Giriş

Manevî Coğrafyanın Dijital Atlası

Allah Dostları

1113 kayıt · Sayfa 23/47

Cemâziyelevvel ayında anılanlar

Bu hicrî ay vefat yıldönümü olan zevat (kaynaklı).

Peygamber Ailesi

İmam Muhammed Bâkır Makamı

Harran'ın yaklaşık 3 km kuzeydoğusundaki İmam Bakır köyünde, On İki İmam'ın beşincisi Ebû Ca'fer İmam Muhammed Bâkır'a izâfe edilen kare planlı, kubbeli makam ve bitişiğindeki cami yer alır. Bu bir makamdır (kabir kesin değil, ziyaret geleneği) — rivayete göre İmam'ın bir parmağı buraya defnedilmiş ve köy onun adıyla anılmıştır; İmam Bâkır'ın asıl kabri Medine'dedir. (Kaynak: Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, 'İmam Bakır Hz. Camii ve Türbesi'; Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap, 'İmam Bakır Camii ve Türbesi')

Şanlıurfaİncele
Enbiyâ

Şuayb Peygamber (Şuayb Şehri Makamı)

Harran'a bağlı Özkent (Şuayb Şehri) Mahallesi'ndeki antik kentte bir mağara, halk arasında Şuayb Peygamber'in makamı olarak ziyaret edilir ve kentin adını ondan aldığına inanılır. Bu bir makamdır (kabir kesin değil, ziyaret geleneği) — mevcut mimari kalıntılar Geç Roma dönemine (MS 4-5. yy) aittir ve bilimsel kazı yapılmadığından peygamberle bağ tarihsel olarak doğrulanmamıştır. (Kaynak: Şanlıurfa Valiliği / Harran Kaymakamlığı resmî tanıtımı, 'Şuayb Şehri'; Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı, 'Şuayb Antik Kenti')

Şanlıurfaİncele
Enbiyâ

Hz. İbrâhim (Mevlid-i Halil / Halîlürrahman Makamı)

Halîlullah

Şanlıurfa'da Balıklıgöl çevresindeki Halîlürrahman Külliyesi ve Mevlid-i Halil (Dergâh) Mağarası, halk geleneğinde Hz. İbrâhim'in doğduğu yer ve Nemrud'un ateşinden kurtulduğu yer olarak ziyaret edilir. Bu bir makamdır (kabir kesin değil, ziyaret geleneği) — kaynaklar burayı doğum/menkıbe mekânı olarak verir, kabir olarak değil. Halîlürrahman Camii 1211-12'de inşa edilmiştir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, 'Halîlürrahman Külliyesi'; Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı, 'Mevlid-i Halil Camii ve Mağarası')

Şanlıurfaİncele
Evliyâ

Şeyh Mehmed Efendi (Dadaylı)

Şeyh

Kastamonu'nun Daday ilçesi Sofular köyünde doğan Şeyh Mehmed Efendi, kaynaklarda Şeyh Şâbân-ı Velî'nin bizzat icâzet verdiği halifeleri arasında zikredilir; böylece Halvetiyye-Şâbâniyye silsilesine bağlanır. Kuzyaka yöresine yerleşerek irşad faaliyetinde bulunmuş, 1662'de vefat etmiştir. Türbesi Kuzyaka'da Şeyh köyü Akçasu mahallesinde Akçasu Camii bitişiğindedir. (Kaynak: Fazıl Çifçi, 'Kastamonu Camileri – Türbeleri', Kastamonu Belediyesi; Evliyalar.net derlemesi)

KastamonuVefât 1073 h.İncele
Şehîd

Aşıklı Sultan

Sultan

Halk arasında 'Yanık Evliya' olarak da bilinen Aşıklı Sultan, rivayete göre Kastamonu'nun Bizans'tan alınışı sırasındaki kuşatmada okla şehid düşmüş bir Türk kumandanıdır. Honsalar mahallesindeki eyvan tipi türbede beş sanduka bulunur. Vefat tarihi kesin olarak belgelenmemiş olup XII. yüzyıla bağlanır; bu yönüyle menkıbevi unsurlar taşıdığı şeffafça belirtilmelidir. (Kaynak: Kastamonu Belediyesi — Aşıklı Sultan Türbesi; Kültür Envanteri — Aşıklı Sultan Türbesi)

