Ankara'da Hamamönü mevkiindeki Tâceddin Dergâhı'nın kurucusu Tâceddinzâde Mustafa Efendi; XVII. yüzyılda yaşamış, Ankara halkı arasında Celvetî şeyhi olarak bilinen zat. Hakkındaki literatürde Tâceddin Sultan adıyla anılır.
Kaynak, dergâhın kurucusu hakkında yeterli bilgi bulunmadığını açıkça belirtir. Aslen Ankaralı bir ailenin çocuğudur; ailenin Bursa'ya gidip daha sonra tekrar Ankara'ya döndüğü rivayet edilir. Adı ve Ankaralı olduğuna dair bu rivayet, onun Bursa Kaplıca Medresesi müderrisi iken 1010 (1601) yılında Ankara'ya müftü tayin edilen ve 1018'de (1609) burada vefat eden Tezkireci Tâceddin Efendi'nin oğlu olabileceğini düşündürür.
Adına ilk defa 1075'te (1664) Ankara'da düzenlenen Aslanağa bin Muslu Vakfiyesi'nin şahitler listesinin başında rastlanır. Dergâhla birlikte bir de cami yaptırdığı anlaşılır; buna göre Tâceddin Camii ve Dergâhı XVII. yüzyılın ortalarında faaliyete başlamış olmalıdır. Evkāf-ı Hümâyun Nezâreti'nin 1270 (1853) yılına ait teftiş raporu, cami ve zâviyeyi onun Tekke Ahmed mahallesinde, Şeyh Paşa Zâviyesi'nin yerinde yaptırdığını kaydeder.
Aynı rapor ve bir tevcih defteri onu Aziz Mahmud Hüdâyî'nin halifeleri arasında gösterir; bu kayıtlar, onun Celvetî şeyhi olduğuna dair Ankara halkı arasındaki rivayetle örtüşür. Hüdâyî'nin 992 (1584) yılında Bursa'dan İstanbul'a gelip Küçük Ayasofya Tekkesi'nde şeyhlik yaptığı ve 1038 (1628) yılında burada vefat ettiği göz önüne alınırsa, kaynağa göre gençlik yıllarında ona yetişip icâzet almış olması kuvvetle muhtemeldir.
Ölüm tarihi bilinmemektedir. 1853 tarihli teftiş raporundan çocuğu olmadığı anlaşılır.
Tesir Halkası — Ondan sonra dergâhın şeyhliği, 1717'de Abdurrahman Efendi'nin türbedar tayin edilmesine kadar Gizli Şeyh Mehmed Efendi ve soyundan gelenlerce sürdürüldü. Abdurrahman Efendi'nin ardından görev babadan oğula Pîr Mehmed, Şeyh Osman ve Mustafa Efendi'ye, 1827'de Mustafa Efendi'nin kardeşi Osman Vâfî Efendi'ye, 1853'te Osman Vâfî'nin oğlu Mehmed Şerif Galib'e (ö. 1899) geçti. Dergâhın son şeyhi Galib Efendi'nin oğlu Mustafa Tâceddin Efendi'dir (ö. 1937). Kaynak, Tâceddinzâde'den sonra dergâhın en kudretli şeyhi olarak Osman Vâfî Efendi'yi anar.
Eserleri — Enver Behnan Şapolyo, Şeyh Derviş Muslu Ankaravî'nin 1147'de (1734-35) derlediği bir mecmuada Tâceddinzâde'nin evrâdının, dergâh şeyhlerinin bir listesinin, çeşitli menkıbelerin ve Tâceddinzâde'nin şiirlerinin yer aldığını belirtir; bu mecmua bugün kayıptır. Çeşitli nüshaları bulunan evrâd metni Sadi Bayram, bazı şiirlerini ihtiva eden bir risâle ise Mustafa Aşkar tarafından yayımlanmıştır.
Türbesi ve Külliyesi — Dikdörtgen planlı caminin batısındaki türbe ile doğudaki minare Ankara yöresine mahsus kırmızı andezit taşından yapılmıştır; türbe Bağdâdî kubbelidir. 1892'de cami, minare ve türbenin yıkılarak II. Abdülhamid'in hazîne-i hâssadan tahsis ettiği ödenekle yeniden inşası kararlaştırılmış; türbenin giriş kapısı üzerindeki manzum kitâbe caminin inşasının 1319 (1901) yılında tamamlandığını kaydeder. Türbeyi içine alacak şekilde 1970'lerde yapılan ilâveler 2008 restorasyonunda kaldırılmıştır. Tâceddin Türbesi, eskiden olduğu gibi bugün de Ankara'da Hacı Bayrâm-ı Velî Türbesi'nden sonra en çok ziyaret edilen merkezdir. Dergâhın günümüze ulaşan selâmlık binası, Mehmed Âkif'in 17 Şubat 1921'de İstiklâl Marşı'nı yazdığı yerdir.
Çok Görüşlü Görüşler
Hüdâyî'nin halifesi mi — 1853 tarihli teftiş raporu ve bir tevcih defteri onu Aziz Mahmud Hüdâyî'nin halifeleri arasında sayar ve Ankara'daki halk rivayeti de bu yöndedir. Kaynak ise bu kayıtların oldukça geç tarihli olduğunu ve Hüdâyî'nin bilinen halifeleri arasında böyle bir isme rastlanmadığını belirtir; bununla birlikte kronolojiye dayanarak ondan icâzet almış olmasını kuvvetle muhtemel görür. Atlas iki tespiti yan yana kaydeder.
"Tâceddin" adı ve ailesi — Kaynak, Tâceddinzâde (Tâceddin'in oğlu) adının onun Ankara müftüsü Tezkireci Tâceddin Efendi'nin oğlu olabileceğini düşündürdüğünü söyler; ailesinin Niksar-Samsun yöresinde beylik kuran Tâceddinoğulları ile ilgisini de ihtimal dahilinde görür. İkisi de kaynağın ihtimal olarak sunduğu görüşlerdir; atlas kesin hüküm vermez.
Kabrin yeri — Kaynak, caminin batısındaki türbeyi Tâceddin Türbesi diye anar ve Ankara'nın en çok ziyaret edilen merkezlerinden biri olduğunu kaydeder; ancak türbede kimin medfun olduğunu açıkça belirtmez. Dergâhın diğer şeyhlerine ait, dışarıdaki bir türbe ile esas hazîrenin sonraki imar değişiklikleriyle ortadan kalktığını da belirtir. Atlasın işareti Tâceddin Türbesi'ni gösterir.
Kaynaklar
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) · c. 39, s. 339-341, “Tâceddin Dergâhı” maddesi
Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).
Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin
Kalıcı kimlik: EA-Z-000616 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.
