SEvliyâ
Seyyid Burhâneddîn Muhakkık-ı Tirmizî
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin şeyhi ve atabegi; Kayseri'de medfun mutasavvıf. "Muhakkık" lakabıyla tanınır. 561 (1166) veya 565 (1169) yılında Tirmiz'de doğdu. Seyyid Kāsım Tirmizî'nin torunu, Seyyid Hasan Tirmizî'nin oğludur. Soyu Hz. Hüseyin'e dayandığından "Seyyid" ve "Hüseynî" nisbelerinin yanı sıra, kalplerdeki sırları bilmesi veya Şems-i Tebrîzî'nin Konya'ya gelişini Mevlânâ'ya önceden haber vermesi dolayısıyla "seyyid-i sırdân", Mevlânâ tarafından anıldığı üzere "Burhâneddin, burhân-ı dîn, burhân" ve tahkik ehli bir sûfî olduğunu belirten "muhakkik" lakaplarıyla tanınır. Tirmiz'de ilim tahsilinden sonra 605'te (1208) Belh'e giderek Mevlânâ'nın babası Sultanülulemâ Bahâeddin Veled'e intisap etti. Kırk gün sohbetinde bulunup icâzet almasının ardından Tirmiz'e döndü. Ertesi yıl tekrar Belh'e gelip burada iki üç yıl kadar kaldı; bu dönemde henüz çocuk yaşlardaki Mevlânâ'nın atabegliğini üstlendi. Bahâeddin Veled'in ailesiyle birlikte Belh'ten hicret etmesi üzerine Tirmiz'e yerleşti (616/1219). Şeyhinin vefatından bir yıl sonra Konya'ya ulaştı, Sincârî Mescidi'nde inzivaya çekildi; bu sırada Lârende'de bulunan Mevlânâ'ya mektup yazarak orasının Moğol istilâsı sebebiyle oturmaya elverişli olmayacağını belirtip onu Konya'ya çağırdı. Mevlânâ'ya babasının hem zâhir hem hal ilimlerinde kâmil bir şeyh olduğunu, kendisinin zâhir ilimlerinde elde ettiği üstün dereceyi hal ilimlerinde de kazanması gerektiğini söyledi; bunun üzerine Mevlânâ kendisine intisap etti. Ertesi yıl zâhir ilimlerinde daha da ilerlemesi için Mevlânâ'yı Dımaşk'a gönderdi (630/1233) ve bu seyahat sırasında Kayseri'ye kadar ona refakat etti. Eflâkî'nin naklettiğine göre, Halep ve Dımaşk medreselerinde ders aldıktan sonra Kayseri'ye dönen Mevlânâ'yı Sâhib İsfahânî sarayında misafir etmek istemiş, Seyyid Burhâneddin buna razı olmamış, "ledün ilminden inciler saçması için" halvete girmesi gerektiğini söyleyerek onu toplam 1001 günde ardarda üç defa halvete sokmuş, halvet sonrasında ona irşad için icâzet vermiştir. Konya'da müridi Selâhaddîn-i Zerkûb'un evinde misafir kaldığı sırada, "Halimi sana, kālimi Mevlânâ'ya bağışladım" diyerek kendisinden iki mirasın intikal ettiğini ifade etmiştir. Eflâkî, Seyyid Burhâneddin'in Kayseri'de Huand Hatun Camii bitişiğindeki medresede ders okuttuğunu, Mükremin mahallesindeki Hakırdaklı Camii'nde imamlık yaptığını, istiğrak halinden dolayı namazda uzun müddet durması sebebiyle cemaatten affını isteyerek görevi terkedip cami yanındaki halvethânede inzivaya çekildiğini kaydeder. Kayseri Mevlevîhânesi bu halvethânenin arsası üzerine inşa edilmiştir. Vefat tarihi tam olarak tespit edilememekle birlikte, Bahâeddin Veled'in vefatından bir yıl sonra Konya'ya geldiği ve dokuz yıl Mevlânâ'ya şeyhlik yaptığı dikkate alınarak 638 (1241) yılı sonları veya 639 (1241) yılı başlarında öldüğü söylenebilir. Şimdiki türbe 1892 yılında Ankara Valisi Âbidin Paşa'nın yardımıyla Kayseri mutasarrıfı Mehmed Nâzım Paşa tarafından yaptırılmış, Farsça kitâbesi Ali Emîrî Efendi hattıyla yazılmıştır. Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Kaynakların rivayetleri ve Ma'ârif 'teki sözleri dikkate alındığında, riyâzete ve özellikle oruca büyük önem veren, daima cezbe, mecnunluk ve istiğrak hallerini tecrübe eden, tasavvufu gerçek ilim ve bütün ilimlerin zirvesi sayan, şatahat türünden sözleri bulunan, sohbetlerinde Senâî'nin beyitlerinden sıkça iktibaslar yapan, tıp bilgisine sahip, nüktedan ve melâmet neşvesi güçlü bir şahsiyet olduğu anlaşılmaktadır. Tasavvufî sohbetlerinin zaptından meydana gelen, seyrüsülûk ve mârifetullah bahislerinin veciz sözlerle anlatıldığı, çoğunluğu Farsça kısmen Arapça yazılmış Ma'ârif adlı eserinde Senâî, Ferîdüddin Attâr ve Nizâmî-i Gencevî'den şiirlere, Hasan-ı Basrî'den Bahâeddin Veled'e kadar meşhur sûfîlerin görüşlerine yer verilmiştir. Eserin en eski nüshası 5 Muharrem 687 (10 Şubat 1288) tarihlidir. Not: "Öğütleri ve Dersleri" bölümü bu turda boş bırakılmıştır. Zatın kendi eseri Ma'ârif mevcut ve neşredilmiştir; ancak bu tur için okunmamıştır. Kaynağın eser hakkında verdiği tanıtım biyografiye yazılmış, okunmamış bir eserden öğüt nakledilmemiştir.
KayseriVefât 638 h.İncele →