Giriş

Manevî Coğrafyanın Dijital Atlası

Allah Dostları

1113 kayıt · Sayfa 3/47

Cemâziyelevvel ayında anılanlar

Bu hicrî ay vefat yıldönümü olan zevat (kaynaklı).

Evliyâ

Fenâî Ali Efendi

Şeyh

Fenâî (Fenâyî) Ali Efendi (ö. 1158/1745), Kütahya doğumlu bir Celvetî şeyhidir. İstanbul'da Selâmi Ali Efendi'ye intisap etmiş, bir süre Manisa'da cami ve tekke inşa ettirerek irşada başlamıştır. 1711 Prut seferine ordu şeyhi sıfatıyla katılmış; 1714'te Üsküdar Pazarbaşı'nda kurduğu tekkeye yerleşerek uzun yıllar irşad hizmeti vermiştir. Celvetî zikir usulünde bazı düzenlemeler yapmış, kendisine Fenâiyye kolu nispet edilmişse de bu kol müstakil hâle gelmemiştir; türbesi Üsküdar Pazarbaşı'ndaki tekkesinin yanındadır.

İstanbulVefât 1158 h.İncele
Sahâbe

Ebü'd-Derdâ (Üveymir b. Zeyd el-Hazrecî)

Şam'ın ilk kadısı, "Dımaşk'ın Kur'an muallimi", r.a.

Ebü'd-Derdâ, Hazrec kabilesine mensup, hikmet ve zühdüyle tanınan seçkin bir sahâbîdir. Hz. Osman devrinde Şam'ın (Dımaşk) ilk kadısı olarak görev yapmış, halka Kur'an öğretmesiyle "Dımaşk'ın Kur'an muallimi" diye anılmıştır. TDV kaynaklarına göre asıl kabri Şam'da Bâbüssagīr Kabristanı'ndadır; ayrıca Üsküdar ve Konya Ereğli'de de adına izâfe edilen makamlar bulunmaktadır. İstanbul Eyüp'te Zal Paşa Caddesi üzerindeki makam, II. Mahmud döneminde onarılan (1251/1835 kitâbeli) temsilî bir ziyaret yeridir. Bu sebeple burası "makam — kabir ihtilaflı" niteliğiyle, asıl medfeni Şam olarak kaydedilir. Bartın'daki ayrı Ebü'd-Derdâ Türbesi ile karıştırılmamalıdır.

İstanbulVefât 32 h.İncele
Âlim

Buluntu Hoca (Hacı Abdurrahman Buluntu Efendi)

Hoca, Müderris

Hacı Abdurrahman Buluntu Efendi (1868-1967), Urfa'nın son dönem büyük âlimlerinden bir müderristir. Halîlürrahman Medresesi'nde Hacı Mustafa Hâfız Efendi, Hacı Ramazan Efendi ve Miftahîzâde Hasan Açanal gibi devrin âlimlerinden ders alıp icâzet almış; Arapça ve İbrânîceye vâkıf olarak Suriye'de on yıl ilim tahsil etmiştir. Uzun yıllar Halîlürrahman Medresesi'nde müderrislik yaparak Arap Hoca ve Zeki Hoca gibi talebeler yetiştirmiş, kendisine teklif edilen müftülük görevini kabul etmemiştir. 24 Kasım 1967'de vefat etmiş ve Halîlürrahman Camii'nin doğusundaki kabristanda, kubbeli türbeye defnedilmiştir.