Kastamonuİncele
Evliyâ

Abdülfettah-ı Velî

Abdülfettah-ı Velî, kaynaklarda Abdülkādir-i Geylânî'nin soyundan gelen bir Kādirî şeyhi olarak anılır ve XIII. yüzyılda Kastamonu'da yaşadığı kabul edilir. Kastamonu merkezde darüşşifa, cami ve türbeden oluşan Yılanlı Külliyesi'ni yaklaşık 1272'de kurmuştur. 672/1273'te vefat ettiği ve Yılanlı Camii'ne bitişik türbede çocuklarıyla birlikte medfun olduğu nakledilir. (Kaynak: Kastamonu Belediyesi — Yılanlı Külliyesi; Kültür Envanteri — Yılanlı Külliyesi)

KastamonuVefât 672 h.İncele
Evliyâ

Ömer Fuâdî

Şeyh

1559'da Kastamonu'da doğan Ömer Fuâdî, Halvetiyye'nin Şâbâniyye kolunun beşinci postnişini olup yaklaşık 33 yıl bu görevi yürüttü. Şâbân-ı Velî hakkında menâkıbnâme ve türbenâme kaleme alarak Şâbâniyye'nin müstakil bir tarikat olarak gelişmesinde büyük rol oynadı ve Şâbân-ı Velî türbesinin inşasına öncülük etti. 1636'da vefat etti ve şeyhi Muhyiddin Efendi'nin yanında Şâbân-ı Velî Türbesi içine defnedildi. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi 'Ömer Fuâdî'; Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü 'Fuâdî, Ömer')

KastamonuVefât 1046 h.İncele
Evliyâ

Karakurt Baba (Kalender Baba)

Baba

Kırşehir merkezin yaklaşık 15-17 km batısında, Karalar köyünde Emirburnu yamacındaki Karakurt Külliyesi'ne (kaplıca, hankâh, mescid ve türbe) adını veren derviş/baba kimliğindeki zattır; külliye 13-14. yüzyıla, türbe (Kalender Baba Kümbeti) ise 15. yüzyıl sonuna tarihlenir. TDV İslâm Ansiklopedisi, türbede yatan zatın kim olduğu ve hangi tarihte yaşadığının kaynaklarla belirlenemediğini açıkça belirtir. İHTİLAFLI: tarihî şahsiyeti ve kimliği kesin değildir; sonradan Bektaşî ziyaretgâhı olarak benimsenmiştir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, 'Karakurt Külliyesi' md.; Kırşehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü)

Kırşehirİncele
Evliyâ

Şeyh Ahmedî Gülşehrî

Şeyh

13. yüzyıl sonu ile 14. yüzyıl başında Kırşehir'de yaşamış mutasavvıf şair ve şeyhtir; mantık, matematik, fıkıh ve tefsirle de meşgul olmuştur. Ferîdüddin Attâr'ın eserini esas alarak 717 (1317) yılında kaleme aldığı Türkçe Mantıku't-tayr (Gülşennâme) en önemli eseridir; rivayete göre Sultan Veled tarafından Kırşehir'e Mevlevî dergâhı kurmak üzere gönderilmiştir. Kabri Kırşehir merkezinde adını taşıyan Ahmedî Gülşehrî Parkı içindeki türbededir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, 'Gülşehrî' md.; T.C. Kültür Portalı / Kırşehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü)

KırşehirVefât 717 h.İncele
Evliyâ

Şeyh Süleymân-ı Türkmânî

Şeyh

13. yüzyıl sonunda Kırşehir'de yaşamış Mevlevî şeyhidir. Sultan Veled'in halifelerinden olduğu ve Muharrem 697 (Kasım 1297) tarihli vakfiyesiyle Kırşehir'in doğusunda bir Mevlevî zâviyesi kurduğu kayıtlıdır; bazı araştırmacılar onu şair Gülşehrî ile özdeşleştirmiştir. Kerpiçten yapılmış mescid-türbe-cemaat odasından oluşan türbesi şehrin Medrese (İmaret) Mahallesi'nde olup içinde dört mezar bulunur. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, 'Gülşehrî' ve 'Kırşehir' md.; T.C. Kültür Portalı, Süleyman Türkmânî Türbesi)

