Giriş
Allah Dostları

Evliyâ

Nasûhî Mehmed Efendi

Şeyh Seyyid

Vefât: 1130 h. (1718)
Kaynaklı · inceleme bekliyor

Halvetî-Şâbânî tarikatının Nasûhiyye kolunun kurucusu; Üsküdar Doğancılar'daki Nasûhî Tekkesi'nin bânisi ve pîri.

Üsküdar Toygartepesi'nde Bulgurlu Mescidi yakınlarında doğdu; doğum tarihi kaynaklarda farklı verilir (bk. Çok Görüşlü Sunum). Sipahi zümresinden bir seyyid ailesine mensup Nasûhî Bey'in oğludur; asıl adı Mehmed olup babasının adıyla tanınmıştır. Çocukluğundan sonra ailesinin taşındığı Üsküdar'da Kefçe Dede mahallesinde tahsil hayatına başladı.

Gençliğinde ilimle meşgulken tasavvufa ilgi duydu ve Üsküdar Atik Vâlide Camii yanındaki tekkesinde irşad eden, Şâbâniyye'nin Karabaşiyye kolunun pîri Şeyh Karabaş Velî'ye intisap etti; şeyhin tekkede kendisine tahsis ettiği hücrede halvete girdi. Oğlunun tanımadığı bir şeyhe intisap ettiğini öğrenen babasının hemen dergâha geldiği, ancak Karabaş Velî'yi görüp onun kemalini anlayınca oğlunun orada kalmasına razı olduğu kaydedilir. Seyrüsülûkünü tamamladığında yirmi beş yaşlarındaydı.

Mürşidinin emriyle Mudurnu'ya giderek Sun'ullah Efendi Zâviyesi'nde dinî ilimleri okutmaya ve halkı irşada başladı. Şeyhi Karabaş Velî'nin Limni'de sürgünde bulunduğu 1679-1683 yıllarında birkaç defa Limni'ye gidip onu ziyaret etti; o sırada Niyâzî-i Mısrî de Limni'de sürgündeydi. Nasûhî ikisinin de hizmetinde bulunduğunu, hizmetlerinden dolayı Mısrî'nin kendisine dua ettiğini ve bu duanın bereketini daima üzerinde hissettiğini söyler. 1096 (1685) yılında yerine halifesi Abdullah Rüşdü'yü bırakarak şeyhinin izniyle Üsküdar'a döndü. Kısa bir süre sonra Karabaş Velî tâc-ı şerîfini ona giydirip hacca gitmek üzere İstanbul'dan ayrıldı ve 1097'de (1686) Kahire'de vefat etti.

Bu sırada Üsküdar Doğancılar'daki Çakırcı Hasan Paşa ve Süleyman Paşa camilerinde irşadı sürdüren Mehmed Nasûhî için Doğancılar'da bir dergâhın inşasına başlandı; inşaatı başlatan paşanın maddî gücü yetmeyince yaptığı masraflar kendisine ödenerek dergâh Mehmed Nasûhî tarafından 1099 (1688) yılında tamamlandı ve aynı yılın Kadir gecesi (25 Temmuz 1688) Galata Mevlevîhânesi şeyhi Gavsî Ahmed Dede'nin de hazır bulunduğu bir merasimle açıldı. Nasûhî bundan sonra irşadını dergâhında sürdürdü. 1117'de (1705) III. Ahmed tarafından Eyüp Sultan Camii kürsü şeyhliğine tayin edildi. Kendisine isnat edilen bazı sözler sebebiyle 1126'da (1714) Kastamonu'ya sürgün edildi, iki yıl sonra İstanbul'a dönmesine izin verildi; mensupları bu sürgünü tarikatın pîri Kastamonulu Şâbân-ı Velî'nin mânevî bir daveti şeklinde yorumlamışlardır. Farz ve sünnet ibadetlerin yanı sıra halvet, erbaîn ve itikâfa çok önem verdiği, 1108 (1696) yılında arka arkaya on erbaîn çıkardığı, şüpheli korkusuyla mubahların çoğunu terkettiği, gül yetiştirmeye meraklı olduğu ve yetiştirdiği güllerin "Nasûhî gülü" diye anıldığı kaydedilir.