ŞanlıurfaVefât 1387 h.İncele
Sahâbe

Kâ'b el-Ahbâr

Tâbiîn'in büyüklerinden, Benî İsrâil âlimi

Kâ'b el-Ahbâr, Yemen kökenli, Ehl-i kitap ilimlerine vukûfu ile tanınan ve Hz. Ömer devrinde Müslüman olan büyük tâbiîlerdendir. İsrâiliyat rivayetleri ve tefsire dair nakilleriyle erken dönem İslâm ilim geleneğinde önemli bir yer tutar. Kaynakların çoğu asıl kabrinin Humus'ta (bir rivayette Şam Bâbüssagīr'de) bulunduğunu belirtir. İstanbul'da Ayvansaray'daki Toklu Dede Haziresi'nde adına izâfe edilen makam ise temsilî bir ziyaret yeridir; kabrin buradaki mevcudiyeti tarihî olarak ihtilaflıdır. Osmanlı döneminde surdışı-surîçi hattındaki sahabe makamları ziyaret kültürünün bir parçası olarak korunmuştur. Bu sebeple burası "makam — kabir ihtilaflı" niteliğiyle kaydedilir.

İstanbulVefât 32 h.İncele
Evliyâ

Muhyiddin Mehmed Dâğî (Mehmed-i Dâğî)

Şeyh

Halvetiyye'nin Şâbâniyye koluna mensup Gelibolulu mutasavvıf; 944/1537'de Gelibolu'da doğdu, babası Pîr Ali Halîfe, dedesi II. Bayezid devri şeyhlerinden Mevlânâ Köse Şemseddin'dir. Kastamonulu Şâbân-ı Velî'nin Gelibolu'ya gönderdiği halifesi Alâeddin Efendi'nin terbiyesinde yetişti; Alâeddin Efendi'nin vefatı üzerine seyrüsülûkünü üveysî yolla Şâbân-ı Velî'nin mânevî tasarrufuyla tamamladığı Gelibolulu Âlî Mustafa Efendi tarafından nakledilir. Halkın yoğun ilgisinden rahatsız olarak Gelibolu'ya bağlı Değirmendüzü (Burgaz) köyüne çekildi ve 1030/1621'de vefat ederek köy dışındaki tepede bulunan tekkesinin haziresine defnedildi.

ÇanakkaleVefât 1030 h.İncele
Evliyâ

Bediüzzaman Ahmed el-Hemedânî

Mutasavvıf, Şeyh

Bediüzzaman Ahmed el-Hemedânî, İran'ın batısındaki Hemedan'dan gelip Eyyûbîler döneminde Urfa'ya yerleşen ve şehirde tasavvufun yayılmasında rol oynadığı belirtilen bir mutasavvıftır. Sandukasının ayak ucundaki Arapça kitâbeye göre hicrî 606 (mîlâdî 1209-1210) yılında vefat etmiştir. Türbesi Şanlıurfa merkezinde kendi adını taşıyan Bediüzzaman Kabristanı'nın ortasında olup, kesme taştan dikdörtgen planlı, doğusunda mescit, batısında kubbeli mezar odası bulunan bir yapıdır ve özellikle perşembe-cuma günleri ziyaret edilir. (Not: Aynı ismi taşıyan, makāme türünün öncüsü edip Ebü'l-Fazl Bedîüzzaman el-Hemedânî [ö. 398/1008, Herat] bu zâttan farklı bir kişidir; karıştırılmamalıdır.)

ŞanlıurfaVefât 606 h.İncele
Evliyâ

Devâtî Mustafa Efendi

Şeyh

Devâtî (Divitçi) Mustafa Efendi (ö. 1070/1660), divit imalâtıyla uğraşması sebebiyle bu lakapla anılan on yedinci yüzyıl Celvetî şeyhidir. Üsküdar'daki Hüdâyî Âsitânesi'nde Muk'ad Ahmed Efendi'ye intisap ederek seyrü sülûkünü tamamlamış ve hilâfet aldıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yapmıştır. 1657 yılında Arslan Ağazâde Mustafa Bey'in Üsküdar'daki camisini tekkeye çevirerek irşad faaliyetine başlamış, yaklaşık üç yıl sonra vefat etmiştir. Tasavvufî müşâhedelerini içeren Tuhfetü's-sûfiyyîn adlı bir eseri bulunmakta olup türbesi Sultantepe'deki cami haziresindedir.

