Giriş
Allah Dostları

Âlim

Zenbilli Ali Efendi

Şeyhülislâm

Vefât: 932 h. (1526)
Kaynaklı · inceleme bekliyor

Osmanlı müftüsü ve âlimi; II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanûnî Sultan Süleyman dönemlerinde yirmi dört yıl İstanbul müftülüğü makamında bulundu. Ali Cemâlî Efendi diye de anılır: Fahreddin er-Râzî'nin soyundan gelen Cemâleddin Aksarâyî'nin torunu Ahmed Çelebi'nin oğludur ve bu nesilden geldiği için Cemâlî nisbesini taşır. Fetva almak üzere başvuranların işlerini kısa sürede sonuçlandırmak için evinin penceresinden sarkıttığı zembille soruları alıp cevapları yine zembile koyup vermesinden dolayı halk arasında “Zenbilli müftü, Zenbilli Ali Efendi” diye tanındı.

Doğum tarihine ve yerine dair kesin bilgi yoktur (bk. Çok Görüşlü Sunum). İlk eğitimini Pîrî Mehmed Paşa'nın anne tarafından dedesi Lârendeli Mevlânâ Hamza'dan aldı; ardından İstanbul'a gidip Molla Hüsrev'in derslerine devam etti. Molla Hüsrev müftülüğe tayin edilince Bursa'ya giderek Sultâniye müderrisi Hüsâmzâde Mustafa Efendi'den okudu; öğrenimini tamamlayınca hocası onu kendisine muîd edindi ve kızıyla evlendirdi.

Fâtih Sultan Mehmed zamanında Edirne'de Ali Bey (Hoca Sâdeddin'e göre Taşlık) Medresesi müderrisliğine getirildi; padişah ona 5000 akçe ile birlikte elbiseler gönderdi. Karamânî Mehmed Paşa vezîriâzam olunca, siyasî rakibi Sinan Paşa ile yakınlığı yüzünden onu önce Beylerbeyi, ardından Sirâciye medresesine sürdü ve ücretini düşürdü. Bunun üzerine görevinden istifa eden Ali Cemâlî, Halvetiyye şeyhi Mes'ûd-i Edirnevî'nin hizmetine girdi; daha sonra İstanbul'a taşınarak Konyalı Şeyh İbnü'l-Vefâ Muslihuddin Mustafa'nın tekkesine devam etti ve onunla sık sık görüştü. II. Bayezid döneminde yeniden müderrisliğe geçti; Amasya müftülüğünde, Bursa'da Hudâvendigâr ve Sultâniye (Yeşilcami) medreselerinde ve 1486'da inşası tamamlanan Amasya Beyazıt Medresesi'nde bulundu. Şehzade Ahmed'in 896'da (1491) oğullarının sünnet düğününde hocası Birgivîzâde Mustafa Efendi'yi oradaki ulemânın önüne geçirmesi üzerine görevini bırakıp İstanbul'a döndü; bir süre bekledikten sonra İstanbul'daki Sultan (Beyazıt) Medresesi'ne, ardından Sahn-ı Semân'a tayin edildi.

Bu görevde iken amcazadesi Çelebi Halife ile birlikte hacca gitti; Mekke'deki karışıklıklar yüzünden bir yıl Mısır'da beklemek zorunda kaldı ve haccını ertesi yıl yapabildi. O Mısır'da iken İstanbul müftüsü Efdalzâde Hamîdüddin Efendi vefat etmiş (908/1503), müftülük ona verilmişti. Muhtemelen 910 (1504) yılının ortalarına doğru İstanbul'a gelerek fetva makamına oturdu. II. Bayezid ona ayrıca 911'de (1505-1506) yaptırdığı medresenin müderrisliğini verdi ve 912'de (1506-1507) ülkenin değişik yerlerindeki hayratının vakıflarına nâzır tayin etti; bundan sonra bu müderrislik ve nezâretin, şeyhülislâmlığa dönüşecek olan İstanbul müftülerine verilmesi âdet haline geldi. Yavuz Sultan Selim de onu saltanatı boyunca müftülükte bıraktı; Kanûnî döneminde ölümüne kadar bu görevde kaldı. Rodos'un fethinde bulundu ve camiye çevrilen Saint Jean Katedrali'nde ilk cuma namazını kıldırdı. 929'da (1523) iş göremeyecek kadar hastalanınca Kanûnî'nin isteği üzerine Şeyh Bahâeddinzâde Muhyiddin Mehmed'i nâib tayin etti; bu durum ölümüne kadar sürdü ve müftülük süresi yirmi dört yıla ulaştı.

