Giriş

Manevî Coğrafyanın Dijital Atlası

Allah Dostları

1113 kayıt · Sayfa 19/47

Cemâziyelevvel ayında anılanlar

Bu hicrî ay vefat yıldönümü olan zevat (kaynaklı).

Evliyâ

Sarı İsmail Sultan

Sultan

Hacı Bektâş-ı Velî'nin önde gelen halifelerinden olup yaklaşık 1250-1350 yılları arasında yaşamıştır. Hacı Bektâş tarafından Batı Anadolu'ya gönderilmiş, Tavas ve çevresinin Türkleşip İslamlaşmasında etkin rol almış bir gazi-dervişdir. Türbesi Tavas'ın Tekke köyündeki kabristandadır ve Denizli'nin en çok ziyaret edilen ziyaretgâhlarından biridir. (Kaynak: Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 'Denizli Tavas'ta Bektaşi Geleneği: Tekke Köyü Örneği'; Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü envanteri)

DenizliVefât 1350İncele
Evliyâ

Şeyh Abdürrezzak Dede (Bulamaç Dede)

Şeyh

Halk arasında 'Bulamaç Dede' diye anılan Şeyh Abdürrezzak Dede'nin türbesi Ceyhan'a bağlı İsmailiye köyündedir. Türbe tek odadan ibaret olup sandukası odanın ortasındadır; çevre köylülerce özellikle çocuk şifası niyetiyle ziyaret edilir. (Kaynak: Zekiye Çağımlar, Çukurova Üniv.; Evliyalar.net 'Adana/Ceyhan Evliyaları')

Adanaİncele
Evliyâ

Şeyh Ali Zülfikar Efendi

Şeyh

Rifâî tarikatı meşâyihinden olan Şeyh Ali Zülfikar Efendi, Adana merkezde kurduğu Şıh Zülfü Camii (eski Yortan Velî Dergâhı) ile anılır. Dergâh 1269/1853'te onarılmış olup Adana şer'iyye sicillerinde vakfiye kaydı bulunur. Kabri caminin avlusundadır; mezar taşı kitabesinde 'mürşidü's-sâlikîn' ifadeleri yer alır. (Kaynak: Evliyalar.net; 1269/1853 Adana şer'iyye sicili vakfiyesi)

Adanaİncele
Evliyâ

Zilli Dede (Ethem Dede)

Halk arasında 'Zilli Dede' diye anılan zatın asıl adının Ethem (İbrahim) olduğu nakledilir; Horasan erenlerinden sayılır ve 16-17. yüzyılda yaşadığı tahmin edilir. Türbesi Seyhan, Cemalpaşa mahallesinde olup mahalle ('Zilli Dede Semti') adını bu ziyaretten almıştır. Çocuğu olmayanlarca ziyaret edilir. (Kaynak: Zekiye Çağımlar, 'Adana Halk Kültüründe Ziyaretler', Çukurova Üniv.; Evliyalar.net)

Adanaİncele
Evliyâ

Şeyh Muslihiddin Efendi (Adana)

Şeyh

Adana'nın Tepebağ mahallesinde medfun ehlullahtan bir zat olup Ramazanoğulları döneminde yaşadığı rivayet edilir. Adı 1297/1881 tarihli Adana Sancağı Salnâmesi'nde Adana'da medfun evliya arasında kaydedilmiştir. Türbesi Tepebağ'da 5. sokakta bir ev içindedir. (Kaynak: 1297/1881 Adana Sancağı Salnâmesi; Evliyalar.net 'Adana Merkez')

Adanaİncele
Evliyâ

Çoban Dede (Adana)

Çukurova evliyâsından 17. yüzyılda yaşadığı kabul edilen, Abdülcabbâr (Cabbar) Dede'nin kardeşi sayılan bir zattır. Kabri Seyhan Barajı çalışmaları sırasında korunmuş, üzerine türbe yapılmıştır; bugün Çukurova ilçesinde Turgut Özal Bulvarı yakınındaki Çoban Dede Parkı içindedir. (Kaynak: Zekiye Çağımlar, Çukurova Üniv.; Evliyalar.net 'Çoban Dede')

Adanaİncele
Evliyâ

Durhasan Dede (Yanyatır)