İstanbulVefât 1070 h.İncele
Sahâbe

Câbir b. Abdullah el-Ensârî

Sahâbî, r.a.

Câbir b. Abdullah el-Ensârî, çok hadis rivayet eden ve uzun ömürlü sahâbîlerden biri olarak bilinir. TDV kaynaklarına göre Medine'de vefat etmiş ve orada defnedilmiştir. İstanbul Ayvansaray'daki Atik Mustafa Paşa (Hazreti Câbir) Camii içinde adına izâfe edilen makam, Osmanlı ziyaret kültürünün bir parçası olan temsilî bir mekândır; makamın kime ait olduğu (Câbir b. Abdullah ya da Câbir b. Semüre) kaynaklarda ihtilaflıdır. İstanbul kuşatmalarına katıldığına dair rivayet daha çok Osmanlı halk geleneğine dayanır. Bu sebeple burası "makam — kabir ihtilaflı", asıl medfeni Medine olarak kaydedilir. Eyüp Düğmeciler'deki ayrı makam ise oğlu Câbir b. Muhammed el-Ensârî'ye aittir; karıştırılmamalıdır.

İstanbulVefât 78 h.İncele
Âlim

KH Hâşim Eş'arî

Hadramüşşeyh

Endonezya'nın en büyük İslamî kuruluşu Nahdatü'l-Ulemâ'nın (NU) 1926'da kurucusu ve ilk Reîs-i Ekber'i olan büyük âlimdir. 1871'de Jombang'da doğdu, yedi yıl Mekke'de Şâfiî ve hadis âlimlerinden ders okudu, dönüşünde Tebuireng Pesantren'ini kurdu. 'Hadramüşşeyh' (üstadların üstadı) lakabıyla anılır; 1945 Cihad Fetvası ile bağımsızlık mücadelesine öncülük etti. 25 Temmuz 1947'de vefat etti ve Tebuireng'e defnedildi; kabri günümüzde yoğun ziyaret görür.

JombangVefât 1366 h.İncele
Âlim

KH Abdülvehhâb Hasbullah

Âlim

Nahdatü'l-Ulemâ'nın kurucularından ve hareketin baş organizatörü olan âlimdir. 1888 dolaylarında Jombang Tambakberas'ta doğdu; 1914'te Surabaya'da Taşvîrü'l-Efkâr tartışma halkasını kurdu, NU'nun Şûriye-Tenfîziye yapısını tasarladı ve 1934'te 'Ya Lal Wathon' marşının güftesini yazdı. Vefat sonrası Reîs-i Âm oldu. 29 Aralık 1971'de vefat etti; Bahrü'l-Ulûm Pesantren'i, Tambakberas'taki aile kabristanına defnedildi. Millî Kahraman ilan edilmiştir.

JombangVefât 1391 h.İncele
Evliyâ

Datu Sanggul (Şeyh Muhammed Abdüssamed)

Şeyh, Velî

Datu Sanggul lakabıyla anılan Şeyh Muhammed Abdüssamed, 18. yüzyılda Güney Kalimantan'da yaşamış, Bencerli halk arasında büyük velî olarak saygı gören bir âlimdir. Kaynaklara göre Sumatra'nın Palembang bölgesinden ilim aramak üzere Tatakan yöresine gelmiş, buradaki üstadı Datu Suban'ın yanında yetişmiştir. 'Kitab Barencong' adlı eserle ilişkilendirilir ve Kalimantan'da İslâm'ın yayılmasında önemli rol oynamıştır; Datu Kalampayan (Muhammed Erşad el-Bencerî) ile çağdaş olduğu rivayet edilir. Kabri, Tapin'e bağlı Tapin Selatan'daki Tatakan köyünde (Muning) olup bölgenin başlıca dinî ziyaretgâhlarındandır. Kesin vefat tarihi kaynaklarda geçmez.