KırşehirVefât 710 h.İncele
Evliyâ

Güvenç Abdal

Hacı Bektâş-ı Velî'nin halifelerinden sayılan, asıl adının Genç Abdal olduğu rivayet edilen dervişti. Türbesi, Hacı Bektâş-ı Velî Külliyesi'nde Kırklar Meydanı'nın batısındaki platformda yer alır ve içinde üç sanduka bulunduğundan 'Kızlar Türbesi' olarak da anılır. Güvenç Abdal Ocağı'nın asıl merkezi Gümüşhane-Kürtün yöresinde olup buradaki türbenin makam niteliği taşıdığı yönünde görüşler vardır; bu yönüyle ihtilaflıdır. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, 'Hacı Bektâş-ı Velî Külliyesi'; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tescil kaydı; Kültür Envanteri.)

Nevşehirİncele
Evliyâ

Resul Bâlî

Hacı Bektâş-ı Velî'nin halifelerinden biri olarak anılan derviştir. Kümbeti, Hacı Bektâş-ı Velî Külliyesi'nde, ana türbenin doğu duvarına bitişik olup Kırklar Meydanı'na açılır ve külliyenin en eski birimlerindendir. Remzi Gürses'e göre türbedeki mezar taşı 677 (1278-79) tarihlidir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, 'Hacı Bektâş-ı Velî Külliyesi'; Remzi Gürses, Hacıbektaş Rehberi.)

NevşehirVefât 677 h.İncele
Evliyâ

Şeyh Şehâbeddin Sühreverdî (Odunpazarı)

Şeyh

Eskişehir Odunpazarı'nda, Anadolu Selçukluları döneminde kurulduğu kabul edilen zaviyenin (Salı Tekkesi) banisi/şeyhi olarak anılan bir tasavvuf büyüğüdür; halk arasında Mevlânâ'nın çağdaşı sayılır. Kesin ölüm tarihi ve kimliği kitâbe bulunmadığından belirsizdir. Zaviyeden günümüze yalnızca türbe ulaşmış olup içinde kitabesiz iki sanduka (Şeyh Şehâbeddin ve oğlu Şeyh Muhiddin'e atfedilen makam mezarlar) bulunur; türbe 1984'te onarılmış, 2009'da Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce restore edilmiştir. (Not: bu Odunpazarı türbesi, TDV'de kayıtlı Konya Ereğli'deki Şehâbeddin Sühreverdî külliyesinden farklı bir yerel zaviyedir.) (Kaynak: Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü; Kültür Envanteri, KE 192112.)

Eskişehirİncele
Evliyâ

Üryan Baba (Ahmed Üryan Baba)

Seyitgazi yöresinin Kalenderî-Bektaşî kült muhitinde anılan, az giyimli (üryan) bir Kalenderî şeyhidir; türbede medfun zatın büyük ihtimalle Sultan Şücâüddin'in halifesi Ahmed Üryan Baba olduğu kabul edilir. Kesin kimliği ve ölüm tarihi belgelerle saptanamamıştır. Zaviye ve türbesi, Seyitgazi'nin kuzeydoğusunda 6-7 km uzaklıktaki, eskiden 'Üryan Baba' adıyla anılan Yazıdere köyündedir; kare planlı kubbeli türbe ile imaretten oluşan küçük yapı XVI. yüzyıla (1511-1517 civarı) tarihlenir. (Kaynak: D. Altınsapan v.dğr., 'Seyitgazi İlçesinde Üryan Baba Zaviyesi ve Türbesi', Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi; Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü / Kültür Envanteri.)