Tasavvufî bir yönü de vardı; bu yüzden bazı eserlerde “Sûfî” nisbesiyle kaydedilmiş ve “erbâb-ı hâl, sâhib-i kerâmet” diye gösterilmiştir. Çelebi Halife ile İshak Karamânî gibi Halvetiyye şeyhlerinden yakın akrabaları bulunmakla birlikte Zeyniyye tarikatı şeyhi Şeyh Muslihuddin Mustafa'ya intisap etmişti.

Vefatının Şâban 932'den (Mayıs-Haziran 1526) biraz öncesine denk düştüğü tahmin edilir; maddenin başlığı vefatını 932/1526 diye verir. Oğullarından Muhyiddin Mehmed Şah Efendi (Molla Çelebi) bir Târîh-i Âl-i Osmân'ın, Rûhî Çelebi bir başka Tevârîh-i Âl-i Osmân'ın müellifidir; Fudayl Çelebi çeşitli manzum ve mensur eserleri olan bir âlim, Cemâleddin Mehmed (Cemal Çelebi) kadılık ve valiliklerde bulunmuş bir devlet adamıdır. Kızı Sitti Şah Hatun İstanbul'da mescid ve medrese yaptırmıştır.

Tesir Halkası — Kaynaklar onu fıkıh, usul, edebiyat, lugat, nahiv, tefsir ve hadiste otorite sahibi, vakur bir ilim adamı olarak anlatır; uzun süre fetva makamında kaldığı halde hayatının sonuna kadar tevazuu elden bırakmamış, insanların işlerini kolaylaştırmaktan zevk almıştır. İlmî meselelerde tâviz vermediği, görevlilerin ancak hukukî kurallar çerçevesinde cezalandırılabileceğini ve idamın mahkeme kararından sonra müftünün fetvasıyla mümkün olabileceğini padişaha çekinmeden söylediği anlatılır. Kaynağa göre İstanbul müftülüğü makamının dinî kontrolü sağlayacak biçimde vezîriâzamlık gibi bir şekle bürünmesinin ilk önemli adımları onun görevi sırasında atılmıştır.

Eserleri — İlmî gelişmeleri takip ederek kendini sürekli yenilediği, kitaba çok meraklı olup çeşitli yerlerden eserler getirttiği belirtilir. Başlıca eserleri: Hanefî fıkhına dair Muhtârât mine'l-Fetâvâ (Fetâvâ-yı Ali Efendi); fıkha dair Muhtasarü'l-Hidâye; ve sûfî raksının zikir maksadıyla yapılması durumunda haram olmadığını belirten, biri mensur diğeri manzum iki nüshası bulunan Risâle fî hakkı'd-devrân. Ona nisbet edilen Âdâbü'l-evsiyâ'nın ise oğlu Fudayl Çelebi tarafından kaleme alındığı tesbit edilmiştir.

Türbesi ve Külliyesi — Mezarı, Zeyrek'te yaptırdığı mescid ve mektebin hazîresindedir. Hayırseverliğiyle tanınmış, İstanbul'un değişik yerlerinde cami, mescid ve mektep inşa ettirmiştir: Galata'da Tersane caddesindeki Alaca Mescid 1957'de Azapkapı caddesi açılırken yıktırılmıştır; Küçük Mustafa Paşa semtindeki Müftü Ali (Zenbilli Ali) Efendi Camii mescid olarak yaptırılmış, 932'de (1525-26) cami haline getirilmiştir; tek kubbeli, kare planlı Ali Cemâlî Efendi Mektebi Zeyrek Yokuşu'nda 1523-1525 yılları arasında inşa edilmiştir. Fatih Kadı Çeşmesi'nde Müftü Ali Camii yakınındaki Müftü Hamamı 1960'ta ortadan kaldırılmıştır; hamamın geliri bu cami, mescid ve mektebe vakfedilmişti.