Tapinİncele
Âlim

KH Abdülkerîm (Mbah Manab)

Âlim

'Mbah Manab' olarak da bilinen, Kediri'deki Lirboyo Pesantren'inin kurucusu âlimdir. 1856 dolaylarında doğdu; yaklaşık 23 yıl çeşitli pesantrenlerde ilim tahsil ettikten sonra 1910'da eşi Siti Hatice ile Lirboyo köyüne yerleşerek Endonezya'nın en büyük pesantrenlerinden birini kurdu. 1954'te (21 Ramazan 1374) vefat etti; Lirboyo'daki Lawang Songo Camii'nin arkasına defnedildi. Kabri yaygın biçimde ziyaret edilir.

KediriVefât 1374 h.İncele
Evliyâ

Şeyh Muhammed Nefîs el-Bencerî

Şeyh, Sûfî Âlim

Bencermasin'e bağlı Martapura'da soylu bir aileden gelen Muhammed Nefîs el-Bencerî, Güney Kalimantan'ın en önemli tasavvuf âlimlerinden biridir. Mekke ve Medine'de öğrenim gördü; Kâdiriyye, Şâzeliyye, Nakşibendiyye, Şattâriyye ve Halvetiyye tarikatlarına intisap etti. En tanınmış eseri, tevhid ve tasavvuf konularını işleyen ve döneminde geniş tartışmalara yol açan 'ed-Dürrü'n-Nefîs'tir. Ömrünün sonlarını Kalimantan'ın iç bölgelerinde irşadla geçirdi ve Tabalong'a bağlı Kelua'daki Binturu köyünde vefat etti. Kabri, Malezya ve Brunei'den de ziyaretçi çeken bir dinî ziyaretgâhtır. Vefat tarihi kaynaklarda kesin olmayıp 19. yüzyıl başlarına tarihlenir.

Tabalongİncele
Âlim

KH Zeynî Mün'im

Âlim

Probolinggo Paiton'daki Nûru'l-Cedîd Pesantren'inin kurucusu ve ilk mürebbisi olan âlimdir. 1906'da Pamekasan'da (Madura) doğdu; Karanganyar köyünde iki talebesiyle pesantreni kurdu, sosyal davet modeliyle tanındı. NU'da Kraksaan şube reisliği ve Doğu Cava PWNU nâib reisliği yaptı. 26 Temmuz 1976'da vefat etti; Nûru'l-Cedîd aile kabristanına defnedildi. Kabri ziyaret edilir.

ProbolinggoVefât 1396 h.İncele
Evliyâ

Fenâyî Cennet Mehmed Efendi

Şeyh

Fenâyî Cennet Mehmed Efendi (ö. 1075/1664), on yedinci yüzyılda yaşamış Celvetî meşrepli bir mutasavvıf şair olup şiirlerinde "Fenâyî" mahlasını kullanmıştır. Aziz Mahmud Hüdâyî geleneğine bağlı olarak tasavvufî terbiyesini tamamlamış, ilâhî ve nutuklarıyla tanınmıştır. Kabri Üsküdar'daki Hüdâyî Âsitânesi türbe ve haziresi çevresinde bulunmaktadır. Adı zaman zaman aynı dönemin Celvetî şeyhi Fenâî Ali Efendi ile karıştırılsa da bu iki şahsiyet birbirinden farklıdır.

İstanbulVefât 1075 h.İncele
Evliyâ

Himmet Efendi (Bolulu)

Şeyh

Himmet Efendi (ö. 1095/1684), Bolu'da doğmuş Bayramî-Şemsî kökenli bir mutasavvıf olup Himmetiyye kolunun pîri sayılır. İstanbul'da dinî tahsil görüp müderris olmuş, ardından tasavvuf yoluna girerek Bolulu Hacı Ahmed Efendi'ye intisap etmiştir. Üsküdar'da Dâvud Paşa Camii'nde ve uzun süre Kasımpaşa Camii'nde vâizlik yapmış, kendine mahsus zikir usulüyle tanınmıştır. 3 Şubat 1684'te vefat etmiş, önce Üsküdar Divitçiler'deki Bezcizâde Muhyiddin Efendi türbesine defnedilmiş; kabri sonradan Küçük Selimiye Camii haziresine nakledilmiştir.

