XV. yüzyılda Merzifon'da yaşayan Kalenderî dervişi; hayatı etrafında oluşan menkıbeler ve Merzifon'daki türbesiyle tanınır.
Hayatı hakkındaki bilgiler, Hoca İbrâhim adlı bir kişinin yazdığı Menâkıb-ı Pîrî Baba ile Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'sine dayanır. Hoca İbrâhim, 926 (1520) tarihli Tahrir Defteri'nde adı geçen Pîrî Baba Zâviyesi'ni kendisinin yaptırdığını söyler. Eser yazılırken Pîrî Baba'nın yeğeni Ali Dede'nin hayatta olması, ölümünün üzerinden çok uzun süre geçmediğini gösterir; bu bilgilerden hareketle eserin Yavuz Sultan Selim döneminde kaleme alındığı ileri sürülmüştür. 1057 (1647) yılında Merzifon'a uğrayıp türbesini ziyaret eden Evliya Çelebi onun, Ahmed Yesevî'nin Hacı Bektâş-ı Velî ile birlikte Anadolu'ya gönderdiği dervişlerden olduğunu söyler. M. Fuad Köprülü de Evliya Çelebi'nin görüşünü tekrarlayarak Ahmed Yesevî'nin Anadolu'daki halifeleri arasında onun adını Pîr Dede ismiyle sayar.
Menâkıbnâme'ye göre Merzifon'un Narince köyündendir. Yedi sekiz yaşlarında iken annesi tarafından Merzifon'da bir ayakkabıcı ustasının yanına çırak verildi. Eserde küçük yaşta ermiş olduğuna vurgu yapılır; bu yaşta bile ibadete çok düşkün olduğu anlatılır.
Menâkıbnâme'nin de Evliya Çelebi'nin de asıl konusu, onun dönemin Osmanlı padişahıyla ilişkisidir. Menâkıbnâme'ye göre sabahları erkeklere, öğleden sonra kadınlara ayrılan hamamın külhanında yaşıyordu; kadınların geldiği saatlerde de hamamda kalmaya devam edince Merzifon ulemâsının tepkisini çekti ve padişaha şikâyet edildi. Menâkıbnâme'de o, kendisini cezalandırmaya gelen padişahın önce gönlünü fethedip sonra şehirlerin fethini müjdeleyen ve böylece devrin hükümdarından üstün bir konuma getirilen bir velî olarak anılır. Kaynağa göre bu motif, o dönemde yazılan Vilâyetnâme-i Otman Baba gibi diğer menâkıbnâmelerde de görülür; Fâtih Sultan Mehmed'in dervişlere karşı izlediği olumsuz politikaya bir tepki olarak değerlendirilebilir. Menkıbe aynı zamanda Pîrî Baba'nın kalendermeşrep karakteri yüzünden dönemin ulemâsınca pek sevilmediğine işaret eder.
Ölüm tarihi bilinmemektedir. Menâkıbnâme'de, vefatından sonra Narinceli hemşerilerinin ona sahip çıkmak istedikleri, Merzifon ulemâsının buna razı olmadığı belirtilir. Hoca İbrâhim, onun için bir türbe yaptırdığını ve ailesine mensup bir kızı Pîrî Baba'nın yeğeni Ali Dede ile evlendirdiğini anlatır; kaynak bu son olayı Hoca İbrâhim'in Pîrî Baba ile akrabalık bağı kurma çabası olarak da değerlendirilebileceğini söyler.
Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Bu yuva zatın şiirini değil tasavvufî çizgisini taşır. Kaynak onun bir Kalenderî dervişi olduğunu düşündüren işaretleri sayar: Seyahatnâme'de XVI. yüzyıl civarında Kalenderî dervişlerini nitelemek için kullanılan "ışık" terimiyle anılması, çıplak bir halde dolaşması, Menâkıbnâme'ye göre Fâtih Sultan Mehmed ile karşılaştığında gösterdiği tavırlar ve Otman Baba ile benzerlikleri. Rivayet edilen kerâmet motifleri Hacı Bektâş-ı Velî'ninkilerle de benzerlik gösterir: olağan üstü Kâbe yolculuğu, mevsimi gelmeden meyveleri olgunlaştırma, güvercin kılığına girme bunlar arasındadır. Menkıbelerinde Kerbelâ'ya yapılan atıflar ise Ehl-i beyt muhabbetine vurgu olarak dikkat çeker.
Türbesi ve Külliyesi — Türbesi Merzifon'un Tekke mahallesindedir; birkaç defa onarım gördüğü bilinen türbe en son 1977 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır. Zâviyesi 926 (1520) tarihli Tahrir Defteri'nde kayıtlıdır; o dönemde zâviyede Şahkulu Baba b. Bâyezîd adında biri şeyhlik yapıyordu ve 982-983 (1574-1575) tarihli Tahrir Defteri'nden bu görevini hâlâ sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Evliya Çelebi ziyareti sırasında tekkede Memi Dede Can adlı bir şeyhin görev yaptığını, tekkeye ve Pîrî Baba'nın yaşadığına inanılan hamama pek çok ziyaretçinin gidip geldiğini kaydeder. Daha sonraki devirlerde şahsiyeti etrafında pek çok menkıbe meydana gelmiştir.
Kerâmât
Aşağıdakiler kaynakta NAKİL olarak yer alan rivayetlerdir; atlas onları 'böyle olmuştur' diye değil, 'kaynaklar böyle nakleder' diye kaydeder.
