Giriş
Allah Dostları

Âlim

Sahnûn b. Saîd et-Tenûhî

İmam

Vefât: 240 h. (854)
Kaynaklı · inceleme bekliyor

Mâlikî mezhebinin oluşumunda ve Kuzey Afrika'ya yayılmasında önemli katkıları olan fakih; el-Müdevvene'nin müellifi. Tam adı Ebû Saîd Sahnûn Abdüsselâm b. Saîd b. Habîb et-Tenûhî'dir.

160 (777; başka bir rivayete göre 161/778) yılında muhtemelen Kayrevan'a yaklaşık 100 km. uzaklıktaki Menzilüsıklâb köyünde doğdu. Aslen Şamlı (Humus) bir Arap ailesine mensuptur. Zekâsı ve güçlü kavrayışı sebebiyle keskin görüşlü bir kuşun adı olan “Sahnûn” (tercih edilmeyen okunuşu Suhnûn) lakabıyla meşhur oldu.

Bühlûl b. Râşid, Abdullah b. Gānim ve Ebû Zeyd er-Ruaynî gibi Kayrevan âlimlerinden okudu. Kayrevan'da Irak ve Ebû Hanîfe fıkhı yaygınken Mâlik'in görüşlerini en iyi şekilde öğrenmek isteyen Sahnûn, Medine'ye giderek İmam Mâlik'ten ders alma imkânı bulamadığı için Bühlûl'ün tavsiyesiyle Tunus'ta, İfrîkıye'de el-Muvatta'ı ilk defa rivayet eden İbn Ziyâd el-Absî'nin halkasına katıldı ve ondan el-Muvatta' rivayetini dinleyip icâzet aldı. Üzerinde en fazla etkisi olan hocaları Bühlûl, İbn Ziyâd ve İbnü'l-Kāsım'dır.

Ardından doğuya ilim yolculuğuna çıktı. Kahire'de İmam Mâlik'in öğrencileri İbnü'l-Kāsım, İbn Vehb, Eşheb ve Abdullah b. Abdülhakem'den, Medine'de Mâlik'in diğer öğrencilerinden, Mekke'de Süfyân b. Uyeyne'den, Dımaşk'ta Velîd b. Müslim'den ders aldı. Mısır'a gidişinin belki de en önemli sebebi, hemşerisi Esed b. Furât'ın İbnü'l-Kāsım ile birlikte hazırladığı el-Esediyye'yi — Esed'den elde edemediği için başkaları aracılığıyla oluşturduğu kendi nüshasını — İbnü'l-Kāsım'a arzederek tashih etmekti. Muhtemelen 188 (804) yılında hocalarıyla birlikte Hicaz'a gitti, iki yıldan fazla Mekke ve Medine'de kaldı ve 191 (807) yılında güçlü bir ilmî birikimle Kayrevan'a döndü. Beraberinde getirdiği en önemli kaynak, daha sonra el-Müdevvene diye adlandırılacak derlemenin müsveddesiydi. Öğrencisi İbn Vaddâh, onun yirmi dokuz semâ kaydını talebelerine okuttuğunu ve böylesine zengin birikime sahip başka birini görmediğini söyler.

Dönüşünde muhtemelen Menzilüsıklâb köyüne yerleşip ders halkasını kurdu; Kayrevan dışından ve özellikle Endülüs'ten pek çok öğrenci derslerine katıldı. Dersleri karşılığında ücret almaz, geçimini ziraatla, muhtemelen babasından kalan büyük bir zeytin bahçesiyle sağlardı.

Ağlebî emîrleriyle ilişkisi sınırlı ve gergindi: mecbur kalmadıkça onlarla görüşmez, hediye ve yardımlarını kabul etmez, fetva taleplerini karşılıksız bırakırdı. Bu tutumunu bir âlimin dinî sorumluluğu ve ilmî bağımsızlığını koruma arzusuyla açıklardı; ancak muhalefeti yöneticilere isyanı içermeyen klasik Sünnî muhalefet sınırında kaldı. Ebû Ca'fer Ahmed b. Ağleb halku'l-Kur'ân konusunda mihne politikasını başlatınca (231/846) Kur'an'ın mahlûk olmadığını beyan ettiği için bir yıl ev hapsinde tutuldu; Emîr I. Muhammed iktidarı yeniden ele geçirip mihneyi sona erdirince serbest bırakıldı.

Kayrevan kadılığı teklif edilince önce reddetti; bir yıl süren yoğun baskılar sonunda, Ağlebî hânedanı ve yöneticilerin yolsuzluklarının üstüne gitmek ve maaş almamak şartıyla kabul etti. 3 Ramazan 234 (31 Mart 849) tarihinde görevine başladı; İfrîkıye'de ilk defa Kayrevan kadılığına bağlı bağımsız bir hisbe teşkilâtı kurdu, mezâlim yetkisini kullanarak yöneticilerin hukuka aykırı uygulamalarını denetledi. Kayrevan Ulucamii'nde bütün mezhep ve fırka mensuplarının katılabildiği münazara meclislerini ilk defa yasakladı; Mu'tezilî ve Hâricîler'in muallimlik, imamlık ve müezzinlik görevlerine son verdi. Kadılığı vefatına kadar altı yıl sürdü.

240 yılı Receb ayında (Aralık 854) Kayrevan'da vefat etti. Cenaze namazını Ağlebî Emîri I. Muhammed Bâbünâfi' Musallâsı'nda kıldırdı ve aynı yere defnedildi.

Tesir Halkası — İfrîkıye'de bir şahsa nisbet edilen mezhep anlamında Mâlikî mezhebinin temellerinin Sahnûn tarafından atıldığı söylenebilir; kırk yılı aşkın hocalığı boyunca bu birikimi esas alan bir Mâlikî tedris geleneği kurdu. Mezhep içindeki şöhret ve otoritesinin oluşmasında en büyük pay sayıları 700'e ulaşan öğrencilerine aittir; Mâlik'ten sonra en çok öğrenci yetiştiren Mâlikî imam kabul edilir ve mezhebi ayakta tutan dört imamın ilki sayılır. En meşhur üç öğrencisi oğlu Muhammed (İbn Sahnûn), İbn Abdûs ve Yahyâ b. Ömer el-Kinânî'dir; Endülüslü öğrencileri arasında Muhammed b. Ahmed el-Utbî, Bakī b. Mahled ve İbn Vaddâh bulunur. Ebü'l-Hasan el-Kābisî (ö. 403/1012) onu İbnü'l-Kāsım'dan üstün tutmuş ve Mâlik gibi tartışmasız bir otorite kabul etmiştir.

Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Fıkıh anlayışı büyük ölçüde Mâlik'inkini yansıtır; en belirgin özelliği fetva konusundaki aşırı titizliğidir: kesin kanaate ulaşmadığı meselelerde fetva vermekten kaçınır, soranı çoğu zaman birkaç gün bekletir, bu tavrıyla Selef âlimlerinin geleneğini sürdürdüğünü söylerdi. İtikadî konularda Selef akîdesini benimsemiş, Allah'ın sıfatları gibi konularda te'vile ve tartışmaya karşı olmuştur. Fıkhı bir zihniyet ve yaşam biçimi olarak görür, haramdan titizlikle kaçınır, çok tasadduk ettiği için genellikle borçlu gezerdi. Sâhil bölgesindeki ribâtlarda nöbet beklemeye önem verir, özellikle ramazanları buralarda geçirirdi; onun teşvikiyle yaptırılan Kasru Ziyâd Ribâtı “Mâlik'in yurdu” diye meşhur olmuştur.