İstanbulVefât 1095 h.İncele
Evliyâ

Hâşim Baba (Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Efendi)

Şeyh Seyyid

Bandırmalızâde Seyyid Mustafa Hâşim Efendi, nam-ı diğer Hâşim Baba (ö. 1197/1783), 1718'de Üsküdar'da Celvetî şeyhi Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin oğlu olarak doğmuştur. Celvetî âdâbıyla yetişmiş, sonradan Bektaşî çevreleriyle irtibat kurmuş; babasının İnâdiye'deki tekkesinde postnişin olmuştur. Vefatından sonra müntesipleri onun adına Celvetiyye'nin Hâşimiyye kolunu teşekkül ettirmişlerdir. Türbesi Üsküdar İnâdiye'deki Bandırmalızâde (Hâşimî) Tekkesi haziresinde olup yol düzenlemesi sırasında aynı mülk içinde yeni bir yere nakledilmiştir.

İstanbulVefât 1197 h.İncele
Evliyâ

Zâkirzâde Abdullah Efendi

Şeyh

Zâkirzâde Abdullah Efendi (ö. 1067/1657), Aziz Mahmud Hüdâyî'nin zâkirbaşısı Osman Efendi'nin oğlu olduğu için bu lakapla anılan bir Celvetî şeyhidir. Manisa'da halifelik yaptıktan sonra İstanbul'a dönmüş; Zeyrek Zâviyesi ve Kasım Çelebi Tekkesi şeyhliğiyle Kılıç Ali Paşa ve Fâtih Camii vâizliğinde bulunmuştur. Atpazarî Osman Fazlı gibi tanınmış mutasavvıflar onun müridleri arasındadır. 1657 yılında vefat etmiş ve Üsküdar Karacaahmet Kabristanı'nda Miskinler Tekkesi civarına defnedilmiştir.

İstanbulVefât 1067 h.İncele
Sahâbe

Câbir b. Abdullah el-Ensârî (Harran Makamı)

Sahâbî, radıyallâhü anh

Câbir b. Abdullah el-Ensârî (ö. 78/697), Hz. Peygamber'in Benî Seleme kabilesinden en çok hadis rivayet eden sahâbîlerindendir; yaklaşık 94 yıl yaşamış muammerûndan olup Akabe Biatı'na katılan son sahâbîlerdendir. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Medine'de vefat etmiş ve orada defnedilmiştir; dolayısıyla Harran'a 20 km uzaklıktaki Yardımcı (Câbir el-Ensâr) köyündeki türbe bir MAKAM olup kabrin buraya aidiyeti ihtilaflıdır. Rivayete göre bölge fetihleri sırasında kopan bir uzvunun buraya defnedildiği anlatılır; 1992'de Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce restore edilen cami ve türbe yoğun ziyaret görmektedir.

ŞanlıurfaVefât 78 h.İncele
Âlim

Şeyh Muhammed Erşad el-Bencerî (Datu Kalampayan)

Şeyh, Âlim

1710'da Güney Kalimantan'ın Lok Gabang köyünde doğan Muhammed Erşad el-Bencerî, Güneydoğu Asya'nın en büyük Şâfiî âlimlerinden biridir. Mekke ve Medine'de otuz yılı aşkın süre öğrenim gördükten sonra Bencer'e dönerek fıkıh eğitiminin merkezi hâline gelen bir ilim halkası kurdu. Endonezya-Malay dünyasında yüzyıllarca temel fıkıh el kitabı olarak okutulan 'Sebîlü'l-Mühtedîn' adlı eseriyle tanınır; bu eserin adı Bencermasin Ulu Camii'ne de verilmiştir. Bencer Sultanlığı'nda müftülük yaptı. 13 Ekim 1812'de vefat etti ve Astambul'a bağlı Kalampayan köyüne defnedildi; kabri 'Datu Kalampayan' adıyla Kalimantan'ın en büyük ziyaretgâhlarından biridir.

