Horasan'ın büyük mutasavvıf şairi, müfessir ve hadis âlimi; Hanbelî mezhebinin sıkı bir mensubu. Tam adı Ebû İsmâîl Abdullāh b. Muhammed b. Alî el-Ensârî el-Herevî'dir. Pîr-i Herât, pîr-i tarîkat, şeyhülislâm, şeyhü'l-Horasân, şeyhüşşüyûh gibi unvanlarla anılır.
2 Şâban 396'da (4 Mayıs 1006) Herat'ın eski kalesi Kuhendiz'de doğdu. Soyu, sahâbeden Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin oğlu Met'e ulaşır; Met 31 (652) yılında Horasan'a yapılan bir sefere katılıp Herat'a yerleşmişti. Babası Ebû Mansûr Muhammed b. Ali esnaflık yapmakla birlikte âlimlerin meclislerine katılan, sûfîlerle ilişkisi bulunan zâhid bir kişiydi; sonunda her şeyini terkederek mürşidi Şerîf Hamza Akīlî'nin bulunduğu Belh'e gitti ve 430'da (1039) vefat edinceye kadar orada yaşadı.
İlk öğrenimine Mâlînî Medresesi'nde başladı; dokuz yaşında hadis yazmaya başlamıştı. 300 âlimden hadis tahsil ettiğini, ancak bu ilimde üstadının Ebü'l-Fazl el-Cârûdî olduğunu söyler. On dört yaşında vaaz verecek kadar bilgi sahibiydi; medrese yıllarında 70.000 beyit Arapça şiir ezberlediği rivayet edilir. 417 (1026) yılında Nîşâbur'a giderek çeşitli âlimlerin derslerine devam etti; fakat Eş'arî oldukları gerekçesiyle Ebû İshak el-İsferâyînî, Rüknülislâm el-Cüveynî ve İsmâil es-Sâbûnî ile görüşmedi, aynı sebeple Abdülkerîm el-Kuşeyrî'nin meclisine de gitmedi. Herat'a dönünce, yolcular ve yoksullar için imarethânesi bulunan ünlü sûfî Şeyh Amû'nun tekkesine devam etmeye başladı; Amû ona bir baba gibi davranmış, maddî bakımdan da destek olmuştu. Câmî'nin bildirdiğine göre tasavvufun âdâb ve erkânını ondan öğrendi. Meşhur vâiz Yahyâ b. Ammâr eş-Şeybânî'den hadis ve tefsir okudu; Yahyâ ölüm döşeğinde yerine onun vaaz vermesini vasiyet etti. Hocası Ebû Abdullah et-Tâkī es-Sicistânî ile görüştükten sonra Hanbelî mezhebinin katı ve tâvizsiz bir mensubu oldu.
423 (1032) yılında hacca çıktı; yol güvenliği bulunmadığından Bağdat'tan geri döndü. Ertesi yıl yeniden yola çıktı; Nîşâbur'da Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr ile görüştü. Bu yolculuğun en önemli hadisesi, "tasavvuf yolunda mürşidim" dediği Ebü'l-Hasan el-Harakānî ile karşılaşmasıdır. Yine yol güvenliği yüzünden Rey'den döndü. 425 (1033) yılında gittiği Nübâzân'da kaldığı kırk gün boyunca Harakānî'den öğrendiği tasavvuf anlayışını âlimlerin katıldığı toplantılarda açıkladı; kendisine verilen hediyelerden yalnız eski bir seccadeyi Herat'a götürdü.