'Yanyatır' lakabıyla da bilinir; Tahtacı Alevîlerin Yanyatır Ocağı'nın piri sayılan, Bağdat'tan gelmiş bir zattır. Adana Müzesi'ndeki iki yazma esas alınarak türbenin yaklaşık 1129-1132/1717-1720'de yapıldığı belirtilir. Kare planlı kubbeli küçük kâgir türbe Ceyhan'a bağlı Durhasandede köyünde, asırlık meşe altında olup tescilli kültür varlığıdır. (Kaynak: T.C. Kültür Portalı, Adana Kültür Envanteri; Zekiye Çağımlar, Çukurova Üniv.)

AdanaVefât 1132 h.İncele
Evliyâ

Şeyh Ali Sezai Efendi (Maraşî)

es-Seyyid eş-Şeyh

1867'de Maraş Şekerli Mahallesi'nde doğdu; Hz. Hüseyin soyundan seyyid kabul edilir. Kâdirî-Rifâî meşrebinde bir mürşid olarak Maraş Millî Mücadelesi'nin manevi liderlerindendi ve kurtuluş sonrası Ulu Cami baş vâizliği yaptı. 11 Haziran 1937'de vefat etti, Şeyhadil Mezarlığı'na defnedildi. (Kaynak: Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi; Maraş Bugün gazetesi.)

KahramanmaraşVefât 1937İncele
Evliyâ

Şeyh Hacı Ahmet Hamdi Efendi (Elbistanî)

Şeyh

Nakşibendî-Müceddidî tarikatının halifelerinden bir şeyhtir. Türbesindeki kitâbeye göre 3 Muharrem 1330 (24 Aralık 1911) tarihinde vefat etmiştir. Elbistan Kızılcaoba Mahallesi Türbe Sokak'taki türbesi 1330/1911-12'de yaptırılmış olup içinde yaklaşık 300 yıllık bir sancak bulunur. (Kaynak: Evliyalar.net; Elbistan Kaynarca gazetesi, Arif Bilgin.)

KahramanmaraşVefât 1330 h.İncele
Evliyâ

Yum Baba

Maraş Mevlevî geleneğine bağlı bir Allah dostu olarak anılır; kabri, Bedesten'in doğu kısmındaki ve Anadolu'nun son Mevlevîhânelerinden sayılan Maraş Mevlevîhânesi'ndedir. Mevlevîhâne Dulkadiroğlu Alâüddevle Bozkurt Bey tarafından yaptırılmıştır. (Kaynak: Hakikat Evi; Maraş Avucumda — Yum Baba Türbesi/Maraş Mevlevî Dergâhı.)

Kahramanmaraşİncele
Evliyâ

Derdimend Dede

Osmanlı döneminde yaşamış, hazırladığı ilaç ve şifalarla halka derman olduğu nakledilen bir Allah dostudur. Kabri Kahramanmaraş'ın kuzeydoğusunda, dış yol üzerinde Sütçü İmam Lisesi karşısındaki tepededir ve şifa niyetiyle ziyaret edilir. (Kaynak: Haber46; Türbeler.org — Derdimend Dede.)

Kahramanmaraşİncele
Evliyâ

Mehmet Ağa

Elbistan'a yaklaşık 20 km mesafedeki Büyükyapalak yerleşiminde türbesi bulunan bir Allah dostudur. Türbesi yöre halkınca ziyaret edilen bir inanç merkezidir. (Kaynak: Evliyalar.net — Mehmet Ağa Türbesi; Evliyalarımız.com — Kahramanmaraş.)

Kahramanmaraşİncele
Evliyâ

Alamadan Dede (Seyyid Sultan Alâeddin)

Şeyh

Tire'de Halvetî-Melâmî geleneğinin önde gelen şeyhi kabul edilen Seyyid Sultan Alâeddin'e izafe edilen zat. Rivayete göre Mısır'dan, ardından Fâtih devrinde İstanbul'dan Tire'ye sürülmüş ve burada vefat etmiştir; Molla Çelebi, Abdülkerim Efendi ve Alâeddin Arabî gibi talebeleriyle Tire'de Halvetîliğin uzun süre etkili olmasını sağladı. Kitâbesiz türbesi 4 Eylül Mahallesi Alamadan Sokak'tadır. (Kaynak: Kültür Envanteri; Visit İzmir; TDV İslâm Ansiklopedisi 'Tire')

