İmam Hüseyin b. Ali
Seyyidü'ş-Şühedâ
Hz. Peygamber'in torunu, Hz. Ali ile Hz. Fâtıma'nın oğlu ve Kerbelâ şehidi; "Şehîd" lakabıyla meşhurdur. 5 Şâban 4 (10 Ocak 626) tarihinde Medine'de doğdu. Göğsünden aşağısının dedesine çok benzediği rivayet edilir. Doğduğunda Hz. Peygamber, ağabeyi Hasan'a yaptığı gibi o güne kadar Araplar'ca pek bilinmeyen adını kulağına bizzat ezan okuyarak koydu; yedinci günde akîka kurbanı kestirip Hz. Fâtıma'dan saçının ağırlığınca fakirlere gümüş dağıtmasını istedi. Ağabeyi Hasan ile birlikte tâbiînden Ebû Abdurrahman es-Sülemî'den kıraat öğrendi; dedesinden, annesiyle babasından, ayrıca Hz. Ömer'den ve diğer bazı sahâbîlerden sekiz hadis rivayet etti. İlk iki halife döneminde cereyan eden önemli olaylarda fiilen yer almadı. Hz. Osman zamanında Saîd b. Âs'ın Kûfe'den Horasan'a yaptığı sefere (30/651) ağabeyiyle katıldı; sonra Hz. Osman'ın evini kuşatan isyancılara karşı babası tarafından halifeyi korumak ve evine su taşımak üzere görevlendirildi. Babasının halifeliği sırasında Kûfe'ye giderek bütün seferlerine katıldı; şehâdetinden sonra da onun vasiyetine uyarak ağabeyine itaat etti. Hz. Hasan Muâviye ile anlaşmaya karar verdiğinde karşı çıkmak istediyse de itirazı reddedilince vazgeçti ve beraberinde Medine'ye gitti. Hz. Hasan'ın vefatından (49/669) sonra I. Yezîd'in hilâfete gelişine kadar (60/680) kendini ibadete vererek zühd ve takvâya dayalı bir hayat sürdürdü. Muâviye'nin 56 (676) yılında oğlu Yezîd'e biat edilmesini istemesi pek çok müslüman gibi Hz. Hüseyin'i de rahatsız etti. Medine Valisi Mervân bu isteği Mescid-i Nebevî'de okuyunca halk feveran etti; Abdurrahman b. Ebû Bekir, saltanatı babadan oğula intikal ettiren bir düzenin müslümanların başına getirilmek istendiğini söyleyerek karşı çıktı, Abdullah b. Ömer ve Abdullah b. Zübeyr de biata yanaşmadı; Hz. Hüseyin onlarla aynı fikirdeydi. Muâviye'nin ölümü üzerine (60/680) hilâfete gelen Yezîd, Medine valisinden her ne şekilde olursa olsun biat almasını istedi. Vali Velîd ile görüşen Hz. Hüseyin, "Benim gibi bir adam gizlice biat edemez" diyerek ertesi gün halkın önünde biat edeceğini bildirdi. Mervân, Velîd'e onu biata zorlamasını veya boynunu vurdurmasını tavsiye ettiyse de Velîd bunu reddetti. 28 Receb 60 (4 Mayıs 680) gecesi, böyle bir harekete karşı çıkan kardeşi Muhammed b. Hanefiyye hariç bütün aile fertlerini yanına alıp Mekke'ye doğru yola çıktı. Kûfeliler'in ileri gelenleri onu hilâfete getirmek için davet mektupları yazdılar. Durumu yerinde incelemesi için amcasının oğlu Müslim b. Akīl'i Kûfe'ye yolladı; Müslim 5 Şevval 60 (9 Temmuz 680) tarihinde şehre ulaştı ve Hz. Hüseyin adına biat almaya başladı. Yezîd, Kûfe valiliğine Ubeydullah b. Ziyâd'ı tayin ederek Müslim'in ortadan kaldırılmasını istedi. Kerbelâ'da, Ömer b. Sa'd'ın sancağıyla gelip ilk oku atmasıyla başlayan çarpışma, birbirine denk olmayan kuvvetler arasında tam bir dram şeklinde sürdü; Hz. Hüseyin'in yirmi üç süvari ile kırk piyadeden oluşan askerleri kısa sürede azaldı. Sıcak ve susuzluktan bitkin düşen bu az sayıdaki insanın başında piyade olarak cesaretle dövüşen Hz. Hüseyin'e Şemir b. Zülcevşen'in emriyle her taraftan hücum edildi; Sinân b. Enes en-Nehaî onu şehid etti. Hasta yatağındaki oğlu Ali Zeynelâbidîn'in öldürülmesine Ömer b. Sa'd engel oldu ( 10 Muharrem 61 / 10 Ekim 680 ). Şehidlerin cesetleri ertesi gün, Benî Esed mensuplarının ikamet ettiği Gādiriye köylülerince toprağa verildi. Bu atlas kaydı, Kerbelâ'daki türbeye bağlıdır. Tesir Halkası — Kaynaklar Hz. Peygamber'in iki torununu çok sevdiğini, isteklerini tereddütsüz yerine getirdiğini, onlarla oyun oynadığını, sırtına bindirip gezdirdiğini nakleder. Bir gün minberdeyken Hasan ile Hüseyin'in düşe kalka mescide girdiklerini görünce konuşmasını yarıda keserek aşağı inmiş, onları kucaklamış ve "Mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer imtihan vesilesidir" (et-Tegābün 64/15) âyetini hatırlatarak "onları görünce dayanamadım" demiştir.
