Hz. Hasan'ın torunu Hasan b. Zeyd'in kızı; Ehl-i beyt'ten, zühd hayatı yaşayan dindar bir hanım ve Kahire'nin en çok ziyaret edilen türbelerinden birinin sahibi. Tam adı es-Seyyide Nefîse bint el-Hasen b. Zeyd b. el-Hasen b. Alî b. Ebî Tâlib'dir; et-Tâhire ve el-Hurretü't-takıyye lakaplarıyla anılır.
145 (762) yılında Mekke'de doğdu; burada ve babasının valilik yaptığı Medine'de yetişti. Kaynak, genç kızlığa geçiş döneminde babasının Halife Ebû Ca'fer el-Mansûr tarafından isyana teşebbüs suçlamasıyla görevden alınıp hapse atılması ve mallarına el konulması sırasında büyük sıkıntılar çektiğinin tahmin edilebileceğini belirtir. Evlilik çağına geldiğinde İmam Ca'fer es-Sâdık'ın oğlu İshak el-Mü'temin ile evlendi; ondan Kāsım adında bir oğlu ve Ümmü Külsûm adında bir kızı olduysa da bu çocuklar soyunu sürdüremedi.
Kuvvetli bir rivayete göre 201 (816-17) yılında eşi İshak'la birlikte Kahire'ye (Fustat) gitti ve vefatına kadar orada yaşadı. Fustat halkından büyük bir kalabalık onu karşıladı; birkaç ay Cemâleddin Abdullah b. Cessâs'ın evinde misafir kaldı. Bu süre içinde hem Mısırlılar hem de başka ülkelerden gelenler onu ziyaret etmek için âdeta yarıştılar. Ziyaretçilerinin çoğalması ve oturduğu semtte büyük bir izdiham yaşanması üzerine Mısır Valisi Ubeydullah b. Serî b. Hakem, günümüzde türbesinin bulunduğu semtteki büyük bir evini ona tahsis etti ve ziyaretler için haftada iki gün sınırlaması getirdi.
Tefsir, hadis ve tasavvuf alanlarında önemli bir birikime sahip olduğu anlaşılır. Kaynak, tarih boyunca kendisine gösterilen büyük ilgi ve sevginin sebebini onun peygamber soyundan gelmesine ve zühd hayatı yaşayan çok dindar bir kadın olmasına bağlar. Çok az yediği, az uyuduğu, çokça namaz kılıp oruç tuttuğu, otuz defa hacca gittiği ve evinin içine bir mezar kazdırarak zaman zaman buraya inip ibadet ettiği rivayet edilir. Bu sebeple sûfî tabakat kitaplarında kendilerine özel olarak yer ayrılan Ali evlâdı arasında sayılır.
Ramazan 208'de (Ocak 824) vefat etti. Kocası cenazesini Medine'ye götürmek istediyse de halkın arzusu üzerine Fustat'ta yaşadığı eve defnedildi.
Tesir Halkası — Onu ziyaret edenlerin başında Bişr el-Hâfî, Ahmed b. Hanbel ve İmam Şâfiî gibi mutasavvıf ve ilim adamları bulunur. Kaynakların belirttiğine göre İmam Şâfiî Mısır'a gittiğinde sık sık Nefîse'yi ziyaret etmiş ve kendisinden hadis öğrenmiştir; Şâfiî vefat ettiğinde cenazesi onun evine götürülerek Nefîse'nin de cenaze namazını kılması sağlanmıştır. Ziyaretçileri ölümünden sonra daha da arttı. İbn Tağrîberdî şöhretinin Doğu'da ve Batı'da yayıldığını söyler.
