Giriş
Allah Dostları

Enbiyâ

İbrâhim (a.s.) — Halîlürrahman

Hz.

Kaynaklı · inceleme bekliyor

Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm'ın müştereken kabul ettiği büyük peygamber; Kur'ân-ı Kerîm'de kendisinden en çok söz edilen ülü'l-azm peygamberlerden biri. Kur'an onu Allah'ın dostu (en-Nisâ 4/125) ve inananların babası (el-Hac 22/78) olarak tanıtır; edebî eserlerde Halîl, Halîlullah, Halîlürrahmân adlarıyla da anılır. Adı Kur'an'da altmış dokuz yerde geçer. Kur'an ondan kronolojik bir akışla değil, çeşitli sûrelerde münasebet düştükçe söz eder: inanç tarihindeki yerini, öğretisini, tebliğ yöntemlerini ve kişiliğini tanıtır, hayatından da bu konularla ilgisi ölçüsünde kesitler verir.

İslâmî kaynaklarda şeceresi Târih (Terah) b. Nâhor üzerinden Sâm b. Nûh'a ulaştırılır. Kur'an'da babasının adı Âzer olarak geçer ve onun putperest olduğu bildirilir (el-En'âm 6/74). "Andolsun İbrâhim'e daha önce rüşdünü vermiştik; biz onu iyi tanırdık" (el-Enbiyâ 21/51) âyetinin işaret ettiği gibi peygamberlik öncesinde de doğru yolda idi. Kur'an'da anlatılan istidlâlinde yıldızları, ayı ve güneşi görünce her biri için "Rabbim budur" demiş, onlar batınca "Ben böyle sönüp batanları sevmem" diyerek "Hiç şüphesiz ben, bir tevhid ehli olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'a yönelttim" demiştir (el-En'âm 6/75-79). Kaynak, bu olaydan onun kısa bir süre için bile gök cisimlerini gerçekten tanrı zannettiği sonucunun çıkarılmaması gerektiğini, bunun kavminin dinî telakkilerinin anlamsızlığını göstermek için başvurduğu bir tartışma yöntemi olduğunu belirtir. Allah'a ölüleri nasıl dirilttiğini sorması da Kur'an'da, inandığı halde "kalbinin tatmin olması" gerekçesiyle açıklanır (el-Bakara 2/260).

Peygamber olarak kavmine gönderildiğinde önce babasına hak dini tebliğ etti; babası onu kovmakla tehdit etti (Meryem 19/42-46). Babası için Allah'tan af diledi, fakat bu dileği kabul edilmedi (et-Tevbe 9/114). Kavmini de dine davet etti, ancak olumlu sonuç alamadı. Taptıkları putların âcizliğini göstermek için bir bayram günü halk şehir dışına çıkınca put evine girip en büyük put dışındaki bütün putları kırdı; sorguya çekildiğinde "Belki de şu büyükleri yapmıştır, ona sorun" dedi. Putperest yönetim onu ateşe atarak cezalandırmaya kalkıştı; Allah'ın "Ey ateş, İbrâhim'e karşı serinlik ve esenlik ol!" emri üzerine ateş onu yakmadı (el-Enbiyâ 21/57-70). Tarih ve tefsir kaynaklarının çoğu, Bakara sûresinde (2/258) onunla tartışıp tanrılık iddiasında bulunan ve deliller karşısında yenik düşen kişinin onu ateşe atan toplumun lideri Nemrud olduğunu kabul eder.

