Hz. Ali ile Hz. Fâtıma'nın en büyük kızları; Kerbelâ Vak'ası'nda ve sonrasında Ehl-i beyt'in kadın ve çocuklarını koruyan hanım. Tam adı Zeyneb el-Kübrâ bint Alî b. Ebî Tâlib el-Hâşimiyye'dir.
Yaygın kabule göre Şâban 5 (Ocak 627) tarihinde Medine'de doğdu; başka görüşler de vardır. Ağabeyleri Hasan ile Hüseyin'in ve bazı rivayetlere göre ölü doğan veya doğduktan hemen sonra ölen Muhassin'in (Muhsin) ardından dünyaya geldi. Hz. Ali'nin diğer bir hanımından olup aynı adı taşıyan küçük kardeşinden ayırt edilmek için Zeyneb el-Kübrâ, ömrü boyunca birçok zorlukla karşılaştığı için de Ümmü'l-mesâib künyesiyle anıldı.
Kaynağın ifadesiyle hayatına dair bilgiler daha çok menkıbe türündendir. Annesinin vefatının ardından Hz. Ali'nin Fâtıma'dan sonraki eşleri Ümmü'l-Benîn bint Hizâm, Leylâ bint Mes'ûd ve Esmâ bint Umeys'in gözetiminde büyüdü; eğitimiyle bizzat babası ilgilendi. Onun kontrolü altında tahsilli, akıllı ve basîretli bir genç kız olarak yetiştiğinden kendisine Akīletü Benî Hâşim lakabı verildi. Henüz çocukken bazı meselelerde verdiği cevaplarla babasını şaşırttığı rivayet edilir; genç kızlık döneminde özellikle kadınlar sorularına cevap bulmak için ona başvururdu.
Babası onu amcası Ca'fer b. Ebû Tâlib'in oğlu Abdullah ile evlendirdi. Abdullah, babasının Habeşistan'a hicret ettiği dönemde dünyaya gelmiş, cömertliğiyle meşhur bir sahâbîdir. Bu evlilikten Ali, Avn, Muhammed, Abbas ve Ümmü Külsûm adlı çocukları doğdu; bazı kaynaklarda Muhammed ve Abbas yerine Ca'fer ve Ümmü Abdullah adları geçer. Avn ile Muhammed Kerbelâ'da şehid düştü. Kızı Ümmü Külsûm'ü dayısı Hz. Hüseyin, Kāsım b. Muhammed b. Ca'fer ile evlendirdi.
Hz. Ali'nin hilâfeti döneminde kocasıyla birlikte Kûfe'ye yerleşti; Abdullah Sıffîn Savaşı'nda Hz. Ali'nin kumandanlarındandı. Kerbelâ Vak'ası'ndan önce birçok yakını gibi Abdullah da Hz. Hüseyin'i Kûfeliler'in davetine icabet etmemesi konusunda uyarmış, ancak sonuç alamamıştı.
Kaynak, Zeyneb'in bilhassa Kerbelâ Vak'ası'ndaki ve sonrasındaki rolü bakımından önem taşıdığını, bu olayda Hz. Hüseyin en önemli kişi ise Zeyneb'in de en önemli kadın olduğunu belirtir. Çatışmalar başladığında yaralananların tedavi ve bakımını ailenin en yaşlı kadını sıfatıyla o yönetti, kadın ve çocukları o korudu. Hastalığı dolayısıyla çatışmalara katılamayan ve çadırında öldürülmekten Ömer b. Sa'd'ın gayretiyle kurtulan yeğeni Zeynelâbidîn'i, Kûfe Valisi Ubeydullah b. Ziyâd öldürtmek isteyince onun üstüne kapandı ve önce kendisini öldürmesi gerektiğini söyleyerek valinin azmini kırdı. Kûfe'de ve ardından götürüldüğü Dımaşk'taki benzer davranışları sebebiyle bazı kaynaklarda Hz. Peygamber'in soyunu yok olmaktan koruyan kişi olarak zikredilir.