Hayatı muhalifleriyle mücadele içinde geçti. 430 (1039) yılında Mu'tezile ve Eş'arî âlimleri tarafından Mücessime'den olmakla suçlanarak Gazneli Sultan Mesud'a şikâyet edildi, fakat hükümdarı ikna etti. Kur'an tefsirinde Mu'tezile'yi ve Eş'arîler'i eleştirmesi üzerine 438 (1046) yılında tutuklanıp Bûşenc'de hapsedildi. Nizâmülmülk'ün vezir olmasının (456/1064) ardından Şâfiîler ve Hanefîler onu şikâyet ettiler; Nizâmülmülk'ün emriyle Belh'e sürüldü (458/1066) ve aynı yılın sonunda döndü. 459 (1067) yılında Nizâmülmülk'ün huzurunda yapılan tartışmada haklılığını ispatladı. Çeşitli kaynakların kaydettiği bir rivayete göre muhalifleri seccadesinin altına bakırdan küçük bir put koyarak onu suçlamaya kalkışmış, soruşturmada bunun bir komplo olduğu anlaşılınca itibarı artmıştır. 462'de (1070) Halife Kāim-Biemrillâh ona kıymetli hediyeler gönderdi; 476'da (1083) ise "şeyhülislâm" ve "şeyhüşşüyûh" unvanlarını tevcih etti. 473 (1080) yılında görme duyusunu kısmen kaybetmesine rağmen talebelerinin yardımıyla çalışmalarını sürdürdü. 478 (1085) yılında bir kelâm âlimini şiddetle eleştirmesi ve müridlerinin bu âlimin evini yakması üzerine sorumlu tutularak Herat'tan çıkarıldı; Bûşenc'ten de sürüldü, bir süre Belh'te kaldı, Merverrûz'da hadis âlimi Ferrâ el-Begavî tarafından karşılandı. 480 (1087) yılında Herat'a dönmesine izin verildi ve yarım kalan tefsirini Sâd sûresinin 67. âyetine kadar getirebildi.
22 Zilhicce 481'de (8 Mart 1089) vefat etti ve Herat'a 5 km uzaklıktaki Gâzürgâh'ta defnedildi.
Tesir Halkası — Ondan hadis rivayet edenler arasında Mü'temen b. Ahmed es-Sâcî, Muhammed b. Tâhir el-Makdisî ve yirmi yıl boyunca yanından ayrılmayan müridi Ebü'l-Vakt Abdülevvel es-Siczî vardır; görmesi zayıfladığında Ebü'l-Feth Abdülmelik el-Kerruhî ve Muhammed es-Saydelânî gibi talebeleri ona yardım etti. Münâcâtları sonraki tasavvuf edebiyatına örnek oldu; Senâî, Attâr, Mevlânâ ve Câmî bu metinlerden etkilendi, Türk şairleri üzerinde de tesiri görüldü. Tefsir derslerinin özet derlemesini Reşîdüddîn-i Meybüdî şerhetmiş; Keşfü'l-esrâr'ın temel fikirlerinin Herevî'ye ait olduğu anlaşılmaktadır. Arap edebiyatındaki kafiyeli (müsecca') nesri Fars edebiyatına uygulayanların başında yer alır. Tasavvuf tarihi kaynaklarında ona Hereviyye veya Ensâriyye adıyla bir tarikat nisbet edilirse de böyle bir tarikat hiçbir zaman teşekkül etmemiştir.
Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr ile Harakānî gibi cezbeli ve coşkulu sûfîlerin etkisinde kaldı; onlar gibi şiir söyledi, semâ yaptı. Fenâya büyük önem veren Bâyezîd-i Bistâmî, Hakîm et-Tirmizî ve Zünnûn el-Mısrî'nin görüşünü benimsedi; Tabakātü's-sûfiyye'de Hallâc dahil bütün sûfîlerden saygılı ifadelerle söz eder. Hanbelî ve Selefî oluşu, kaynağa göre, kelâm ilmine, kelâmcılara ve te'vile karşı çıkmasıyla ilgilidir. Arapça ve Farsça'yı aynı derecede bilirdi. Câmî onun 6000'den fazla Arapça şiiri olduğunu söyler, Kâtib Çelebi üç Farsça divanını kaydeder; ancak bunların pek azı günümüze ulaşmış, çeşitli eserlerdeki rubâîleri sonradan derlenmiştir.