İzmirİncele
Evliyâ

Taptuk Emre (Aksaray)

Yûnus Emre'nin mürşidi olarak bilinen XIII. yüzyıl mutasavvıfıdır. Aksaray'a bağlı Taptuk köyündeki türbesi mescid, kütüphane ve çeşmeden oluşan bir külliye içinde olup 2023'te yenilenmiştir. İHTİLAFLI/MAKAM: kabri için Nallıhan-Sarıköy gibi başka iddialar da bulunur. (Kaynak: Aksaray e-Şehir Ansiklopedisi 'Tapduk Emre' [BOA arşiv belgeleri, Hacı Bektâş Velî Velâyetnâmesi]; Evliyalar.net)

Aksarayİncele
Evliyâ

Osman Dede

Dulkadiroğlu döneminde, yaklaşık 1500 yıllarında Afşin'de (Dibek Oyuğu mevkii) bir zâviye kurmuş Allah dostudur; türbesi aynı yerdedir. (Kaynak: Evliyalarımız.com — Kahramanmaraş; Evliyalar.net — Kahramanmaraş Evliyaları.)

Kahramanmaraşİncele
Evliyâ

Külhani Ali Baba

Aksaray'da bir hamamda külhancılık yaptığı için 'Külhani Ali Baba' diye anılan velîdir; Evliya Çelebi türbesini ziyaret edip Seyahatnâme'sinde zikretmiştir. Sebil mahallesindeki üç pencereli, kör kubbeli ve kitâbesiz türbesi, Sultan II. Abdülhamid'in başkilârcısı Hacı Ali Paşa tarafından yaptırılmıştır. (Kaynak: Evliya Çelebi Seyahatnâme; Evliyalar.net 'Külhani Ali Baba')

Aksarayİncele
Âlim

Şeyh Bedreddin (Bedir Muhtar)

Şeyh

Tam adı Mevlânâ Bedreddin Ahmed b. Muhammed el-Muhtâr er-Râzî el-Hanefî olup Aksaray'da müderrislik ve kâdılık yapmış, müctehid derecesine ulaştığı nakledilen Hanefî fakîhidir. Evhadüddin Kirmânî'nin müridi sayılır; XIII. yüzyıl ortalarında vefat etmiştir. Selçuklu devri tuğla kemerli türbesi Bedir Muhtar Kabristanı'ndadır. (Kaynak: Aksaray e-Şehir Ansiklopedisi 'Bedir Muhtar Türbesi'; Evliyalar.net)

AksarayVefât 1245İncele
Âlim

Şeyh Ömer Adulî

Şeyh

Niğde'nin Ulukışla ilçesindeki Şeyhömerli köyüne adını veren, devrinin sayılan âlim ve velîlerinden bir zattır. Rivayete göre Sultan IV. Murad'ın Bağdat Seferi (1637) sırasında padişaha yardımcı olmuş, köy öşürden muaf tutulmuştur. Türbesi kitabesine göre 1080/1669'da Şeyh Yakub eliyle inşa edilmiştir; kare planlı kubbeli tek mekânlı yapıdır. (Kaynak: Niğde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü – Türbeler; Kültür Envanteri; M. Özkarcı, TTK)