Fesahat ve belâgatta babasına benzetilir. Kûfe'de valinin yanına götürülürken halka hitaben ve Ubeydullah b. Ziyâd'ın huzurunda yaptığı konuşmalar, Dımaşk'ta Yezîd b. Muâviye ile arasında geçen muhâverede söylediği sözler meşhurdur. Kaynağa göre Kûfeliler'e hitabının ana teması onların Hz. Ali'ye ve Hüseyin'e karşı tutumu, Yezîd'in huzurundaki sözlerininki ise kendi soyunun üstünlüğü ve davalarının haklılığıdır. Aileye liderlik edecek yetişkin bir erkeğin kalmadığı o dönemde bu faaliyetleri onu Ehl-i beyt'in önderi konumuna yükseltti.
Zeyneb ve yanındakiler Dımaşk'ta birkaç gün tutuldu, ardından Nu'mân b. Beşîr'in himayesinde Medine'ye dönmelerine izin verildi. Zeyneb, Medine'ye döndükten sonra yol boyunca kendilerine eşlik eden ve iyi davranan Nu'mân'a üzerlerindeki bütün takıları hediye etmek istedi.
Vefatının tarihi ve yeri ihtilâflıdır: 14 Receb 62 (29 Mart 682) tarihinde veya 65 (684) yılında Kahire'de, Dımaşk'ta yahut Medine'de vefat ettiğine dair rivayetler vardır (bk. Çok Görüşlü Sunum). Onun 14 Receb'de vefat ettiğini kabul eden Şiîler her yıl bu gün kendisini anmak üzere tâziye meclisleri akdeder.
Birçok yönden annesi Fâtıma'ya da benzetilir; kocası Abdullah gibi cömert olduğu, eline geçeni yoksullara dağıttığı ve gecelerini nâfile ibadetle ihya ettiği kaydedilir.
Tesir Halkası — Hz. Fâtıma, Hz. Ali, Hasan, Hüseyin ve Esmâ bint Umeys'ten rivayetleri vardır; ondan da kocası Abdullah b. Ca'fer, Abdullah b. Abbas, Muhammed b. Amr, Atâ b. Sâib, Abbâd el-Âmirî ve yeğeni Fâtıma bint Hüseyin gibi isimler hadis rivayet etmiştir. Şiî kültürünün önemli unsurlarından olan muharrem meclislerinde ve Kerbelâ şehidlerinin anıldığı tâziyelerde adı zikredilen başlıca şahsiyetlerdendir. Dımaşk'ta ikamete tâbi tutulduğu evde Kerbelâ'da yaşananları anlatan konuşmaları ve ölen aile fertleri için tuttuğu yas, sonraki Şiî kültürünün parçası olan ve "meclis" diye adlandırılan tâziye toplantılarının ilk örneği olarak gösterilir; Yezîd'in huzurundaki sözlerinin de Şiîler nezdinde âşûre günü yapılan merasim kadar önemli bir merasimle anıldığı zikredilir. Hakkında gerek Sünnî gerek Şiî literatüründe mensur ve manzum birçok eser telif edilmiş, Batı dillerinde de çok sayıda çalışma yapılmıştır.
Çok Görüşlü Görüşler
Kaynağın geleneği — Bu kayıt TDV İslâm Ansiklopedisi'nin Halit Özkan imzalı maddesine dayanır; madde Türkiye'nin Sünnî akademik geleneğinde yazılmıştır ve hem Sünnî hem Şiî eserlerden (ör. A'yânü'ş-Şîa) yararlanır. Kaynak, Zeyneb'in Sünnî kültürüne nisbetle Şiî kültüründe daha çok ön plana çıktığını belirtir. Aşağıda madde müellifinin kendi değerlendirmeleri "müellife göre" diye ayrıca gösterilmiştir. Atlas hiçbir geleneğin görüşünü doğru diye sunmaz.
