Giriş

Manevî Coğrafyanın Dijital Atlası

Allah Dostları

1113 kayıt · Sayfa 11/47

Cemâziyelevvel ayında anılanlar

Bu hicrî ay vefat yıldönümü olan zevat (kaynaklı).

Evliyâ

Ali Ebü'l-Vefâ

Seyyid, Şeyh

Ali b. Muhammed Vefâ (Ali Vefâ eş-Şâzelî, ö. 807/1405), Vefâiyye tarikatının kurucusu Muhammed Vefâ'nın oğlu, mutasavvıf ve şairdir. 759/1358'de Kahire'de doğmuş, babasının vefatında henüz çok küçük olduğu için tarikatın idaresini olgunluk çağında üstlenmiştir. Hayatının son döneminde Kahire'nin Ravza semtindeki evini tarikatın merkezi yaparak müridlerine cuma namazı kıldırmış ve özel sohbetler vermiştir. Divanı ve el-Vesâyâ, Mefâtîhu'l-hazâʾini'l-aliyye gibi eserleriyle tanınan Ali Vefâ, kimi beyitleri İbnü'l-Fârız'ınkilerle kıyaslanan güçlü bir tasavvuf şairi olarak kabul edilir; babasıyla geliştirdiği hâtemü'l-evliyâ ve devir teorisi Ekberî geleneğin dönüm noktalarından sayılır. Babası gibi Kahire'deki Sâdât-ı Vefâiyye türbe-camisine defnedilmiştir. Kaynaklar: TDV İslam Ansiklopedisi ("Ali Vefâ eş-Şâzelî"), Richard McGregor, Sanctity and Mysticism in Medieval Egypt (SUNY Press, 2004).

KahireVefât 807 h.İncele
Evliyâ

Ahmed er-Rifâî

Seyyid, Sultânü'l-ârifîn

Rifâiyye tarikatının kurucusu ve büyük mutasavvıf (512/1118 – 578/1182). Güney Irak'ta Vâsıt yakınındaki Ümmü Abîde köyünde doğdu; Hz. Hüseyin soyundan gelen bir seyyid ailesine mensuptur (TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ahmed er-Rifâî"). İslâmî ilimleri ve tasavvufu devrinin büyük üstatlarından tahsil etti; zühdü, tevazuu ve şefkatiyle tanındı. Türbesi Ümmü Abîde'de olup büyük bir ziyaretgâhtır; İbn Battûta 1326'daki seyahatinde burayı ziyaret etmiştir (Wikipedia, "Mausoleum of Ahmad al-Rifa'i").

Ümmü Abîde (Meysan)Vefât 578 h.İncele
Evliyâ

Rûzbihân-ı Baklî

Tam adı Ebû Muhammed Sadrüddîn Rûzbihân b. Ebi'n-Nasr el-Baklî'dir; İran'ın Fârs bölgesindeki Fesâ'da doğmuş, şathiyeleriyle ünlü olduğu için 'Şeyh-i Şattâh' diye anılan İranlı sûfî, âlim ve şairdir. Şiraz'da kurduğu ribâtta Rûzbihâniyye kolunu tesis etmiş, tasavvufta İbn Hafîf'e uzanan Hafîfiyye çizgisini sürdürmüştür. 606'da (1209) Şiraz'da vefat etmiştir.

ŞirazVefât 606 h.İncele
Evliyâ

Hallâc-ı Mansûr (Hüseyin b. Mansûr)

Asıl adı Ebü'l-Mugīs el-Hüseyin b. Mansûr olan Hallâc-ı Mansûr (ö. 309/922), tasavvuf tarihinin en tartışmalı ve etkili simalarından biridir; 244 (858) civarında İran'ın Fars bölgesinde (Tûr/Beyzâ) doğdu, Vâsıt, Tüster ve Bağdat'ta yetişti (TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hallâc-ı Mansûr"). "Ene'l-Hak" sözüyle şöhret buldu ve söylemleri döneminin ulemâsı arasında büyük ihtilâfa yol açtı; Bağdat'ta uzun bir muhâkeme sonucu idam edildi (TDV; Wikidata Q172862). Rivayete göre gövdesi yakılıp külleri Dicle'ye savrulduğu için fizikî bir kabri kalmamış, idam yeri ve çeşitli beldelerdeki makamlar zamanla ziyaret edilmiştir; bu sebeple kesin bir kabir konumu tespit edilememektedir (şeffaflık notu).

BağdatVefât 309 h.İncele
Evliyâ

Necîbüddin Ali b. Büzgûş eş-Şîrâzî

Şihâbeddin es-Sühreverdî'ye intisap edip Bağdat'ta uzun yıllar hizmet ettikten sonra memleketi Şiraz'a dönen ve buradaki tekkesinde irşad faaliyeti yürüten sûfîdir. Sühreverdiyye tarikatı içinde Büzgûşiyye (Necîbiyye) kolunun kurucusu sayılır. 678'de (1279) Şiraz'da vefat etmiş, yerine oğlu Abdurrahman (ö. 716/1316) geçmiştir.