İslâmî kaynaklara göre eşi Sâre, yeğeni Lût ve diğer adamlarıyla birlikte Nemrud'un ülkesini terkedip önce Harran'da, ardından Ürdün'de bir süre kaldı, oradan Mısır'a gitti, daha sonra Filistin diyarına döndü. Vaad edilen bereketli ülkeye ulaştıktan sonra Lût, Lût kavmine gitmekle görevlendirilip ondan ayrıldı (el-Ankebût 29/28). Yaşı bir hayli ilerlemiş ve hiç çocuğu olmadığı için Allah'tan sâlih bir evlât istedi; kendisine akıllı (halîm) bir çocuk müjdelendi (es-Sâffât 37/99-101). Kur'an'a göre ona Allah'ın elçileri misafir olarak gelmiş, kızartılmış buzağı ikram etmiş, misafirler yemeyince kaygılanan İbrâhim'e Lût kavmi için geldiklerini söyleyip bir oğlu olacağını müjdelemişler; hanımı bu müjdeye gülerek iki yaşlı insandan çocuk doğmasına şaşmıştır (Hûd 11/69-76).

İslâmî kaynaklara göre Allah ondan Hâcer ile İsmâil'i Mekke'nin bulunduğu yere götürmesini istedi; Kur'an'ın ifadesiyle zürriyetinden bir kısmını Beytülharâm'ın yanına bıraktı (İbrâhîm 14/37). Kur'an'dan anlaşıldığı kadarıyla ilk çocuğu İsmâil'dir ve oraya bırakıldığında çok küçüktür. Filistin'de yaşayan İbrâhim, ilk çocuğu koşar çağa gelince onu kurban etmekle imtihan edildi; imtihanı başardı ve mükâfat olarak geriden gelecekler arasında ismi ebedîleştirildi (es-Sâffât 37/101-112). Allah Beytullah'ın yerini bildirdikten sonra (el-Hac 22/26) oğlu İsmâil ile beraber Kâbe'nin temellerini yükseltti (el-Bakara 2/127); insanlar arasında haccı ilân etmekle görevlendirildi. Mekke'nin emin bir şehir olması için dua etti, bölgeyi harem ilân etti ve kendi zürriyetinden onlara bir peygamber göndermesini niyaz etti (el-Bakara 2/126-129); kaynak bu peygamberin onların soyundan gelen Hz. Muhammed olduğunu belirtir ve "Ben babam İbrâhim'in duası, kardeşim Îsâ'nın müjdesi ve annemin rüyasıyım" hadisini buna işaret sayar. Bu duaya şükran nişânesi olarak müslümanlara namazlarda "Salli" ve "Bârik" dualarını okumaları öğütlenmiştir.

Kur'an onu Nûh'un milletinden (es-Sâffât 37/83), Allah tarafından birtakım kelimelerle sınanıp başarıyla çıktığı için insanlara önder (imam) kılınmış (el-Bakara 2/124), yahudi veya hıristiyan değil, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslüman (hanîf) olarak tanıtır (Âl-i İmrân 3/67). Kendisine sahîfeler verilmiştir (en-Necm 53/36-37; el-A'lâ 87/19); müslüman tarihçiler bunların on sahîfe olduğunu ve mesellerden ibaret bulunduğunu bildirir. Ağır başlı, yumuşak huylu, varlığını Allah'a adamış, çok misafirperver ve sıdkı bütün bir peygamberdir; "ebü'l-adyâf" (misafirler babası) diye anılır. Hadislerde orta boylu, güler yüzlü ve şekil-şemâilce Hz. Muhammed'e en çok benzeyen insan olduğu, kıyamet gününde elbise giydirilen ilk peygamber olacağı, Hz. Muhammed'in mi'racda onu yedinci (bazı rivayetlerde altıncı) semada beytülma'mûra dayanmış olarak gördüğü bildirilir.

Kur'ân-ı Kerîm'de nerede ve nasıl vefat ettiği bildirilmez. İslâmî kaynaklara göre ölüm meleği çok yaşlı bir kişi sûretinde geldiğinde ona ikramda bulunmuş, onun yemek yiyecek hali olmadığını görünce yaşını sormuş, kendisinden yalnız iki yaş büyük olduğunu öğrenince onun haline düşmemek için ruhunun alınmasını istemiştir. Naaşı Hebron'da Sâre'nin yanına defnedilmiştir; burası bugün Halîl diye adlandırılır.

