İranlı mutasavvıf-şair; dûbeytî adı verilen kıtaları ve el-Kelimâtü'l-kısâr adlı vecizeleriyle tanınır. İran halkı arasında şairden çok bir sûfî olarak bilinir; aynı zamanda bir velî olarak tanınır ve kendisine birçok kerâmet isnat edilir.
Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. Kaynaklarda kendisine bazan Hemedânî, bazan da Lurî nisbesi verilmesi, Hemedan ile Luristan arasında bir yerde doğmuş olabileceği ihtimalini hatıra getirir; nitekim bu iki yer arasındaki Hürremâbâd'da onun adını taşıyan bir mahalle vardır. Muamma niteliğindeki bir kıtasından hareketle 326'da (938) doğduğu ileri sürülmektedir.
Râvendî'nin Râhatü's-sudûr adlı eserindeki bir kayda göre Selçuklu sultanı Tuğrul Bey 447'ye (1055) doğru Hemedan'a geldiğinde, o sırada burada şöhret yapmış üç şeyhten biri olan Baba Tâhir-i Uryân'ı ziyaret etmiştir. Kaynak, onun Deylemliler döneminde yaşadığına dair bilgilerin, Deylemliler'in akrabası sayılan Kâkûyîler'in (1007-1119) Hemedan'daki hâkimiyetinin 435'e (1043-44) kadar sürmesiyle uyuştuğunu ve İbn Sînâ'nın (ö. 428/1037) çağdaşı olduğunu kaydeder.
Şiirlerinde sık sık yersiz yurtsuz bir serseri hayatı sürdüğünden, tuğlayı yastık yapıp uyuduğundan, sürekli sıkıntı içinde bulunduğundan söz etmesi, bir kalender hayatı yaşadığını gösterir; kaynak “Uryân” (çıplak) lakabını da bu sebeple almış olması gerektiğini belirtir.
Vefat tarihi kesin değildir: maddenin başlığı 447/1055 tarihini soru işaretiyle verir; Rızâ Kulı Han ise 1010 tarihini kaydeder (ayrıntı Çok Görüşlü Sunum'da). Kabri Hemedan'dadır.
Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Bir lehçe şairi olmakla birlikte bugün elimizdeki dûbeytîleri edebî Farsça'nın da özelliklerini taşır; kaynak bu kıtaların sonradan başkaları tarafından bu hale getirilmiş olmasını da muhtemel görür. Hemedan ile Hürremâbâd arasındaki bölgede birçok lehçe bulunsa da şiirlerinin dilini bunlardan birine bağlamak güçtür; dili bu lehçelerin hepsiyle ilgili görülür ve bir karışımdan ibaret olduğu sanılır. Kıtalar şeklen rubâîye benzemekle birlikte vezin bakımından ondan ayrılır: aruzun hezec-i müseddes-i mahzûf bahrindedir, rubâî vezni ise hezec-i mekfûf-i maksûrdur; bu sebeple bunlara rubâî değil dûbeytî denmiştir. Gazellerinde de aynı vezni kullanmıştır. XVIII ve XIX. yüzyıl tezkirelerinde sınırlı sayıda kıtasına rastlandığı için XX. yüzyılın ilk çeyreğine kadar pek tanınmamıştır; 1885'ten itibaren müsteşriklerin ve ardından İran'daki araştırmaların sonucunda kıtalarının sayısı artmış, az da olsa bazı gazelleri bulunmuştur. Vahîd-i Destgirdî, o zamana kadar bilinen seksen yedi kıtayı 296'ya, gazel sayısını da birden dörde çıkarmış ve bunları Dîvân-ı Kâmil-i Bâbâ Tâhir Uryân adıyla neşretmiştir. Şiirlerinde dünyevî aşkla ilâhî aşkı birbirinden ayırt etmek güçtür; kıtalarının büyük çoğunluğu dünyevî aşkla ilgilidir. Kaynağa göre en büyük özelliği, duygu ve hayallerini herhangi bir abartmaya gerek duymadan vermesidir. Ömer Hayyâm yaşama zevkini ön plana alırken Baba Tâhir hayatın çilesini konu edinir ve bedbin bir şair olarak görünür.
