L Âlim
Leys b. Sa'd İmam, Fakih
Mutlak müctehid ve muhaddis; döneminde Mısır'ın en büyük fakihi ve muhaddisi, görüşleri fetva ve kazâya esas teşkil eden fukahâü'l-emsâr dan biri. Tam adı Ebü'l-Hâris el-Leys b. Sa'd b. Abdirrahmân el-Fehmî 'dir. Şâban 94'te (Mayıs 713), Aşağı Mısır'da Kahire yakınlarındaki Kalyûbiye vilâyetine bağlı Tûh ilçesinin Karkaşende (Kalkaşende) köyünde dünyaya geldi. Ailesinin aslen İran'ın İsfahan şehrine bağlı Mârbîn veya Tabne kazasından geldiği ve Mısır'daki Fehmoğulları 'nın âzatlısı olduğu anlaşılmaktadır. Babası Sa'd b. Abdurrahman el-Fehmî İsfahanlıdır; 42 (662) yılında doğmuş, 100 (718-19) yılından sonra vefat etmiştir. Âzatlılık bağıyla mensubu olduğu Fehmoğulları Emevîler döneminde Mısır'da büyük nüfuz sahibiydi; gençlik yıllarında Hâlid b. Sâbit el-Fehmî'nin torunlarından üçü Mısır valiliği yapmıştı ve kaynak yetişmesinde bunların etkili olduğunu belirtir. Mısır ve Hicaz'da birçok âlimden ders aldı; Şam, Kudüs ve Bağdat gibi ilim merkezlerine de gitti. İlk olarak 113 (732) yılında yaptığı hac sırasında Mekke'de Atâ b. Ebû Rebâh, İbn Ebû Müleyke, İbn Şihâb ez-Zührî, Ebü'z-Zübeyr, İmrân b. Ebû Enes ve İbn Ömer'in âzatlısı Nâfi' gibi âlimlerle görüştü. Hadis hocaları arasında Hişâm b. Urve, Saîd b. Ebû Saîd el-Makbürî, Yezîd b. Ebû Habîb, Yahyâ b. Saîd el-Ensârî ve Abdülazîz el-Mâcişûn da vardır. Tâbiînden elliyi aşkın, tebeu't-tâbiîn ve daha sonraki nesilden 150 kadar kişiyle görüşüp onlardan faydalandığı rivayet edilir. Genç yaşta Mısır'ın önde gelen ilim adamlarının takdirini kazandı; gerek Emevîler gerekse Abbâsîler döneminde halifeler ve devlet adamları nezdinde büyük itibar gördü. Mısır valileri ona danışmadan bir konuda kesin karar vermezdi. Emevî Halifesi II. Mervân, Mısır'a vali tayin ettiği Havsere b. Süheyl'e yardımcı olacak birini seçmeleri için Mısırlılar'a mektup gönderdiğinde, iki hocası hayatta olduğu halde bu göreve Leys ittifakla seçildi. 140 (758) yılında hac dönüşü Kudüs'te bulunan Halife Mansûr'un huzuruna bir heyetin başında elçi olarak çıktı; halife ona Mısır valiliğini (veya kadılığını) teklif etti, Leys ise göreve güç yetiremeyeceğini ve mevâlîden olduğunu söyleyerek geri çevirdi. Dîvânü'l-atâ üyeliği, Cezîre valiliği ve divan idaresi gibi bazı resmî görevler üstlendiği de rivayet edilir. Döneminin bazı önemli siyasî ve dinî kararlarında etkili oldu. Ebû Hanîfe'nin öğrencilerinden ilk Mısır kadısı İsmâil b. Yesa' el-Kindî'yi, hocasının görüşü doğrultusunda vakıfları iptal ettiği için sünnete ve sahâbe tatbikatına aykırı davrandığı gerekçesiyle Halife Mehdî-Billâh'a şikâyet ederek görevden aldırdı. 