17 Ramazan 1130 (14 Ağustos 1718) tarihinde vefat etti ve dergâhının hazîresine defnedildi. Vefatına düşürülen tarihlerden ikisi şunlardır: "Hay şeyhim Nasûhî"; "Nasûhî son demi yâ Hak deyip azm-i bekā etti." Ölümünden sonra tekkede oğlu Ali Alâeddin Efendi (ö. 1165/1752) postnişin oldu; babadan oğula geçen meşihatı Şeyh Mehmed Fazlullah Efendi (ö. 1218/1803), Şeyh Abdurrahman Mehmed Şemseddin Efendi (ö. 1249/1833), Şeyh Muhyiddin Efendi (ö. 1315/1897) ve Şeyh Ahmed Kerâmeddin Efendi (ö. 1934) üstlendi. Nasûhîzâdeler diye tanınan bu sülâle İstanbul'un en nüfuzlu şeyh ailelerinden biri oldu.

Tesir Halkası — Tarikat silsilesi şeyhi Karabaş Velî vasıtasıyla Halvetî-Şâbânî tarikatının pîri Şâbân-ı Velî'ye ulaşır; tarikatın kendi adıyla anılan Nasûhiyye kolu ona nisbet edilir. Nasûhiyye'den Çerkeşî Mustafa Efendi'ye nisbet edilen Çerkeşiyye, Çerkeşiyye'den de Geredeli Halil Efendi'ye nisbet edilen Halîliyye ile Kuşadalı İbrâhim Efendi'ye nisbet edilen Kuşadaviyye (İbrâhimiyye) kolları doğmuş; böylece Halvetî-Şâbânî tarikatı Mehmed Nasûhî silsilesiyle günümüze ulaşmıştır. Dinî mûsikinin önemli eserlerinden, bestesi Galata Mevlevîhânesi şeyhi Kutbünnâyî Osman Dede'ye ait Mi'râciyye onun temenni ve tavsiyeleriyle ortaya çıkmıştır; eserin başında okunan ve tevşîh denen Arapça bölüm Nasûhî Efendi'ye aittir ve Mi'râciyye ilk defa Nasûhî Dergâhı'nda okunmuştur. Hakkında mensuplarından Senâî ve torunlarından Ahmed Kerâmeddin Efendi birer menâkıbnâme kaleme almıştır.

Eserleri — ① er-Risâletü'r-Rüşdiyye fi't-tarîkati'l-Muhammediyye: halifesi Mudurnulu Abdullah Rüşdü için yazılmış, tarikat âdâbına dair ve hayatına dair bilgiler de içeren risâle; Mahmud Rebîî tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir. ② Vâridât-ı Kudsiyye: müridi Enderun kâhyası İbrâhim Ağa'ya gönderdiği 180 mektubu içerir; Mektûbât veya Mürâselât-ı Pîr adıyla da anılır. ③ Divançe: kırk yedi şiir ihtiva eder. ④ Şerh-i Gazel-i Niyâzî-i Mısrî: Niyâzî-i Mısrî'nin bir gazelinin Arapça şerhi. ⑤ Tefsir: on bir sûrenin tefsirini içerdiği bildirilen bu eseri Ömer Nasûhî Bilmen tekkenin kütüphanesinde gördüğünü söyler; kütüphane 1995 yılında Süleymaniye Kütüphanesi'ne nakledilmiş, ancak eser orada bulunamamıştır. Ayrıca Risâletü'l-velediyye, Risâletü'l-Fahriyye, Mecmûatü'l-ehâdîs ve Şuabü'l-îmân adlı eserleri olduğu kaydedilir.