Tesir Halkası — Kur'an geçmiş peygamberler içinde özellikle onun öğretisine kalıcı bir değer yükler: İslâm Peygamberi'ne ve ümmetine "hanîf olan İbrâhim'in dinine" uyması emredilir (Âl-i İmrân 3/95; en-Nahl 16/123), Kâbe'nin haremindeki Makām-ı İbrâhim namaz yeri kılınır (el-Bakara 2/125) ve gerçek iman sahiplerine müslüman ismini çok önceden onun verdiği bildirilir (el-Hac 22/78). Türk edebiyatında da çeşitli türlerde ele alınmıştır. Hakkında yazıldığı bilinen ilk eser, Abdülvâsi Çelebi'nin 817'de (1414) Sultan I. Mehmed'e sunduğu Halilnâme adlı mesnevisidir. Türkçe telif edilmiş ilk kısas-ı enbiyânın müellifi Rabgūzî'nin eserinde Hz. Muhammed'den sonra haklarında en geniş bilgi verilen üç peygamberden biridir. Süleyman Çelebi'nin mevlidinin bazı nüshalarının sonunda Dâsitân-ı İbrâhim aleyhi's-selâm adlı manzum bir hikâye bulunur; Mevlânâ Mesnevî'de onun kıssasına sık sık yönelmiş, Fuzûlî Hadîkatü's-süedâ'da ona bir bölüm ayırmıştır. Tevhid mücadelesi, teslimiyeti, sofrası (Halil İbrâhim sofrası), bereketi (Halil İbrâhim bereketi) ve misafirperverliği dinî, ahlâkî, tasavvufî ve edebî eserlerde geniş yer bulmuş; divan şiirinde âşık, aşk ateşine yanması ve sevdiği uğruna canını feda etmekten çekinmemesi bakımından ona benzetilmiştir.

Türbesi ve Külliyesi — Halîl (Hebron), Batı Şeria'da Kudüs'ün 32 km. güneybatısındadır; şehrin bugünkü adı "Allah'ın dostu" anlamındaki Halîlürrahman'ın kısaltılmışıdır. Hz. İbrâhim, İshak ve Ya'kūb ile bazı zevcelerinin kabirleri burada olduğu için şehir üç ilâhî dinde kutsal sayılır; müslümanlar arasında Mekke, Medine ve Kudüs'ten sonra en çok itibar edilen dördüncü şehirdir. Mezarların bulunduğu mağara (Machpelah) ve çevresi Yahudi Kralı Herod zamanında duvarlarla çevrilip bir meşhed haline getirilmiş, burası zamanla bugünkü Haremü'l-Halîl (el-Haremü'l-İbrâhîmî, Mescid-i İbrâhim) şeklini almıştır. Emevîler ziyaretgâh ile mağaradaki mezarlara İslâmî bir biçim vermiş, Abbâsîler burayı camiye çevirmiştir. Haçlılar şehri ele geçirince (1099) caminin yerine bir kilise yaptılar; 1187'de şehri geri alan Selâhaddîn-i Eyyûbî kiliseyi camiye dönüştürüp Askalân'daki ahşap minberi buraya naklettirdi. Memlük Sultanı I. Baybars 1267'de mezarların önüne bir mescid yaptırdı; Sultan Kalavun 1286'da iç mekânı yeniden tezyin ettirip mezarların üzerlerini kubbelerle örttürerek birer türbe haline getirtti. 1517'de şehir Osmanlı idaresine girdi; Yavuz Sultan Selim peygamber kabirlerini ziyaret edip bazı tamirler yaptırdı, harem 1612'de I. Ahmed ve 1896'da II. Abdülhamid tarafından esaslı şekilde tamir ettirildi. Sur içindeki asıl mukaddes mekân iki bölümdür: Hz. İbrâhim, Hz. Ya'kūb ve hanımlarının türbelerinin bulunduğu eski ziyaretgâh ile Hz. İshak'la hanımının türbelerini barındıran, Selâhaddîn'in camiye çevirdiği kilise. Avludaki türbelerden sağdaki Hz. İbrâhim'e, soldaki Sâre'ye aittir; peygamber türbeleri sekizgen, hanımlarınınkiler altıgen planlıdır. Caminin kıble ve kuzey duvarları önünde, asıl mezarların bulunduğu mağaraya inilen merdivenli iki kuyu vardır. Ziyaretçiler Tanrı misafiri sayılır, kendilerine "Halîl İbrâhim sofrası"nda es-simâtü'l-Halîlî denilen ekmek ve çorba ikram edilirdi; Evliya Çelebi bu "çorba-yı Halîl"den bahseder ve mutfakta Hz. İbrâhim zamanından beri ateşin hiç sönmediği rivayetini nakleder. Şehir 1967'den itibaren İsrail işgali altına girdi; 1980'de Haremü'l-Halîl'in yönetimi müslümanlardan alınarak Kiryât-Arba idaresine bağlandı, 25 Şubat 1994'te sabah namazını kılan cemaatin üzerine açılan ateş ve ardından çıkan olaylarda altmış yedi kişi öldü. 1997 anlaşmasından sonra da Haremü'l-Halîl'in bulunduğu kesim İsrail'in kontrolünde kaldı.