Eserleri — el-Kelimâtü'l-kısâr: yirmi üç baba ayrılmış bu eserde ilim, mârifet, ilham gibi tasavvufî konularla ilgili 268 vecizesi vardır. Eser sûfîler arasında çok yaygındır ve hakkında birçok şerh yazılmıştır; bunlar arasında Aynülkudât el-Hemedânî ile meçhul bir şahsa atfedilen Arapça şerhler ve Molla Sultan Ali Gunâbâdî'nin Arapça ve Farsça şerhleri zikredilebilir. Vecizelerin kısaltılmış bir nüshasına Ganî Beg el-Azîzî'nin yazdığı el-Fütûhâtü'r-rabbâniyye fî İşârâti'l-Hemedâniyye adlı şerh de bunlara eklenmelidir. Şiirleri, yukarıda anılan Dîvân neşrinde toplanmıştır.
Türbesi ve Külliyesi — Mezarı Hemedan'ın kuzeyinde, Bûn-i Bâzâr mahallesinde küçük bir tepe üzerindedir.
Çok Görüşlü Görüşler
Kaynak, Tahsin Yazıcı'nın TDV İslâm Ansiklopedisi maddesidir. Madde müellifinin değerlendirmeleri “kaynak şöyle der” diye ayrılmış, öteki görüşler sahiplerinin adıyla verilmiştir. Atlas taraf tutmaz.
Doğum ve vefat tarihi — Bir muamma kıtasından hareketle 326 (938) doğum tarihi ileri sürülmüştür; bu tarih, Rızâ Kulı Han'ın Mecma'u'l-fusahâ'da ölüm tarihi olarak verdiği 1010 ile bağdaşabilir. Râvendî'nin kaydına göre ise Tuğrul Bey 447'ye (1055) doğru Hemedan'da onu ziyaret ettiğinden, 1055'te veya daha sonra ölmüş olması gerekir. Kaynak, Kâkûyîler'in Hemedan hâkimiyetinin 435'e (1043-44) kadar sürmesini onun Deylemliler döneminde yaşadığına dair bilgilere uygun bulur ve İbn Sînâ'nın (ö. 428/1037) çağdaşı olmasının 1010'da değil 1055'te ölmüş olduğu ihtimalini kuvvetlendirdiğini söyler; madde başlığında 447/1055 tarihini soru işaretiyle verir. Atlas iki ihtimal arasında tercih yapmaz.
Aynülkudât rivayeti — Aynülkudât el-Hemedânî'nin idamına şahit olduğuna dair bir rivayet vardır; kaynak bu rivayeti kesinlikle kabul etmez.
Şiirlerinin aidiyeti ve dili — Kaynak, Ömer Hayyâm'ın rubâîlerinde görüldüğü gibi, sonradan toplanan kıtaların hepsinin Baba Tâhir'e ait olduğunu söylemenin güç olduğunu belirtir. Dilinin, bölgedeki lehçelerin bir karışımı olduğu sanılır; Nyberg ise bu lehçenin Orta Farsça'nın (Pehlevîce) bakiyesi olduğunu ileri sürer. Atlas bu görüşleri yan yana kaydeder.
Ehl-i Hak geleneğindeki yeri — Mevlânâ ve Hacı Bektâş-ı Velî gibi meşhur mutasavvıfları kendi inançlarının ileri gelenleri arasında sayan Ehl-i Hak topluluğunun ana kitabı Serencâm'da Baba Tâhir'e de yer verilmiştir. Ulûhiyyetin, her birinin yanında dört melek bulunan yedi kişide göründüğüne inanan bu topluluğa göre Baba Tâhir, bu yedi kişinin üçüncüsü olan Baba Hûşîn'in yanındaki meleklerden biridir. Atlas bunu Ehl-i Hak geleneğinin kendi anlatımı olarak kaydeder; hüküm vermez.
Kaynaklar
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) · c. 4, s. 370-371, “Baba Tâhir-i Uryân” maddesi
Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).
Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin
Kalıcı kimlik: EA-Z-000336 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.