Türbesi ve Külliyesi — Fustat'taki evine yapılan defnin ardından kabri üzerine Mısır Valisi Ubeydullah b. Serî b. Hakem tarafından bir türbe yaptırıldı. Türbe sonraki dönemlerde birçok defa tamir edildi ve yanına eklenen yeni binalarla bir külliye haline getirildi. İmar faaliyetlerinin başlıcaları 532'de (1138) Fâtımî Halifesi Hâfız-Lidînillâh, 693'te (1294) Memlük Sultanı Muhammed b. Kalavun ve 1170'te (1757) Osmanlı Valisi Hekimoğlu Ali Paşa tarafından gerçekleştirilmiştir. Hâlen türbenin çevresinde bir camiden başka çeşitli binalar, bir kütüphane ve sûfî hücreleri bulunmaktadır; özellikle altın ve gümüş süslemeleriyle dikkat çeken türbe Kahire'nin en çok ilgi gören ziyaretgâhları arasındadır.
Kerâmât
Aşağıdakiler kaynakta NAKİL olarak yer alan rivayetlerdir; atlas onları 'böyle olmuştur' diye değil, 'kaynaklar böyle nakleder' diye kaydeder.
Yahudinin kızı — Sehâvî, Nefîse'nin Fustat'taki ziyaretçilerinin çokluğunu onun gösterdiği bir kerâmete bağlar: bir yahudinin yürüyemeyen kızını iyileştirince kızın ailesiyle beraber doksan kadar yahudinin müslüman olduğunu, bu haberin duyulmasıyla ziyaretçilerinin hızla arttığını ve oturduğu semtte büyük bir izdiham yaşandığını nakleder. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, NEFÎSE bint HASAN, c. 32)
Kerâmet sahibi oluşu — İbn Tağrîberdî, Nefîse'nin kerâmetler ve burhanlar sahibi bir kadın olduğunu söyler; Sehâvî de onun kerâmet ve menkıbeleriyle ilgili rivayetlerin bazılarını nakletmiştir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, NEFÎSE bint HASAN, c. 32)
Çok Görüşlü Görüşler
Seyyide Nefîse Ehl-i beyt'tendir ve farklı ilim geleneklerinde saygıyla anılır. Atlas bu kayıtta taraf tutmaz; kaynağın aktardığı görüşleri sahipleriyle birlikte yan yana kaydeder. Kaynak madde Ehl-i sünnet ilim geleneği içinde yazılmıştır; madde müellifinin kendi yorumları aşağıda ayrıca "kaynak" diye belirtilmiştir.
Mısır'a gidişi — Mısır'a gidiş yılı kaynakta "kuvvetli bir rivayete göre" 201 (816-17) diye verilir. Sehâvî, onun Beytülmakdis'te bulunan Hz. İbrâhim'in kabrini ziyaret ettikten sonra Mısır'a gittiğini yazar. Kaynak ise kendi yorumu olarak, Nefîse'nin aslında bu ziyaret vesilesiyle Hz. Ali soyundan gelenlerin büyük bir baskı altında tutulduğu Irak'tan uzaklaşmak istediğini ve Kudüs'ten, kendilerine kucak açacak nüfuzlu insanların bulunduğu Mısır'a geçtiğini belirtir. Atlas bu yorumu müellife bağlı olarak kaydeder.
Türbesine gösterilen bağlılık — Kaynak burada farklı değerlendirmeleri yan yana verir. İbn Hallikân, Mısırlılar'ın Nefîse'ye büyük bir bağlılık duyduğunu ve bunun hiç eksilmediğini, çünkü kabri başında yapılan duaların kabul edildiğine inanıldığını söyler; Makrîzî de Mısır'da duaların kabul edildiği dört mekândan birinin Nefîse'nin türbesi olduğunu yazar. Buna karşılık Zehebî, halktan bazı kişilerin türbeye aşırı saygı gösterdiklerini ve bunu şirke varacak ölçüye götürdüklerini kaydeder; Yâfiî de türbede bizzat gördüğü uygunsuz hareketlere dikkat çeker. Atlas bu âlimlerin değerlendirmeleri arasında hüküm vermez; ziyaret âdâbı ilim ehli onayı gerektirdiği için bu kayıtta yazılmamıştır.
Kaynaklar
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) — Rıza Savaş · c. 32, s. 531-532, “NEFÎSE bint HASAN” maddesi
Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).
Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin
Kalıcı kimlik: EA-Z-000317 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.