ŞirazVefât 678 h.İncele
Evliyâ

Şeyh Ebû İshak Kâzerûnî

Şeyh Ebû İshak Kâzerûnî (Şeyh Mürşid; 963–1035), Kâzerûniyye (İshâkıyye/Mürşidiyye) tarikatının kurucusu olan İranlı büyük mutasavvıftır. Kurduğu tarikat doğuya Hindistan ve Çin'e, batıya Anadolu ve Bağdat'a kadar yayılmış; Anadolu'da İshâkî dervişleri ve Edirne'de Ebû İshak Tekkesi bu geleneğin izleridir. Vefatından sonra Kâzerûn'daki Kûzehgerân (Genc-Âbâd) semtindeki hankâhı Eyvân-ı Mürşidî'ye defnedilmiştir.

KâzerûnVefât 426 h.İncele
Peygamber Ailesi

Seyyide Fâtıma en-Nebeviyye

Seyyide

Seyyide Fâtıma en-Nebeviyye, Hz. Hüseyin b. Ali'nin kızı olup Peygamber ailesine mensup bir hanımdır. Fıkıh ve hadis ilminde tanınmış, yetimleri himayesi altına aldığı için "ümmü'l-yetâmâ" (yetimlerin annesi) lakabıyla anılmıştır. Türbesi Kahire'de Darbü'l-ahmer semtinde bir zâviyede bulunmakta olup mekân Emir Abdurrahman Kethüdâ tarafından ihya edilmiş, Abbas Paşa tarafından yenilenmiştir. Peygamber ailesi makamlarında sıkça görüldüğü üzere buranın gerçek bir kabir mi yoksa makam/anma mahalli mi olduğu ve vefat tarihi tartışmalıdır; kaynaklar kesin bilgi vermez (110 ve 145 hicrî gibi farklı yıllar zikredilir). Kahire'nin manevî coğrafyasında ziyaret edilen önemli Peygamber ailesi makamlarından biridir. Kaynaklar: TDV İslam Ansiklopedisi (Ehl-i beyt/Kahire türbeleri); Arapça Vikipedi "السيدة فاطمة النبوية"; Mazarat Misr.