Eskişehirİncele
Evliyâ

Şücâüddin Velî (Sultan Varlığı)

Sultan

XIV. yüzyıl sonu ile XV. yüzyıl başında yaşamış, Abdalân-ı Rûm zümresinin önde gelen Kalenderî şeyhlerinden; Yıldırım Bayezid devri sonu, Çelebi Mehmed ve II. Murad dönemlerinde faaliyet göstermiştir. 'Sultan Varlığı' ve 'Şücâüddin Baba' diye de anılır; bugün Alevî-Bektaşî zümrelerce büyük saygı görür. Türbesi, Seyitgazi'ye 6 km uzaklıktaki, 1968 öncesi onun adıyla anılan Arslanbeyli (Aslanbey) köyündedir; sekizgen gövdeli kubbeli türbe 921 (1515) yılında Kasım Bey tarafından yaptırılmıştır. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, 'Şücâüddin Velî' ve 'Şeyh Şücâüddin Külliyesi'; Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü.)

Eskişehirİncele
Evliyâ

Tapduk Emre

XIII. yüzyılda yaşayan Babaî-Haydarî dervişi; büyük mutasavvıf şair Yûnus Emre 'nin şeyhi olarak tanınır. Horasan'dan Anadolu'ya geldiği tahmin edilmektedir. Tapduk kelimesinin onun adı mı yoksa lakabı mı olduğu belirsizdir. Babaî zümrelerine mensup pek çok derviş gibi baba unvanını taşıdığı Yûnus Emre'nin bazı mısralarından anlaşılır; yaşadığı dönemde Anadolu'da bu ismi kullanan şahsiyetlerin varlığı da bilinmektedir. Yaşadığı dönem hakkında kaynaklarda farklı rivayetler vardır; ancak müridi Yûnus Emre ile şeyhi Barak Baba'nın dönemleri göz önünde tutulursa XIII. yüzyılın ikinci yarısında yaşadığı söylenebilir. Mecdî onun Sakarya nehri yakınlarındaki köyünde münzevi bir hayat sürdüğünü ifade eder; kaynakların büyük çoğunluğu, bugün kendi adıyla bilinen bu köyde yaşadığında ittifak eder. Dönemindeki birçok derviş gibi çiftçilikle uğraştığı ve müridlerinin eğitimiyle meşgul olduğu tahmin edilir. Mürşidinin kimliği konusunda kaynaklar farklı bilgiler verir. Bizzat müridi Yûnus Emre, "Yûnus'a Tapdug u Saltug u Barak'tandur nasib" mısraıyla onu Barak Baba 'nın müridleri arasında gösterir; kaynağa göre bu ifadelerden Barak Baba'nın müridi olduğu kesin biçimde ortaya çıkar. Silsilesi Barak Baba vasıtasıyla Sarı Saltuk 'a ulaşır. Barak Baba'nın bir Haydarî dervişi olduğu bilindiğinden Tapduk Emre'nin de bir Babaî-Haydarî dervişi olabileceği düşünülür. M. Fuad Köprülü'ye göre, Babaî çevreleriyle yakın ilişki içinde bulunduğu için tıpkı şeyhi gibi bir Türkmen babası hüviyeti gösterir; Abdülbaki Gölpınarlı ise onun tâife-i abdalân dan olduğu kanaatindedir. Ailesi hakkındaki bilgiler menkıbevî rivayetlerle bezenmiştir. Bir kızının Yûnus Emre ile evlendiği rivayet edilir; fakat bu rivayet ne Yûnus'un divanında ne de diğer çağdaş kaynaklarda yer alır. Nallıhan yakınlarındaki Emre Sultan köyünde mezarı bulunan Bacı Sultan adlı bir kızının daha olduğu nakledilir. Gölpınarlı, Yûnus Emre'nin Tapduk Emre'nin oğlu olabileceği ihtimaline de dikkat çeker. Kesin vefat tarihi bilinmemektedir. Yûnus Emre'nin bir şiirinde vefatını haber verdiği mürşidinin XIII. yüzyılın sonlarında vefat etmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Tesir Halkası — Kaynaklardaki ifadelerden çok sayıda müridi bulunduğu anlaşılır; bu müridler Tapduklular adıyla anılır. En tanınan müridi, uzun yıllar hizmetinde bulunan Yûnus Emre 'dir: onun görüşlerini Anadolu ve Şam'da yaymış, kendisinden saygı ve övgüyle söz etmiş, şeyhi gibi Kalenderî-Melâmetî düşünceyi benimsemiştir. Yûnus bunu "Halka Tapduk mânisin saçtık elhamdülillâh" mısraıyla dile getirir. Şeyh Ömer ve Şeyh Câfer adlı iki müridi daha kaynaklarda anılır. Tesirinin Balkanlar'a da ulaştığı köy adlarından anlaşılır: Aksaray'ın merkez nahiyesine ve Edirne'nin Havsa ilçesine bağlı birer köy ile Varna'ya bağlı bir köy Tapduk adını taşır. Kaynak, bunun onun bu bölgelere gittiğini doğrulamasa bile müridlerinin yayılma sahası hakkında önem taşıdığını belirtir. Türbesi ve Külliyesi — Kaynağa göre en muteber görüş, mezarının Ankara'nın Nallıhan ilçesine bağlı Emresultan köyü nde bulunduğudur; bu bilgi birçok kaynağın yanı sıra Afyonkarahisar Şer'iyye Sicilleri'nde de yer alır. Köydeki türbede, ailesine mensup oldukları ileri sürülen daha pek çok kişinin mezarı vardır.

