Giriş

Manevî Coğrafyanın Dijital Atlası

Allah Dostları

1113 kayıt · Sayfa 20/47

Cemâziyelevvel ayında anılanlar

Bu hicrî ay vefat yıldönümü olan zevat (kaynaklı).

Âlim

Karakadı Mecdeddin (Hüsameddin Karakadı)

Seyyid

Tire'de adını taşıyan câmi, medrese, kütüphane, han ve hamamdan oluşan külliyenin bânisi olan kadı-âlim; Tire'de özgün külliye planını koruyan tek yapı grubudur. Mecdeddin hattat olarak bilinir. Câmi 1460'ta (Fâtih devri) Seyyid Hüseyin Hüsameddin Karakadı tarafından yaptırılmış olup türbesi câminin arkasındadır. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi 'Tire'; Visit İzmir)

İzmirİncele
Âlim

Molla Mehmed Çelebi (Tire)

Molla

Tire'de Halvetî şeyhi Alamadan Dede'nin (Seyyid Sultan Alâeddin) talebelerinden olup, hocasının yolunu sürdürerek Tire'de Halvetîliğin yerleşmesinde rol oynayan âlim-derviş. Türbesi Paşa Mahallesi'nde olup yapının Şeyh Mehmed Çelebi tarafından inşa ettirildiği düşünülür; kesin tarih bilinmemektedir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi 'Tire'; Evliyalar.net 'Tire')

İzmirİncele
Evliyâ

Pîr Ali Aksarâyî

Sultan

Bayramî Melâmîliği'ne mensup sûfî; Kanûnî devrinde geniş bir nüfuz sahibi olmuştur. Aksaray'da doğduğu ve 882 yılında dünyaya geldiği tahmin edilmektedir. Asıl adı kaynaklarda Bahâeddin Ali veya Alâeddin Ali olarak kaydedilmiştir. Müridlerinden Abdurrahman el-Askerî'nin verdiği bilgiye göre 26 Şâban 945'te (17 Ocak 1539) Kayseri'de vefat etmiş, cenazesi Aksaray'a götürülerek defnedilmiştir. Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Vahdet-i vücûd anlayışına bağlıdır ve şeriat ile tasavvufun uyumunu vurgular: "Şeriatın dışında olan bizden değildir" düşüncesini benimsemiştir. Dervişlerinden, derviş kıyafetiyle dolaşmak yerine bir sanatla geçinmelerini istemiştir — bu, Melâmî çizginin gündelik hayattaki karşılığıdır. Türbesi ve Külliyesi — Kayseri'de vefat etmiş, cenazesi Aksaray'a nakledilerek burada defnedilmiştir.

AksarayVefât 945 h.İncele
Âlim

Şeyh Ömer Adulî

Şeyh

Niğde'nin Ulukışla ilçesindeki Şeyhömerli köyüne adını veren, devrinin sayılan âlim ve velîlerinden bir zattır. Rivayete göre Sultan IV. Murad'ın Bağdat Seferi (1637) sırasında padişaha yardımcı olmuş, köy öşürden muaf tutulmuştur. Türbesi kitabesine göre 1080/1669'da Şeyh Yakub eliyle inşa edilmiştir; kare planlı kubbeli tek mekânlı yapıdır. (Kaynak: Niğde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü – Türbeler; Kültür Envanteri; M. Özkarcı, TTK)

Niğdeİncele
Âlim

Şeyh Bedreddin (Bedir Muhtar)

Şeyh

Tam adı Mevlânâ Bedreddin Ahmed b. Muhammed el-Muhtâr er-Râzî el-Hanefî olup Aksaray'da müderrislik ve kâdılık yapmış, müctehid derecesine ulaştığı nakledilen Hanefî fakîhidir. Evhadüddin Kirmânî'nin müridi sayılır; XIII. yüzyıl ortalarında vefat etmiştir. Selçuklu devri tuğla kemerli türbesi Bedir Muhtar Kabristanı'ndadır. (Kaynak: Aksaray e-Şehir Ansiklopedisi 'Bedir Muhtar Türbesi'; Evliyalar.net)

AksarayVefât 1245İncele
Evliyâ

Şeyh Muslihiddin Efendi (Adana)