Çıraklık menkıbeleri — Menâkıbnâme'de, çıraklığı sırasında öğle namazlarını Kâbe'de kıldığı ve ustası su istediğinde Zemzem Kuyusu'ndan su getirdiği hikâye edilir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Pîrî Baba", c. 34)
Helva — Bir rivayete göre ustası hacca giderken onu, akşamları kendi evinde kalması şartıyla başka bir ustaya emanet etmiş; usta hacda iken hanımının yaptığı helvayı Pîrî Baba ona ulaştırmıştır. Hac dönüşü usta hanımına bundan bahsedince, onun mübarek bir kişi olduğuna inanan hanımı kendisini ailesine teslim etmeye karar vermiş; bu kadın onun velâyetini keşfetmekle kalmamış, kocasının da farkına varmasını sağlamıştır. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Pîrî Baba", c. 34)
İkinci usta ve Kerbelâ suyu — Menâkıbnâme'de kendisine inanmayan ikinci ustasının bir gözünü bir işaretiyle kör ettiği rivayet edilir; kaynak bunu onun "cezalandırıcı velî" statüsünde görüldüğüne işaret sayar. Bir defasında Kerbelâ'dan yeşil bir bardakla su getirdiği ve Kerbelâ'dan kendisini ziyarete gelenler olduğu da anlatılır. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Pîrî Baba", c. 34)
Padişahla karşılaşma (Menâkıbnâme) — Şikâyet üzerine onu cezalandırmak için Merzifon'a gelen Fâtih Sultan Mehmed, bazı kerâmetlerini görüp onun ermiş bir kişi olduğunu anlamış; Pîrî Baba da ona İstanbul'u fethedeceği müjdesini vermiştir. Fetihten sonra Fâtih ona pek çok hediye ve arazi bağışlamak istemiş, o ise bunları reddederek kendisine hayır dua etmeleri için Merzifon ulemâsına bağışlanmasını talep etmiştir. Fâtih'in İstanbul'a dönerken Osmancık'ta ziyaret ettiği Koyun Baba da Pîrî Baba'nın velâyetini tasdik etmiştir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Pîrî Baba", c. 34)
Padişahla karşılaşma (Seyahatnâme) — Evliya Çelebi'ye göre şikâyetin gerekçesi, hamamda kadınların sırtına kese ve sabun sürmesi ve hamilelere doğuracakları çocukların cinsiyetini haber vermesidir. Şikâyet edilen padişah II. Murad'dır; hiddetle Merzifon'a giden sultana Pîrî Baba olağan üstü haller göstererek velî olduğunu ispatlamış, kendisine İzmir'in, Şehzade Mehmed'e de İstanbul'un fethini müjdelemiştir. Müjde gerçekleşince padişah tarafından tekkeye 366 köy ile Merzifon şehri vakfedilmiştir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Pîrî Baba", c. 34)
Güvercin kılığında — Hoca İbrâhim, Pîrî Baba'nın ölümünden sonra yakalandıkları bir fırtınada gemileri batmak üzere iken güvercin kılığına giren Pîrî Baba tarafından kurtarıldıklarını, bu olay üzerine onun için bir türbe yaptırdığını anlatır. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Pîrî Baba", c. 34)
Hamamda şifa — Evliya Çelebi, Pîrî Baba'nın yaşadığına inanılan hamamda yıkanan hastaların iyileştiğini rivayet eder. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Pîrî Baba", c. 34)
Çok Görüşlü Görüşler
Hangi padişah — Menâkıbnâme'ye göre Pîrî Baba'nın şikâyet edildiği ve karşılaştığı hükümdar Fâtih Sultan Mehmed'dir; Evliya Çelebi ise bu padişahın II. Murad olduğunu yazar ve müjdeyi İzmir ile İstanbul'un fethi olarak ikiye ayırır. Şikâyetin gerekçesi de iki kaynakta farklıdır. Atlas ikisi arasında tercih yapmaz.
Ne zaman yaşadı — TDV onu XV. yüzyılda yaşamış bir derviş olarak tanıtır. Evliya Çelebi ise onun Ahmed Yesevî'nin Anadolu'ya gönderdiği dervişlerden olduğunu ve Orhan Gazi devrinden Fâtih Sultan Mehmed devrine kadar yaşadığını belirtir. Kaynak Evliya'nın rivayetini aktarır; atlas iki bilgiyi yan yana kaydeder.
Bektaşî mi, Kalenderî mi — Ahmet Yaşar Ocak, Menâkıb-ı Pîrî Baba'yı XVI. yüzyılda yazılan Bektaşî menâkıbnâmeleri arasında sayar; madde müellifi ise eserdeki bilgilerden hareketle Pîrî Baba'nın Bektaşî olduğunu söylemenin pek mümkün görünmediğini, işaretlerin onun Kalenderî dervişi olduğunu düşündürdüğünü belirtir. Evliya Çelebi, ziyareti sırasında zâviyenin bir Bektaşî zâviyesi olduğunu söyler; Faroqhi ise tekkenin XVII. yüzyılda Bektaşîler'in kontrolünde bulunduğunu, ancak Bektaşî zâviyesi olarak kurulduğunu söylemenin pek mümkün görülmediğini belirtir. Atlas taraf tutmaz; görüşleri sahipleriyle birlikte kaydeder.
Kaynaklar
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) · c. 34, s. 279-280, “Pîrî Baba” maddesi
Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).
Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin
Kalıcı kimlik: EA-Z-000657 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.