BanjarVefât 1227 h.İncele
Âlim

KH Ahmed Sıddîk

Âlim

Endonezyalı âlim; Nehdatü'l-ulemâ (Nahdlatul Ulama) teşkilâtının liderlerinden. Pancasila'nın teşkilât tarafından benimsenmesinde ve teşkilâtın 1926 tarihli kuruluş tüzüğündeki dinî ve sosyal çizgisine dönüşünde belirleyici rol oynamış, 1984'ten ölümüne kadar teşkilâtın yasama biriminin genel başkanlığını yürütmüştür. 24 Ocak 1926'da Cember (Jember) şehrinde etkili bir ulemâ ailesi içinde doğdu. Babası Muhammed Sıddîk, Cember'deki geleneksel dinî eğitim kurumu Sıddîkıyye Pesantreni'nin kurucusu idi. İlk dinî eğitimini babasının pesantreninde aldı. Dokuz yaşında iken babasının âniden ölümü üzerine, 1926'da kurulan Nehdatü'l-ulemâ'nın önde gelen liderlerinden olup 1937-1942 yılları arasında teşkilâtın genel başkanlığını yapan ağabeyi Mahfûz Sıddîk 'ın himayesinde yetişti. Daha sonra öğrenimini Combang'daki (Jombang) Tebuireng Pesantreni 'nde sürdürdü; burada Nehdatü'l-ulemâ'nın kurucularından Hâşim Eş'arî 'den ders okudu ve onun oğlu Abdülvâhid Hâşim ile arkadaş oldu. Orta öğretim seviyesindeki resmî eğitiminin yanında daha çok kendi gayretiyle yetişti. Meslek hayatında üç faaliyet öne çıkar: Din İşleri Bakanlığı'ndaki üst düzey bürokratlığı, siyasî faaliyetleri ve ailesinin kurduğu pesantrendeki öğretim. Abdülvâhid Hâşim'in 1949-1952 yıllarına rastlayan Din İşleri Bakanlığı sırasında onun sekreterliğini yaptı; ardından bakanlığın Doğu Cava bölgesi Din İşleri başkanlığına tayin edildi. Nehdatü'l-ulemâ'nın önce Doğu Cava bölgesi başkan yardımcılığına, sonra başkanlığına getirildi. 1977'den itibaren babasının kurduğu Sıddîkıyye Pesantreni'nin başkanlığını yürüttü ve okulun gelişmesine önemli katkılar sağladı. Siyasetle ilgisi genç yaşta başladı. 1945'te Endonezya İslâm Gençlik Hareketi'nin Cember ve Besuki bölgeleri koordinatörü oldu ve bağımsızlık hareketine destek verdi. 1950'lerin başından itibaren aktif siyasete katıldı; Nehdatü'l-ulemâ'nın parti olarak girdiği 1955 genel seçimlerinde milletvekili seçildi, 1955-1957 ve 1971-1979 yıllarında iki dönem parlamento üyeliği yaptı. Günlük politikadan çok ülkenin temel siyasî meselelerine ve millî stratejilere yoğunlaştı; Sukarno döneminin sonlarına doğru, özellikle 1960'lı yılların başında ateşli bir komünizm aleyhtarı idi. Suharto hükümeti 1983 yılı başında devlet felsefesi Pancasila'nın (tek tanrıcılık, âdil ve medenî insancılık, milliyetçilik, demokrasi, sosyal adalet) bütün sosyal ve dinî teşkilâtlarca benimsenmesi gerektiğini ilân ettiğinde, teşkilâtın birçok üyesi karşı çıkarken Ahmed Sıddîk olumlu yaklaştı. Aynı yıl Doğu Cava'nın Situbondo şehrinde düzenlenen "Situbondo Munas" istişare toplantısında kıdemli bir âlim olarak Pancasila'nın İslâm hukukuyla çelişmediğini savundu; delil olarak Hz. Peygamber'in gayri müslimlere karşı tutumunu ve çok dinli bir siyasî topluma meşruiyet kazandıran Medine vesikası nı gösterdi. Ona göre Pancasila çok kültürlü Endonezya toplumu için nihaî bir tercih olmalı, siyasî değil dinî sebeplerle kabul edilmeliydi. Dönemin dört büyük âlimi sayılan KH Esad Şemsülârifîn, KH