Osmanlı şeyhülislâmı, tarihçisi ve çok yönlü âlimi; XVI. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı ilim ve kültürünün en büyük temsilcilerinden biri sayılır. Asıl adı Şemseddin Ahmed'dir; Şehzade Bayezid'e (II. Bayezid) lalalık yapan büyükbabası Kemal Paşa'ya nisbetle Kemalpaşazâde, Kemalpaşaoğlu veya İbn Kemal diye anılır.
3 Zilkade 873'te (15 Mayıs 1469) doğdu; doğum yeri tartışmalıdır (bk. Çok Görüşlü Sunum). Babası, İstanbul'un fethinde bulunan ve 879'da (1474) Amasya muhafızlığına tayin edilen Süleyman Çelebi; annesi Fâtih dönemi kazaskerlerinden Küpelioğlu Muhyiddin Mehmed'in kızıdır. Hafızlığını tamamlayıp Amasya ulemâsından Arap dili ve edebiyatı, mantık ve Farsça öğrendikten sonra önce askerlik mesleğine girdi ve altı bölük sipahisi olarak II. Bayezid'in seferlerine katıldı. Taşköprizâde'nin kendisinden naklettiğine göre, Sadrazam Çandarlı İbrâhim Paşa'nın bir meclisinde Filibe müderrisi Molla Lutfi'nin ünlü akıncı kumandanı Evrenosoğlu Ahmed'in üst tarafına oturduğunu görünce ulemânın itibarının ümerâdan yüksek olduğu kanaatine vardı ve ilmiye sınıfına geçmeye karar verdi. Edirne'de Molla Lutfi'nin, ardından Kestelî Muslihuddin Mustafa, Hatibzâde Muhyiddin, Muarrifzâde Sinâneddin Yûsuf ve Müeyyedzâde Abdurrahman gibi âlimlerin derslerine devam ederek tahsilini tamamladı.
Müeyyedzâde'nin desteğiyle Edirne'deki Ali Bey (Taşlık) Medresesi'ne müderris oldu; bu sırada kendisine Türkçe bir Osmanlı tarihi yazma görevi verildi. Üsküp'teki İshak Paşa Medresesi (911/1505), Edirne'de Halebiye ve Üç Şerefeli medreseleri, İstanbul'da Sahn-ı Semân (914/1508) ve Edirne'deki Sultan Bayezid Medresesi (917/1511) müderrisliklerinde bulundu. Yavuz Sultan Selim zamanında Safevîler'e karşı yazdığı risâleyle şöhreti arttı; 921'de (1515) Edirne kadılığına, 14 Şâban 922'de (12 Eylül 1516) Anadolu kazaskerliğine getirildi. Bu görevde katıldığı Mısır seferinde padişahtan büyük itibar gördü ve Hayır Bey'e yardımcı olarak Mısır'ın tahririnde görev aldı. Sefer dönüşünde atının ayağından sıçrayan çamur padişahın kaftanını kirletince Yavuz Sultan Selim'in, “ulemâ ayağından sıçrayan çamurların medâr-ı zînet ve bâis-i mefharet” olacağını söyleyerek o kaftanın ölümünden sonra sandukası üzerine örtülmesini vasiyet ettiği rivayet edilir. 924'te (1518) Karaman'ın tahririyle görevlendirildi, ertesi yıl kazaskerlikten alındı; 926 (1520) başlarında Edirne Dârülhadisi'ne, 928'de (1522) Sultan Bayezid Medresesi'ne müderris oldu, 930'da (1524) İstanbul'da Fâtih Medresesi'ne geçti. Nihayet Zenbilli Ali Efendi'nin yerine Şâban 932'de (Mayıs 1526) şeyhülislâmlığa getirildi.
Bu makamda iken 2 Şevval 940 (16 Nisan 1534) tarihinde vefat etti ve Edirnekapı dışındaki Mahmud Çelebi Zâviyesi hazîresine defnedildi. Vasiyetnâmesinde cenazesinin dervişâne bir şekilde kaldırılmasını ve kabri üzerine türbe yapılmayıp yalnız bir taş dikilmesini istemişti. Ölümüne düşürülen “İrtehale'l-ulûmu bi'l-Kemâl” (Kemal'le birlikte ilimler de öldü) tarihi onun ilmî kişiliğinin bir ifadesidir.
Tesir Halkası — Muhyiddin Mehmed b. Pîr Mehmed, Sa'dî Sâdullah Efendi, Muslihuddin Mustafa, Celâlzâde Sâlih Çelebi ve Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi yetiştirdiği âlimler arasındadır. Osmanlı ulemâsı arasında ilmî kudretinden dolayı “el-muallimü'l-evvel”, talebesi Ebüssuûd Efendi ise “el-muallimü's-sânî” diye anıldı; fetva kabiliyetinden dolayı “müfti's-sekaleyn” lakabını aldı. Taşköprizâde onun kendisinden önceki âlimleri unutturduğunu söyler; Temîmî onu telifatının çokluğu bakımından Süyûtî'ye benzetir, meseleleri kavrayış, muhakeme ve cedeldeki mahareti bakımından ondan üstün görür. Fakihleri ictihad ehliyetine göre yedi sınıfa ayırdığı tasnifi (şeriatta müctehid, mezhepte müctehid, mesâilde müctehid, ashâbü't-tahrîc, ashâbü't-tercîh, ashâbü't-temyîz ve mukallid) sonraki Hanefî literatürünü etkilemiş; İbn Nüceym, Haskefî ve İbn Âbidîn gibi Arap âlimleri de eserlerinde onun görüşlerine yer vermiştir. Kanunnâmelerin şer'î hukuka uygunluğunu sağlama gayreti, Mısır kanunnâmesinin hazırlanmasındaki rolü ve para vakıflarının meşruiyetine dair tesbit edilebilen ilk müstakil risâleyle Osmanlı toplumunda birçok uygulamanın yerleşmesine öncülük etmiştir.
Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Kaynağa göre tasavvufa karşı değildi: tasavvuf yolunun sahih olduğunu, evliyanın hallerine inanılması ve ruhaniyetlerinden medet umulması gerektiğini belirterek dualarının alınmasını tavsiye etti. Bununla birlikte tasavvufun sahihliğini meşrû sınırları aşmaması şartına bağladı; “Şeyhim böyle söyledi” demenin tasavvuf sayılamayacağını belirtti ve zikirdeki devran, raks ve semâ hakkında sert fetvalar verdi (bk. Çok Görüşlü Sunum). Muhyiddin İbnü'l-Arabî hakkında yazdığı ve Fîrûzâbâdî'nin fetvasıyla birlikte türbesine yazılan Arapça fetvada ona karşı çok saygılı ifadeler kullanarak Fusûsü'l-hikem ile el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye'yi savundu. Bu fetva Yavuz Sultan Selim üzerinde etkili olmuş, padişah Mısır dönüşünde Dımaşk'ta İbnü'l-Arabî'nin kabri üzerinde bir türbe, yanında bir cami ile imaret yaptırmıştır. Kanûnî'nin emriyle İbrâhim Gülşenî'nin Ma'nevî'sini inceleyip zâhir ehlinin onun mânasına vâkıf olamayacağını, eserin birçok ilâhî sırrı içerdiğini bildirdi.
Eserleri — Türkçe, Arapça ve Farsça pek çok alanda eser verdi; sayıları konusunda kesin bir rakam vermek güçtür: Cemîl el-Azm 214, Brockelmann 179, Nihal Atsız 209, Şamil Öçal 226 eser nisbet eder. Tarih alanındaki başlıca eseri Tevârîh-i Âl-i Osmân'dır: II. Bayezid'in arzusuyla yazıp 916 (1510) yılı olaylarına kadar getirdiği sekiz ciltlik tarihini padişaha sunmuş, sonra Kanûnî'nin isteğiyle Mohaç seferinin sonuna, yani 933 (1527) yılına kadar devam ettirerek on defterlik bir eser meydana getirmiştir. Diğer başlıca eserleri arasında 400'den fazla gazel ihtiva eden Divan, 7777 beyitlik Yûsuf u Zelîha mesnevisi, Bûsîrî'nin kasidesinin çevirisi Kasîde-i Bürde Tercümesi, Sa'dî'nin Gülistân'ına nazîre olan Nigâristân, Hz. Muhammed'in diğer peygamberlerden üstünlüğüne dair Efdaliyyetü Muhammed alâ sâiri'l-enbiyâ, Hocazâde'nin Tehâfüt'üne yazdığı hâşiye ve iman, ibadet ve ahlâk esaslarını ele alan Akāid-i İslâm bulunur. Fetvaları da o günkü Osmanlı toplumunun dinî, hukukî, siyasî ve içtimaî hayatını yansıtan önemli belgelerdir.
Çok Görüşlü Görüşler
Kemalpaşazâde'nin fetvalarının bir kısmı dönemin mezhep ve tarikat tartışmalarının içinde yer alır. Kaynak madde Osmanlı-Sünnî ilim geleneği içinde yazılmıştır; atlas bu noktalarda kaynağın aktardığını yan yana kaydeder ve hiçbir tarafı yargılamaz.
Doğum yeri — Bazı kaynaklar Tokat'ta, bazıları Edirne'de doğduğunu kaydeder; Amasyalı olduğu da ileri sürülür. Atlas bu rivayetler arasında tercih yapmaz.
