Giriş
Allah Dostları

Evliyâ

Şeyh Arslan ed-Dımaşkî

Şeyh (Şam'ın koruyucusu)

Vefât: 550 h. (1155)
Kaynaklı · inceleme bekliyor

Tevhide dair risâlesiyle tanınan Türk asıllı sûfî; Haçlılar'a karşı mücadelesiyle Şam'ın hâmisi diye anılan Dımaşk şeyhi. Tam adı Şeyh Arslân b. Ya'kūb b. Abdillâh b. Abdirrahmân el-Ca'berî ed-Dımaşkī et-Türkmânî'dir; adı Arapça kaynaklarda Erslân, Reslân ve Ruslân şeklinde de geçer.

Ca'ber Kalesi'nde doğdu. Adından ve Türkmânî lakabından Türkmen kökenli olduğu anlaşılır. Ailesi, Şam bölgesinin Selçuklu Sultanı Melikşah tarafından 479 (1086) yılında fethinin ardından buraya iskân edilen Türkmen mücahidlerdendi. Çocukluğu ve gençliği Ca'ber Kalesi'nde geçti.

Daha sonra diğer Türkmenler'le beraber Şam'a göç etti ve geçimini marangozlukla sağlamaya başladı. Devam eden Haçlı seferleri onun düzenli bir öğrenim görmesine imkân vermedi. Haçlılar'ın Şam'ı işgaline karşı maddî ve mânevî cihadda bulunduğu için "Şam'ın hâmisi" diye tanındı. Kaynağın naklettiği bir olayı (bk. Menkıbeleri) mânevî bir işaret olarak kabul edince kendini tamamen seyrüsülûkle kemale ermeye verdi.

Bu yoldaki üstadı Ebû Âmir el-Müeddib adında bir sûfîdir. Samimiyeti ve ciddiyetiyle Ebû Âmir'in en önde gelen müridi oldu; onun vefatından sonra irşad postuna oturdu. Kaynak, Hızır'la ilgili rivayete dayanarak (bk. Menkıbeleri) onun mânevî eğitimini yalnız şeyhinden değil Hızır'dan da aldığını ve Üveysî olduğunu söylemenin mümkün olduğunu belirtir.

Derbülhacer diye bilinen yakın bölgedeki caminin bir köşesinde ibadetle meşgul olmaya başladı. Aynı camide ibadet eden devrin önemli sûfîlerinden Şeyh Ebü'l-Beyân ile dost oldukları anlaşılmaktadır.

550 (1155) ile 560 (1165) yılları arasında vefat etti ve Ebû Âmir için yaptırdığı türbede şeyhinin yanına defnedildi.

Tesir Halkası — Çağdaşı Abdülkādir-i Geylânî ve Ahmed er-Rifâî gibi şöhret kazanmamışsa da döneminin tasavvuf kültürüne önemli katkılarda bulunmuştur. Kaynağa göre bütün kaynaklar onun Şam'ın büyük şeyhlerinden, tasarruf sahibi bir kişi olduğu hususunda hemfikirdir. İbn Tolun, ona nisbetle Reslâniyye adı verilen bir tarikatın bulunduğunu, kendisinin de bu tarikata intisap ettiğini ve Reslâniyye hırkasını Ebü'l-Feth Muhammed b. Muhammed el-İskenderî'den giydiğini söyler (bk. Çok Görüşlü Sunum).

Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Şair olarak tanınmaz; çizgisini risâlesi taşır. Kaynağa göre risâlenin temel konusu şirk-i hafî ve fenâdır: Şeyh Arslan'a göre sülûkün en önemli hedefi insanın şirk-i hafîden kurtulmasıdır; sâlik nefsânî arzu ve hayallerini yok etmekle kalmayıp kendine mahsus bir varlığı olduğu vehminden de kurtulmalıdır. Kaynak risâleyi, Muhyiddin İbnü'l-Arabî öncesi dönemde vücûdî tevhidi esas alan bir metin olarak önemli bulur. Tarikat anlayışını "Tarikatımız muhabbetten ibarettir, amel değildir; fenâdır, bekā değildir" diye ifade eden Şeyh Arslan'ın bu sözlerinden, aşk ve cezbeye öncelik veren Şüttâr tarikini ve melâmet yolunu benimsediği anlaşılır.

