FÂlim
Firdevsî
Hakîm
İran'ın millî destanı Şâhnâme 'nin müellifi, Fars edebiyatının en büyük şairlerinden. Künyesi Ebü'l-Kāsım, lakabı Fahreddin, mahlası Firdevsî 'dir. Tûs şehrine bağlı Tâberân'ın Bâj (Bâz) köyünde doğdu. Gazneli Mahmud'un tahta çıktığı sırada (387/997) elli sekiz yaşında olduğunu söylediğine göre 329'da (940) doğmuş olmalıdır. Babası Tûs ırmağından ayrılan Âbrâhe çayı kenarında bir çiftlik sahibi (dihkan) idi. Çocukluk dönemi ve öğrenim hayatı hakkında kaynaklarda hemen hemen hiçbir bilgi yoktur. Yetiştiği dönemde İran'ın İslâm öncesi tarihine ait Pehlevî dilinde yazılmış bazı eserler ortaya çıkarılmış ve Yeni Farsça'ya çevrilmeye başlanmıştı; bilhassa Sâsânî hükümdarı III. Yezdicerd'in (632-651) derlettiği Hudâynâme 'ye dayanan şahnâmeler yazılmıştı. Muhtemelen başlangıçta gazel ve kasideler yazan Firdevsî, zamanla eski İran tarihine dair Pehlevîce eserlere büyük ilgi duydu; bu dili babasından veya Zerdüşt rahiplerinden öğrendi. Şiir yazacak kadar Arapça da biliyordu. Yirmi yedi, yirmi sekiz yaşlarında bir oğlu, ardından bir kızı oldu. Kırk yaşına kadar rahat bir hayat süren şairin sonraki yılları sıkıntı içinde geçti. Büyük bir ihtimalle 370 (980) veya 380 (990) yılında Şâhnâme'yi yazmaya başladı; onu kimin desteklediği bilinmemektedir. Bazı nüshalarda hâmileri arasında Tûs valileri Ebû Mansûr Muhammed b. Abdürrezzâk ile Huyeyy-i Kuteybe'nin adı geçer; birincisi eserin yazılışından yirmi yıl önce öldüğüne göre ancak ikincisinin yardımından söz edilebilir. Parça parça yazdığı destanları bağlayan ilâvelerle 394 (1003-1004) yılında ilk redaksiyonu tamamladı; aynı yıl otuz yedi yaşındaki oğlunu kaybetti. Eserini büyük bir hükümdara ithaf etmek isteyen şair, Sultan Mahmud'la veziri Ebü'l-Abbas Fazl b. Ahmed el-İsferâyînî ve sultanın kardeşi Nasr b. Sebük Tegin sayesinde tanıştı ve muhtemelen onların teşvikiyle ikinci redaksiyonu bitirdi. Fakat eseri sunacağı sırada hâmisi Fazl öldü (404/1014). Şâhnâme 408 (1018) yılının ardından son biçimini aldı. Eserin sultana sunuluşu hakkında birbirinden farklı rivayetler vardır. Birine göre Firdevsî Gazne'ye giderek eserini bizzat sunmuş, fakat sultan yeni veziri Ahmed b. Hasan-ı Meymendî'nin de etkisiyle ona eserine lâyık bir ödül vermemiş; şair kendisine verilen 60.000 dirhemin 20.000'ini sultanın gözdesi Ayaz'a, 20.000'ini hamamcıya, 20.000'ini de bozacıya veya meyhâneciye dağıtmış ve sultan için bir hicviye yazmıştır. Diğer bir rivayete göre sultan destan kahramanı Rüstem için "Benim ordumda ondan daha güçlü birçokları vardır" deyince şair "Ama Tanrı Rüstem gibisini bir daha yaratmadı" diye cevap vermiş, kızan sultandan kurtulmak için Herat'a gitmiş ve sultanı hicveden 100 beyitlik bir manzume yazmıştır. Bir başka rivayete göre de Taberistan'a giderek Bâvend hânedanından İspehbed Şehriyâr'a sığınmış; Şehriyâr, saygı duyduğu sultanı hicveden manzumeyi satın alarak yakmıştır. Daha sonra Tûs'a dönen Firdevsî ömrünü yoksulluk içinde geçirdi ve orada vefat etti. Ölüm tarihi bazı kaynaklarda 411 (1020), bazılarında 416 (1025) olarak verilir. Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Firdevsî'nin çizgisi destan şairliğidir. Şâhnâme, ilk insan Keyûmers'in yaratılışından Araplar'ın İran'a egemen olduğu döneme kadar İran'ın destansı tarihiyle gerçek bilgileri harmanlayarak anlatır; Pîşdâdîler, Keyânîler, Eşkânîler ve Sâsânîler dönemine ait olayları işler. Kaynakları sözlü gelenekle mensur Hudâynâme , Ebü'l-Müeyyed-i Belhî'nin eseri, Tûs hâkimi Ebû Mansûr'un hazırlattığı mensur şahnâme ve Dakīkī ile Mes'ûdî-yi Mervezî'nin manzum şahnâmeleridir. Cemşîd, Dahhâk, demirci Gâve, Ferîdun, Zaloğlu Rüstem, Turan hükümdarı Efrâsiyâb (Alp Er Tonga), Keyhusrev, İsfendiyâr ve İskender gibi simalar eserde yer alır. Mesnevi tarzında, mütekārib bahriyle yazılmıştır; beyit sayısı yazmalara göre 48.000 ile 52.000 arasında değişir. Eserde az miktarda Arapça kelime bulunur. Fars edebiyatında en çok taklit edilen iki eserden biri Sa'dî'nin Gülistân 'ı, diğeri Şâhnâme'dir; Osmanlı hükümdarları da bu örneği göz önünde tutarak kendileri için şehnâmeler yazdırmışlardır. Firdevsî, Turanlılar'la İranlılar'ı Ferîdun'un oğulları Tûr ve İr'in soyundan getirerek iki halkı kardeş sayar; Şâhnâme'de Gazneli Mahmud'u göklere çıkarır ve onu Keyânî tahtının gerçek vârisi olarak anar. Eserleri — Başlıca eseri Şâhnâme 'dir. Eseri XII. yüzyılda Eyyûbî tarihçisi Bündârî Arapça'ya çevirdi. İlk baskısını Turner Macan yaptı (I-IV, Kalküta 1829); bunu yirmiyi aşkın baskı izledi. Necati Lugal'in Vullers baskısını (Leiden 1877-1884) esas alan Türkçe tercümesinin ancak dört cildi yayımlanabildi (İstanbul 1945-1955). Yakın zamana kadar kendisine Yûsuf u Züleyhâ adlı bir mesnevi de isnat ediliyordu (bk. Çok Görüşlü Sunum).