Benî İsrâil'e dair rivayetleriyle tanınan tâbiî; bir yahudi âliminin oğlu olarak yetişmiş, müslüman olduktan sonra Ehl-i kitap kültürüne dair geniş bilgisiyle sahâbe ve tâbiîn arasında anılmış Yemenli bir âlim. Tam adı Ebû İshâk Kâ‘b b. Mâti‘ b. Heynû‘ el-Himyerî el-Yemânî'dir.
Milâdî 550 yılı civarında doğdu. Yemen'de yaşayan Zûruayn (Zülkelâ) soyundandır; dedesinin adı Heysû‘ veya Amr olarak da zikredilir. Geniş ilmi (hibr/habr, çoğulu ahbâr) sebebiyle Kâ‘b el-Ahbâr diye anılmıştır; yaygın olmayan bir rivayete göre bu ad, mürekkeple (hibr) yazı yazmasından gelir ve kendisine Kâ‘b el-Hibr de denir. İbn Sa‘d'ın naklettiği bir rivayete göre bir yahudi âlimi olan babası Tevrat'ın bir kısmını yazıp ona vermiş ve onunla yetinmesini tavsiye etmiş, diğer kitaplarını bir dolaba kilitleyerek onları okumayacağına dair oğlundan söz almıştır.
İslâm'ı ne zaman kabul ettiği hakkında farklı rivayetler vardır (bk. Çok Görüşlü Sunum). İbn Sa‘d'ın aynı rivayetine göre İslâm her tarafa yayılınca babasının sakladığı kitapları okumuş, bunlarda Resûlullah ile ümmetinin özelliklerini görünce müslüman olmuş, Abbas da onu himayesine almıştır. Kaynak, müslüman oluşuyla ilgili bazı garip hikâyelerin de uydurulduğunu belirtir.
Hz. Ömer ve Suheyb-i Rûmî gibi sahâbîlerden hadis rivayet etti; Resûl-i Ekrem'den de mürsel olarak rivayette bulundu. İlk zamanlar kıssa anlattığı, devlet başkanı tarafından görevlendirilmeyen kişilerin kıssa anlatmasını yasaklayan hadisi duyunca bundan vazgeçtiği, Muâviye'nin izin vermesi üzerine bu işe yeniden başladığı belirtilir. Verdiği bilgilere Hz. Ömer'in ilgi gösterdiği, kendisinden öğüt istediği ve tavsiyelerine uyduğu rivayet edilir.
Humus'a yerleşti ve Bizanslılar'la yapılan savaşlara katıldı. Kaynağın esas aldığı rivayete göre 100 yaşını geçmiş olduğu halde 32 (652-53) yılında Humus'ta vefat etti; başka tarih ve yer rivayetleri Çok Görüşlü Sunum'dadır.
Tesir Halkası — Sahâbîlerden Hz. Ömer, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Zübeyr, Ebû Hüreyre ve Muâviye b. Ebû Süfyân ondan faydalanmış; Hz. Ömer'in iki âzatlısı Eslem ve Ebû Râfi‘ es-Sâiğ ile Mâlik b. Âmir, Saîd b. Müseyyeb, Atâ b. Yesâr ve üvey oğulları Tübey el-Himyerî ile Nevf b. Fedâle gibi tâbiîler de ondan rivayette bulunmuştur. Rivayetleri Mâlik'in el-Muvatta'ı ile Dârimî, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî'nin Sünen'lerinde yer alır. Kaynağa göre sonraki dönemin birçok eserindeki bilgilerin bir kısmı Kâ‘b'dan rivayet edilen haberlere dayanır: İbnü'l-Cevzî'nin Fezâilü'l-Kuds'ü ile Ziyâeddin el-Makdisî'nin Fezâilü Beyti'l-makdis'indeki tarihî bilgiler, Kisâî'nin Kısasü'l-enbiyâ'sı ile Sa‘lebî'nin Arâisü'l-mecâlis'indeki peygamberlerle ilgili rivayetler, Ezrakī'nin Ahbâru Mekke'sindeki Mekke tarihi, İbnü'l-Esîr'in el-Kâmil'inde mahlûkatın yaratılması ve peygamberler hakkında verilen bilgiler, ayrıca Mutahhar b. Tâhir el-Makdisî ile İbn Haldûn'un eserlerindeki bilgilerin bir kısmı bunlardandır. Hakkında modern dönemde de çalışmalar yapılmıştır: Israel Wolfensohn onun hadisteki ve efsane literatüründeki yerine dair bir doktora tezi hazırlamış (Frankfurt 1933), Muhammed Ali Ebû Hamde hakkındaki görüşleri derlemiş (Amman 1411/1991), Moshe Perlmann da müslüman oluşuna dair iki rivayet metnini yayımlamıştır (1953, 1954).
Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Kâ‘b şair değildir; bu bölüm onun rivayet çizgisini verir. Kaynağın aktardığına göre Zehebî, elinde Tevrat'ın tahrif edilmemiş bir nüshası bulunduğu için yahudilere ait kitapları ve bu kitaplardaki sahih ve uydurma haberleri iyi tanıdığını söyler. Ebû Nuaym el-İsfahânî de babasından kalan ve tahrif edilmemiş olduğu söylenen bu nüshadan, özellikle son peygambere inanmanın gereğine ve onun ümmetinin faziletine dair geniş iktibaslar yapar. Kâ‘b'ın bu nüshayı ölümünden bir müddet önce imha ettiği ve ona dayanarak yaptığı Kur'an âyetleriyle ilgili bazı yorumların hadislere uygunluğunu gören sahâbenin onu tasvip ettiğine dair haberler de rivayet edilmiştir. Naklettiği İsrâiliyat türünden rivayetler, güvenilirliği hakkındaki tartışmanın merkezindedir (bk. Çok Görüşlü Sunum).
Eserleri — Kaynak, Kâ‘b'ın kaleme aldığı bir eser kaydetmez; ona nisbet edilen metinlerden söz eder. Brockelmann, Kâ‘b el-Ahbâr adına uydurulmuş bir Hadîsü Zilkifl'den (Bulak 1283), Ziriklî de Sîretü'l-İskender adlı iki cilt hacminde bir eserden bahseder. Kitâbü Kâ‘bi'l-Ahbâr adlı eserin ise ona nisbet edilen rivayetlerden meydana geldiği görülür (Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 4923).
Türbesi ve Külliyesi — Kâ‘b'ın kendi maddesi kabir yapısından söz etmez. HUMUS maddesi, şehirde Hâlid b. Velîd'e atfedilen türbeden sonra zikredilebilecek diğer türbeler arasında Makām-ı Kâ‘b el-Ahbâr'ı sayar; yapı hakkında ayrıca bilgi vermez.
Çok Görüşlü Görüşler
Kâ‘b el-Ahbâr'ın güvenilirliği, İsrâiliyat türünden rivayetleri sebebiyle eskiden beri tartışılmıştır. Atlas bu tartışmada taraf tutmaz; kaynağın aktardığı görüşleri sahipleriyle birlikte yan yana kaydeder. Kaynak madde Ehl-i sünnet hadis usulü geleneği içinde yazılmıştır; madde müellifinin kendi değerlendirmesi aşağıda ayrı bir başlıkla "kaynak" diye belirtilmiştir.
İslâm'ı kabul edişi — Rivayetler üç ayrı zaman verir: Vâkıdî'ye göre Yemen'de yaşarken, Resûl-i Ekrem zamanında oraya giden Hz. Ali ile görüşerek müslüman olmuştur; Zehebî ve İbn Hacer'e göre Hz. Ebû Bekir devrinde müslüman olmuştur; bir başka kayda göre ise Hz. Ömer döneminde Medine'ye gelmiş, halifenin Kudüs'te bulunduğunu öğrenince oraya gidip onun huzurunda müslüman olmuştur. Atlas bu rivayetler arasında tercih yapmaz.
Buhârî'de rivayeti — Zehebî, Kâ‘b'ın Sahîh-i Buhârî'de rivayeti bulunduğuna işaret eder. İbn Hacer el-Askalânî ise bunun doğru olmadığını, söz konusu metinde Kâ‘b'ın adı geçse de rivayetin Muâviye b. Ebû Süfyân'a ait bir değerlendirme olduğunu ve Kâ‘b'dan gelmediğini belirtir.
Sahâbenin tavrı — Hz. Ömer'in verdiği bilgilere ilgi gösterdiği, ondan öğüt istediği ve tavsiyelerine uyduğu rivayet edilir; aynı zamanda bazı şeyleri nakletmekten vazgeçmediği takdirde onu Medine'den süreceğini söylediği de belirtilir. İbn Mes‘ûd, rivayetlerinde yer alan gerçek dışı hususlar sebebiyle onu eleştirmiş; sahâbe arasında onun rivayetlerine karşı olumsuz tutum ortaya koyan başka isimlerin de bulunduğu zikredilmiştir. Muâviye'nin, Buhârî'nin naklettiği ifadesine göre, Kâ‘b'ın Ehl-i kitap'tan rivayette bulunanların en güveniliri olduğunu söylediği, ancak rivayetlerinin içinde bulunması muhtemel gerçek dışı şeyler açısından incelenmesi gerektiğine dikkat çektiği kaydedilir.