Şeyh

Adana'nın Tepebağ mahallesinde medfun ehlullahtan bir zat olup Ramazanoğulları döneminde yaşadığı rivayet edilir. Adı 1297/1881 tarihli Adana Sancağı Salnâmesi'nde Adana'da medfun evliya arasında kaydedilmiştir. Türbesi Tepebağ'da 5. sokakta bir ev içindedir. (Kaynak: 1297/1881 Adana Sancağı Salnâmesi; Evliyalar.net 'Adana Merkez')

Adanaİncele
Evliyâ

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi

Es-Seyyid

1915-1990 yılları arasında yaşamış Nakşibendî-Hâlidî şeyhi, mutasavvıf ve dîvan şairi olup Somuncu Baba (Şeyh Hâmid-i Velî) neslinden on ikinci kuşak torunudur. Darende Şeyh Hâmid-i Velî (Somuncu Baba) Camii'nde kırk yılı aşkın imam-hatiplik yapmış, Kur'an kursu, kütüphane ve vakıf kurmuştur. Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî ile tanınır. 14 Haziran 1990'da vefat etmiş, Darende'de Hâmid-i Velî Camii hazîresine defnedilmiştir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi 'Hulûsî Efendi, Osman'; Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı)

MalatyaVefât 1990İncele
Evliyâ

Şeyh Buhârî (Gümüşeşik)

Kütahya'da medfun, Nakşibendî şeyhlerinden sayılan bir veli; halk arasında 'Gümüşeşik' adıyla bilinen tekke ve türbeye adını vermiştir. Hayatına dair ayrıntılı bilgi günümüze ulaşmamıştır (bilgi sınırlı/ihtilaflı). Türbesi Zeryen mahallesinde Gümüşeşik (Türbe) sokağındadır; mimari özelliklerine göre 16. yüzyıla tarihlenir, 19. yy'da Dilâver Paşa tarafından onarıldı. (Kaynak: Evliyalar.net; Kütahya Belediyesi / Kütahya Creative City)

Kütahyaİncele
Evliyâ

Kara Abdal

Ladik'in yaklaşık 27 km doğusunda kendi adını taşıyan Kara Abdal köyü mezarlığında medfun, abdal/derviş geleneğine mensup bir velîdir; köy ve türbe en geç 1633 öncesine tarihlenir. Evliyâ Çelebi Seyahatnâme'sinde bu zattan söz eder. Kitabe bulunmadığından doğum-ölüm tarihi belgelenememiştir. (Kaynak: Evliyâ Çelebi, Seyahatnâme; Ahsen Vakfı / evliyalar.net)

Samsunİncele
Evliyâ

Karadonlu Can Baba

Horasan'dan gelen erenlerden sayılan, 13.–14. yüzyıllarda yaşadığı kabul edilen bir derviş-veli; menkıbeye göre Hacı Bektâş-ı Velî çevresine bağlanır. Türbesi Kütahya merkezde Germiyan caddesinde Karadonlu Mescidi karşısındadır, dokuz sanduka bulunur. Doğum-ölüm tarihleri belgelenememiştir; Gediz Akçaalan'da ikinci bir makam da bulunduğundan ihtilaflı/makam niteliği taşıyabilir. (Kaynak: Evliyalar.net; Kültür Envanteri)

Kütahyaİncele
Sahâbe

Sultan Şücaeddin (Sultan Suç'a) Makamı

Makam

MAKAM (kabir kesin değil, ziyaret geleneği). Diyarbakır Sur'da Hz. Ömer Camii yakınında, Alipaşa mahallesindeki türbe, 1801-1802 tarihli Diyarbakır Salnâmesi'nde sahabeden biri olarak anılan Sultan Şücaeddin'e izâfe edilir. Mevcut yapı Artuklu dönemine (1208-1209 civarı) tarihlenmekte; sahabe nisbeti ihtilâflıdır, gerçek kabir kesin değildir. (Kaynak: Diyarbakır Salnâmesi 1801-1802; M. Ali Abakay, Diyarbakır Şehir Araştırmaları, TYB)

Diyarbakırİncele
Sahâbe

Hz. Saad bin Ebû Vakkas Makamı (Diyarbakır)

Hz.

