Resûl-i Ekrem'in evlâtlığı ve âzatlısı; Kur'ân-ı Kerîm'de adı geçen tek sahâbî ve Mûte Savaşı'nda şehid düşen ilk kumandan. Tam adı Ebû Üsâme Zeyd b. Hârise b. Şerâhîl (Şürahbîl) el-Kelbî'dir. Resûlullah tarafından çok sevildiği için "hibbü Resûlillâh" lakabıyla tanınırdı.
Bi'setten otuz beş yıl kadar önce doğdu; aslen Yemen menşeli Kelb kabilesindendir. Hz. Peygamber'den yalnız on yaş küçük olduğu halde evlâtlığı olduğu için önceleri Zeyd b. Muhammed diye anılırdı; evlâtlıkların öz babalarının adıyla anılmasını emreden âyet (el-Ahzâb 33/5) inince babası Hârise'nin adıyla anılmaya başlandı. Câhiliye döneminde henüz çocukken annesi Su'dâ ile birlikte akrabalarını ziyarete giderken Benî Kayn mensupları tarafından kaçırıldı, köle olarak satıldı ve sonunda Hz. Hatice'nin eline geçti; Hz. Hatice de onu Resûlullah'a hediye etti.
Kabilesinden hac için Mekke'ye gelenler onu tanıyıp ailesine haber verdiler. Babası Hârise fidyesini de alarak Mekke'ye geldi ve Resûl-i Ekrem'den onu geri istedi. Resûlullah Zeyd'i ailesiyle görüştürdü ve dilerse onlarla gidebileceğini söyledi; fakat Zeyd Resûlullah'ın yanında kalmayı tercih etti. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem onu Kâbe'nin bitişiğindeki hicr mevkiine götürüp "Şahit olun, Zeyd benim oğlumdur, o benim mirasçım, ben de onun mirasçısıyım!" dedi ve ardından onu âzat etti.
Hz. Peygamber'den hiç ayrılmayan Zeyd onun risâletini ilk tasdik edenlerdendir. Tâif yolculuğunda beraberdi; Tâifliler Resûl-i Ekrem'i şehirden çıkarırken atılan taşların ona isabet etmemesi için kendi vücudunu siper etti ve yaralandı. Mekke'de Hz. Hamza ile kardeş ilân edildi; Hamza savaşa gitmeden önce öldüğü takdirde ne yapılacağını ona vasiyet ederdi, şehid olacağı Uhud günü de ona vasiyette bulundu. Hicretten sonra bir süre Sa'd b. Hayseme'nin Kubâ'daki "Beytü'l-uzzâb" (bekârlar evi) denilen evinde misafir oldu ve Üseyd b. Hudayr ile kardeş ilân edildi.
Bedir, Uhud ve Hendek gazvelerine, Hudeybiye seferine ve Hayber'in fethine katıldı. Bedir zaferinin müjdesini Hz. Peygamber'in devesi Kasvâ'ya binerek Medine'ye o ulaştırdı; Hendek'te muhacirlerin sancaktarı idi. Karede, Cemûm, Îs, Taref, Hismâ, Ümmü Kırfe, iki Vâdilkurâ ve Medyen seriyyeleri onun kumandanlığında yapıldı. Hicretin 6. yılının Rebîülevvel ayı başında (Temmuz 627) Hendek'e 700 kişilik bir kuvvetle katılan Benî Süleym'i cezalandırmak üzere Cemûm'a gönderildi. Sefevân ve Müreysî' gazvelerinde Resûlullah'a vekâleten Medine'de kaldı. Hz. Âişe, "Resûl-i Ekrem Zeyd'i bir ordu ile sefere gönderdiğinde mutlaka onu kumandan tayin ederdi" demiştir.
Birkaç defa evlendi. Resûlullah'ın dadısı Habeşî Ümmü Eymen'le Mekke'deki ilk evliliğinden oğlu Üsâme doğdu; Ümmü Külsûm bint Ukbe, Dürre bint Ebû Leheb ve Hind bint Avvâm ile de evlendi. Bedir'den sonra Resûlullah'ın halası Ümeyme'nin kızı Zeyneb bint Cahş ile evlendi; Hz. Peygamber'in aracılığıyla yapılan bu evlilik geçimsizlik yüzünden sürmedi ve boşanmayla sonuçlandı. Ardından inen âyetle (el-Ahzâb 33/37) evlâtlıkların boşanmış eşleriyle evlenme yasağı âdeti kaldırıldı ve Resûl-i Ekrem Zeyneb ile evlendi. Bu konudaki rivayetlerle ilgili kaynağın değerlendirmesi Çok Görüşlü Sunum'dadır.