Türbesi ve Külliyesi — Tekke, Üsküdar Doğancılar'da Tunusbağı caddesi üzerindedir ve Halvetiyye'den Şâbâniyye'ye bağlı Nasûhiyye kolunun âsitânesi ve pîr makamıdır. Vefatından bir süre sonra kabrinin üzerine türbe inşa edildi. Beşinci postnişin Şeyh Mehmed Muhyiddin Efendi zamanında Sultan Abdülmecid cami-tevhidhâne, türbe ve harem bölümlerini yeniden yaptırmış; ahşap ağırlıklı bu yapılar 1274'te (1857-58) yanmış, 1280'de (1863-64) Ebûbekir Rüstem Paşa tekkeyi kâgir olarak son şekliyle ihya etmiştir. Tekkelerin kapatılmasından (1925) sonra cami-tevhidhâne cami olarak kullanılmış, türbe uzun bir süre ziyarete kapalı tutulmuştur. Türbede Nasûhî Efendi'ye, hanımına ve neslinden gelenlere ait on ahşap sanduka bulunur; onun sandukası diğerlerinden büyük tutulmuş, düşey pirinç çubuklardan oluşan bir şebekeyle kuşatılmış ve üzerine isabet eden sekiz kollu yıldız biçimli tavan göbeğiyle vurgulanmıştır. Niyaz penceresinde Şâbânî şeyhlerinden Mustafa Zekâî'ye ait "Makām-ı evliyâdır menba-ı feyz ü fütûhîdir / Edeble dâhil ol sûfî bu dergâh-ı Nasûhî'dir" beyti yazılıdır. Mi'rac kandilini takip eden ilk pazar günü dergâhta mi'râciyye okunması ve bu sırada dinleyenlere soğuk süt, şerbet ve küçük bir tabak içinde şeker dağıtılması bu tekkeye ait bir gelenektir.

Çok Görüşlü Görüşler

Doğum tarihi — Nasûhî Tekkesi'nin son postnişini, torunu Ahmed Kerâmeddin Efendi doğum tarihini 1060 (1650), Sâdık Vicdânî ise 1058 (1648) veya 1063 (1653) olarak kaydeder. Atlas bunlar arasında tercih yapmaz.

Şâbân-ı Velî soyundan mı — Bazı kaynaklar (Ayvansarâyî, Sicill-i Osmânî) onun Şâbâniyye'nin pîri Şâbân-ı Velî'nin soyundan geldiğini söyler. Madde yazarı ise Şâbân-ı Velî'nin evlenip çocuk sahibi olduğuna dair bilgi bulunmadığından bu görüşün doğru olmadığının söylenebileceğini belirtir. Atlas iki görüşü birlikte kaydeder.

Dergâhı yaptırmaya başlayan Hasan Paşa kimdir — İki TDV maddesi burada ayrışır. MEHMED NASÛHÎ maddesine göre inşaatı, yeniçeri ağalığıyla Enderun'dan çıkarılan Çelebi Hasan Paşa başlatmıştır ve tekkeyi IV. Mehmed'in kızı Hatice Sultan'ın eşi Damad Hasan Paşa'nın yaptırdığı bilgisi doğru değildir. NASÛHÎ TEKKESİ maddesine göre ise dergâhın yapımını Sadrazam Damad Hasan Paşa başlatmış; paşa 1102'de (1690-91) Hatice Sultan'la evlenmiş, tekkenin vakfı da 1131'de (1719) Hatice Sultan adına tescil edilmiştir. İki madde, masrafların Nasûhî tarafından ödenerek inşaatın 1099 (1688) yılında tamamlandığında birleşir. Atlas ikisi arasında tercih yapmaz.

Niyâzî-i Mısrî ile Karabaş Velî — Niyâzî-i Mısrî ile ilgili çalışmalarda Mısrî'nin Karabaş Velî'yi hiç sevmediği, hatta ona ağır ithamlarda bulunduğu kaydedilir. Madde yazarı, Nasûhî'nin Limni'de ikisinin de hizmetinde bulunduğuna dair ifadelerinin o yıllarda aralarının iyi olduğunu gösterdiğini ve Niyâzî'nin bir gazelini şerheden Nasûhî'nin ona muhabbet duymasının bu görüşü tartışılır kıldığını belirtir. Atlas iki değerlendirmeyi birlikte kaydeder.

Kaynaklar

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) · c. 32, s. 430-431, “Nasûhî Tekkesi” maddesi
  2. TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) — Kerim Kara · c. 28, s. 500-502, “MEHMED NASÛHΔ maddesi

Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).

Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin

Kalıcı kimlik: EA-Z-000386 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.