170'te Vali Ali b. Süleyman tarafından yıktırılan Mısır'daki hıristiyan kiliselerinin yeniden inşasına bir yıl sonra yeni vali Mûsâ b. Îsâ, Leys ve İbn Lehîa'ya danışarak izin verdi; iki âlim kilise yapımını memleketin imarı saydıklarını ve Mısır'daki kiliselerin İslâm döneminde sahâbe ve tâbiîn zamanında inşa edildiğini belirttiler. Çalışma programı dört ayrı faaliyete ayrılmıştı: valiyle görüşüp karşılaştığı dinî problemlerin çözümüyle ilgilenmek, öğrencilerine hadis rivayet etmek, halkın dinî meselelerine çözüm getirmek ve ihtiyaç içindekilere yardım etmek. Kaynaklar onun cömertliğini kaydeder: yıllık geliri 20-25.000 dinar olduğu halde malını senesi geçmeden sadaka olarak dağıttığı için kendisine hiç zekât farz olmadığı, hatta bazan borçlu kaldığı; İbn Lehîa, İmam Mâlik ve Mansûr b. Ammâr el-Vâiz gibi âlimlere önemli yardımlarda bulunduğu rivayet edilir. 14 Şâban 175 (16 Aralık 791) tarihinde vefat etti. Cenaze namazını Mısır Valisi Mûsâ b. Îsâ el-Hâşimî kıldırdı ve Kahire'nin güneyinde Karâfetüssuğrâ 'ya defnedildi. Tesir Halkası — Hüşeym b. Beşîr, Abdullah b. Mübârek, İbn Vehb, İbn Lehîa, Ka'nebî, İbnü'l-Kāsım, Eşheb el-Kaysî, Kuteybe b. Saîd, Kâtibülleys diye bilinen Abdullah b. Sâlih, Yahyâ b. Bükeyr ve Yahyâ b. Yahyâ el-Leysî ondan ilim öğrenenler arasındadır. Oğlu Şuayb ve torunu Abdülmelik fıkıh ve hadiste yetişmiş âlimlerdendir; Müslim ve Ebû Dâvûd bunlar aracılığıyla Leys'ten hadis rivayet etmiştir. Döneminde hadis ve fıkıhta Mısır halkının imamı kabul ediliyordu; İmam Mâlik de ona gönderdiği mektupta memleketindeki önderliğini ve halkın fetvalarına güvenini vurgular. Şâfiî, rivayet ilminin Mâlik, Leys ve Süfyân b. Uyeyne arasında dolaştığını söyler. Bu mevkiine rağmen fıkhî görüşleri etrafında bir mezhep oluşmadı; Şâfiî bunu öğrencilerinin onun görüşlerini yaymamasına bağlar. Mâlikî ve Şâfiî mezheplerinin Mısır'daki yükselişi, sistematik hale getirilmemiş görüşlerinin zamanla unutulmasına yol açtı; ancak Muhammed b. Beşîr el-Meâfirî, Yahyâ b. Yahyâ el-Leysî gibi Endülüslü âlimler Mâlik'ten ayrıldığı bazı konularda onu takip etti ve birkaç görüşü Endülüs'te yaygın uygulama buldu. Naklettiği rivayetler Kütüb-i Sitte'nin hepsinde bulunur; mükerrerleriyle 450'yi aşkın rivayetle Buhârî'nin el-Câmiu's-sahîh 'i ilk sıradadır. Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Leys şair değil, fakih ve muhaddistir; bu bölüm onun ilmî çizgisini verir. İmam Mâlik'in akranı olup onunla hemen aynı çevrede yetişen Leys, esas itibariyle Medine ehl-i hadîs ekolüne yakın dururken Kûfe re'y ekolünden de etkilendi: Rebîa b. Abdurrahman'ın meclisinde bulundu, Ebû Hanîfe ile hacda karşılaşıp ona fıkhî meseleler sordu. Usul