MAKAM (kabir kesin değil, ziyaret geleneği). Diyarbakır Sur'da Ulu Beden Burcu arkasında bir kabir, taşında 'Sahat b. Vakkas' yazısıyla anılır. Meşhur sahabe Sa'd b. Ebî Vakkas'ın Diyarbakır fethine katıldığına dair bilgi yoktur ve gerçek kabri Medine Bakî'dedir; bu yapı muhtemelen fethe katılan başka bir sahabeye aittir. (Kaynak: Evliyalar.net; Diyarbakır Sur türbe/burç envanteri)

Diyarbakırİncele
Evliyâ

Şeyh Halil Becirmânî

Şeyh

Şeyh Halil Becirmânî (1916, Gerçüş – 8 Şubat 2002), Nakşibendî-Hâlidiyye'nin Hâlid-i Cezerî/Seyda kolundan bir şeyhtir; Şeyh Muhammed Said Seyda el-Cezerî'den 1953'te icâzet almıştır. Dargeçit'in Sümer beldesinde cami ve medrese inşa etmiş, aşiretler arası anlaşmazlıklarda arabuluculuk yapmıştır. Türbesi belde girişindedir. (Kaynak: evliyalar.net; Siirt Haberci; Haberin Kapısı)

MardinVefât 2002İncele
Evliyâ

Şeyh Abdürrezzâk el-Helelâ

Şeyh Seyyid

Şeyh Seyyid Abdürrezzâk el-Helelâ (1895, Mazıdağı – 1980, Kızıltepe), Nakşibendî-Hâlidiyye'nin Haznevî kolundan bir şeyh ve Şeyh Ahmed el-Haznevî'nin halifesidir. Ömrünün sonuna kadar Kızıltepe'de ikâmet etmiş, Helelâ silsilesini kurmuştur. Türbesi Kızıltepe'dedir. (Kaynak: evliyalar.net; Seyda Muhammed Emin el-Hayderî biyografisi)

MardinVefât 1980İncele
Peygamber Ailesi

Zeynelâbidîn ve Sitti Zeynep

Seyyid

Nusaybin'deki Zeynel Abidin Camii ve Külliyesi içinde, biri Molla Zeynelâbidîn diğeri kız kardeşi Sitti Zeynep'e ait iki türbe bulunur; her ikisi de Hz. Hüseyin soyundan Peygamber ailesi mensubu kabul edilir. Türbe kapısındaki kitâbeye göre yapı H.553/1159 (Zengî dönemi) tarihlidir ve UNESCO geçici listesindedir. Bu zatın İmam Ali Zeynelâbidîn es-Seccâd'dan farklı, soy-nispetiyle anılan bir şahsiyet olduğu kaydedilir. (Kaynak: Mardin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü; Kültür Envanteri; Kültür Portalı)

Mardinİncele
Evliyâ

Şeyh Kâsım el-Halvetî

Şeyh

Şeyh Kâsım el-Halvetî, Mardin merkezde (Yeni Kapı Hamamı yakını) türbe-mescidi bulunan Halvetî tarîkatına mensup bir şeyhtir. Yapım tarihi kesin bilinmemekle birlikte üslûbundan XV.–XVI. yüzyıldan sonraya tarihlenir; türbede biri Şeyh Kâsım'a, diğeri kızına ait iki sanduka vardır. Kesin vefat tarihi kaynaklarda yer almaz. (Kaynak: Mardin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü; Kültür Portalı; ÇEKÜL)

