yerine zühd hayatı sürmek için Ürdün nehrinin çevrelediği çöle çekilir. Çekirge ve yaban balı yiyerek yaşadığı, deve tüyünden elbise giyip belinde deri kemer taşıdığı rivayet edilir; bu giyimiyle İlyâ'ya benzediği için o dönemde bazıları onun geri dönen İlyâ olduğunu iddia etmiştir. Hıristiyan anlayışında Îsâ'nın teyzesinin oğlu ve vaftizcisidir, milâttan sonra 27 yılında tebliğe başlamıştır. İnsanları günahlarından tövbe ederek kıyamet gününe hazırlanmaya ve Ürdün nehrinde vaftiz olmaya çağırmış, "Benden sonra benden daha güçlü olan geliyor" diyerek kendisinden sonra gelecek peygamberi müjdelemiştir. Kaynak, Luka İncili'ndeki doğumu ile Markos ve Matta İncilleri'ndeki ölümü dışında hayat hikâyesini İncil rivayetlerine dayanarak ortaya koymanın mümkün olmadığını, İncillerin Îsâ'yı vaftiz edip etmediği konusunda bile ayrıştığını (Matta ve Markos'ta olumlu, Luka'da olumsuz) belirtir; hıristiyan kutsal kitaplarındaki bilgilerin onu Îsâ'nın hazırlayıcısı olarak göstermek üzere değiştirildiğinin söylenebileceği ise madde müellifinin kendi değerlendirmesidir.
Essenîlerle ilişkisi — Yaşam ve giyim tarzıyla Essenîler'e benzediği, hatta başlangıçta bir Essenî olduğu ileri sürülür; 1947'de Ölüdeniz / Kumran vadisinde bulunan yazmaların çözülmesinden sonra bazı araştırmacılar bu ihtimali daha güçlü dile getirmiştir. Kaynak benzerliklerin yanında ciddi farklılıklar da sayar: Yahyâ yerleşik bir cemaat kurmamış, ayrılıkçı değil bütün yahudi toplumuna hitap eden bir kişilik olmuş, insanları hayatta yalnız bir defa vaftize çağırmış ve beyaz elbise yerine deve tüyünden entari giymiştir.
Ölümü — Kur'an ölümünü anlatmaz ve kaynaklar ölüm yılı vermez. Bazı İslâmî kaynaklar İsrâ sûresi 17/4'teki ikinci karışıklığı onun öldürülmesiyle yorumlar. Markos ve Matta İncilleri'ne dayanan anlatıma göre ise Galile ve Perea yöneticisi Herod Antipas, Yahyâ'nın tebliğinden rahatsız olmuş; Nabat Kralı IV. Aretas'ın kızı olan hanımını boşayıp kardeşinin hanımı Herodias ile evlenmesini Yahyâ'nın eleştirmesi öfkesini arttırmış, onu tutuklatıp hapse attırmış ve başını kestirmek suretiyle idam ettirmiştir.
Başının ve kalıntılarının yeri — EMEVİYYE CAMİİ maddesi, cami içinde Hz. Yahyâ'nın türbesinin bulunduğunu söyler ve inşaat sırasında onun başının bulunduğunu rivayete göre diye aktarır. YAHYÂ maddesi ise kol ve kafatası kemiklerinin Topkapı Sarayı Müzesi Mukaddes Emanetler Dairesi'nde bulunduğunun ileri sürüldüğünü kaydeder. Kaynaklar bedeninin defnedildiği yeri vermez. Atlas kaydı Emeviyye Camii'ndeki türbeyi bir ziyaret makamı olarak işaret eder; iki kayıt arasında tercih yapmaz.
Kaynaklar
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) · c. 43, s. 232-234, “Yahyâ” maddesi
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) — Tâlib Yâzîcî · c. 11, s. 108-109, “EMEVİYYE CAMİİ” maddesi
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) — Ahmet Özel · c. 11, s. 109-111, “EMEVİYYE CAMİİ (2. Sosyal Hayattaki Yeri)” maddesi
Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).
Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin
Kalıcı kimlik: EA-Z-000310 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.