Eserleri — Hâfızasına güvendiği için bildiklerini şifahî anlatmayı tercih etti; eserlerinin çoğu anlattıklarının başkalarınca tesbitiyle meydana geldi. Tasavvufa dair başlıcaları: Tabakātü's-sûfiyye (Sülemî'nin Arapça eserinin sohbetlerde Farsça'ya aktarılmış, müridlerince not edilmiş biçimi); Sad Meydân (100 tasavvufî makam); onu genişleterek 475'te (1082) telif ettiği Menâzilü's-sâirîn; İlelü'l-makāmât; Münâcât; Muhtasar fî âdâbi's-sûfiyye; Kenzü's-sâlikîn. Kelâma dair Zemmü'l-kelâm ve ehlih ile Kitâbü'l-Erbaîn fî delâili't-tevhîd'i de vardır. Öğrencilerince derlenen tefsiri günümüze ulaşmamıştır.
Türbesi ve Külliyesi — Gâzürgâh'taki türbesi Selçuklular zamanında inşa edilmiş, Gurlular döneminde Sultan Gıyâseddin Muhammed devrinde Emîr İzzeddin türbenin yanına bir medrese yaptırmıştır. Bugünkü muhteşem türbeyi 829 (1426) yılında Şâhruh inşa ettirmiştir. İki oğlu Abdülhâdî ile Câbir'in kabri de aynı yerdedir.
Çok Görüşlü Görüşler
Kaynak madde, Herevî'nin itikadî tutumunu kelâm ilmi açısından değerlendiren bir çizgiyle yazılmıştır; madde müelliflerinin kendi hükümleri aşağıda "kaynak" diye ayrıca belirtilmiştir. Atlas bu tartışmalarda taraf tutmaz.
Ezberlediği hadis sayısı — 300.000 hadisi senedleriyle ezberlediği bizzat kendisinden rivayet edilir; Zehebî'nin yine kendisinden naklettiği rivayete göre ise bu sayı 12.000'dir. Kaynak ikinci rivayeti daha inandırıcı bulur.
"Selef tarzı tasavvuf" nitelemesi — Çağdaş müelliflerden Abdülkādir Mahmûd, Selef tarzı tasavvufun Herevî ile zirveye ulaştığını söyler. Kaynak, Herevî'nin Selefî ve Hanbelî olduğunu kabul etmekle birlikte onu Selef tarzı bir tasavvufun temsilcisi saymayı yanlış bulur. Zehebî ise Menâzilü's-sâirîn'de mahv ve fenâ haline işaret edildiğini belirterek "Bu eseri yazmasaydı daha iyi olurdu" der.
İtikadî görüşleri ve suçlamalar — Müteşâbih âyet ve hadislerin te'viline karşı çıkması sebebiyle muhalifleri onu Mücessime ve Müşebbihe'den olmakla suçlamıştır; kendisi ise bu tutumunun doğruluğunu savunmuş, tehditlere boyun eğmediğini belirtmiştir. Kaynak, onun bu görüşlerde Selef âlimlerine uymakla birlikte onların teşbih ve tecsîmi reddeden fikirlerini zikretmeyi ihmal ettiğini, kelâma yönelttiği eleştirilerin aklî delillerle desteklenmediğini ifade eder. Hadis ehli ve Selefîler ise onu, Ahmed b. Hanbel'in itikadî görüşlerini benimsediği için saygıyla anmıştır.
Nisbet edilen eserler — Hellmut Ritter'in ona isnat ettiği, Yûsuf ve Zelîhâ kıssasını anlatan Enîsü'l-mürîdîn ve şemsü'l-mecâlis'in aidiyeti tartışmalıdır. Şair Nevres'in onu eski Nakşibendiyye meşâyihinden göstermesini kaynak doğru bulmaz.
Kaynaklar
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) · c. 17, s. 222-226, “HEREVÎ, Hâce Abdullah” maddesi
Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).
Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin
Kalıcı kimlik: EA-Z-000935 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.
