GHükümdar
Gazi Ömer Bey
Gazi
Osmanlı akıncı beylerinden, Tesalya fâtihi Turahan Bey 'in oğlu; Fâtih Sultan Mehmed devrinde Mora, Tesalya ve Atina taraflarında faaliyet gösteren uç beyi ve Malkara'daki Gazi Ömer Bey Camii ve Türbesi 'nin bânisi. İstanbul'un fethine yapılan hazırlıklar sırasında 1452 Aralık ayında, Mora'dan gelecek yardımları önlemek üzere babası ve kardeşi Ahmed ile birlikte önemli faaliyetlerde bulundu. Bu harekât sırasında Sparta Despotu Demetrios'un esir ettiği kardeşi Ahmed'i 1454 Aralık ayında kurtardı. Fâtih'in 860 (1456) Mora seferinin ardından bölgenin muhafazasıyla görevlendirildi. Kaynağa göre iki kardeş ortak hareket etmiş, fakat kaynaklarda daha çok Ömer Bey'in adı geçmiştir; Bizans tarihçisi Chalkokondyles onun hakkında geniş bilgi verir ve Tırhala beyi olarak faaliyet gösterdiğini yazar. Ömer Bey 1456'da Atina'nın aşağı kesimlerini ele geçirdi, Haziran 1458'de şehre tam anlamıyla hâkim oldu. Ertesi yıl Mora'da çıkan karışıklıklardan kendisini sorumlu tutan Fâtih tarafından azledildi; Mora seferinden sonra yeniden Tesalya ve Selânik yöresinin idareciliğine getirildi ve bu unvanla Bosna seferine katıldı. Ardından Mora'ya dönüp Venedikliler'in kuşattığı Gördüs Kalesi'nin yardımına koştu, onları geri püskürttü ve Modon ile Koron'a kadar ilerledi (1463). 1466'da Balyabadra'ya saldıran Venedikliler'i yendi ve aldığı esirlerle İstanbul'a gitti. 1473'te Uzun Hasan ile yapılan Otlukbeli Savaşı'nın ilk çarpışmaları sırasında esir düştü. 882'de (1477) Venedikliler'i İsonza'da yendiği, ertesi yıl Arnavutlar'la çarpıştığı bilinmektedir. Babası Turahan Bey'in ölümünün ardından onun Uzunköprü'ye bağlı Kırkkavak (Kırıkkavak) köyünde kurduğu vakfın yönetimini devraldı. Muharrem 889 (Şubat 1484) tarihli bir vakfiyesi vardır. Kaynak vakıflarının çok zengin olduğunu belirtir: Larissa, Tırhala, Tırnova, Platamona, Çatalca, Fener, İzdin, Livadya, Serez, Drama, Malkara ve Semendire'de cami, mescid, tekke, imaret, hamam, kervansaray, köprü ve mektep gibi eserler yaptırmıştır. Malkara'daki camii, cümle kapısı üzerindeki kitâbeye göre 893 (1488) yılında inşa edilmiştir; babasının Malkara'da yaptırdığı cami ve medrese günümüze ulaşmadığından, kaynağa göre Ömer Bey'in eski binayı yıktırıp yerine yeni bir cami yaptırmış olması mümkündür. 908 yılı Rebîülâhirinde (Ekim 1502) vefat etti ve Malkara'da yaptırdığı caminin yanındaki türbeye defnedildi; Oruç Bey onun doksan altı yaşında olduğunu yazar. Oğullarından Hasan Bey mahallî bir idarecidir ve Şevval 937 (Mayıs 1531) tarihli bir vakfiyesi vardır; Niğde ve Bayburt sancak beyliklerinde bulunan İdris Bey dönemin tezkirelerine göre şair olarak ün kazanmıştır; Durak Bey adlı bir başka oğlu da sancak beyliği yapmıştır. Oğullarından Hasan, Mustafa, Hamza, Eyüb ve İbrâhim beylerin de hayır eserleri yaptırdıkları kayıtlıdır. Hasan Bey'in oğlu Ömer Bey'in 961'de (1554) akıncı kumandanı olarak görülmesi, ailenin geleneği sürdürdüğüne işaret eder. Türbesi ve Külliyesi — Türbe, Malkara merkezinde çarşı içindeki camiin avlusunda, caminin hemen sol (kuzeydoğu) tarafındadır. Kapısı üzerindeki alınlıkta bulunan üç satırlık sülüs kitâbe 908 (1502) tarihlidir; türbenin hangi tarihte yapıldığı tam olarak bilinmez. Sekizgen gövdeli ve kubbeyle örtülü türbe düzgün kesilmiş küfeki taşından yapılmıştır; kapısının önünde bir revakın bulunduğuna dair izler vardır. İçinde yalnız Ömer Bey'in taş sandukası bulunur. Camiyle birlikte 2005'te onarılan türbe temiz ve bakımlı hale getirilmiş olup ibadet ve ziyarete açıktır.
TekirdağVefât 908 h.İncele →