Safevîler'e karşı fetvaları — Kaynağa göre Yavuz Sultan Selim döneminde verdiği fetvalarla İran seferinin dinî ve hukukî gerekçelerini hazırlamış, bu savaşa çekimser kalan devlet adamlarına karşı padişahı güçlendirmiş; Hersekzâde Ahmed Paşa ve Pîrî Mehmed Paşa gibi vezirlerin muhalefetine rağmen Mısır seferine çıkılması yönünde görüş bildirmiştir. Kanûnî döneminde de padişahı Safevîler'e karşı mücadeleye teşvik etmiş, Şah Tahmasb'a gönderilen mektupları bizzat kaleme almıştır. Kaynak bu fetvaların hükümlerini ayrıntılı verir; atlas, bir topluluğu hedef alan hükümleri tekrarlamadan yalnız tarihî varlıklarını ve bağlamlarını kaydeder.
Devran, raks ve semâ — Kaynak iki yönü birlikte verir: Kemalpaşazâde zikir esnasındaki devran, raks ve semâ âyinine karşı tepkisini sert şekilde ortaya koymuş, bu konuda oldukça ileri giderek raks ve devranı helâl sayanların küfrüne varan ifadeler kullanmıştır; bununla birlikte devranın cevazına dair bir fetvası da bulunmaktadır. Zikir esnasında edepli şekilde dönmenin semâ diye adlandırılacağını belirtmesi, asıl itirazının devranın ibadet niyetiyle yapılanına olduğunu gösterir. Atlas tasavvuf çevreleriyle yaşanan bu tartışmada taraf tutmaz.
İbnü'l-Arabî hakkındaki fetvaları — Arapça fetvasında İbnü'l-Arabî'yi ve eserlerini savunmuştur; bu fetvaya karşı Ârif Mehmed b. Fazlullah el-Hüseynî bir reddiye yazmıştır. Türkçe bir fetvasında Fusûs'a inananın kâfir olacağını söyleyen kişinin tövbe etmesi gerektiğini belirtir. Buna karşılık İbnü'l-Arabî'nin savunduğu bilinen vahdet-i vücûd anlayışı ve Firavun'un âhirete imanla gittiği iddiası gibi bazı tasavvufî görüşlere karşı sert fetvaları da bulunmaktadır. Atlas bu fetvaları yan yana kaydeder.
Molla Kābız ve Melâmî şeyhleri — Hz. Îsâ'nın Hz. Muhammed'den üstün olduğunu savunan Molla Kābız ile önce ilmî tartışma yapmış, onun görüşlerinde ısrar etmesi üzerine katline fetva vermiştir. Bayramî-Melâmî şeyhlerinden İsmâil Ma'şûkī ile bir kısım müridlerinin idam fetvalarını Kemalpaşazâde'nin verdiği ise bazı müelliflerce belirtilmektedir. Atlas bu olaylarda hüküm vermez; kaynağın kayıtlarını aktarır.
Birbiriyle çelişen fetvalar — Kaynak, ondan birbiriyle çelişen fetvaların da nakledildiğini belirtir; bunlar kanaat değiştirmesi şeklinde yorumlanabileceği gibi çeşitli sebeplerden kaynaklanan yanlışlıklar da söz konusu olabilir. Bir rivayete göre aynı hafta içinde verdiği beş fetvada hata ettiğini sonra anlayınca fetva verdiği kimseleri bulup hatasını bildirmek istemiş, bu mümkün olmayınca hatasını itiraf ederek doğru görüşü yaymaya çalışmıştır. Günde 1000 kadar soru için fetva verdiği de nakledilir; kaynak bunun çok fetva verdiği şeklinde anlaşılması gerektiğini söyler.
Fakihler tasnifine itiraz — Yedi sınıflı tasnifi Temîmî gibi pek çok âlimce takdirle karşılanmış, Kazanlı âlim Şehâbeddin el-Mercânî ise onu şiddetle eleştirmiştir: Mercânî büyük fakihler için böyle genel bir kural koymanın neredeyse imkânsız olduğunu, ashâbü't-tercîh ile ashâbü't-temyîz arasındaki farkın ortaya konamadığını ileri sürer.
Kabrin yeri — Edirnekapı dışındaki Mahmud Çelebi Zâviyesi hazîresine defnedilmişti; 1971'de Haliç çevre yollarının yapımı sırasında parseller tamamen ortadan kaldırılırken türbesi başka yere nakledilmiştir. Kaynak yeni yerini belirtmez. Atlas bu yüzden kabir konumunu işaretlemez; doğrulanmış yeni konum ancak ayrı bir kaynakla eklenebilir.
Kaynaklar
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) — Şerafettin Turan · c. 25, s. 238-240, “KEMALPAŞAZÂDE” maddesi
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) — Şükrü Özen · c. 25, s. 240-242, “KEMALPAŞAZÂDE (2. Fıkhî Görüşleri)” maddesi
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) — İlyas Çelebi · c. 25, s. 245-247, “KEMALPAŞAZÂDE (5. Eserleri)” maddesi
Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).
Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin
Kalıcı kimlik: EA-Z-000405 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.