Eserleri — ① el-Müdevvenetü'l-kübrâ: Mısır'daki tashih çalışmasının notlarını Kayrevan'da uzun süre işleyerek meydana getirdi. Belirli bir tertibi olmayan el-Esediyye'yi fıkıh bablarına göre düzenledi; İbnü'l-Kāsım'ın rivayet ve tahrîc yoluyla Mâlik'e dayandırdığı görüşleri birbirinden ayırdı; Mâlik'in el-Esediyye'de bulunmayan görüşlerini, diğer öğrencilerinin görüşlerini, hadis ve âsârı ekledi, zaman zaman kendi görüşlerine de yer verdi. Eser III. (IX.) yüzyıldan itibaren özellikle Kuzey Afrika ve Endülüs Mâlikîleri'nin temel kaynağı oldu; en meşhur muhtasarı Berâziî'nin et-Tehzîb'i el-Müdevvene diye anılmaya başlanınca onun eserine el-Müdevvenetü'l-kübrâ denildi. ② Nevâzilü Sahnûn: Sahnûn'un telif ettiği bir eser değil, öğrencilerinin sorularına verdiği cevapların Utbî tarafından derlendiği bir fetva mecmuasıdır. Kaynaklarda ayrıca Kitâbü'z-Zühd ve Menâsikü'l-hac adlı iki eser ona nisbet edilir; ikincisi muhtemelen hocası Eşheb'in Kitâbü'l-Hacc'ı üzerine bir ihtisardır.

Türbesi ve Külliyesi — Bugün Tunus'un Kayrevan şehri yakınlarında bulunan ve üzerine küçük bir türbe yapılmış olan kabri meşhur ziyaret mekânlarındandır.

Çok Görüşlü Görüşler

Doğum yılı ve yeri — 160 (777) yılı yanında 161 (778) rivayeti de vardır; Menzilüsıklâb köyü yanında Humus şehri yakınlarında bir köyde doğduğu da rivayet edilir (Ebû Bekir el-Mâlikî; İbn Hallikân). Atlas tercih yapmaz.

İlim yolculuğunun tarihi — Yolculuğu 191 (807) yılında tamamlayıp Kayrevan'a döndüğü bilinmekle birlikte yola çıkış tarihi hakkında kaynaklar farklı bilgi verir; Kādî İyâz iki ayrı yolculuğun söz konusu olabileceği kanaatindedir.

İbn Ebü'l-Cevâd'ın ölümü — Önceki Mu'tezilî kadı İbn Ebü'l-Cevâd, Sahnûn tarafından yargılanıp verilen sopa cezasının infazı sırasında öldü. Kaynaklarda bir alacak davası yüzünden hapsedildiği ve borcunu reddettiği için sopa cezasına çarptırıldığı rivayetleri öne çıkar; çağdaş araştırmacılar ise olayı Sahnûn'un ehl-i bid'ata yönelik mücadelesiyle ilişkilendirme eğilimindedir. Kādî İyâz alacak davasını uzun uzadıya anlattıktan sonra itikadî görüşleri sebebiyle cezalandırıldığına dair zayıf bir rivayete işaret eder. Atlas tercih yapmaz.

Ehl-i bid'at ve re'y — Ehl-i bid'atın tekfiri ve katli hususundaki görüşü hakkında farklı rivayetler vardır. Re'ye mesafeli olduğuna dair bazı rivayetlerden hareketle onun re'y karşıtı bir ehl-i hadîs mensubu olduğu da düşünülebilir; kaynak bu yorumu isabetli bulmaz, çünkü el-Müdevvene hem muhteva hem üslûp bakımından belirli bir fıkıh çevresine intisaba dayanan re'y fıkhını yansıtır.

Ona nisbet edilen eserler — Brockelmann'ın Sahnûn'a izâfe ettiği Kitâbü'l-Ecvibe ve Âdâbü'l-muallimîn, kaynağa göre oğlu İbn Sahnûn'a aittir.

Kaynaklar

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) · c. 35, s. 534-538, “Sahnûn” maddesi

Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).

Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin

Kalıcı kimlik: EA-Z-000379 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.