Niğdeİncele
Âlim

Dâvûd-i Karsî

Çok yönlü Osmanlı âlim ve müderrisi; Birgi Ulucami Medresesi'nde okuttuğu dersler ve özellikle Birgivî'nin eserlerine yazdığı şerhlerle tanınır. Döneminde Dâvûd-i Karsî veya Dâvud Efendi olarak anılmış; bütün eserlerinin mukaddimesinde kendisini Dâvûd b. Muhammed el-Karsî el-Hanefî diye tanıtmıştır. Aslen Karslıdır; doğum tarihi ve ailesi hakkında bilgi yoktur. Temel medrese eğitimini Kars'ta, o yörenin tanınmış zâhid ve âlimi Çolak Abdullah Efendi 'den aldı. Ardından İstanbul'a giderek tahsilini ve mülâzemetini tamamladı. Akkirmânî'nin de mümeyyiz olarak bulunduğu ruûs imtihanını başarıyla verdi; mümeyyizlerin sorularıyla onun cevaplarından oluşan Risâletü'l-imtihân Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunmaktadır. Kaynaklarda bir taşra medresesine tayin edildiğine dair bilgi yoktur; madde, resmî makamlardan uzak zâhidâne hayatından hareketle böyle bir tayine yanaşmadığı sonucunun çıkarılabileceğini belirtir. Tahsilini tamamladıktan sonra Mısır'a gitti; orada kısa sürede ilmî ehliyetini çevresine kabul ettirip ders vermeye başladı ve daha çok öğrencilerinin ihtiyacı doğrultusunda eserler telif etti. Mısır'dan ne zaman döndüğü kesin değildir; orada yazdığı iki eserin öğrencileri tarafından 1154 yılının ilk aylarında (1741'in ortaları) İstanbul'da istinsah edilmesinden hareketle, 1153 yılının sonlarında (1741'in ilk ayları) İstanbul'a geldiği söylenebilir. Bir süre sonra hayranı olduğu Birgivî 'nin memleketi Birgi'ye giderek yerleşti ve Birgi Ulucami Medresesi'nde müderrislik yaptı. 1159 (1746) yılında Kıbrıs'a gidip bir müddet orada öğretim ve irşadla meşgul olduğu, bu sırada yazdığı eserlerden anlaşılır. 1162 yılının ramazan bayramında (14-16 Eylül 1749) bir ziyaret için Lârende'de (Karaman) bulunduğu da orada yazdığı bir eserin ferâğ kaydından öğrenilir. Birgi Ulucami Medresesi'nde Arap dili ve edebiyatı, tefsir, hadis, kelâm, mantık, âdâbü'l-münâzara ve ilm-i mîkāt gibi çok çeşitli alanlarda ders verdi; bir yandan öğrencilerini sağlam bir öğretim metoduyla yetiştirmeye çalışırken öte yandan bu ilim dallarında Türkçe ve Arapça pek çok eser telif etti. Dünya malına, makam ve mansıba değer vermeyerek zâhidâne bir hayatı tercih etti; ilmi, takvâsı ve Ehl-i sünnet akîdesine bağlılığıyla talebelerinin ve muhitinin takdirini kazandı. Hayatının son 15 yılını Birgi'de geçirdi ve 1169 yılının son günlerinde (Ağustos 1756) bu kasabada vefat etti. Vasiyeti gereği, Birgi'nin dışındaki bir tepe üzerinde medfun bulunan Birgivî'nin yanına gömüldü. Ömer ve Osman adlı iki oğlu olduğu, onların eserlerinden bahseden bazı kaynaklardan öğrenilir. Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Bazı eserlerinin muhtevasından, bâtınî fikirler karıştırılmış tasavvufî anlayışlarla mücadele ettiği ve bunlara karşı Asr-ı saâdet'in ihsan anlayışını savunduğu anlaşılır. Nûr sûresinin 35. âyetini tefsir ettiği er-Risâletü'n-Nûriyye ve'l-mişkâtü'l-kudsiyye 'yi bazı müfrit tasavvuf ehline cevap olarak kaleme almış, Şerh-i Âmentü billâh 'ı Mâtürîdî mezhebine göre yazmıştır. Eserleri — Kendisinden önce yazılmış, daha çok ders kitabı olarak okutulan pek çok esere, özellikle talebelerinin istifadesini kolaylaştırmak için şerh ve hâşiye yazdı; kaynak eserlerini yedi grupta toplar. Tefsir ve kıraat : er-Risâletü'n-Nûriyye; "dâd" harfinin telaffuzuna dair el-Fethiyye ; besmele ve hamdeleye dair Tahrîrât ve takrîrât ; Birgivî'nin tecvide dair ed-Dürrü'l-yetîm 'ine şerh. Hadis : Birgivî'nin hadis usulüne dair risâlesinin şerhi Şerhu Usûli'l-hadîs ; öğrencilerine Sahîh-i Buhârî okutmadan önce usul bilgisi vermek için yazılmış, birçok defa basılmış (ilki İstanbul 1272), Türkçeye tercüme edilmiş ( Mukarribü't-tâlibîn , İstanbul 1290) ve üzerine hâşiyeler yazılmıştır. Kelâm : Hızır Bey'in el-Kasîdetü'n-nûniyye 'sine biri Türkçe (1158/1745), diğeri Arapça (1169/1756 sonlarında Birgi'de tamamlandı) iki şerh; Şerh-i Âmentü billâh; Ûşî'nin Bed'ü'l-emâlî kasidesine şerh; insan fiilleri ve irade konusundaki Risâle fî beyâni mes'eleti'l-ihtiyârâti'l-cüz'iyye . Mantık : Teftâzânî'nin Tehzîbü'l-mantık 'ına el-Mûcez ; 1150 (1737) yılında tamamladığı Tekmile li-Tehzîbi'l-mantık ve onun şerhi; Kıbrıs'ta 1159 (1746) yılında yazdığı Şerhu'l-Îsâgūcî ile el-Îsâgūci'l-cedîd ; Lârende'de Ebû Saîd el-Hâdimî'nin önerme bahsine dair risâlesine yazdığı şerh. Cedel ve münazara : 1152 (1739) yılında yazdığı Tezkire li-vezâifi'l-bahhâsîn ve şerhi. Arap dili : Şerhu'l-Emsileti'l-muhtelife (Arapça ve Türkçe), Birgivî'nin İzhârü'l-esrâr ve el-Avâmil 'ine şerhler, 1151 (1738) yılında tamamladığı Muhtâru Muhtâri's-Sıhâh sözlüğü, 1155 (1742) yılında yazdığı aruz şerhi. İlm-i mîkāt : kıblenin tayini ve ibadet vakitlerinin belirlenmesine dair iki risâleye şerh. Bunlardan başka 33 ana başlık ihtiva eden, Takrîrât-ı Dâvûd Efendi diye de bilinen Ma'lûmât adlı bir not ve takrir mecmuası vardır.