Çok Görüşlü Görüşler

Doğum tarihi ve yeri — Kaynak kesin bilgi bulunmadığını belirtir. Cavit Baysun, 932'de (1525) ileri bir yaşta vefatını ve tahsil ile hizmet sürelerini göz önüne alarak Fâtih Sultan Mehmed'in ilk saltanat yıllarında (1444-1446) doğduğunu söyler. Hüseyin Hüsâmeddin'e göre Amasya'da Eslem Hatun mahallesinde doğmuştur; kaynak, onun birçok kişiyi Amasyalı gösterme gayreti yüzünden bu bilgiye şüpheyle bakılması gerektiğini ekler. Bazı kaynaklar onu Karamanlı diye zikreder; Cemâlî ailesinin Aksaray'da ikamet ettiği bilindiğinden Aksaray'da doğduğu da ileri sürülür. Atlas bu görüşler arasında tercih yapmaz.

II. Bayezid dönemindeki tayini — Mecdî'ye göre II. Bayezid bir gece rüyasında onu görüp görüşmek istemiş; Ali Cemâlî “Selâtîn ile mülâkat ebgaz-ı mubâhâttır” diyerek bunu kabul etmemiş, padişah yine de ona Bursa'da Hudâvendigâr Medresesi müderrisliğini vermiştir. Hoca Sâdeddin ve Atâî ise Amasya müftülüğüne gönderildiğini yazar; kaynak bu ikinci bilginin daha doğru olduğunun söylenebileceğini belirtir.

Amasya'dan ayrılışı — Kaynak, görevi bırakmasının görünür sebebi olan düğün meselesinin yanında, Acem asıllı ulemâya yakınlık duyduğu söylenen Şehzade Ahmed'e karşı Amasya'daki Sünnî mutasavvıf ve âlimlerin tavrının da etkili olduğunun göz önüne alınması gerektiğini söyler. Mecdî ise II. Bayezid'in, medresesini izinsiz terkedip geldiği için öfkelenip onu azlettiğini yazar.

Yavuz Sultan Selim ile ilgili rivayetler — Rivayete göre bir defasında Yavuz Sultan Selim'e “ahkâm-ı şer'iyyeye mugayir” infazda bulunursa hal'ine fetva vereceğini açıkça söylemiş; padişah yönetime karışmamasını sert bir dille bildirince izin almadan hiddetle yanından ayrılmış, padişah daha sonra ona iltifatta bulunup Anadolu ve Rumeli kazaskerliklerini teklif etmiştir. Kaynak, bu tür rivayetlerin aslında yeni bir resmî kurum halinde teşekkül etmekte olan şeyhülislâmlık makamının önemini vurgulamaya yönelik olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu belirtir. Atlas rivayeti ve kaynağın ihtiyat kaydını birlikte aktarır.

Vefat yılının milâdî karşılığı — Kaynak içinde 932 yılının karşılığı hem 1525 (Baysun'dan aktarılan hesapta) hem 1526 (başlıkta ve Şâban 932 = Mayıs-Haziran 1526 kaydında) olarak geçer. Hicrî yıl her iki milâdî yıla da yayıldığından atlas başlıktaki 932/1526'yı izler.

Kaynaklar

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) — Yusuf Küçükdağ · c. 44, s. 247-249, “ZENBİLLİ ALİ EFENDİ” maddesi

Bu kaydın kaynakları aşağıdadır (Kaynak Zorunluluğu).

Bu kayıtta bir hata mı gördünüz? Kaynağıyla düzeltme önerin

Kalıcı kimlik: EA-Z-000412 · bu adres kaydın adı değişse de aynı kayda gider; atıfta bunu kullanın.

Dış kayıtlar: TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi