Giriş
Allah Dostları

Âlim

Ahmed-i Rûmî Akhisarî

Vefât: 1041 h. (1632)
Kaynaklı · inceleme bekliyor

Mecâlisü'l-ebrâr adlı eseriyle ve bid'atlara karşı sert tutumuyla tanınan Osmanlı âlimi.

Kıbrıs'ta Hıristiyan bir aileden dünyaya geldi ve Osmanlılar'ın Kıbrıs'ı fethinden sonra ihtida etti. Dımaşk ve İstanbul'daki âlimlerden ders aldı.

Batı Anadolu'da Saruhan sancağının kazası Akhisar'a yerleşti; resmî bir görev kabul etmeden ömrünün sonuna kadar burada ders verip eser yazdı. Kaynağa göre eserlerinde ele aldığı konular öncelikle şahsî takvâ ve zühd hayatı, ticarî dürüstlük gibi meselelerdir ve idarî, siyasî veya askerî alanlarla ilgisi yoktur; bu yüzden Mecâlisü'l-ebrâr herhangi bir sultana veya yöneticiye hitap etmekten çok Osmanlı tüccarı, ulemâsı ve hizmet erbabı için kaleme alınmıştır.

Kaynak, Akhisârî'nin XVI ve XVII. yüzyıllarda İbn Teymiyye ve İbn Kayyim el-Cevziyye'den etkilenen Osmanlı yenilikçi hareketiyle bağlantılı olduğunu söylemenin mümkün olduğunu belirtir. Reddü'l-kabriyye adlı eserinde ve Mecâlis'in on yedinci bölümünde açıkça İbn Kayyim'e ve onun üstadına atıfta bulunur, onların kabirlerin yüceltilmesini reddeden eserlerinden nakiller yapar. Birgivî Mehmed Efendi'nin tecvide dair Dürrü'l-yetîm'ine yazdığı şerhte ondan övgüyle söz eder. Kütüphanelerdeki birçok risâle mecmuasında Birgivî'nin Vasiyetnâme'si, Kadızâde Mehmed Efendi'nin Risâle'si ve Akhisârî'nin Risâle fi'l-akāid'inin bir arada ciltlenmiş olması, bu eserlerin o dönemde birbirini tamamlayan metinler olarak algılandığını gösterir. Bu eserlerde bid'atlar, iyiliği emredip kötülükten sakındırma, regāib ve berât namazları, zikir, cuma hutbelerindeki dualar, cemaatle kılınan namazlardan sonraki tokalaşma, sûfî âyin ve semâ törenleri ve tütün kullanımı gibi konular geniş yer tutar. Kaynağa göre bunlar Kadızâdeliler ile tarikat ehli arasındaki tartışmaların konusudur ve Kâtib Çelebi'nin Mîzânü'l-hak'ında ele alınmıştır; Akhisârî bu konularda çoğunlukla katı ve yasakçı bir tutum sergilemiştir.

Akhisar'da vefat etti. Kâtib Çelebi vefat tarihini kendi öğrencisi olan Akhisârî'nin oğluna dayanarak belirlediği için kaynak, 1041 (1632) tarihini diğer kaynaklardaki tarihlerden daha sağlam sayar. Akhisar'daki Uzuntaş Mezarlığı'na defnedildiği kaydedilir.

Tesir Halkası — Kaynağa göre Akhisârî'nin kendisinden sonraki Osmanlı toplumu üzerindeki tesirleri henüz ortaya çıkarılmamıştır. Buna karşılık Mecâlisü'l-ebrâr'ın Hint alt kıtasını oldukça etkilediği söylenebilir. 1850 yılı civarında bu eserden yapılan uzun alıntılar, İbn Teymiyye ve İbn Kayyim'in eserlerinden bölümlerle birlikte, Farsça yazılan ve yanlışlıkla Şah Veliyyullah ed-Dihlevî'ye nisbet edilen el-Belâgu'l-mübîn adlı eserde yer almıştır. Eser 1866'da Delhi'de Sübhân Bahş eş-Şikârpûrî'nin Urduca tercümesiyle, müellifi belirtilmeden ve sonu eksik olarak basıldı; bu baskıda Şah Abdülazîz ed-Dihlevî'nin bir takdim yazısı bulunur. 1903'te Leknev'de Abdülvelî el-Medrâsî'nin farklı bir Urduca çevirisiyle, bu defa Akhisârî'ye nisbet edilerek yayımlandı. 1978'de basılan Urduca çeviriyi Diyûbendî hareketinin müftüsü Kifâyetullah Dihlevî yapmıştır ve baskıları o zamandan beri sürmektedir. Akhisârî üzerine 2011 yılında Mustafa Şeyh (Mustapha Sheikh) bir doktora, Mustafa Boz bir yüksek lisans çalışması yapmıştır.

Eserleri — ① Mecâlisü'l-ebrâr ve mesâlikü'l-ahyâr: en meşhur ve Kâtib Çelebi'ye göre en son eseri; Begavî'nin Mesâbîhu's-sünne'si gibi kaynaklardaki hadislerden esinlenen yüz dinî konuyu içerir. Türkiye, Arap ülkeleri ve Hindistan'da çok sayıda nüshası vardır; Urduca çevirilerinin hepsinde 100. meclis eksiktir. Eserin dört meclisini Muhammed b. Abdurrahman Humeyyis yayımlamış (Riyad 2001), bu neşir Türkçe'ye çevrilmiştir (İstanbul 2002). ② Şerhu'd-Dürri'l-yetîm fi't-tecvîd. ③ Risâle fi'l-akāid: müellifin bilinen tek Türkçe eseri, Vasiyetnâme olarak da anılır. Ayrıca taklid, nübüvvetin velâyetten üstünlüğü, nefsin ve ibadetin mertebeleri, dil ve kalp zikri, bid'atın kötülüğü, seyyie olan ve olmayan bid'at, kabirler (Reddü'l-kabriyye), hutbe sırasında salavat ve âmin, namaz sonrası musâfaha, raks ve devran ile tütün (Duhâniyye) hakkında risâleleri vardır. Bid'at risâlesi üzerine Ali Çelik bir çalışma yapmış (Eskişehir 2000), Duhâniyye'yi Yahya Michot İngilizce'ye çevirmiştir.

Çok Görüşlü Görüşler

Kaynak madde TDV İslâm Ansiklopedisi'nde yazılmıştır. Aşağıda kaynağın ayrıştırdığı noktalar yan yana verilir; zata ait görüşler zatın kendi eserlerindeki görüş olarak, madde müellifinin değerlendirmeleri ise "kaynak" diye ayrılarak kaydedilir. Atlas taraf tutmaz.

Kabirlere dair görüşü — Akhisârî Reddü'l-kabriyye'de ve Mecâlis'in on yedinci bölümünde kabirlerin yüceltilmesini reddeden İbn Kayyim nakillerine dayanır. Bu, zatın kendi eserlerinde savunduğu görüştür. Kaynağa göre bu ve benzeri konular Kadızâdeliler ile tarikat ehli arasında tartışılmış, Kâtib Çelebi'nin Mîzânü'l-hak'ında ele alınmıştır. Atlas bir ziyaret atlası olarak bu görüşü gizlemez; tartışmada hüküm vermez.

Tasavvufla ilişkisi — Bağdatlı İsmâil Paşa ve bazı müellifler Akhisârî'yi Halvetî şeyhi olarak tanıtır. Kaynak bunun, Mecâlisü'l-ebrâr'da Halvetîliğe yöneltilen sert eleştirilerle çeliştiğini belirtir. Atlas iki tanıtımı yan yana kaydeder.

Vefat tarihi — Kaynaklarda farklı vefat tarihleri geçer. Kâtib Çelebi tarihi kendi öğrencisi olan Akhisârî'nin oğluna dayanarak verdiği için kaynak onun verdiği 1041 (1632) tarihini daha sağlam sayar.

Karıştırılan kişiler — Kaynağa göre bazı çalışmalarda Ahmed-i Rûmî, Bosnalı âlim Hasan Kâfî Akhisârî (ö. 1024/1615) ile karıştırılmıştır. Mehmet Emin Müderrisoğlu'nun ona nisbet ettiği Dekāiku'l-hakāik ise Hindistan'da yaşayan Anadolulu sûfî müellif Ahmed-i Rûmî'ye (ö. 750/1349) aittir; kaynak bu vefat tarihini soru işaretiyle verir.

Kaynaklar

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) · c. EK-1, s. 60-62, “Akhisârî, Ahmed-i Rûmî” maddesi

Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).

Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin

Kalıcı kimlik: EA-Z-000650 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.