İzmirVefât 1169 h.İncele
Âlim

Karakadı Mecdeddin (Hüsameddin Karakadı)

Seyyid

Tire'de adını taşıyan câmi, medrese, kütüphane, han ve hamamdan oluşan külliyenin bânisi olan kadı-âlim; Tire'de özgün külliye planını koruyan tek yapı grubudur. Mecdeddin hattat olarak bilinir. Câmi 1460'ta (Fâtih devri) Seyyid Hüseyin Hüsameddin Karakadı tarafından yaptırılmış olup türbesi câminin arkasındadır. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi 'Tire'; Visit İzmir)

İzmirİncele
Âlim

Molla Mehmed Çelebi (Tire)

Molla

Tire'de Halvetî şeyhi Alamadan Dede'nin (Seyyid Sultan Alâeddin) talebelerinden olup, hocasının yolunu sürdürerek Tire'de Halvetîliğin yerleşmesinde rol oynayan âlim-derviş. Türbesi Paşa Mahallesi'nde olup yapının Şeyh Mehmed Çelebi tarafından inşa ettirildiği düşünülür; kesin tarih bilinmemektedir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi 'Tire'; Evliyalar.net 'Tire')

İzmirİncele
Âlim

Ümmet Baba (Himmet Baba)

Dulkadiroğlu Alâüddevle Bey döneminde yaşamış, Elbistan'da cami, zâviye ve medrese kurmuş bir âlim ve vâizdir. Adına Elbistan, Maraş, Antep ve Adıyaman'da vakıflar tahsis edilmiştir; vefatından sonra Elbistan'daki türbesine defnedilmiştir. Sekizgen planlı, kubbeli türbesi caminin güney duvarına bitişiktir. (Kaynak: Evliyalar.net; M. Özkarcı, 'Elbistan Ümmet Baba Külliyesi', isamveri.org.)