Mardinİncele
Sahâbe

Selmân-ı Pâk (Selmân-ı Fârisî) Makamı

Makam

Bu kayıt, İslâmiyet'i kabul eden İran asıllı ilk sahâbî Selmân-ı Fârisî'nin (Selmân-ı Pâk) Mardin'in Nusaybin ilçesindeki makam türbesine bağlıdır. Makam bir defin yeri değildir: kaynağa göre zatın kabri Bağdat yakınlarındaki Selmânıpâk kasabasındadır; Remle'de ve Nusaybin'de ise birer makam türbesi bulunmaktadır. Asıl adı Mâhbe (Mâyeh) b. Bûzehmeşân'dır. Müslüman olduktan sonra kendini Selmân İbnü'l-İslâm diye tanıtmış; Selmân el-Hayr, Selmân-ı Pâk ve Selmân el-Hakîm diye de anılmıştır. Mecûsî olan babası köyünün reisi (dihkan) idi. Râmhürmüz'de doğdu, küçük yaşta ailesiyle Ceyy denilen bir köye göç etti. Âteşkedede kutsal ateşin sönmemesiyle görevliyken yeni bir din arayışına girdi ve ailesinin şiddetli muhalefetine rağmen Hıristiyanlığı benimsedi. Bu arayış onu önce Dımaşk'a, ardından Musul'a, Nusaybin 'e ve Ammûriye'ye götürdü. Ammûriye'de kendisinden bilgi aldığı bir papaz ölüm döşeğinde ona, Arap yarımadasında İbrâhim peygamberin Hanîf dini üzere gönderilecek son peygamberin pek yakında geleceğini; onun hediye kabul edip sadaka almayacağını ve kürek kemikleri arasında nübüvvet mührü bulunacağını haber verdi. Çölü geçmek için hayvanlarını vererek bir Arap tüccarının kervanına katıldı; fakat Vâdilkurâ'da köle olarak satıldı ve sonunda Benî Kurayza'dan bir yahudinin (Osman b. Eşhel) eline geçerek Medine'ye geldi. Şehri görünce papazın tarif ettiği yere ulaştığını anladı. Hz. Peygamber'in Kubâ'ya geldiğini duyunca oraya koştu; rahipten öğrendiği alâmetleri onda görünce müslüman oldu. Köleliği yüzünden Bedir ve Uhud'da bulunamadı. Resûl-i Ekrem'in tavsiyesiyle efendisiyle muhtemelen İslâmî dönemin ilk mükâtebe sözleşmesini yaptı: bedel olan 300 hurma fidanı Resûlullah'ın nezâretinde ashabın yardımıyla dikildi, beytülmâlden 40 ukıyye ödenerek âzat edildi. Hz. Peygamber onu Ebü'd-Derdâ ile kardeş ilân etti. Hendek Gazvesi'nde hendek kazılmasını teklif etti; ensar ve muhacir onu kendilerinden saymak için ihtilâfa düşünce Resûlullah “Selmân bizden, Ehl-i beyt'tendir” buyurdu. Hendek ve sonraki bütün savaşlara katıldı; Tâif'in fethinde mancınık ve debbâbe kullanılmasını tavsiye edip yapımını bizzat üstlendiği belirtilir. Zâhid bir şahsiyetti; ilme düşkünlüğü ve sünnete bağlılığıyla ashâb-ı Suffe arasında önemli bir yer edindi. Hz. Ömer'in kendisine bağladığı maaşı sadaka olarak dağıtır, hurma liflerinden ördüğü hasırları satarak geçinirdi. Irak fetihleri başlayınca Kādisiye ve Belencer savaşlarına, Medâin ve Celûlâ fetihlerine katıldı; Kûfe'nin kuruluşunda katkıda bulundu ve Hz. Ömer tarafından Medâin valisi tayin edildi. Valilikte de mütevazi yaşayışını değiştirmedi. Hz. Osman'ın hilâfetinin sonlarına doğru, kaynağa göre 35 (656) yılı sonu veya 36 (656) yılı başlarında Medâin'de vefat etti. Tesir Halkası — Rumca ve İbrânîce öğrendiği, Farsların, Romalıların, yahudi ve hıristiyanların kutsal kitaplarını okuduğu rivayet edilir; bu yüzden “sâhibü'l-kitâbeyn” diye anılmıştır. Fâtiha sûresini Farsça'ya tercüme ettiği ve Resûlullah'ın bunu menetmediği kaydedilir. Hadisleri Kütüb-i Sitte'de yer alır; Ahmed b. Hanbel el-Müsned 'de 37 rivayetine yer verir, Bakī b. Mahled'in eserinde 60 rivayetinin bulunduğu belirtilir. Kendisinden İbn Abbas, Ebû Saîd el-Hudrî, Enes b. Mâlik gibi sahâbîler ve birçok tâbiî rivayette bulunmuştur. Hz. Peygamber'in saçlarını tıraş ettiği için berberlerin pîri sayılmış, fütüvvet teşkilâtının gelişmesinde rol oynamış ve pek çok tasavvufî silsilede yer almıştır; Kâzerûniyye'nin kurucusu Kâzerûnî'nin kendisine gönderilen zekât paylarını Selmân'ın kabilesi arasında dağıttığı söylenir. Eserleri — İbn Hacer el-Askalânî, Cüz'ân min hadîsi Selmân adlı oldukça hacimli bir hadis cüzünün varlığını bildirir; Mesâʾilü'r-ruhbân adlı küçük bir risâle de ona nisbet edilir. Şiî müellifler onu âsârı ilk tasnif eden kişi sayar ve Kitâbü Hadîsi Câselîk 'in müellifi kabul eder. Türbesi ve Külliyesi — Kabri, IV. Murad tarafından yeniden yaptırılan türbesiyle Bağdat yakınlarındaki, kabrinin etrafında oluştuğu belirtilen ve bugün Selmânıpâk diye bilinen kasabadadır; Şiîler zamanla bu kabri Kerbelâ dönüşü uğranması gereken bir ziyaretgâh hâline getirmiştir. Bundan başka Remle 'de ve Mardin ilinin Nusaybin ilçesinde birer makam türbesi bulunur; bu atlas kaydı Nusaybin'dekine bağlıdır. Medine'nin kuzeyindeki Mesâcid-i Seb'a'dan biri de Ömer b. Abdülazîz'in Medine valiliği sırasında yaptırdığı sanılan Mescid-i Selmân-ı Fârisî 'dir; Seyfeddin Hüseyin b. Ebü'l-Heycâ tarafından yeniden inşa edilen yapı (577/1181) bugün de varlığını sürdürmektedir.