Muhaddislerin hükmü — İbn Hibbân onu es-Sikāt'ında kaydeder. Nevevî, çok bilgili bir âlim olduğuna dair Ebü'd-Derdâ'nın görüşünü zikrettikten sonra geniş bilgisi ve sika kişiliği üzerinde ittifak bulunduğunu söyler. İbn Asâkir ve Ebû Nuaym eserlerinde ona genişçe yer verir. Zehebî ve İbn Hacer onun biyografisini incelerken cerhedici bir beyanda bulunmamış, Zehebî ayrıca engin bilgisine ve dindar kişiliğine işaret etmiştir. Kaynak, zayıf ve metrûk râvilerin biyografilerine dair eserlerde kendisine yer verilmemesini de onun lehine bir husus olarak değerlendirir.
Çağdaş tartışma — Çağdaş bazı müellifler, İsrâiliyat'a dair rivayetlerini ve bazı sahâbîlerin onun hakkındaki beyanlarını dikkate alarak onu eleştirmiştir. M. Reşîd Rızâ, Kâ‘b'ın bu tür rivayetleri İslâm'a soktuğunu ve kulluk tezahürlerinde samimi olmadığını söylemiş, bu tarafının pek çok hadisçiye gizli kaldığını ileri sürmüş ve onu sika kabul eden âlimlerin yanıldığını söylemiştir. Ahmed Emîn ve Ebû Reyye bu yaklaşımı daha da ileri götürmüştür. M. Hüseyin ez-Zehebî, M. Acâc el-Hatîb ve Muhammed b. Muhammed Ebû Şehbe gibi müellifler ise Kâ‘b'ı bu eleştirilere karşı savunmuştur; kaynağa göre tartışma günümüzde de önemini korumaktadır.
Kaynağın değerlendirmesi — Madde müellifi M. Yaşar Kandemir, bazı sahâbîlerin kendisinden rivayette bulunduğu ve müslümanlığındaki samimiyete gölge düşürecek bir değerlendirmesi bulunmayan bir kişinin, dine kasıtlı olarak yanlış şeyler sokmaya çalışan biri gibi gösterilmesini kabul edilebilir bulmaz; ashaptan sonraki nesillerde bu tür bir suçlamayı teyit eden bir görüş ortaya konmadığını belirtir. Ona göre bazı sahâbîlerin eleştirileri, Kâ‘b'ın gerçek dışı şeyler uydurduğu şeklinde değil, naklettiği bazı İsrâilî rivayetlerin gerçeklerle bağdaşmayan bilgiler olduğu anlamında değerlendirilmelidir; bu durum onun dinde samimiyetsizliğini değil, İsrâiliyat türünden rivayetlerinin dikkatle irdelenmesi gerektiğini gösterir. Atlas bu değerlendirmeyi müellife bağlı olarak kaydeder.
Vefat tarihi ve yeri — Kaynağın başlık satırı vefat yılını soru işaretiyle 32 (652-53) olarak verir; gövdede esas alınan rivayet de 32 (652-53) yılında Humus'ta vefat ettiğidir. Ölüm tarihinin 34 veya 35 olduğu, Dımaşk'ta ölüp Bâbüssagīr Kabristanı'na defnedildiği de zikredilmiştir (M. Edîb el-Hüsnî). Kesin yıl ve yer bilinmemektedir; atlas bu rivayetleri gizlemez.
Kabrin yeri — Kâ‘b'ın kendi maddesi Humus'ta vefat ettiğini söyler, fakat orada bir kabir yapısından söz etmez. HUMUS maddesi şehrin türbeleri arasında Makām-ı Kâ‘b el-Ahbâr'ı sayar; bunun kabir mi yoksa ona izâfe edilen bir makam mı olduğunu belirtmez. Diğer rivayet ise kabri Dımaşk'ta, Bâbüssagīr Kabristanı'nda gösterir. Atlasın işareti Humus'taki makamı gösterir; kabrin yeri bu kaynaklarla kesinleşmiş değildir.
Kaynaklar
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) · c. 24, s. 1-3, “K‘B el-AHBÂR” maddesi
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) — Robert Mantran · c. 18, s. 370-373, “HUMUS” maddesi
Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).
Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin
Kalıcı kimlik: EA-Z-000298 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.
Dış kayıtlar: TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi
