Giriş
Allah Dostları

Âlim

Abdülganî en-Nablusî

Şeyh / Allâme

Doğum: 1050 h. (1641)Vefât: 1143 h. (1731)
Kaynaklı · inceleme bekliyor

XVIII. yüzyılda Suriye'de mânevî hayatın en karakteristik şahsiyetlerinden biri sayılan sûfî, fakih, edip ve şair. Tam adı Abdülganî b. İsmâîl b. Abdilganî b. İsmâîl en-Nâblusî'dir; Kādirî ve Nakşibendî yollarına bağlanmış, tasavvufî konularda büyük bir otorite sayılmıştır.

4 Zilhicce 1050'de (17 Mart 1641) Dımaşk'ta doğdu. Köklü bir ulemâ ailesine mensuptur; dedelerinden İbrâhim b. İsmâil'in Kudüs'ten Nablus'a göç edip bir süre orada kaldıktan sonra Dımaşk'a gelmesi yüzünden aile Nablusî nisbesiyle anılmıştır. Babası tanınmış bir âlimdi; on iki yaşında kaybettiği babasından, ayrıca Necmeddin el-Gazzî, nakîbüleşraf İbn Hamza, Ali ed-Dâğıstânî, Kemâleddin Muhammed b. Yahyâ el-Faradî, Muhammed b. Ahmed el-Üstüvânî ve Nûreddin Ali eş-Şebrâmellisî gibi âlimlerden ders aldı. Yirmi yaşlarında Emeviyye Camii'nde ders vermeye başladı; İbnü'l-Arabî, İbn Seb'în ve Afîfüddin et-Tilimsânî'nin eserlerini bu dönemde okudu.

Resmî bir görev alabilmek için 1075 (1664-65) yılında İstanbul'a gitti. Üç ay sonra Dımaşk'ın güney kesimindeki Meydan'a kadı tayin edildiyse de bu görevde fazla kalmayıp Emeviyye Camii'ndeki derslerine döndü. 1091 (1680) yılında evinde halvete çekildi; yedi yıl süren bu devrede Kur'an üzerinde derinleşti, hüsn-i hatla ilgilendi, sınırlı bir dost grubuna ders verdi ve el-Ḥadîḳatü'n-nediyye, Ta'tîrü'l-enâm ve Cevâhirü'n-nuṣûṣ gibi hacimli eserlerini yazdı. Velîlerin kabirlerini ziyaret etmek ve haccetmek için seyahatlere çıktı: 1100'de (1688-89) Lübnan'a (Ba'lebek, Bikā'), ertesi yıl Kudüs ve Halîlürrahman'a, 1105'te (1693) Filistin, Mısır ve Hicaz'a, 1112'de (1700) Trablus'a gitti.

İstanbul yolculuğu sırasında Hama'da Kādirî şeyhi Abdürrezzâk b. Şerefeddin el-Geylânî'ye intisap etti; 1087'de (1676) Buhara'dan Dımaşk'a gelen Şeyh Ebû Saîd el-Belhî'den Nakşibendiyye hırkası giydi.

1115'te (1703) Dımaşk'taki Selimiye Medresesi müderrisliğine tayin edildi. Medresede tefsir, evinde İbnü'l-Arabî'nin el-Fütûḥâtü'l-Mekkiyye, Fuṣûṣü'l-ḥikem ve et-Tecelliyâtü'l-ilâhiyye'sini, Emeviyye Camii'nde Buhârî'nin eṣ-Ṣaḥîḥ'ini okuttu. Dımaşk Hanefî müftüsü Muhammed b. İbrâhim el-İmâdî'nin vefatı üzerine 1135 (1723) yılında Vali Osman Paşa tarafından müftülüğe getirildiyse de bu görevde ancak birkaç ay kalabildi; İstanbul'la yapılan görüşmeler sonunda yerine öğrencisi Halîl b. Es'ad el-Bekrî tayin edildi.

24 Şâban 1143'te (4 Mart 1731) Dımaşk'ta vefat etti ve evinde defnedildi.

Tesir Halkası — Öğrencileri arasında Muhammed b. İbrâhim ed-Dekdekcî, İbnü't-Tâcî diye bilinen Muhammed b. Abdurrahman el-Ba'lî, İbn Kennân, Ahmed el-Menînî, Muhammed b. Murad el-Murâdî, Hâmid el-İmâdî, Muhammed Emîn el-Muhibbî ve özellikle Halvetiyye'nin Bekriyye kolunun kurucusu Kutbüddin Mustafa el-Bekrî anılır. Bir tarikat kurucusu olarak ortaya çıkmamakla birlikte kendisine, mensup olduğu Kādiriyye'nin bir kolu şeklinde Nablusiyye ve İbnü'l-Arabî'nin fikirlerine dayanmasından dolayı Ekberiyye tarikatları nisbet edilmiştir.

Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Tasavvufî eserlerinin önemli bir kısmı vahdet-i vücûd anlayışını temsil eden kitapların şerhidir; İbnü'l-Arabî, Abdülkerîm el-Cîlî, İbnü'l-Fârız, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Molla Câmî, İmâm-ı Rabbânî ve Aziz Mahmud Hüdâyî gibi mutasavvıfların kitaplarına şerh ve hâşiyeler yazmış, çok defa Endülüs-Mağrib temayülü ile Fars-Anadolu temayülünü birleştirmeye çalışmıştır. İbnü'l-Arabî'nin görüşlerini vasat bir okuyucunun anlayabileceği biçimde ifade edebilmiştir. Kelâmda Ehl-i sünnet'in yaklaşımını esas alır, bazı hususlarda Eş'arî ile Mâtürîdî'nin görüşlerini telife çalışır ve hakikati kavramak için aklın yetmediğini, keşif ve ilhamın da gerekli olduğunu söyler. Fıkıhta ictihad ehliyetine sahip bir otorite sayılır; mezhep ihtilâflarını dinde genişlik ve kolaylığın ifadesi görmüş, dört mezhep arasında bir meselede birini, başka bir meselede diğerini taklidi câiz, tek bir meselede farklı mezhep görüşlerini birleştirmeyi (telfîk) ise câiz görmemiştir. Mevlevîler'i savunduğu el-'Uḳūdü'l-lü'lü'iyye ile semâın ve mûsiki aletinin cevazını savunmuş, tütün içmenin mubah olduğuna dair de eser yazmıştır. Klasik kaside yanında müveşşah denilen halk tarzında şiirler söylemiş, bazı eserlerini manzum yazmıştır.

Eserleri — Bir kısmı küçük risâlelerden oluşan 300'e yakın eser kaleme almıştır; Bekrî Alâeddin bunların 280'inin muhtevası, nüshaları ve baskıları hakkında bilgi verir. Başlıcaları: Birgivî'nin et-Ṭarîḳatü'l-Muḥammediyye'sine şerhi el-Ḥadîḳatü'n-nediyye; Fuṣûṣ şerhi Cevâhirü'n-nuṣûṣ; Osmanlı döneminde vahdet-i vücûdu sistemli biçimde işleyen belki de tek Arapça kitap olduğu belirtilen el-Vücûdü'l-ḥaḳ; seyahatnâmeleri el-Ḥaḳīḳa ve'l-mecâz (Şam, Mısır ve Hicaz), el-Ḥaḍretü'l-ünsiyye (Kudüs) ve Ḥulletü'ẕ-ẕehebi'l-ibrîz (Ba'lebek ve Bikā'); İbnü'l-Fârız divanının şerhi; Dîvânü'l-ḥaḳāʾiḳ; halk arasında en meşhur eseri olan rüya tabirine dair Ta'tîrü'l-enâm; Kütüb-i Sitte ve Muvaṭṭa' fihristi Ẕeḫâʾirü'l-mevârîs̱.

Çok Görüşlü Görüşler

Doğum günü — Kaynak, Nablusî'nin kendisinden nakledilen tarihin 4 Zilhicce 1050 (17 Mart 1641) olduğunu, buna karşılık eski ve yeni biyografi kaynaklarının çoğunda 5 Zilhicce (18 Mart) diye kaydedildiğini belirtir. Atlas ikisi arasında tercih yapmaz.

İbn Seb'în tesiri — Kaynak, üzerinde İbnü'l-Arabî gibi İbn Seb'în'in de etkisi bulunduğunu, ancak bu etkinin açıkça görülmediğini kaydeder ve bunu, yaşadığı çevrede İbn Teymiyye'nin İbn Seb'în'e yönelttiği sert eleştirilere ve muhaliflerinin eleştirisine uğrama endişesine bağlayan bir değerlendirmeyi aktarır. Bu bir araştırmacı yorumudur.

Kabrin yeri — TDV maddesi yalnızca Dımaşk'ta vefat edip evinde defnedildiğini söyler; kabrin bulunduğu semti, türbe yapısını ya da bugünkü cami ile ilişkisini vermez. Atlas işaretinin bu bilgiyle ayrıca karşılaştırılması gerekir.

Kaynaklar

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) · c. 32, s. 268-270, “Nablusî, Abdülganî b. İsmâil” maddesi

Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).

Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin

Kalıcı kimlik: EA-Z-000296 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.