Çok Görüşlü Görüşler

Kaynağın çerçevesi — Kaynak madde Hz. İbrâhim'i Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm başlıkları altında ayrı ayrı anlatır. Atlas gövdede Kur'an, hadis ve İslâmî kaynakların anlatımını verir; Ahd-i Atîk'in, apokrif eserlerin ve İsrâiliyat türü rivayetlerin anlatımını aşağıda, kaynağın kendi çerçevesiyle kaydeder ve taraf tutmaz.

Doğum yeri — Tevrat'a göre Keldânîler'in Ur şehrinde (Ûr Kasdîm) doğdu; bu yerin Aşağı Babilonya'da bugünkü Bağdat'ın 300 km. güneydoğusundaki Tel el-Mukayyer olduğu belirtilir. Bir yoruma göre doğum yeri Kuzey Suriye'de Harran'a çok yakın Ura'dır; Kitâb-ı Mukaddes geleneği onun memleketi olarak Kuzey Mezopotamya'yı gösterir. İslâmî tarih ve tefsir kitaplarında Ahvaz bölgesindeki Sûs, Bâbil'deki Kûsâ, Kesker sınırındaki Verkā, Harran ve Hürmüzcird adları geçer. Kaynak müellifi, Tevrat'ta gösterilen hedef ve güzergâh dikkate alındığında doğduğu şehrin bugünkü Urfa olmasının daha mâkul göründüğü kanaatindedir. Atlas bu görüşler arasında tercih yapmaz.

Doğumuna dair rivayet — Müslüman tarihçilerin kaydettiğine göre kâhin ve müneccimlerin haber vermesi, diğer bir rivayete göre Nemrud'un bir rüya görmesi üzerine doğacak erkek çocukların öldürülmesi emredilmiş; Âzer hamile karısını bir mağaraya saklamış, İbrâhim bu mağarada doğup bir süre orada kalmıştır. Kaynak aynı bilgilerin İbrânî kaynaklarında da bulunduğunu belirtir.

Yaşadığı dönem ve anne-babasının adı — Yaşadığı dönem tam olarak bilinmemektedir; Tevrat'ta çağdaşı olarak anılan Kral Amrafel'in Hammurabi ile aynı kişi olduğu yönündeki yaygın görüş kabul edilirse milâttan önce XXII-XX. yüzyıllarda yaşadığı söylenebilir. Kur'an babasını Âzer diye anar; diğer İslâmî kaynaklarda Kitâb-ı Mukaddes'teki gibi Târih (Târah) adı da geçer, annesinin adı Ûşâ, Nûnâ ve Ebyûnâ olarak gösterilir.

Tevrat'taki hayat anlatımı — Tevrat'a göre yetmiş beş yaşında Harran'dan Ken'an diyarına gitti, kıtlık yüzünden Mısır'a geçti, dönüşte Hebron'da Mamre meşeliğine yerleşti. Hâcer'den seksen altı yaşında İsmâil, 100 yaşında Sâre'den İshak doğdu; ardından Hâcer ile İsmâil evden uzaklaştırıldı. Sâre 127 yaşında Hebron'da vefat edip Makpela mağarasına defnedildi; İbrâhim Ketura adında bir kadınla evlendi ve 175 yaşında vefat edince oğulları İsmâil ve İshak onu Makpela mağarasına, Sâre'nin yanına gömdüler. Kaynak, Tevrat'taki bazı ayrıntıların (ör. o sırada on yedi yaşında olması gereken İsmâil'den küçük bir çocuk olarak söz edilmesi) problemli olduğunu ve bunların İslâmî kaynaklarda belirtildiği üzere İsmâil'in çok küçük yaşta uzaklaştırıldığı ihtimalini güçlendirdiğini belirtir.

Kurban edilmek istenen oğul — Tevrat'ta kurban edilmek üzere Moriya diyarına götürülen oğul İshak'tır. Kur'an olayı ad vermeden anlatır; kaynak, Kur'an'dan anlaşıldığı kadarıyla İsmâil'in ilk çocuk olduğunu ve imtihanın ilk çocuk koşar çağa geldiğinde gerçekleştiğini belirtir. Atlas iki anlatımı yan yana kaydeder.

Mekke yolculukları — Bazı rivayetlere göre Filistin'den Mekke'ye üç defa gitti: ilkinde Hâcer ile iki yaşındaki İsmâil'i bugünkü Beytullah'ın bulunduğu yere bıraktı, ikincisinde Hâcer'in vefat ettiğini öğrendi ve İsmâil'i göremedi, üçüncüsünde oğluyla Kâbe'yi bina etti. Taberî onun Hacur adında bir kadınla daha evlendiğini ve ondan beş oğlu olduğunu nakleder.

Vefatındaki yaşı — İslâmî kaynaklar vefatında 200 veya 175 yaşında olduğunu söyler; Tevrat 175 yaşını verir.

Kabrin yeri — Kur'an vefat ettiği yeri bildirmez; İslâmî kaynaklar ve Tevrat onu Hebron'da, Sâre'nin yanına gömülmüş gösterir. HALÎL maddesine göre Tevrat, İbrâhim'in Sâre vefat edince içinde bir mağara bulunan bir arazi satın alıp onu buraya gömdüğünü, sonra kendisinin de buraya defnedildiğini söyler; onların ardından İshak ile Rebeka da aynı yere gömülmüş, mezarları Mısır'da bulunan Ya'kūb ile Lea ve Yûsuf da bu mağaraya taşınmıştır. Yûsuf'un kabrinin burada olması apokrif kaynaklara dayanır; halk arasında Hz. Âdem ile Hz. Havvâ'nın da burada medfun olduğuna inanılır. Haremü'l-Halîl'deki türbeler asıl mezarların üzerindedir; mezarlar mağaradadır. Atlas kaydı Haremü'l-Halîl'e bağlıdır.

Kaynaklar

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) — Ömer Faruk Harman · c. 21, s. 266-272, “İBRÂHİM” maddesi
  2. TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) — Mustafa İsmet Uzun · c. 21, s. 272-273, “İBRÂHİM (2. Türk Edebiyatı)” maddesi
  3. TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) — Mustafa L. Bilge · c. 15, s. 305-307, “HALÎL” maddesi
  4. TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) — Abdüsselam Uluçam · c. 15, s. 307-309, “HALÎL (2. Haremü'l-Halîl)” maddesi

Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).

Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin

Kalıcı kimlik: EA-Z-000554 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.