Kahramanmaraşİncele
Âlim

Hacı Paşa (Celâleddin Hızır el-Aydınî)

Anadolu'nun İbn Sînâ'sı diye anılan hekim, kelâm âlimi ve müfessir. Esas adı Celâleddin Hızır 'dır; Aydınoğulları'nın bir teveccühü olarak verildiği tahmin edilen Hacı Paşa unvanıyla tanınır ve bu lakabı o kadar sevmiştir ki eserlerinde adının yerine dahi kullanmıştır. 740'tan (1339) sonra doğduğu tahmin edilmektedir. Aslen Konyalıdır: son tefsirinin mukaddimesinde kendisini Hacı Paşa b. Hoca Ali b. Murâd b. Hoca Ali b. Hüsâmeddin el-Konevî diye tanıtması bunun kesin delilidir. Tahsil için Mısır'a gitti; Kahire'deki Şeyhûniyye Medresesi'nde ünlü Hanefî fakihi Ekmeleddin el-Bâbertî 'den dinî ve aklî ilimleri okudu, keskin zekâsı ve çalışkanlığıyla hocasının takdirini kazandı. Buradaki başarılarıyla Anadolu'da da adı duyuldu; okumak için Mısır'a gelen Molla Fenârî, şair Ahmedî, Bedreddin Simâvî ve Müeyyed b. Abdülmü'min ondan yakınlık gördü. Ders arkadaşlarından biri de Seyyid Şerîf el-Cürcânî'dir. Kaynağa göre Mısır'a gitmeden önce Şam'daki Zâhiriyye Medresesi'nde Kutbüddin et-Tahtânî'den ders okumuş olması kuvvetle muhtemeldir. Kahire'de öğrenciyken tutulduğu ağır bir hastalık onu tıpla meşgul olmaya sevketti. Dinî ilimler yanında tıp kitapları okuyarak ve Cemâleddin İbnü'ş-Şevbekî gibi hekimlerin bilgi ve tecrübesinden yararlanarak kendini yetiştirdi; Şifâʾü'l-eskām 'ın mukaddimesinde bizzat belirttiği gibi el-Melikü'l-Mansûr Kalavun Bîmâristânı 'nda tabiplik yapmaya başladı. Tıptaki ehliyetini 771 (1370) yılında yazdığı iki kitapla ispat ettikten sonra bu hastahanede uzunca bir süre hekimlik yaptığı muhakkaktır. Tıbba yönelmesinde, öğrenciliği sırasında yardımını gördüğü Aydınoğlu Îsâ Bey'in teşviki de etkili olmuş olabilir; 1332 yılında Birgi'yi ziyaret eden İbn Battûta'nın haberleri bu hânedanın tıbba verdiği önemi gösterir. Hâmisi Îsâ Bey'in daveti üzerine Mısır'daki işini bırakıp Anadolu'ya geldi ve Ayasuluk (Selçuk) kadılığına tayin edildi. Kadılık yanında Ayasuluk ve Birgi medreselerinde hocalık, sarayda hekimlik yaptı; hükümdar ve saray erkânından çok itibar gördüğü, halk tarafından da sevildiği muhakkaktır. Aydın ilinde telif ettiği yedi eserde Aydınî nisbesini kullandığı için Aydınlı olduğu sanılmıştır. Kitâbü's-Saâde ve'l-ikbâl 'i yazdığı 800 (1398) yılında Ayasuluk'ta görevi başındaydı; Îsâ Bey'in ölümünden sonra beylikteki siyasî karışıklıklar yüzünden bu yılın sonlarında Konya'ya gittiği söylenebilir. Bu dönemde hocası Bâbertî'nin Tuhfetü'l-ebrâr adlı eserini istinsah etmeye başlamış ve 29 Safer 818'de (10 Mayıs 1415) tamamlamıştır. En büyük eseri olan tefsirini II. Murad'ın tahta çıkışından (824/1421) sonra yazmaya başlayıp ona ithaf etti; ardından çok sevdiği ilim beldesi Birgi'ye döndü ve kısa bir müddet sonra burada vefat etti. Süheyl Ünver, 827 (1424) yılı civarında vefat ettiği kanaatindedir. Tesir Halkası — Şifâʾü'l-eskām Anadolu Türk hekimleri arasında büyük ün yapmıştır: öğrencilerinden şair ve hekim Sinan