Ankaraİncele
Evliyâ

Kara Davut (Mehmed) Efendi

Kara Davut Efendi, Hacı Bayrâm-ı Velî'nin halîfelerinden Bayramiyye tarikatına mensup bir âlim ve mutasavvıftır. Türbesindeki kitâbeye göre 1453 yılında vefat etmiştir. Kabri Ankara'nın Beypazarı ilçesine bağlı Kuyumcutekke köyündeki cami avlusunda olup günümüzde aktif bir ziyaretgâhtır. (Kaynak: Kültür Envanteri, 'Kara Davut Türbesi, Beypazarı'; Beypazarı Belediyesi.)

AnkaraVefât 1453İncele
Evliyâ

Bünyâmin-i Ayâşî

Şeyh

Bünyâmin-i Ayâşî (asıl adı Mustafa), Bayramî-Melâmî kolunun kurucu şahsiyetlerinden bir Sufi şeyhidir. Ömer Dede Sikkînî'nin yahut Hacı Bayrâm-ı Velî'nin halîfesi olarak gösterilir; halîfesi Pîr Ali Aksarâyî yoluyla Melâmîlik silsilesi devam etmiştir. Vefat tarihi ihtilâflıdır (916/1510, 918/1512 veya 926/1520 civarı). Türbesi Ankara'nın Ayaş ilçesi Dervişimam Mahallesi'nde, adını taşıyan caminin kuzeydoğu köşesindedir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, 'Bünyâmin Ayâşî'; Abdülkerim Erdoğan, Ankara Velileri.)

AnkaraVefât 1512İncele
Evliyâ

Şeyh İzzeddin

Şeyh, Seyyid

Şeyh İzzeddin, 14. yüzyılda Ankara'da yaşamış, talebeleri büyük ölçüde Ahî teşkilâtı içinde yer alan bir Sufi şeyhi ve müderristir; bir Osmanlı vakıf kaydında seyyid olarak anılır. Vefat tarihi ihtilâflıdır: kitâbe iki şekilde okunmuştur — 705/1306 ile 752/1352. Ulus/Hacı Bayram'daki türbesi 1930'larda yıkılan aslının temelleri üzerine yeniden inşa edilmiştir. (Kaynak: Kültür Envanteri, 'Şeyh İzzettin Türbesi/Camii'; Konyalı, Ankara tarihi.)

AnkaraVefât 705 h.İncele
Evliyâ

Ahî Elvan (Hacı Elvan b. Mehmed Bey)

Ahî

Ahî Elvan (Hacı Elvan b. Mehmed Bey), 14. yüzyıl sonlarında yaşamış Ankara Ahîlik çevresine mensup bir şahsiyettir. Adını taşıyan Ahî Elvan Camii'ni (Samanpazarı/Altındağ) yaptırmıştır; minberdeki kitâbeye göre cami 1413'te onun tarafından yenilenmiştir. Kaynaklarda esas olarak cami bânisi olarak geçer; kabri caminin bulunduğu külliyeyle ilişkilendirilir. Kesin vefat tarihi bilinmemektedir (yaklaşık 14. yüzyıl sonu). (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, 'Ahî Elvan Camii'; Kültür Envanteri.)

Ankaraİncele
Şehîd

Hüseyin Gazi

Seyyid, Gazi

Hüseyin Gazi, Anadolu'nun İslâmlaşması döneminde Bizans'a karşı savaştığına ve şehit düştüğüne inanılan bir gazi-velîdir; halk anlatılarında Battal Gazi'nin babası ve seyyid olarak anılır. Tarihî kişiliği büyük ölçüde efsanevî olup kaynaklar çelişkilidir; bu nedenle tarihsel doğruluğu tartışmalıdır. Mamak'taki Hüseyingazi Tepesi'nde bulunan türbesi 13. yüzyılda tekke olarak kurulmuş, 1378'de ve Fâtih Sultan Mehmed döneminde (1463) tamir edilmiştir. (Kaynak: T.C. Mamak Kaymakamlığı; Kültür Envanteri.)

Ankaraİncele
Evliyâ

Tâceddin Sultan (Tâceddinzâde Mustafa Efendi)

Şeyh

Ankara'da Hamamönü mevkiindeki Tâceddin Dergâhı 'nın kurucusu Tâceddinzâde Mustafa Efendi ; XVII. yüzyılda yaşamış, Ankara halkı arasında Celvetî şeyhi olarak bilinen zat. Hakkındaki literatürde Tâceddin Sultan adıyla anılır. Kaynak, dergâhın kurucusu hakkında yeterli bilgi bulunmadığını açıkça belirtir. Aslen Ankaralı bir ailenin çocuğudur; ailenin Bursa'ya gidip daha sonra tekrar Ankara'ya döndüğü rivayet edilir. Adı ve Ankaralı olduğuna dair bu rivayet, onun Bursa Kaplıca Medresesi müderrisi iken 1010 (1601) yılında Ankara'ya müftü tayin edilen ve 1018'de (1609) burada vefat eden Tezkireci Tâceddin Efendi 'nin oğlu olabileceğini düşündürür. Adına ilk defa 1075'te (1664) Ankara'da düzenlenen Aslanağa bin Muslu Vakfiyesi'nin şahitler listesinin başında rastlanır. Dergâhla birlikte bir de cami yaptırdığı anlaşılır; buna göre Tâceddin Camii ve Dergâhı XVII. yüzyılın ortalarında faaliyete başlamış olmalıdır. Evkāf-ı Hümâyun Nezâreti'nin 1270 (1853) yılına ait teftiş raporu, cami ve zâviyeyi onun Tekke Ahmed mahallesinde, Şeyh Paşa Zâviyesi'nin yerinde yaptırdığını kaydeder. Aynı rapor ve bir tevcih defteri onu Aziz Mahmud Hüdâyî 'nin halifeleri arasında gösterir; bu kayıtlar, onun Celvetî şeyhi olduğuna dair Ankara halkı arasındaki rivayetle örtüşür. Hüdâyî'nin 992 (1584) yılında Bursa'dan İstanbul'a gelip Küçük Ayasofya Tekkesi'nde şeyhlik yaptığı ve 1038 (1628) yılında burada vefat ettiği göz önüne alınırsa, kaynağa göre gençlik yıllarında ona yetişip icâzet almış olması kuvvetle muhtemeldir. Ölüm tarihi bilinmemektedir. 1853 tarihli teftiş raporundan çocuğu olmadığı anlaşılır. Tesir Halkası — Ondan sonra dergâhın şeyhliği, 1717'de Abdurrahman Efendi'nin türbedar tayin edilmesine kadar Gizli Şeyh Mehmed Efendi ve soyundan gelenlerce sürdürüldü. Abdurrahman Efendi'nin ardından görev babadan oğula Pîr Mehmed, Şeyh Osman ve Mustafa Efendi'ye, 1827'de Mustafa Efendi'nin kardeşi Osman Vâfî Efendi 'ye, 1853'te Osman Vâfî'nin oğlu Mehmed Şerif Galib'e (ö. 1899) geçti. Dergâhın son şeyhi Galib Efendi'nin oğlu Mustafa Tâceddin Efendi'dir (ö. 1937). Kaynak, Tâceddinzâde'den sonra dergâhın en kudretli şeyhi olarak Osman Vâfî Efendi'yi anar. Eserleri — Enver Behnan Şapolyo, Şeyh Derviş Muslu Ankaravî'nin 1147'de (1734-35) derlediği bir mecmuada Tâceddinzâde'nin evrâd ının, dergâh şeyhlerinin bir listesinin, çeşitli menkıbelerin ve Tâceddinzâde'nin şiirlerinin yer aldığını belirtir; bu mecmua bugün kayıptır. Çeşitli nüshaları bulunan evrâd metni Sadi Bayram, bazı şiirlerini ihtiva eden bir risâle ise Mustafa Aşkar tarafından yayımlanmıştır. Türbesi ve Külliyesi — Dikdörtgen planlı caminin batısındaki türbe ile doğudaki minare Ankara yöresine mahsus kırmızı andezit taşından yapılmıştır; türbe Bağdâdî kubbelidir. 1892'de cami, minare ve türbenin yıkılarak II. Abdülhamid'in hazîne-i hâssadan tahsis ettiği ödenekle yeniden inşası kararlaştırılmış; türbenin giriş kapısı üzerindeki manzum kitâbe caminin inşasının 1319 (1901) yılında tamamlandığını kaydeder. Türbeyi içine alacak şekilde 1970'lerde yapılan ilâveler 2008 restorasyonunda kaldırılmıştır. Tâceddin Türbesi , eskiden olduğu gibi bugün de Ankara'da Hacı Bayrâm-ı Velî Türbesi'nden sonra en çok ziyaret edilen merkezdir. Dergâhın günümüze ulaşan selâmlık binası, Mehmed Âkif'in 17 Şubat 1921'de İstiklâl Marşı'nı yazdığı yerdir.

Ankaraİncele
Hükümdar

Muzaffereddin Yavlak Arslan (Atabey Gazi)

Atabey Gazi

Çobanoğulları Beyliği'nin hükümdarı (hük. 1280-1292) olan Muzaffereddin Yavlak Arslan, Bizans'a karşı gazâlarıyla Paflagonya bölgesinin Türkleşmesinde rol oynadı. 1273'te Kastamonu'da kendi adıyla anılan Atabeygazi (Kırk Direkli) Camii'ni yaptırdı. 1292'de Selçuklu taht mücadelesine karışarak Rükneddin Kılıçarslan'a karşı girdiği muharebede öldürüldü; halk arasında 'Atabey Gazi' olarak ziyaret edilen türbesi caminin güneydoğu bitişiğindedir. (Tarihî kişilik bir bey/hükümdar olmakla birlikte halk muhayyilesinde gazi-velî olarak ziyaret edilir.) (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi 'Yavlak Arslan'; Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü — Atabeygazi Camii)

KastamonuVefât 691 h.İncele
Âlim

Nu'mân Sâbit Efendi (Sârıhatipzâde)

Müftü

Sârıhatipzâde ilim ailesine mensup Sivas müftüsü, müderris ve şairdir; müftü-şair Ahmed Hamdi Efendi'nin oğludur. 'Sâbit' mahlasıyla şiir yazdı, halk arasında 'Yılancık Evliyâsı' diye anıldı; 1758'de Ulu Cami yanında bir kütüphane ve çeşme yaptırdı (bugünkü Numan Efendi Halk Kütüphanesi onun adını taşır). 1182/1768-69'da vefat etti ve Sivas merkezde, Ulu Cami'nin batısındaki aile hazîresinde (Sârıhatipzâde kabristanı) medfundur. (Kaynak: TEİS 'SÂBİT, Nu'mân', Yesevi Ünv.; H. Yekbaş, 'Sârıhatipzâdelerden Numan Sabit Efendi', Cumhuriyet Ünv.)

SivasVefât 1182 h.İncele