Kahireİncele
Evliyâ

Necmeddîn-i Dâye

Kübrevî şeyhi ve müfessir; Farsça mensur tasavvuf eserleri içinde en yaygın okunan kitaplardan Mirsâdü'l-ibâd 'ın müellifi. Tam adı Ebû Bekr Necmüddîn-i Dâye Abdullah b. Muhammed b. Şâhâver el-Esedî er-Râzî 'dir; Necmeddîn-i Râzî olarak da bilinir. Kübreviyye tarihinde önemli bir yeri olan Dâye, bir şeyh olarak tarikat ve irşad faaliyetiyle değil eserleriyle tanınmıştır. 573 (1177) yılında Rey'de doğdu. Necmeddin adı mahlas olarak kullandığı “Necm/Necmâ” kelimesinden gelir; Dâye (sütanne) lakabı ise çok sayıda mürid yetiştirdiğine işaret eder. Bununla birlikte kaynaklarda yalnız Deymûnî adlı bir müridinin adı geçer. 599'da (1202) ilim tahsili için Rey'den ayrıldı; ertesi yıl Mısır'da bulunduğu anlaşılmaktadır. Oradan Hicaz'a geçti, hac dönüşü bir süre Bağdat'ta kaldı. Ardından Horasan'a, daha sonra Hârizm'e gitti; Hârizm'den Irak'a dönüp Bağdat'ı ve diğer şehirleri dolaştı, Azerbaycan'ı ziyaret etti. Özellikle hadis ve tefsir dersleri almak için tekrar Horasan'a döndü. Bir süre burada kaldıktan sonra Kübreviyye tarikatının pîri Necmeddîn-i Kübrâ 'nın halkasına katılmak amacıyla Hârizm'e gitti. Necmeddîn-i Kübrâ onun tasavvufî eğitimiyle Mecdüddin el-Bağdâdî 'yi görevlendirdi. Hârizm Moğollar'ca istilâ edilmeden önce veya Mecdüddin el-Bağdâdî'nin Hârizmşah Alâeddin tarafından öldürülmesinin ardından Hârizm'den ayrılıp Rey'e döndü. Moğol tehlikesi burayı da tehdit edince Hemedan'a geçti; kendisinin de itiraf ettiği gibi Rey'den ayrılarak ailesini Moğollar elinde ölüme terketmiş oldu. Bir yıl Hemedan'da kaldıktan sonra Erbil ve Diyarbekir yoluyla Anadolu'ya geçti. Malatya'da Halife Nâsır-Lidînillâh'ın danışmanı Şehâbeddin es-Sühreverdî ile tanıştı ve ondan Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad'a sunulmak üzere bir tavsiye mektubu aldı. Ramazan 618'de (Kasım 1221) Kayseri'ye ulaştı; ünlü eseri Mirsâdü'l-ibâd 'ı 620'de (1223) Sivas'ta Alâeddin Keykubad'a takdim etti. Abdurrahman-ı Câmî, onun Konya'da Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ve Sadreddin Konevî ile görüştüğünü belirtir ve şu rivayeti nakleder: akşam namazında imamlık yapan Necmeddin iki rek'atta da Kâfirûn sûresini okumuş, Mevlânâ da Sadreddin'e “Birini sizin için, birini bizim için okudu” diye şaka yapmıştır. Yaklaşık üç yıl Orta Anadolu'da kaldıktan sonra 621 (1224) yılında Mengücüklü Sultanı Alâeddin Dâvud Şah'ın hüküm sürdüğü Erzincan'a gitti ve Mermûzât-ı Esedî der Mezmûrât-ı Dâvûdî adlı eserini burada onun adına kaleme aldı. Erzincan'da umduğu ilgiyi göremeyince Abbâsî halifeliğinin hizmetinde bulunmak üzere Anadolu'yu terkedip Bağdat'a gitti. 622'de (1225) Halife Zâhir-Biemrillâh tarafından Tebriz'e, Celâleddin Hârizmşah'a elçi olarak gönderildi ve bir süre Tebriz'de ikamet etti. Hayatının yaklaşık son otuz yılını Bağdat'ta geçirdi; Bahrü'l-hakāik ve'l-meânî adlı tefsirini bu dönemde yazdı. 654'te (1256) Bağdat'ta vefat etti ve Şûnîziyye Kabristanı'nda Cüneyd-i Bağdâdî ile Serî es-Sakatî'nin mezarları yanına defnedildi. Eserleri — ① Mirsâdü'l-ibâd mine'l-mebde' ile'l-meâd : İran, Türkiye, Hindistan ve Orta Asya kütüphanelerinde çok sayıda nüshası bulunan, diğer Kübrevî müelliflerinin eserlerinden daha etkili olmuş, edebî ve tesirli bir Farsça ile yazılmış eser; bir mukaddime ile beş bölümden oluşur. Yaratılış mertebeleri, nübüvvet ve dinin boyutları, tasavvuf âdâb ve erkânı, rüya ve müşâhedeler, zikirden doğan nurun renkleri, insanın bâtınî sûreti ve farklı mesleklerden kazanılan mânevî faydalar başlıca konularıdır. 825 (1422) yılında Karahisarlı Kāsım b. Muhammed tarafından İrşâdü'l-mürîd ile'l-Murâd adıyla Türkçe'ye çevrilip II. Murad'a ithaf edilmiş; Çin müslümanlarının temel tasavvufî metinlerinden biri olarak 1670'li yıllarda Wu Zixan tarafından Çince'ye çevrilmiş ve bu tercüme XX. yüzyıl başlarına kadar okunmuştur; Hamid Algar eseri İngilizce'ye tercüme etmiştir (New York 1982). ② Bahrü'l-hakāik ve'l-meânî fî tefsîri's-seb'i'l-mesânî : Aynü'l-hayât ve et-Te'vîlâtü'n-Necmiyye adlarıyla da anılan, Kur'an'ın zâhir ve bâtın anlamlarını mezcetmeyi hedefleyen geniş hacimli tefsiri; geniş etkisine rağmen henüz neşredilmemiştir. ③ Mermûzât-ı Esedî der Mezmûrât-ı Dâvûdî : Alâeddin Dâvud Şah'a ithaf edilen, on bölümlük, Mirsâd 'ın “özel bir edisyonu” niteliğindeki eser; ilk bölümde “Ben gizli bir hazine idim” sözü kelime kelime şerhedilir. ④ Menârâtü's-sâirîn ve makāmâtü't-tâirîn : muhtemelen son yıllarında yazılan, Mirsâd 'ın Arapça versiyonu niteliğindeki on bölümlük eser. ⑤ Risâle-i Işk u Akl : Harakānî'nin “Sûfî mahlûk değildir” şathiyesinin şerhi. ⑥ Eş'âr-ı Şeyh Necmüddîn Râzî : eserlerinde ve tezkirelerde geçen şiirlerinden derlenmiştir. ⑦ Risâletü't-tuyûr : Rey'de yaşanan zulmü anlattığı, yaklaşık 590 (1194) yılında yazdığı küçük risâle. Ayrıca otuz fıkhî sorunun cevabını içeren Sirâcü'l-kulûb ile Hasretü'l-mülûk ve Tuhfetü'l-Habîb adlı iki risâlesi vardır.

BağdatVefât 654 h.İncele
Sahâbe

Muhammed b. Ebî Bekir es-Sıddîk

Hz.

Ebü'l-Kāsım Muhammed b. Ebî Bekir es-Sıddîk, ilk halife Hz. Ebû Bekir'in oğlu olup Vedâ haccı sırasında (10/632) Zülhuleyfe civarında doğmuştur. Hz. Ali döneminde Mısır valiliğine tayin edilmiş, ancak Muâviye ile Amr b. Âs'ın kuvvetlerine karşı verdiği mücadelede yenilmiştir. Safer 38 (Temmuz 658) tarihinde Fustat'tan kaçarken Muâviye b. Hudeyc tarafından yakalanıp öldürülmüş, rivayete göre cesedi bir eşek derisine konularak yakılmıştır. Cesedi yakıldığı için kabri hakkında ihtilaf vardır; kaynaklar onun Fustat dışında defnedildiğini, bir kısmı ise yalnızca başının sonradan Mescidü Zimâm olarak bilinen yere gömüldüğünü nakleder. Mısır'da şehid edilen ve makamı orada ziyaret edilen bir sahâbî ve Peygamber ailesi yakınıdır. Kaynaklar: TDV İslam Ansiklopedisi "Muhammed b. Ebû Bekir"; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil fi't-târîh; Wikidata (Q1112754).

FustatVefât 38 h.İncele
Âlim

Kutbüddîn-i Şîrâzî

Astronomi, matematik, optik, tıp, felsefe ve din ilimlerinde eser vermiş çok yönlü âlim; İşrâkī filozof, Nasîrüddîn-i Tûsî'nin öğrencisi ve Merâga Rasathânesi'nin çalışanlarından. Tam adı Kutbüddîn Mahmûd b. Mes'ûd b. Muslih el-Fârisî eş-Şîrâzî eş-Şâfiî 'dir. 634 (1236) yılında Şîraz'da doğdu; tabipleriyle tanınan bir aileye mensuptur. Şîraz'da Muzafferî Hastahanesi'nde göz hekimi olan babası Ziyâeddin Mes'ûd el-Kâzerûnî, Şehâbeddin es-Sühreverdî'nin müridi idi. Kutbüddin din, tıp ve tasavvufla ilgili ilk derslerini babasından aldı; on yaşında onun elinden hırka giydi. On dört yaşında iken babasının ölümü üzerine onun hastahanedeki görevine tayin edildi. Bu görevi sırasında İbn Sînâ'nın el-Kānûn 'unu, yine hekim olan amcası Kemâleddin Ebü'l-Hayr el-Kâzerûnî, Şemseddin el-Keyşî ve Şerefeddin Zekî el-Bûşekânî gibi hocalardan okudu. On yıl sonra kendini tamamen ilmî çalışmalara vermek için hastahanedeki görevinden ayrıldı. el-Kānûn 'u şerhetmeye başladığı yıllarda eserin problemlerini çözmek ve bilgisini geliştirmek üzere 658 (1260) yılı civarında Merâga 'ya gitti; burada Nasîrüddîn-i Tûsî 'nin ders halkasına katılıp ondan astronomi ve felsefe okudu, yapımı süren rasathânenin çalışmalarına katıldı ve Zîc-i İlhânî 'nin hazırlanmasına katkıda bulundu. 665-667 (1267-1269) yıllarında Tûsî ile birlikte Horasan'a geçti; orada Ali b. Ömer el-Kâtibî'den mantık ve felsefe okudu. Ardından gittiği İsfahan'da Emîr Bahâeddin Muhammed Cüveynî ile oğlu Şemseddin Cüveynî'den yakın ilgi gördü ve astronomiye dair Nihâyetü'l-idrâk 'i Şemseddin'e ithaf etti. Bağdat'a geçip bir süre Nizâmiye Medresesi'nde kaldıktan sonra 670 (1271) yılı civarında Konya 'ya yerleşti. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ile görüştü; Sadreddin Konevî'nin derslerine katıldı. Vezir Muînüddin Süleyman Pervâne'nin takdirini kazandı; onun tarafından önce Sivas'a, ardından Malatya'ya kadı tayin edildi ve Sivas'ta Gökmedrese'de ders verdi. 681'de (1282) Hülâgû'nun oğlu Ahmed Teküder onu Mısır Memlük Sultanı Kalavun'a elçi olarak gönderdi; Mısır'da kaldığı sürede el-Kānûn 'un daha önce görmediği şerhlerini inceledi, dönüşte bir süre Şam'da ikamet etti. Ülkesine döndüğünde Tebriz 'e yerleşti. Hükümdarlarla ilişkilerini kesip son yıllarını bir mutasavvıf gibi yaşayarak geçirdi. 17 Ramazan 710'da (7 Şubat 1311) Tebriz'de vefat etti; vasiyeti üzerine Çerendâb Kabristanı 'nda Kādî Beyzâvî'nin yanına defnedildi. Tesir Halkası — Etkisi çok sayıdaki talebesiyle sürdü. İbnü'l-Heysem'in eserine Tenkīhu'l-Menâzır adlı ciddi bir şerh yazan optik dehası Kemâleddin el-Fârisî 'yi yetiştirmesi bu alandaki en büyük başarılarından sayılır. Tâceddin Ali b. Abdullah et-Tebrîzî, Kutbüddin Muhammed b. Muhammed el-Büveyhî, Nizâmeddin en-Nîsâbûrî, Mahmûd b. Abdurrahman el-İsfahânî ve Adudüddin el-Îcî de talebeleri arasında zikredilir. Sühreverdî'nin Hikmetü'l-işrâk 'ına yazdığı şerh, Şehrezûrî'nin şerhine dayansa da kısa sürede onun yerini aldı ve sonraki kuşaklar Sühreverdî'yi onun gözüyle tanıdı. Merâga geleneğinin tekniklerini ve yeni gezegen modelini daha sonra İbnü'ş-Şâtır başarıyla uygulayacak ve Copernicus'in tesbitleriyle aynı sonuçlara ulaşacaktır. Kaynak, din ilimlerini de kapsayan sentezinin, XIII. yüzyıldan itibaren İran'da başlayıp Osmanlı ülkesinde sürecek olan çeşitli ekolleri tek bir bilgi sisteminde bütünleme arayışları için anlamlı bir model teşkil ettiğini kaydeder. Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Şair olarak anılmaz; bu bölüm ilmî ve tasavvufî çizgisini taşır. Gazzâlî'nin eleştirileriyle otoritesi sarsılan felsefe geleneğini canlandırmaya çalışan düşünürler kuşağındandır; felsefî çalışmaları Sühreverdî'nin eserleriyle sistemleşen İşrâkıyye 'nin temel fikirleriyle yönlendirilmiştir. Sühreverdî ile Molla Sadrâ arasındaki dört yüzyılda etkili olan filozoflar içinde, hocası Tûsî'den sonraki en önemli şahsiyetlerden biri sayılır. Babasının elinden hırka giymiş ve Sadreddin Konevî'nin öğrenciliğini yapmış olması göz önüne alınarak İbn Sînâ – Sühreverdî – İbnü'l-Arabî üçgenini kendi şahsiyetinde birleştirdiği söylenir; Farsça Dürretü't-tâc 'ı İbn Sînâ felsefesini tasavvufî ve dinî meselelerle birlikte yeniden gündeme taşımıştır. Matematikte derinleşmeyi metafizik ve irfan araştırmalarının zihnî hazırlığı sayan, Pisagorcu bakışı hatırlatan bir yaklaşımı vardır. İbnü'l-Heysem'den sonra ihmale uğrayan optiği yeni bir bakışla canlandırdı: gök kuşağı renklerinin, ışık ışınının yağmur damlasında iki defa kırılıp bir defa yansımasıyla oluştuğunu ilk defa doğru olarak açıkladı. Hikmetü'l-işrâk şerhinde, ışığı ay altı ve ay üstü âlemlerdeki bütün hareketlerin kaynağı sayan yeni bir ışık fiziği kurmayı denedi. Anadolu'yu bir uçtan bir uca katedip 1290 yılında Argun'a Anadolu kıyılarına dair gözlemlerine dayanan bir Akdeniz haritası sunduğu bilinir. Merâga Rasathânesi'nde Tûsî'nin Batlamyus'tan farklı gezegen modelini başka gezegenlere uyguladı, sonuçlardan tam tatmin olmayınca modelde değişiklikler yaptı. Son yıllarını hükümdarlardan uzakta bir mutasavvıf gibi geçirdi. Eserleri — Astronomi: Sivas kadısı iken 680'de (1281) tamamladığı Nihâyetü'l-idrâk fî dirâyeti'l-eflâk ; hocası Tûsî'nin itirazlarına bu eserle ilgili bir risâlede cevap verdi. Yine Sivas'ta telif ettiği et-Tuhfetü'ş-Şâhiyye fi'l-hey'e — Ali Kuşçu buna muhtasar bir şerh yazmıştır. Çobanoğlu Beyi Muzafferüddin Yavlak Arslan'a ithaf edilen Farsça İhtiyârât-ı Muzafferî ; Tûsî'nin astronomi eserine Şerh alâ Tezkireti'n-Nasîriyye ; Tûsî'nin oğluna ithaf edilen Fe'altü felâ telüm ; Farsça ez-Zîcü's-Sultânî . Tıp: Gāzân Han'ın veziri Sa'deddin'e ithaf ettiği, el-Kānûn 'un birinci kitabının şerhi et-Tuhfetü's-Sa'diyye ; kaynak el-Kānûn 'un tamamını şerhettiğinin de kaydedildiğini belirtir. Felsefe: Şerhu Hikmeti'l-işrâk — XVI. yüzyılda Vedûd Tebrîzî ta'lîkāt yazmıştır; Tûsî'nin ontolojiye dair eserine Şerh alâ Kitâbi Ravzati'n-nâzır . Din ilimleri: 40 ciltlik tefsir Fethu'l-mennân (ciltlerinin çoğu Süleymaniye Kütüphanesi'ndedir); Zemahşerî'nin el-Keşşâf 'ına hâşiye; İbn Hâcib'in usul muhtasarına Şerhu Muhtasari'l-Müntehâ ; Sekkâkî'nin Miftâhu'l-ulûm 'unun meânî ve beyân kısmına Miftâhu'l-Miftâh . Ansiklopedik: 705 (1305) yılında telif edilen, mantık, felsefe, tabii ilimler, geometri, astronomi, aritmetik, mûsiki ve ilâhî ilimleri kapsayan beş bölümlü Farsça Dürretü't-tâc li-gurreti'd-dîbâc . Kaynak ayrıca Harîdetü'l-acâib , Tebsıra fi'l-hey'e , Şerhu'n-Necât , el-İşârât şerh ve hâşiyesi, Tûsî'nin Öklid tahririnin tercümesi ve Müşkilâtü't-tefâsîr gibi eserlerini sayar.

TebrizVefât 710 h.İncele
Âlim

Şeyh Kerîmü'l-Mahdûm

eş-Şeyh (Mahdûm)

Filipinler'e İslâm'ı getiren ilk mübelliğlerden kabul edilen Arap kökenli sûfî âlim (14. yüzyıl sonu). Rivayete göre Şam yakınlarında doğmuş, 1380 civarında Sulu takımadalarına ulaşarak tebliğe başlamıştır. Tawi-Tawi'deki Simunul adasında Filipinler'in bilinen en eski camisi olan Şeyh Kerîmü'l-Mahdûm Camii'ni kurdu; cami Ulusal Tarihî Sit statüsündedir. Simunul'da vefat ettiği ve caminin yanına defnedildiği nakledilir; makamı bugün de ziyaret edilmektedir. Erken dönem Sulu İslâmlaşmasına dair anlatılar kısmen menkıbevî ve şifahî geleneğe dayanır; bu husus şeffaflıkla belirtilmiştir. Camisi için sayısal koordinat mevcut olduğundan pin eklenmiştir.

SimunulVefât 1400İncele
Âlim

Abdullah b. Yâsîn

Hazret

Abdullah b. Yâsîn (ö. 451/1059), Gazûle (Cezûlî) Berberîlerinden, Murâbıtûn (Almorávid) hareketinin kurucusu olan dinî liderdir. Kayrevanlı âlim Ebû İmrân el-Fâsî'nin tavsiyesiyle Sûs bölgesinde Veccâc b. Zellû el-Lamtî'nin yanında fıkıh tahsil etmiş, ardından Batı Sahra'nın Sanhâce Berberîlerine Mâlikî İslâm'ı öğretmek üzere gönderilmiş ve harekete adını veren ribâtı kurmuştur. Bir dinî ıslah hareketini Kuzey Afrika'yı birleştiren askerî güce dönüştürmüş; kumandanı Yûsuf b. Tâşfîn daha sonra imparatorluğu kurmuştur. 451/1059'da Tâmesnâ yakınında Bergavâta'ya karşı savaşırken şehid olup Rommani yakınındaki Krifla'da (Sîdî Abdullah) medfundur. Kabri üzerinde cami ve türbe vardır; iki bağımsız sayısal koordinat kaynağı bulunamadığından koordinat null bırakılmıştır (tasvirî konum: Rabat'ın ~33 km güneyi, Krifla vadisine bakan mevki). Kabir yerinde ihtilaf yoktur. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi "Abdullah b. Yâsîn", Abdülkerim Özaydın, ve "Murâbıtlar"; en.wikipedia "Abdallah ibn Yasin".)

Krifla (Rommani)Vefât 451 h.İncele
Âlim

İbn Tûmert (Mehdî)

Hazret

Muhammed b. Tûmert (d. 471/1078 veya 474/1081 civarı, Sûs bölgesinde İgilîz köyü, Masmûde Berberîleri – ö. 14 Ramazan 524/21 Ağustos 1130), Muvahhidûn (Almohad) hareketinin kurucusu dinî ıslahatçıdır. İslâm dünyasının doğusunda Eş'arî-Gazâlî kelâmı tahsil etmiş, teşbihi reddeden katı bir tevhid akîdesi vazetmiş ve 515/1121'de kendini Mehdî ilân ederek Murâbıtûn'a karşı harekete geçmiştir. Hareketi, ölümünden sonra müridi Abdülmü'min tarafından imparatorluğa dönüştürülmüştür; ölümü çevresince bir süre gizlenmiştir. Ramazan 524/1130'da vefat edip Tinmel'e (Yüksek Atlas) defnedilmiştir; Abdülmü'min'in 548/1154'te burada yaptırdığı Ulu Cami Muvahhidî ziyaret merkezi olmuştur. Ölüm yılı (524/1130) ihtilafsızdır. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi "İbn Tûmert" ve "Mehdî b. Tûmert"; en.wikipedia "Ibn Tumart".)

Tinmel (Yüksek Atlas)Vefât 524 h.İncele
Âlim

İbn Ebî Zeyd el-Kayrevânî

İmam

İbn Ebî Zeyd el-Kayrevânî (d. 310/922 civarı, Kayrevan – ö. 30 Şaban 386/17 Eylül 996), Nefzâve Berberîlerinden, Mâlikî mezhebinin en büyük simalarından biridir. Mâlikî doktrinini sistemleştirmesi ve mezhebin "kutbu" sayılması sebebiyle "Mâlik es-sağîr" (küçük Mâlik) lakabıyla anılır; ünlü el-Kayrevânî er-Risâle'si (yaklaşık 17 yaşında yazdığı fıkıh mecmuası) ile ansiklopedik en-Nevâdir ve'z-Ziyâdât'ın müellifidir. Devrinin önde gelen Mâlikî'si olarak Kuzey Afrika'da Fâtımî Şiî baskısına ilmî direnişe önderlik etmiş, akîdede Eş'arî çizgide durmuştur. Kayrevan'da vefat edip evinde toprağa verilmiştir; kabri sayısal koordinatla doğrulanabilir bir ziyaretgâh niteliğinde tespit edilemediğinden koordinat null bırakılmıştır. TDV, Brockelmann'ın doğum yerini Nefzâve, ölüm yerini Fas gösteren hatasını düzeltir; 389/999, 396/1006 gibi diğer tarihler yerine 386/996'yı esas alır. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi "İbn Ebû Zeyd" ve "er-Risâle"; en.wikipedia "Ibn Abi Zayd al-Qayrawani".)

KayrevanVefât 386 h.İncele
Âlim

el-Hasan el-Yûsî

İmam

el-Hasan el-Yûsî (d. 1040/1631, Orta Atlas'ta yukarı Melviyye/Moulouya vadisinde bir köy – ö. 15 Zilhicce 1102/9 Eylül 1691), Sanhâce Berberîlerinin Âyt Yûsî koluna mensuptur; "Yûsî" nisbesi atası Yûsuf'tan gelir. TDV'ye göre XVII. yüzyıl Fas'ının en büyük âlimi olup tasavvuf, şiir, dil, mantık, kelâm ve fıkıhta otoritedir. Sûfî bağı Şâzeliyye'dir (önce İbn Nâsır ed-Der'î'nin Nâsıriyye kolu, sonra Cezûliyye tesiri); Sultan Mevlây İsmâil'i uyaran "Berâetü'l-Yûsî" mektubuyla meşhurdur. Hac dönüşü 1102/1691'de vefat etmiş, Sefrou (Safrû) yakınında adına cami ve türbe yapılmıştır. Türbe için iki bağımsız sayısal koordinat kaynağı bulunamadığından koordinat null bırakılmıştır (tasvirî konum: Fez güneyinde Sefrou yakını, yerleşim köyü Temzîzet/Tamazzarite). Kabir yerinde ihtilaf yoktur. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi "Yûsî", Tuncay Başoğlu; en.wikipedia "Al-Hasan al-Yusi".)

SefrouVefât 1102 h.İncele
Âlim

Muhammed b. Yûsuf es-Senûsî

İmam

Ebû Abdillâh Muhammed b. Yûsuf es-Senûsî et-Tilimsânî (d. 830-838/1426-1434 civarı, Tlemcen Zeyyânî Krallığı – ö. 18 Cemâziyelâhir 895/9 Mayıs 1490), Eş'arî kelâmcısı, Mâlikî fakihi ve sûfîdir. NOT: Senûsiyye tarikatı kurucusu Muhammed b. Ali es-Senûsî'den (ö. 1859) yaklaşık dört asır önce yaşamış farklı bir şahsiyettir. Eş'arî kelâmını akîdeyi naklî temelli aklî delillerle yeniden işlemesiyle tanınır; el-Akîdetü's-suğrâ olarak da bilinen ünlü Ümmü'l-berâhîn ("deliller anası") eseri Kuzey ve Batı Afrika ile Güneydoğu Asya'da en çok okutulan akîde metinlerinden olup pek çok şerhi yazılmıştır. 18 Cemâziyelâhir 895/1490'da Tlemcen'de vefat edip aşağı Abâd (El-Eubbad) kabristanına defnedilmiştir; bu kabristan sonradan onun adıyla anılmıştır. Kabir yeri için iki bağımsız sayısal koordinat kaynağı sağlanamadığından (Vikiveri'de P625 yok, tek kaynak OSM ve ~600 m'lik iç tutarsızlık) koordinat null bırakılmıştır. Doğum yılı (830/832/838) ve ölüm yaşı (63/57) ihtilaflıdır; Şâzelî bağı yaygın kabul edilse de kaynaklarda kesin belgeli değildir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi "Senûsî, Muhammed b. Yûsuf" ve "Akāidü's-Senûsî"; Encyclopaedia of Islam.)

TlemcenVefât 895 h.İncele
Âlim

el-Âkıb b. Mahmûd b. Ömer (Sankoré Kadısı)

el-Kâdî

Timbuktu'nun Sanhâce (Berberî) kökenli Akīt ulema ailesine mensup kadı ve Sankoré Camii imamı (1507/08–1583). Babası Mahmûd b. Ömer'den ve amcasından ilim tahsil etti, ardından hac yolculuğunda Kahire'de en-Nâsır el-Lekānî gibi âlimlerden icâzet aldı. 1565'te ağabeyi Kadı Muhammed'in yerine Timbuktu kadılığına getirildi; şehrin en nüfuzlu ilmî otoritelerinden oldu. 1578–1582 arasında Sankoré Camii'ni yıkarak Kâbe ölçülerine uygun biçimde yeniden inşa ettirmesiyle tanınır. Meşhur âlim Ahmed Bâbâ et-Tinbüktî onun talebesi ve akrabasıdır. Batı Afrika İslâm ilim geleneğinin (Sankoré medresesi) altın çağını temsil eden Akīt ailesinin öncü simalarındandır.

TimbuktuVefât 991 h.İncele
Evliyâ

Hâce Osman el-Hârûnî

Çiştiyye

Muînüddin Çiştî'nin mürşidi (pîri) olan Hâce Osman el-Hârûnî, Çiştiyye tarikatının silsilesinde temel bir halkadır. TDV'ye göre Muînüddin Çiştî, Irak'a giderken Nîşâbur bölgesindeki Hârûn kasabasında ona intisap ederek müridleri arasına katılmıştır. Kabrinin yeri kaynaklarda ihtilaflıdır: bir rivayete göre Mekke'de Cennetü'l-Muallâ'da defnedilmiştir; bu sebeple doğrulanmış bir makam koordinatı verilememektedir.

Hârûn (Nîşâbur bölgesi)Vefât 617 h.İncele
Âlim

Vâris Şah

Çiştiyye

Seyyid Muhammed Vâris Şah, XVIII. yüzyılda yaşamış Çiştî tarikatına mensup Pencaplı bir mutasavvıf ve şairdir. Klasik Pencap edebiyatının başyapıtı sayılan 'Hîr Ranjha' mesnevisinin yazarı olarak tanınır; bu eserinde beşerî aşkı ilâhî aşkın bir sembolü olarak işler. Kabri, doğduğu yer olan Şeyhupura yakınındaki Jandiala Sher Khan'dadır ve önemli bir ziyaretgâhtır.

Jandiala Sher Khan (Şeyhupura), PencapVefât 1213 h.İncele
Evliyâ

Tuan Maşâikh (Tuan Masha'ika)

Tuan

Sulu takımadalarına (bugünkü Filipinler) İslâm'ı ulaştıran ilk mübelliğlerden sayılan Sünnî-sûfî âlim. Rivayete göre 1280 civarında Jolo'ya gelmiş, henüz animist inançların yaygın olduğu halk arasında küçük bir Müslüman cemaat kurmuştur. Nesli Sulu'da içtimâî ve siyasî nüfuz kazanmış; bu durum yerli halkın İslâm'a açık olduğunu göstermiştir. Kaynaklara göre 710/1310'da vefat etmiş ve Jolo yakınındaki Bud Dato'ya defnedilmiştir; Bud Dato'daki mezar taşı Filipinler'in bilinen en eski (1310 tarihli) İslâmî kitâbelerindendir. Erken Sulu İslâmlaşması anlatıları büyük ölçüde şifahî ve menkıbevî gelenektendir; bu şeffaflıkla belirtilmiştir. Türbesi için doğrulanmış sayısal koordinat bulunamadığından harita pini eklenmemiştir.

JoloVefât 710 h.İncele
Evliyâ

Dâfter Câîlânî (Abdülkâdir Geylânî'ye atfedilen makam)

Makam (atıf)

Sri Lanka'nın en tanınan Sûfî ziyaretgâhı; Balangoda'nın yaklaşık 24 km açığındaki Kuragala arkeolojik sit alanında, kaya oyuğu (mağara) makamı. Yerel Müslümanların inancına göre büyük Kâdirî pîri Abdülkâdir Geylânî (ö. 1166) 12. yüzyılın başında Sri Pada (Âdem Tepesi) ziyareti sonrasında burada bir mağarada 12 yıl halvete girmiştir. 'Dâfter' (Arapça: kayıt defteri) adı, Geylânî'ye atfedilen bu ziyaretin kaydına işaret eder. Alan asıl olarak eski bir Budist manastır sığınağıdır; bugünkü Müslüman türbesi 1922'de inşa edilmiştir. Bu bağ tamamen menkıbevî/atıf niteliğindedir ve tarihsel olarak doğrulanmamıştır; kural gereği şeffaflıkla kaydedilmiştir. Zâtın kendisi (Geylânî) burada medfun olmadığından ve makam atfî olduğundan harita pini eklenmemiştir (Geylânî'nin asıl kabri Bağdat'tadır).

Balangodaİncele
Evliyâ

Ali b. Hırzihim (Sîdî Harazem)

Hazret

Ebü'l-Hasan Ali b. İsmâil b. Hırzihim (ö. 559/1163), Fez'de doğup vefat eden Berberî bir sûfîdir. "Gazâlî çizgisinde" bir zâviye yürütmüş, Karaviyyîn'de ders vermiş ve Gazâlî'nin İhyâü ulûmi'd-dîn'ini Mağrib'de yayan başlıca kişi olmuştur; özellikle Almorávid dönemi İhyâ yakımından sonra öğrencilerine her yıl eseri baştan sona istinsah ettirdiği rivayet edilir. Ebû Medyen'in mürşidi olarak Şâzeliyye'ye uzanan silsilede yer alır. Fez'deki Bab Ftouh Kabristanı'nda medfundur; bugünkü türbe XVIII. yüzyıl sonunda Sultan Muhammed b. Abdullah tarafından yeniden yaptırılmıştır. Kimlik notu: Fez'in ~10 km güneydoğusundaki "Sidi Harazem" kaplıca kasabası ona nisbetle anılır ama kabir orada değil, Fez içindeki Bab Ftouh'tadır (koordinat oraya aittir). TDV'de müstakil maddesi yoktur; "Ebû Medyen" maddesinde hocası olarak geçer. (Kaynak: en.wikipedia "Ali ibn Harzihim"/"Mausoleum of Sidi Harazem"; Wikidata Q104857111; TDV "Ebû Medyen".)

FesVefât 559 h.İncele
Âlim

Mîr Seyyid Ali Hemedânî

Kübreviyye

Mîr Seyyid Ali Hemedânî (Emîr-i Kebîr, Şah-ı Hemedan), Kübreviyye tarikatının Hemedâniyye kolunun kurucusu olan İranlı büyük bir âlim, sûfî, şair ve mürşiddir. Yirmi yıl süren seyahatlerinde Türkistan, Mâverâünnehir, Hindistan, Irak, Suriye ve Anadolu'yu dolaşmış; 774/1372'de yüzlerce müridiyle Keşmir'e giderek İslâm'ın burada yayılmasında ve İslâm kültürünün yerleşmesinde belirleyici rol oynamıştır. Kûnâr yakınlarında (Kebrüsvâr) vefat etmiş, naaşı Tacikistan'ın Kûlâb (Kulob) şehrine defnedilmiştir.

Kûlâb (Kulob, Hatlan, Tacikistan)Vefât 786 h.İncele
Evliyâ

Seyyid Celâleddin Hüseyin el-Buhârî (Mahdûm-i Cihâniyân Cihângeşt)

Sühreverdiyye (Buhâriyye / Celâliyye)

Ebû Abdillâh Celâlüddîn Hüseyin b. Ahmed el-Buhârî, "Mahdûm-i Cihâniyân" ve çok gezdiği için "Cihângeşt" lakaplarıyla anılan büyük bir Sühreverdî-Buhârî şeyhidir. 707/1308'de Uch'ta doğdu, 785/1384'te yine Uch'ta vefat etti; Buhâriyye kolunun kurucusu dedesi Celâleddin Sürh-i Pûş Buhârî'nin (ö. 690/1290) dergâhına mensuptur. Hac, Horasan, Buhârâ, Irak, Şam ve Mısır'ı dolaşmış, Celâliyye kolunu şekillendirmiştir.

Uch Şerif (Bahâvelpûr, Pencap)Vefât 785 h.İncele