EEvliyâ
Erzurumlu İbrâhim Hakkı
Şeyh
Mutasavvıf, âlim ve şair; dinî ilimlerle devrinin müsbet ilimlerini tek bir kitapta buluşturan Mârifetnâme 'nin müellifi. 2 Muharrem 1115'te (18 Mayıs 1703) Erzurum'un Hasankale ilçesinde doğdu. Babası Derviş Osman Efendi, annesi Dede Mahmud'un kızı Şerife Hanîfe Hanım'dır. Dokuz yaşında amcası Ali tarafından Tillo'ya götürüldü; burada devrin tanınmış mürşidi İsmâil Fakīrullah'ın rehberliğinde yetişti ve İsmâil Fakīrullah'ın babası için yaptırılan hücrede yaşamaya başlayarak ondan ilim ve irfan öğrendi. Babasını kaybettikten sonra 1132'de (1720) Erzurum'a döndü ve Erzurum müftüsü Hâzık Mehmed Efendi'den Arapça ile Farsça okudu; bu ikinci tahsil döneminin sekiz yıl sürdüğü anlaşılmaktadır. 1160 (1747) yılında ilk defa İstanbul'a gitti. Sultan I. Mahmud ile görüşerek ilgi ve takdirini kazandı; saray kütüphanesinde çalışmasına izin verildi ve yeni astronomiye olan ilgisi burada başladı. 1168'de (1755) ikinci defa İstanbul'a gitti. 1177'de (1763) üçüncü defa Tillo'ya giden İbrâhim Hakkı buraya kalıcı olarak yerleşti; ömrünün kalan kısmını öğrenci yetiştirerek ve eserlerini yazarak geçirdi. 19 Cemâziyelâhir 1194'te (22 Haziran 1780) vefat etti. Vasiyetine rağmen şeyhinin türbesine defnedildi. Tesir Halkası — Tillo'ya yerleştikten sonra ömrünün sonuna kadar öğrenci yetiştirdi. Tesirinin asıl yolu ise eserleridir: devrinde ağdalı bir dil kullanılırken eserlerinin büyük bölümünü nisbeten sade bir Türkçe ile yazması, geniş tasavvuf bilgisini iyi bir düzen içinde ve anlaşılır bir üslûpla ifade etmesi, Mârifetnâme 'yi medrese dışındaki okuyucuya da açık bir kitap hâline getirmiştir. Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Nakşibendî tarikatına mensup görülmektedir; Mârifetnâme 'de bu tarikatı "velîlerin en seçkinlerinin tercih ettiği tarikat" diye niteler. Eserlerinde mârifet, fenâ, bekā, muhabbet, velâyet ve tevekkül gibi tasavvufî konulara geniş yer verir. İlimle olan alâkası bu çizginin dışında değil içindedir: Kâtib Çelebi'nin Cihannümâ 'sından faydalanarak yeni astronomiye ilgi göstermiş ve Kopernik astronomisini Mârifetnâme 'de tanıtmıştır; meteoroloji, tıp, anatomi, fizyoloji ve psikoloji alanlarında da geniş bilgi sahibidir. İslâm düşünürlerinden beri gelen, dört unsurdan madene, bitkiye, hayvana ve insana uzanan gelişim sürecini açıklar. Hiçbir ilmî gelişmenin Allah'ın evreni yaratıp yönettiği gerçeğine aykırı olamayacağını belirtir; ona göre din bakımından önemli olan, âlemin Allah tarafından yaratılmış olduğu inancının benimsenmesidir. Eserleri — 1. Mârifetnâme (1170/1757). En önemli eseridir; dinî ve din dışı ilimlere dair ansiklopedik bir çalışmadır. Geleneksel astronomi ile yeni astronomi modellerini bir arada verir, felsefe, anatomi ve psikolojiye geniş bölümler ayırır. Bulak (1251, 1280), Kazan (1261) ve İstanbul (1284) baskıları yapılmış; Turgut Ulusoy ve Faruk Meyan'ın sadeleştirmeleri 1980'de yayımlanmıştır. 2. Dîvân (1168/1755). 366 gazelden oluşan İlâhînâme bölümünü içerir. 3. İnsâniyye. Mecmûatü'l-insâniyye fî ma'rifeti'l-vahdâniyye adıyla kaleme alınmış geniş hacimli eser. 4. Tertîbü'l-ulûm (1165/1752). Bir eğitim programı önerisi getiren manzum eser. Ayrıca Mecmûatü'l-irfâniyye , Mecmûatü'l-meânî , Urvetü'l-İslâm ve Hey'etü'l-İslâm gibi eserleri vardır. Türbesi ve Külliyesi — İsmâil Fakīrullah'ın türbesi bizzat İbrâhim Hakkı tarafından yaptırılmış olup planı da kendisine aittir. Kubbeli türbe yaklaşık 40 m² olup sekizgen bir kaide üzerine oturtulmuştur. İbrâhim Hakkı, vasiyetine rağmen, kendi yaptırdığı bu türbeye şeyhinin yanına defnedilmiştir. Türbede her yıl 18 Mayıs ile 22 Haziran arasında anma etkinlikleri yapılmaktadır.
SiirtVefât 1194 h.İncele →