Paşa esere bir methiye yazmış ve bunu müellif hattı nüshaya eklemiştir; Nev'î Yahyâ Efendi ile Ayaşlı Hekim Şâbân-ı Şifâî de eserin şöhretine şahitlik eder. Eserin iki nüshası, müellif hayattayken öğrencisi Yûsuf b. Muhammed b. Osman tarafından istinsah edilmiştir. Kitâbü's-Saâde 913'te (1507) Türkçe'ye çevrilerek II. Bayezid'e sunulmuş; Teshîl 'i ise Sabuncuoğlu Şerefeddin'in öğrencisi Muhyiddin Mehî 872'de (1467) manzum hâle getirmiştir. Eserleri — Daha çok tıptaki eserleriyle tanınır; tefsir, kelâm ve mantıkta da değerli çalışmaları vardır. İki Türkçe tıp kitabı dışındaki eserlerinin tamamı Arapçadır. ① et-Teâlîm fî ilmi't-tıb : Kahire'de Emîr Şeyho Medresesi'nde 7 Receb 771 (4 Şubat 1370) günü tamamladığı ilk çalışması; sonuna hekimlerin dikkat etmesi gereken hususlar ve hekimlik ahlâkı üzerine “Vasiyyet” başlıklı bir sonsöz eklemiştir. ② el-Ferîde fî zikri'l-agziyeti'l-müfîde : öncekinin özeti; 20 Receb 771'de (17 Şubat 1370) Emîr Şeyho Hankahı'nda tamamlandı. ③ Şifâʾü'l-eskām ve devâʾü'l-âlâm ( Şifâ-yı Hâcı Paşa , Kānûn-ı Hâcı Paşa ): tıptaki en önemli eseri; 782 yılı Ramazanı sonunda (Aralık 1380) Ayasuluk'ta tamamlayıp Îsâ Bey'e ithaf etti. Câlînûs ve İbn Sînâ yöntemiyle dört makale hâlinde düzenlenmiştir; en önemli özelliği bilgilerin açık ifadelerle ve gereksiz ayrıntıdan kaçınılarak verilmesidir. ④ el-Usûlü'l-hamse : Ayasuluk'ta yazıldı; 788'de (1386) istinsah edilen tek nüshası Manisa'dadır. ⑤ Kitâbü's-Saâde ve'l-ikbâl : 800 (1398) yılında Şifâ'yı yaklaşık üçte bir oranında özetleyerek meydana getirdi. ⑥ Müntehab-ı Şifâ : Şifâ'nın Türkçe özeti; Anadolu'da yazılmış ilk Türkçe tıp kitaplarındandır . ⑦ Teshîl : Müntehab ile aynı tertipte Türkçe bir kitap; Süheyl Ünver'e göre 810 (1408) yılında telif edilmiştir. ⑧ Mecmau'l-envâr fî cemîi'l-esrâr : Kur'ân-ı Kerîm'in geniş bir tefsiri, en büyük çalışması; II. Murad'a ithaf edilmiş, on cildini tamamladığı bilinir, günümüze I. ve X. ciltleri ulaşmıştır. ⑨ Şerhu Levâmii'l-esrâr : mantığa dair; Kâtib Çelebi 784'te (1382) yazıldığını bildirir. ⑩ Şerhu Tavâlii'l-envâr : Kādî Beyzâvî'nin kelâma dair eserinin şerhi; 781 yılı Saferinin (Mayıs 1379) başlarında bitirilip Îsâ Bey'e ithaf edildi. Ayrıca Kitâbü De'bi's-sâlihîn adlı Arapça eser, Hacı Paşa'nın şeriat, tarikat, hakikat ve mârifet makamları hakkında söylediği bir sözün izahıdır; bir öğrencisi tarafından bir itiraza cevap olarak hazırlanmıştır. Türbesi ve Külliyesi — Birgi'de Hıdırlık mevkiinde bulunan mezarının üstüne 1935'te mermerden bir âbide yapılmıştır.

İzmirVefât 827 h.İncele
Evliyâ

Şeyh Güzel

Şeyh

Niğde'nin Altunhisar ilçesine 3 km uzaklıktaki Türbeönü mevkiinde medfun bir velîdir. Türbesi, kapısı üzerindeki nesih kitabeye göre 955/1548'de inşa edilmiş; kitabede 'Bu, Şeyh Güzel'in türbesidir' ibaresi ve tarih düşürme mısraı vardır. Yapı 1726 ve 1803'te onarım görmüştür. (Kaynak: Niğde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü; M. Özkarcı, TTK)

NiğdeVefât 955 h.İncele