düşüncesine dair en sağlam kaynak, amel-i ehl-i Medîne konusunda İmam Mâlik'e yazdığı cevabî risâledir: Mâlik, Medine uygulamasının Peygamber ve ashabın uygulaması niteliğinde olduğunu savunan bir mektup göndermiş; Leys, Medineli âlimlere saygısını belirttikten sonra sahâbeden beri Mısır, Şam ve Irak'a giden İslâm ordularının içinde Kur'an, Sünnet ve re'y ictihadını bilen uzmanlar bulunduğunu, sahâbe ve tâbiînin birçok meselede ihtilâf ettiğini hatırlatmış ve Medine uygulamasıyla çelişen örnekler sıralamıştır. Kaynak bunun Leys'in uygulamaya şüpheyle bakıp rivayete daha çok ağırlık verdiğini gösterdiğini belirtir; Şâfiî'nin "Leys esere Mâlik'ten daha çok tâbidir" sözü de bu anlamdadır. İcmâa aykırı düşmeyi doğru bulmaz, Medine ulemâsının ittifakına ayrı önem verirdi. İtikadî görüşleri hakkında fazla bilgi yoktur; müteşâbih rivayetleri te'vile gitmeden kabul etme taraftarı olduğu, seksen yaşına ulaştığı halde kimseyle tartışmaya girmediği ve Mısır'da Hz. Osman aleyhtarlığını onun faziletlerine dair rivayetler naklederek ortadan kaldırdığı belirtilir. Rivayet tekniğinde arz usulüne ilk başvuran muhaddislerdendir; hadisçilerin çoğunluğunun aksine kitâbet ve münâvele yoluyla rivayeti câiz görürdü. Atâ yoluyla Hz. Âişe'den, İbn Ebû Müleyke yoluyla İbn Abbas'tan, Nâfi' yoluyla İbn Ömer'den ve Makbürî yoluyla Ebû Hüreyre'den yaptığı rivayetler zamanının en âlî isnadlarıdır. Ebü'z-Zübeyr'in Câbir rivayetlerini içeren kitaplarını ondan bizzat işittiklerini işaretleterek ayıklamıştır. Eserleri — İbnü'n-Nedîm, Leys'in Kitâbü Mesâili'l-fıkh ve Kitâbü't-Târîh adlı iki eserini kaydeder; bazı rivayetlere göre Mesâilü'l-fıkh İmam Mâlik'in görüşlerinin eleştirisi niteliğindedir. Kindî'nin iktibaslarda bulunduğu Kitâbü't-Târîh 'in VI. (XII.) yüzyıla kadar geldiği bilinir; birçok müellifin kitaplarındaki Leys kaynaklı tarihî rivayetlerin muhtemelen bu esere dayandığı belirtilir. Çeşitli hocalardan derlediği hadislerden oluşan bir hadis mecmuası ( asıl ) ile kölelikle ilgili rivayetlerin yer aldığı anlaşılan Kitâbü'r-Rık da kaydedilir. İmam Mâlik'e yazdığı mektup, usul yönünden olduğu kadar on civarında fıkhî görüşünü içermesi bakımından da önemlidir. Rivayet ettiği hadisler Ebû Mûsâ Zuğbe et-Tücîbî, İbnü'l-Mukrî el-İsfahânî ve İbn Kutluboğa tarafından cüzler halinde derlenmiş; İbn Hacer el-Askalânî de Leys'in biyografisine dair eserinin sonunda âlî isnadla ondan gelen kırk hadisi nakletmiştir. Türbesi ve Külliyesi — Karâfetüssuğrâ'daki mezarı hâlen Mısır'ın önemli ziyaretgâhlarındandır; kaynak türbesi için Makrîzî'nin Hıtat 'ına gönderme yapar ve yapı hakkında ayrıca bilgi vermez.
KahireVefât 175 h. İncele →