Eserleri — Risâletü't-tevhîd: kısa bir risâledir; konuların kısa fakat güçlü bir ifadeyle anlatılması ve Türk kökenli olmasına rağmen Arap dilini ustaca kullanması şöhretinin başlıca sebeplerindendir. Şirk-i hafî, iman ve yakîn, şeriat ve hakikat, mümin, ârif, makamlar, ilim, amel, fenâ, ihlâsın dereceleri, muhabbet, belâ, nimet, kul, tarikat, mârifet, avam, havas ve havâssü'l-havas konularını ele alır. İstanbul kütüphanelerinde birçok yazma nüshası ve şerhi vardır. En önemli şerhi Zekeriyyâ el-Ensârî'nin Fethu'r-rahmân bi-şerhi Risâleti'l-Velî Arslân'ıdır (Kahire 1317); bu şerh Ulvân el-Hamevî'nin şerhiyle birlikte İngilizce'ye çevrilmiştir. Suriyeli araştırmacı İzzet Husariyye, Abdülganî en-Nablusî'nin Hamretü'l-hân'ı, Ensârî'nin Fethu'r-rahmân'ı, Ali b. Sadaka'nın Nihâyetü'l-beyân'ı ve Ulvân el-Hamevî'nin Şerhu'r-Reslâniyye'si olmak üzere dört şerhi tek cilt halinde neşretmiştir (Dımaşk 1389/1969). Ebü's-Safâ İbrâhim el-Irâkī'nin Lemhu'l-burhâni'l-ferîd'i diğer önemli bir şerh, Ahmed b. Allân el-Mekkî en-Nakşibendî'ninki ise kısa bir şerhtir. Risâlenin metni Nablusî şerhiyle birlikte basılmıştır (İstanbul 1321).

Türbesi ve Külliyesi — Şeyh Arslan, şeyhi Ebû Âmir için yaptırdığı türbede onun yanına defnedilmiştir. Kaynağa göre türbe bugün hâlâ ayakta olup ziyaret edilmektedir.

Kerâmât

Aşağıdakiler kaynakta NAKİL olarak yer alan rivayetlerdir; atlas onları 'böyle olmuştur' diye değil, 'kaynaklar böyle nakleder' diye kaydeder.

Frenklere atılan taşlar — İbn Tolun, Ebû Ahmed Mahmûd el-Kürdî eş-Şeybânî'den naklen şunu aktarır: Şeyh Reslân'ı bir gün Şam'ın dışında elindeki taşları ileriye doğru fırlatırken görmüş, ne yaptığını sormuş; şeyh "Bunlar Frenkler'e attığım oklardır" demiştir. O günlerde Frenkler sahil kıyılarını işgal etmiş, müslüman askerler onlarla savaşıyordu. Bazı askerler bu taşların Haçlı süvarilerinin başına düşüp hem süvariyi hem atını öldürdüğünü söylemiş; rivayete göre bu şekilde pek çok Haçlı süvarisi bertaraf edilmiştir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, ŞEYH ARSLAN, EK-2)

Konuşan bıçkı — Yine İbn Tolun'un rivayetine göre bir gün ağaçları kestiği bıçkı ona üç defa "Sen bunun için mi yaratıldın?" deyip üç parçaya bölünerek kullanılamaz hale gelmiştir. Şeyh Arslan bu olayı mânevî bir işaret olarak kabul etmiştir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, ŞEYH ARSLAN, EK-2)

Hızır ile buluşma — Şeyh Abdullah Betâyihî, Şeyh Arslan ile Şeyh Ebü'l-Beyân'ın bazan Kan mağarasına gittiklerini, orada Hızır ile buluşup bir talebe gibi önünde diz çöktüklerini ve ona bilmedikleri şeyleri sorduklarını, Hızır'a Ebû Abbas diye hitap ettiklerini ve Hızır'ın bir kuş gibi uçarak onlara geldiğini rivayet eder. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, ŞEYH ARSLAN, EK-2)

Çok Görüşlü Görüşler

Vefat tarihi — Kaynağın başlık satırı vefat yılını soru işaretiyle 550 (1155) olarak verir; gövdede ise 550 (1155) ile 560 (1165) yılları arasında vefat ettiği belirtilir. Kesin yıl bilinmemektedir; atlas ikisini de kaydeder.

Kabrin yeri — Kaynak, Şeyh Arslan'ın şeyhi Ebû Âmir için yaptırdığı türbede onun yanına defnedildiğini ve türbenin bugün ayakta olduğunu söyler; türbenin Dımaşk'ın hangi semtinde bulunduğunu ve bugün hangi yapıyla anıldığını belirtmez. Atlasın işareti Şam'daki Şeyh Arslan türbesini gösterir; semt bilgisi bu kaynakla doğrulanmış değildir.

Bilgi zinciri nereden geliyor — Kaynak, hayatına dair bilinenlerin önemli bir kısmının Şemseddin İbn Tolun'un (ö. 953/1546) Gāyetü'l-beyân fî tercemeti'ş-Şeyh Arslân ed-Dımaşkī adlı eserine dayandığını belirtir. Atlas bu zinciri gizlemez: bilgi, zattan asırlar sonra yazılmış bir tercüme-i hâle dayanmaktadır.

Reslâniyye tarikatı — İbn Tolun, Şeyh Arslan'a nisbetle Reslâniyye adlı bir tarikat bulunduğunu ve kendisinin bu tarikata intisap ettiğini söyler. Kaynak ise fiilen böyle bir tarikatın teşekkül etmediğini, ettiyse de devam etmediğini belirtir.

Kaynaklar

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) · c. EK-2, s. 559, “Şeyh Arslan” maddesi

Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).

Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin

Kalıcı kimlik: EA-Z-000299 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.