Kabrin yeri — Çeşitli kaynaklarda mezarının Kahire'de veya Dımaşk'ta olduğu zikredilir. Dımaşk'ın güneydoğusunda, önceleri Râviye köyü, bugün Seyyide (Sitti) Zeyneb mahallesi adını taşıyan yerde ona nisbet edilen kabrin aslında küçük kardeşi Zeyneb'e ait olduğu Mûsâ M. Ali'nin eserinde belirtilir. Kahire'de Kanâtırü's-sibâ diye bilinen yerde bulunduğu Kehhâle tarafından zikredilen mezarın ise Zeyneb bint Yahyâ'ya ait olduğu ve kabrinin gerçekte Medine'de bulunması gerektiği A'yânü'ş-Şîa'da söylenir. Müellife göre Zeyneb'in Medine'ye döndükten sonra bir daha oradan ayrılıp ayrılmadığı tesbit edilemediğinden, kabrini Medine dışında gösteren rivayetler ihtiyatla karşılanmalıdır. Kaynak aynı zamanda Kahire'deki ve özellikle Dımaşk'taki makamının önemli birer ziyaretgâh olduğunu kaydeder. Atlas bu görüşler arasında tercih yapmaz: Kahire'deki makam burada bir ziyaretgâh olarak işaretlenmiştir, kabrin kesin yeri olarak değil.
Vefat tarihi — Kaynak iki tarih verir: 14 Receb 62 (29 Mart 682) ve 65 (684). Madde başlığı da vefat yılını soru işaretiyle (62/682 [?]) kaydeder. Atlas ikisi arasında tercih yapmaz.
Adının verilişi — Bazı kaynaklarda, doğumundan kısa süre önce vefat eden teyzesi Zeyneb'in adının ona bizzat Hz. Peygamber tarafından verildiği zikredilir. Müellife göre teyzesi Zeyneb'in vefatının hicretin 8. yılının Safer ayında (Haziran 629) olduğunun bilinmesi bu rivayeti zayıflatır.
Annesinin vasiyeti — Hz. Fâtıma'nın vefatı sırasında bütün kardeşlerinin bakımını ona vasiyet ettiğine dair rivayetler vardır. Müellife göre o sırada küçük bir çocuk olan Zeyneb hakkındaki bu haberler, onun sonraki dönemlerde aile fertlerinin yaşadığı sıkıntılara katlanıp onları nasıl himaye ettiğini göstermek üzere sonradan şekillenmiş olabilir. Atlas rivayeti ve müellifin değerlendirmesini yan yana kaydeder.
Kerbelâ'da kocasının yanında olmayışı — Abdullah b. Ca'fer Medine'de kaldığı halde Zeyneb'in iki oğluyla birlikte Hz. Hüseyin'in yanında nasıl yer alabildiği tam olarak aydınlanmamıştır. Birinci ihtimale göre Abdullah onu bu tarihten önce boşamış ve sonra küçük kardeşi Zeyneb es-Suğrâ ile evlenmiştir (İbn Hazm, Âişe Abdurrahman, Mûsâ M. Ali). A'yânü'ş-Şîa gibi bazı kaynaklarda kaydedilen ikinci ihtimale göre ise Zeyneb o tarihte henüz boşanmamıştı ve kocasının izniyle Hz. Hüseyin'in yanında yer aldı. Atlas ikisi arasında tercih yapmaz.
Şehidlerin başları — Zeyneb'in, Dımaşk'a getirilen kesik başlar Kerbelâ'da defnedilmedikçe oradan ayrılmak istemediğine dair yorumlar ve geleneksel kabuller vardır. Müellife göre bunlar ihtiyatla karşılanmalıdır: şehidlerin vücutlarının Kerbelâ'da defnedildiğinde şüphe olmamakla birlikte başlarının nereye gömüldüğü kesin olarak bilinmediğinden, Zeyneb'in onları Kerbelâ'da defnettirmeyi başardığı kabul edilemez. Atlas geleneği ve müellifin değerlendirmesini yan yana kaydeder.
Kaynaklar
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) · c. 44, s. 356-357, “Zeyneb bint Ali” maddesi
Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).
Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin
Kalıcı kimlik: EA-Z-000324 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.