Mahrus Ali, KH Ali Maksum ve KH Maşkur'un da desteğiyle Nehdatü'l-ulemâ Pancasila'yı fikrî temeli olarak benimsedi. Toplantıda teşkilâtın 1926 tarihli tüzüğündeki dinî ve sosyal çizgiye dönmesi ve siyasî faaliyetlerden tamamen çekilmesi de kararlaştırıldı. Aralık 1984'te yine Situbondo'da toplanan XXVII. Nehdatü'l-ulemâ Kongresi'nde teşkilâtın yasama biriminin genel başkanlığına, Abdurrahman Vahîd ise yürütme biriminin başkanlığına seçildi; önceki kararlar teyit edildi ve kongre teşkilâtın tarihinde yeni bir dönem açtı. 1989'da Yogyakarta'da düzenlenen, açılışına Devlet Başkanı Suharto'nun da katıldığı XXVIII. Kongre'de ikisi tekrar seçildi. Bu görevini ölümüne kadar sürdürdü. 23 Ocak 1991'de Surabaya'da vefat etti. Vasiyeti uyarınca, tasavvufa önem veren birçok Cavalı kiainin makamının bulunduğu Kediri'deki Dukuh Tambak Mezarlığı 'na defnedildi. Tesir Halkası — Uzlaşmacı kişiliğiyle geleneksel dinî eğitimle yetişen eski nesil ile modern eğitim de alan yeni nesil Nehdatü'l-ulemâ mensupları arasında köprü vazifesi gördü. Liderliği döneminde teşkilât diğer dinî gruplara kardeşlik duygularıyla yaklaştı; özellikle aralarında dinî anlayış farkları bulunan Muhammediyye ile yakın ilişkiler kurdu. Kendi dinî ve fikrî gelişiminde ağabeyi Mahfûz Sıddîk, Hâşim Eş'arî ve oğlu Vâhid Hâşim ile Pasuruanlı âlim KH Abdülhamîd'in; siyasî tavırlarında ise Sukarno, Muhammed Hatta ve Sutan Şahrir'in etkisi olduğu belirtilir. Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Bu yuva zatın şiirini değil ilmî ve fikrî çizgisini taşır. Geleneksel İslâm düşüncesindeki "vasat/tavassut, itidal, tevâzün" kavramlarını kullanarak ılımlılık, orta yol, denge, sakinlik ve ağırbaşlılık ilkelerini öne çıkardı. Ona göre bu ilkeler kişiye insanlığın çeşitliliğini kabul etmeyi, başkalarına saygıyı ve onları anlamaya çalışmayı öğretir; siyasette devletin muhafazasını, Allah'ın emirlerine açıkça aykırı hareket etmedikçe devlet başkanına saygıyı ve hükümetlerin yanlışlarının uygun yolla düzeltilmesini öngörür. Öte yandan müslüman toplumun mânevî ve dinî hayatını tehlikeye sokabilecek fikir ve hareketlere karşı uyanık olunmasını tavsiye etti. Bu görüşlerin en etkili ifadesi, 1980'de teşkilâtın hareket çizgisi olarak sunduğu Khitthah Nahdliyah 'dır. Eserleri — ① Disekitar Soal Idjtihad dan Taqlid (Jakarta 1950): ictihad ve taklit üzerine açıklamaları. ② Pedoman Perpikir NU (Jakarta 1969): teşkilâtın yapısı ve hedefleri üzerine ilk eseri. ③ Khitthah Nahdliyah (Bangil 1980): temel görüşlerini ortaya koyan en önemli eseri; ilk defa 1979'da basılmış, konferans ve konuşmalarından derlenmiştir; hacminin küçüklüğüne rağmen teşkilât kadrolarında bir reform hareketi için rehber kabul edilmiştir. ④ Pemulihan Khitthah Nahdlatul Ulama (Jakarta 1983). ⑤ Islam, Pancasila dan Ukhuwah Islamiyah (Jakarta 1985): İslâm ile Pancasila'nın çatışmadığı görüşü ve İslâm kardeşliği üzerine yazıları. ⑥ Zikrü'l-gâfilîn : tasavvufa dair küçük bir risâle. Ayrıca teşkilâtın Ehl-i sünnet çizgisini ele alan Arah Perjuangan NU dan Ahlu Sunnah wal Jamaah adlı bir kitabı vardır.