MardinVefât 36 h.İncele
Şehîd

Kılıç Dede

Samsun'un Türkleşmesi sürecinde, 1071 Malazgirt sonrası Selçuklu fetihleri sırasında bölgede şehit düştüğü rivayet edilen bir derviş-gazidir; mezarı cami inşasından önce mevcuttu. Adıyla anılan mahalle ve camiye adını vermiştir. Kitabe bulunmadığından menkıbevi unsurlar taşır. (Kaynak: Doğu Karadeniz Kültür Envanteri Projesi, karadeniz.gov.tr; Kültür Envanteri – Kılıçdede Türbesi)

Samsunİncele
Sahâbe

Hz. Ukkâşe b. Mihsan (Makam)

Makam

Cesareti ve kahramanlığıyla tanınan, Hz. Peygamber tarafından cennetle müjdelenen sahâbî. Tam adı Ebû Mihsan Ukkâşe b. Mihsan b. Hursân el-Esedî 'dir. Gaziantep'in Nurdağı yöresindeki Ökkeşiye Türbesi onun adına nisbet edilen bir makam-kabirdir. Benî Esed kabilesine mensuptur ve ilk müslümanlardandır. Hz. Peygamber vefat ettiğinde kırk dört yaşında olduğu bilindiğinden milâdî 588 veya 589 yılında doğmuş olmalıdır. İki kardeşi vardır: kendisinden iki yaş büyük ağabeyi Ebû Sinân b. Mihsan ile kız kardeşi Ümmü Kays bint Mihsan. Savaşlardaki yararlıklarıyla tanınan meşhur bir cengâverdi. Bütün gazvelere katılmış, kimi seriyyelere kumandanlık etmiş, bazı bölgelere zekât memuru ve davetçi olarak gönderilmiştir. Hicretten on yedi ay sonra (Receb 2 / Ocak 624) Abdullah b. Cahş kumandasında gerçekleştirilen ve müşriklere ilk ciddi darbenin vurulduğu Batn-ı Nahle Seriyyesi'ne katıldı; ardından Bedir, Uhud ve Hendek dahil bütün önemli gazvelerde büyük yararlılıklar gösterdi. Hendek'te müşriklerin yanında yer alan kendi kabilesi Esedoğulları'na karşı 6 yılı Rebîülevvel ayında (Temmuz-Ağustos 627) düzenlenen Gamre Seferi'ne kumandan tayin edildi; kaçan kabilenin yerini yakaladığı biri vasıtasıyla tesbit edip baskınla dağıttı ve müslümanlar kayıp vermeden 200 deve ganimetle Medine'ye döndü. 9 yılı Rebîülâhirinde (Temmuz-Ağustos 630) Cinâb bölgesindeki Kudâa kabilesinin Uzre ve Belî kollarına gönderilen seriyyenin de kumandanıydı. Hz. Peygamber onu “Araplar'ın en üstün süvarilerinden biri” diye övmüştür. Cennetle müjdelenmesi, adının Arap edebiyatına darbımesel olarak girmesine vesile oldu. Hz. Peygamber, ümmetinden yetmiş bin kişinin hesaba çekilmeden cennete gireceğinin kendisine müjdelendiğini haber verince Ukkâşe öne atılıp “Yâ Resûlellah! Dua et, ben de onlardan olayım” dedi; Peygamber “Allahım! Ukkâşe de onlardan olsun!” diye dua etti. Ayağa kalkan başka