Kübreviyye tarikatının Hemedâniyye kolunun kurucusu; Keşmir'in İslâmlaşmasında önemli tesiri bulunan sûfî. Tam adı Alî b. Şihâbiddîn b. Muhammed Hemedânî'dir; Mîr Seyyid Ali, Emîr-i Kebîr, Seyyid Ali Hemedânî, Alî-i Sânî ve Şâh-ı Hemedân gibi unvanlarla anılır.
12 Receb 714'te (22 Ekim 1314) Hemedan'da doğdu. Soyu Hz. Hüseyin'in oğlu, dördüncü imam Ali Zeynelâbidîn'e ulaşır; annesi Bîbî Fatma da Hz. Ali soyundandır. Babası Şehâbeddin Hemedan valisiydi. Tahsiline dayısı Seyyid Alâeddin'in yanında başladı.
Dayısının tavsiyesiyle Kübreviyye şeyhlerinden Alâüddevle-i Simnânî'nin halifesi Mahmûd-ı Mezdekânî'ye intisap etti. Bir süre şeyhinin Mezdekân'daki tekkesinde kaldıktan sonra Simnânî'nin diğer bir halifesi Takıyyüddin Ali Dostî ile tanışarak ondan da hırka giydi; Dostî'nin vefatından sonra tekrar Mezdekân'a döndü. Mezdekânî, kemale ermesi için seyahate çıkmasını ve başka şeyhlerle de görüşmesini tavsiye etti. Fütüvvet hırkasını Simnânî'nin halifelerinden Muhammed Ezkânî'den giyen Hemedânî yola çıktı; yirmi yıl süren bu seyahatinde Türkistan, Mâverâünnehir, Hindistan, Irak, Suriye ve Anadolu'yu dolaştı.
Keşmir Sultanı Şehâbeddin döneminde 700 seyyidle birlikte Keşmir'e giderek (774/1372) orada dört ay kaldı. Yedi yıl sonraki ikinci gidişinde onu, Sultan Şehâbeddin'in yerine geçen kardeşi Sultan Kutbüddin karşıladı. Sultanla iyi münasebetler kurup onun İslâm esaslarına aykırı uygulamalardan vazgeçmesini sağlaması, Keşmir'deki gayri müslim halkın İslâmiyet'i kabul etmesinde tesirli oldu. İki buçuk yıl burada kaldıktan sonra Hemedan'a dönmek için yola çıktı; Timur'un seyyidleri Hemedan'dan çıkardığını öğrenince Türkistan ve Huttalân'a uğradı ve 785'te (1383) yeniden Keşmir'e döndü.
Keşmir'de fazla kalmadı; çıktığı hac yolculuğu sırasında hastalanarak Kebrüsvâr'da vefat etti (6 Zilhicce 786/19 Ocak 1385). Cenazesi önce halifesi ve damadı Hâce İshak Huttalânî'nin bulunduğu Huttalân kasabasına nakledildi, daha sonra bugün Tacikistan sınırları içinde bulunan Kûlab'da toprağa verildi.
Tesir Halkası — Sağlığında çevresinde çok sayıda mürid toplanmış ve bu müridler Keşmir'in İslâmlaşmasına büyük katkıda bulunmuştur; kaynak bu dönemde Keşmir'de çok sayıda cami ve tekke yapıldığını, bazı Hindu mâbedlerinin camiye çevrildiğini kaydeder. Vefatından sonra oğlu Mîr Muhammed, Sultan İskender döneminde bu faaliyeti sürdürmüştür. Hemedâniyye mensuplarının bir kısmı şeyhin vefatından sonra halifesi Hâce İshak Huttalânî'ye tâbi oldu. Şâhruh tarafından 826 (1423) yılında idam ettirilen Huttalânî'nin mensuplarından bir kısmı halifesi Seyyid Muhammed Nurbahş'a (ö. 869/1465), bir kısmı da diğer halifesi Abdullah Berzişâbâdî'ye (ö. 872/1468) biat edince Hemedâniyye iki kola ayrıldı: Nurbahşiyye ve Zehebiyye (İğtişâşiyye). Seyyid Îsâ en-Nurbahşî el-Berzencî'ye nisbet edilen Berzenciyye adlı bir kolu daha vardır. Keşmir seyahatinde kendisine refakat eden Kıvâmüddîn-i Bedahşî ile Şettâriyye silsilesinin kurucusu Abdullah-ı Şettârî de müridleri arasında zikredilir. Ehl-i beyt bağlılığı, halifesi Hâce İshak Huttalânî ile menâkıbnâmesi Hulâsatü'l-menâkıb'ın müellifi Nûreddin Ca'fer-i Bedahşî'de de devam etmiştir.
Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Şeyhlerinden farklı bazı fikirlere sahip olması, tasavvufa dair çok sayıda eser yazması ve müridlerinin Keşmir'de kurdukları tekkeler aracılığıyla İslâmiyet'i yaymaları, adına nisbet edilen Hemedâniyye'nin doğmasına yol açmıştır. Eserlerinin birçoğu henüz incelenmemiş olduğundan tarikat hakkında fazla bilgi yoktur; kaynağa göre genelde Kübreviyye'nin ilkelerine bağlı kalmış, bunlara bazı yeni unsurlar eklemiştir. Muhyiddin İbnü'l-Arabî'ye de ilgi duymuş, Fusûsü'l-hikem'e Hallü'l-Fusûs adıyla anılan Farsça-Arapça bir şerh yazmış ve Kübreviyye'nin esaslarıyla İbnü'l-Arabî'nin görüşlerini bağdaştırmaya çalışmıştır. Bazı şiirleri Çihil Esrâr'da toplanmıştır.
Eserleri — Çoğu dört beş sayfayı geçmeyen 100'ü aşkın eser kaleme almıştır. Yayımlanmış başlıcaları: ① Zahîretü'l-mülûk: on bölümlük, siyâsetnâme türünde Farsça eser; Muslihuddin Mustafa Sürûrî (ö. 969/1562) Türkçe'ye çevirmiş, Muhammed b. Hüseyin adlı biri de Sultan İbrâhim adına Hilyetü'l-mülûk adıyla tercüme etmiştir; bu tercümenin mütercim eliyle 1052'de (1642) yazılmış bir nüshası Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndedir. ② Risâle-i Fütüvvetiyye: Kübreviyye ile fütüvvet müessesesi arasındaki ilişkiyi ortaya koyar. ③ Risâle-i Telkīniyye (Risâle der Tevbe). ④ Risâletü'l-i'tikādiyye ve ⑤ Risâle-i Beyân-ı İ'tikād. ⑥ Risâle-i Dih Kāide: Necmeddîn-i Kübrâ'nın el-Usûlü'l-aşere'sinin tercümesi. ⑦ Çihil Esrâr. ⑧ Vâridâtü'l-gaybiyye: Herevî'nin münâcâtları tarzında. ⑨ Risâle-i Zikriyye ve ⑩ Risâle-i Kuddûsiyye. ⑪ Meşâribü'l-ezvâk: İbnü'l-Fârız'ın Kasîde-i Hamriyye'sinden otuz iki beytin şerhi. ⑫ Kitâbü'l-Mevedde fi'l-kurbâ: Hz. Ali ve Ehl-i beyt'in faziletlerine dair hadisleri ihtiva eden on dört bölümlük eser. ⑬ Evrâdü'l-fethiyye: tertip ettiği vird. ⑭ Kitâbü Esrâri'n-nokta: Hz. Ali'ye nisbet edilen “İlim bir noktadır, onu cahiller çoğalttı” sözünün şerhi.
Türbesi ve Külliyesi — Kaynak, cenazesinin önce Huttalân'a nakledildiğini, ardından bugün Tacikistan sınırları içindeki Kûlab'da toprağa verildiğini belirtir; türbe yapısı hakkında bilgi vermez.
Çok Görüşlü Görüşler
Hemedânî'nin mezhebî kimliği ve tesiri kaynaklarda farklı yönleriyle ele alınır. Atlas bu noktalarda taraf tutmaz; kaynağın aktardıklarını yan yana kaydeder.
Mezhebi ve Ehl-i beyt sevgisi — Kaynak, Hemedânî'nin başlangıçta Hanefî iken gördüğü bir rüya üzerine Şâfiî mezhebini benimsediğinin kaydedildiğini nakleder. Hz. Ali'ye ve Ehl-i beyt'e derin sevgi duyan Hemedânî, tevellî için teberrînin şart olmadığı görüşündedir. Kaynağa göre Ehl-i beyt sevgisini yayması onun Şiî temayüllü bir şeyh olarak tanınmasına ve Alî-i Sânî unvanını almasına sebep olmuştur.
Kollarının sonraki seyri — Kaynak, geniş ölçüde İbnü'l-Arabî'nin etkisi altında bulunan Nurbahşiyye ve Zehebiyye kollarının daha sonra birer Şiî tarikatına dönüştüğünü ve İran'ın Şiîleşmesi için gerekli zemini hazırlamada etkin rol oynadığını belirtir. Bu, kolların sonraki tarihine dair bir kayıttır; Hemedânî'nin kendi mezhebi hakkında atlas hüküm vermez.
Kabrin yeri — Kaynağa göre Hemedânî Kebrüsvâr'da vefat etmiş, cenazesi önce Huttalân'a, sonra Kûlab'a götürülüp orada toprağa verilmiştir; atlasın işaret ettiği Kûlab türbesi bu kayıtla uyumludur. Keşmir'de onun adıyla anılan mekânlardan ve türbenin yapısından kaynak söz etmez.
Kaynaklar
- TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) — Tahsin Yazıcı · c. 17, s. 186-188, “HEMEDÂNÎ, Emîr-i Kebîr” maddesi
Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).
Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin
Kalıcı kimlik: EA-Z-000367 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.