KediriVefât 1411 h.İncele
Evliyâ

KH Dalhar Watucongol

Velî

KH Dalhar (1870-1959), Muntilan-Magelang'daki Watucongol Darussalam pesantreninde doğdu ve bu geleneği sürdüren, Nusantara âlimlerince ilim, tasavvuf ve mücadele bakımından mercî sayılan bir velî-âlimdir. Sömürgeye karşı direnişte de rol aldı. Kabri Muntilan'daki Gunungpring mezarlığında olup yoğun biçimde ziyaret edilir.

MagelangVefât 1378 h.İncele
Evliyâ

Şazeli Ali Dede

Şeyh, Pîr

Şazeli Ali Dede, 17. yüzyılda yaşamış, Şâzeliyye tarikatına mensup bir tarikat şeyhidir. Kaynaklara göre Afrika'dan İstanbul'a (Erenköy) gelip yerleşmiş, ardından Urfa'ya geçerek Halîlürrahman civarında bir tekke açmış; Şâzeliyye'nin kurucusu Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî'nin neslinden geldiği belirtilir. Türbesindeki kitâbeye göre IV. Murad 1639 Bağdat Seferi sırasında tekkesini ziyaret etmiş, IV. Mehmed'in fermanı ve 1651 tarihli bir beratla Şâzeliyye pîri olarak tanınmıştır. Türbesi Halîlürrahman Camii'nin doğusundaki kabristanda olup, soyu 'Halîlürrahman Şeyhi' unvanıyla tekkede hizmet etmiştir.

Şanlıurfaİncele
Evliyâ

Karaca Ahmet Sultan

Sultan

Karaca Ahmet Sultan, XIV. yüzyılda Anadolu'nun İslâmlaşma sürecinde faaliyet gösterdiği kabul edilen, Horasan erenleri (abdalân-ı Rûm) geleneğine bağlı yarı-menkıbevî bir velîdir. Kaynaklarda kesin bir vefat tarihi bulunmamakta, geleneksel rivayetler onu Orhan Gazi dönemine bağlamaktadır. Kendisine atfedilen birçok türbe ve makam mevcut olup ilmî çevrelerde Üsküdar ile Manisa/Akhisar arasında kimlik ve asıl kabir tartışması sürmektedir; bu yönüyle Üsküdar'daki mekân büyük ölçüde bir makam olarak değerlendirilir. Üsküdar'daki geniş Karacaahmet Mezarlığı bu velîye izâfeten adlandırılmış olup türbesi köklü bir ziyaret geleneğine sahiptir.

İstanbulİncele