bir sahâbî aynı duayı isteyince “Ukkâşe senden hızlı davrandı” buyurdu. Bu söz, erken davranıp güzel bir fırsatı değerlendirenler hakkında darbımesel olarak kullanılmıştır. Ashâb-ı Suffe'dendi. Daha çok askerî görevlerde bulunduğu ve Peygamber'in vefatından bir yıl sonra şehid edildiği için fazla hadis rivayet etme imkânı bulamadı; Abdullah b. Abbas, Ebû Hüreyre ve kız kardeşi Ümmü Kays'ın bazı rivayetlerinde adı geçer. Ümmü Kays'ın oğlu vefat edip cenazesi yıkanırken üzüntüden ne dediğini bilmeyen kız kardeşinin sözlerini Ukkâşe Hz. Peygamber'e anlatmış, o da tebessüm ederek “Allah ona uzun ömürler versin!” buyurmuştur; bu duanın bereketiyle Ümmü Kays'ın çok uzun yaşadığı nakledilir. Hz. Ebû Bekir'in halifeliği döneminde, 11 (632) yılında kendi kabilesinden olup peygamberlik iddia eden Tuleyha b. Huveylid üzerine gönderilen Hâlid b. Velîd kumandasındaki birlikte yer aldı. Necid bölgesindeki Büzâha mevkiinde keşfe çıkan Ukkâşe ile Sâbit b. Akrem, kendilerini yakalayan Tuleyha ve kardeşi tarafından şehid edildi; naaşları Hâlid b. Velîd tarafından şehid oldukları yerde defnedildi. Tuleyha sonradan yeniden imana gelip iyi bir müslüman olsa da Hz. Ömer ona “Ukkâşe ve Sâbit'i öldürdün ya, bir daha seni sevemem!” diyerek hoşnutsuzluğunu dile getirmiştir. Türbesi ve Külliyesi — Cesareti, kahramanlığı ve yakışıklılığıyla Anadolu coğrafyasında çok sevilen bir figür hâline gelen Ukkâşe'nin adı Türkçe'de Ökkeş 'e dönüşmüş, özellikle Gaziantep ve Kahramanmaraş yöresinde yaygınlaşmıştır. Gaziantep Nurdağı yöresinde Ökkeşiye Türbesi adıyla bir kabir bulunur. Kaynak, Ukkâşe'nin Necid'deki Büzâha mevkiinde şehid edildiği yerde Hâlid b. Velîd ve arkadaşları tarafından toprağa verildiği bilindiğinden bu türbenin bir makam-kabir olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtir.

GaziantepVefât 12 h.İncele
Enbiyâ

Nebî Harun-i Âsefî Makamı

Nebî

MAKAM (kabir kesin değil, ziyaret geleneği). Eğil ilçesindeki Ziyaret Tepe'de bulunan makam, Hz. Süleyman'ın yardımcısı olduğu rivayet edilen Nebî Harun-i Âsefî'ye izâfe edilir. 1316/1898 Diyarbakır Salnâmesi Eğil'de Hârûn-i Âsafî'nin kabrini zikreder. Barajla sular altında kalma riski sebebiyle 1995'te Nebi Harun Tepesi ziyaretgâhına taşınmıştır; peygamberlik ve kabir nisbeti ihtilâflıdır. (Kaynak: Diyarbakır Salnâmesi 1316/1898; Eğil Peygamber Kabirleri envanteri / Diyarbakır Valiliği)