Gassânî reislerinden Şürahbîl b. Amr'ın Resûlullah'ın elçisi Hâris b. Umeyr'i öldürmesi üzerine hazırlanan 3000 kişilik ordunun sancağını Hz. Peygamber ona verdi: "Eğer Zeyd şehid olursa sancağı Ca'fer alsın, o da şehid düşerse Abdullah b. Revâha alsın." Ordu Maan'da Bizans ordusuyla karşılaştı; iki ordu Mûte'de savaş düzenine geçti (Cemâziyelevvel 8 / Eylül 629). Birinci kumandan sıfatıyla sancağı taşıyan Zeyd daha savaşın başında şehid düştü; üç kumandan da bu sıraya göre şehid oldu. Resûl-i Ekrem şehâdet haberini Medine'de ashabına gözyaşları içinde bildirdi ve üç defa "Allahım, Zeyd'e mağfiret et!" diye dua etti. Ölülerin ardından feryadı yasaklayan Resûlullah'ın gözyaşı dökmesini garipseyen Sa'd b. Ubâde'ye "Bu, sevgilinin sevgilisine olan özlemidir" dedi. Zeyd'in elli beş yaşında şehid düştüğü kaydedilir.
Oğlu Üsâme de Hz. Peygamber'e yakınlığıyla bilinen sahâbîlerdendi; Resûl-i Ekrem vefatından kısa bir süre önce Bizans'a gönderilmek üzere hazırlanan (Safer 11 / Mayıs 632) ve içinde Hz. Ebû Bekir ile Ömer'in de bulunduğu ordunun kumandanlığını ona verdi. Zeyd'in Üsâme dışında Zeyd ve Rukayye adlı iki çocuğu daha vardır; ağabeyi Cebele de sahâbîdir.
Türbesi ve Külliyesi — Mûte, Lût gölünün güneyinde, Kerek'e 11, Kudüs'e 50 km. uzaklıkta geniş tarım arazilerine sahip bir yerdir. Bugün savaşın yapıldığı yerde tarihî Mûte Mescidi'nin kalıntıları ve onun 500 m. yakınında şehid olan üç kumandanın türbeleri bulunmaktadır. Son zamanlarda Mûte şehidlerinin adları bir anıta yazılmış, anıtın yanına bir cami (Câmiu'l-meşhed) inşa edilmiştir.
Çok Görüşlü Görüşler
Kaynak maddeler Ehl-i sünnet siyer ve hadis geleneğine dayanır; atlas aşağıdaki noktalarda görüşleri yan yana kaydeder ve taraf tutmaz.
Hz. Hatice'nin eline nasıl geçtiği — Bir rivayete göre Ukâz panayırında köle olarak Hz. Hatice'nin yeğeni Hakîm b. Hizâm'a satılmış, Hakîm onu Mekke'ye götürüp halası Hatice'ye vermiştir. Diğer bir rivayete göre onu kaçıranlar Mekke'nin Bathâ semtinde satmak istediklerinde Hz. Peygamber kendisini görmüş ve Hatice'ye onu satın almasını tavsiye etmiş, o da satın alıp Resûl-i Ekrem'e hediye etmiştir.
Onu geri istemeye gelenler — Kaynağa göre babası Hârise ile birlikte amcası Kâ'b, bazı rivayetlere göre ise ağabeyi Cebele Mekke'ye gelmiştir.
İlk müslüman erkek — Kaynak onu risâleti ilk tasdik edenlerden sayar ve bazı rivayetlere göre erkeklerden ilk müslüman olan kişi olduğunu kaydeder.
Zeyneb bint Cahş ile evliliği — Kaynak madde bu konuda kendi değerlendirmesini açıkça verir: Zeyneb'i kocasından Hz. Peygamber'in ayırdığı iddiasının doğru olmadığını, âyette de belirtildiği üzere Resûl-i Ekrem'in Zeyd'e eşini boşamamasını telkin ettiğini ve evliliğin asıl sebebinin sözü geçen Arap âdetinin bizzat onun uygulamasıyla ortadan kaldırılması olduğunu söyler. Hz. Peygamber'in gönlünün Zeyneb'e kaydığına dair rivayetleri muteber saymaz ve bunların, onun daha önce yakından tanıdığı Zeyneb'i hiç tanımıyormuş intibaı uyandırdığını belirtir; Zeyneb'i bizzat Zeyd aracılığıyla istediğine dair Enes b. Mâlik'ten nakledilen rivayetin de ihtiyatla karşılanması gerektiğini söyler. Atlas bu hükümleri madde müellifinin değerlendirmesi olarak kaydeder.
Kabrin yeri — Zatın kendi maddesi kabrine değinmez. MÛTE SAVAŞI maddesi, savaşın yapıldığı yerde Mûte Mescidi kalıntılarının 500 m. yakınında şehid olan üç kumandanın türbelerinin bulunduğunu söyler; türbelerin bulunduğu yerleşimin adını ve türbelerin tarihini vermez. Atlas kaydı Ürdün'deki bu Mûte şehidleri türbelerine bağlıdır; kaydın yer adı ve konumu bu kaynaklarla ayrıca teyit edilmiş değildir.
Kaynaklar
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) · c. 31, s. 385-387, “Mûte Savaşı” maddesi
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) — Bünyamin Erul · c. 44, s. 319-320, “ZEYD b. HÂRİSE” maddesi
Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).
Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin
Kalıcı kimlik: EA-Z-000543 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.