Diyarbakırİncele
Sahâbe

Hz. Sa'd b. Ebî Vakkas (Araban Makamı)

Makam

MAKAM. Sa'd b. Ebî Vakkas, cennetle müjdelenen on sahabeden biridir; 55/675 civarında Medine yakınlarında vefat etmiş ve Cennetü'l-Baki'ye defnedilmiştir. Araban ilçesi Ziyaret köyü kuzeydoğusundaki tepede bulunan yapı, bölgedeki seferlerle ilişkilendirilen temsilî bir makam-türbedir; gerçek kabri Medine'dedir. (Kaynak: Gaziantep İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü; Araban yerel kültür kayıtları)

GaziantepVefât 55 h.İncele
Evliyâ

Haçkalı Baba (Mustafa Tarhan)

Asıl adı Mustafa Tarhan olan Haçkalı Baba, 1864'te Of'un Dağönü köyünde doğdu; Kuş Mustafa ve Haçkalı Hoca olarak da bilinir. İlim ve tasavvuf tahsili gördü, bölgenin son devir Allah dostlarından sayılır. 1949 Ramazan'ında vefat etti ve türbesi Akçaabat/Düzköy yöresindeki Haçka Yaylası'nda, adına yapılan cami yanındadır. (Kaynak: Günebakış – Haçkalı Baba; Kuzey Ekspres – Haçkalı Baba)

TrabzonVefât 1368 h.İncele
Evliyâ

Şeyh Hasan el-Nûrânî

Şeyh

Nakşibendiyye'nin Hâlidiyye kolundan bir şeyh; Diyarbakır'ın Çınar ilçesine bağlı Aktepe köyünde açtığı medrese ve tekkeyle tanınır. Hakkında müstakil TDV maddesi yoktur; aşağıdakiler oğlu Abdurrahman Aktepe'nin maddesinde onun için verilen bilgilerdir. Aslen Hakkârilidir. Diyarbakır ve çevresindeki medreselerde tahsil gördü; Sâlih-i Sıbkî ve Molla Halîl-i Siirdî'den ders aldı. Hâlid el-Bağdâdî'nin halifelerinden Hâlid-i Cezerî ile onun halifesi Sâlih-i Sıbkî 'den hilâfet aldı. Ardından Aktepe köyüne yerleşti ve burada açtığı medresede çok sayıda öğrenci yetiştirdi. Bölgedeki nüfuzu sebebiyle Sultan Abdülmecid, tekkenin faaliyetlerini daha iyi yürütebilmesi için bir ferman göndererek Aktepe köyünü ve çevresindeki geniş bir araziyi ona hediye etti. 1863'te vefat etti. Dört oğlunun en büyüğü Abdurrahman Aktepe'dir; vefatından sonra medresenin başında bir süre Abdurrahman bulunmuş, görevi daha sonra kardeşi Muhammed Can'a bırakmıştır. Tesir Halkası — Halifelerinden Molla Muhammed kaynakta adıyla geçer; oğlu Abdurrahman Aktepe seyrüsülûkünü onun yanında tamamlayıp hilâfet almış ve Aktepe dergâhında birçok mürid yetiştirmiştir. Türbesi ve Külliyesi — Kabri Aktepe köyündeki türbededir; oğulları Muhammed Can ve Abdurrahman Aktepe de aynı türbeye defnedilmiştir.

DiyarbakırVefât 1283 h.İncele
Evliyâ

Şeyh Yusuf Zeynüddin

Şeyh

Anadolu Selçuklu döneminde yaşadığı tahmin edilen bir sûfî şeyhidir; kurduğu tekke nedeniyle Tekkeköy ilçesi adını ondan almıştır. Bazı rivayetlerde Samsun'da medfun Seyyid Kutbiddin'in kardeşi olarak anılır. Camisi ve türbesi belgeli olmakla birlikte kesin tarih içeren kitabe bulunmaz. (Kaynak: Tekkeköy Kaymakamlığı, tekkekoy.gov.tr; Kültür Envanteri)

Samsunİncele