Giriş

Manevî Coğrafyanın Dijital Atlası

Allah Dostları

1113 kayıt · Sayfa 37/47

Cemâziyelevvel ayında anılanlar

Bu hicrî ay vefat yıldönümü olan zevat (kaynaklı).

Peygamber Ailesi

İmam Hüseyin b. Ali

Seyyidü'ş-Şühedâ

Hz. Peygamber'in torunu, Hz. Ali ile Hz. Fâtıma'nın oğlu ve Kerbelâ şehidi; "Şehîd" lakabıyla meşhurdur. 5 Şâban 4 (10 Ocak 626) tarihinde Medine'de doğdu. Göğsünden aşağısının dedesine çok benzediği rivayet edilir. Doğduğunda Hz. Peygamber, ağabeyi Hasan'a yaptığı gibi o güne kadar Araplar'ca pek bilinmeyen adını kulağına bizzat ezan okuyarak koydu; yedinci günde akîka kurbanı kestirip Hz. Fâtıma'dan saçının ağırlığınca fakirlere gümüş dağıtmasını istedi. Ağabeyi Hasan ile birlikte tâbiînden Ebû Abdurrahman es-Sülemî'den kıraat öğrendi; dedesinden, annesiyle babasından, ayrıca Hz. Ömer'den ve diğer bazı sahâbîlerden sekiz hadis rivayet etti. İlk iki halife döneminde cereyan eden önemli olaylarda fiilen yer almadı. Hz. Osman zamanında Saîd b. Âs'ın Kûfe'den Horasan'a yaptığı sefere (30/651) ağabeyiyle katıldı; sonra Hz. Osman'ın evini kuşatan isyancılara karşı babası tarafından halifeyi korumak ve evine su taşımak üzere görevlendirildi. Babasının halifeliği sırasında Kûfe'ye giderek bütün seferlerine katıldı; şehâdetinden sonra da onun vasiyetine uyarak ağabeyine itaat etti. Hz. Hasan Muâviye ile anlaşmaya karar verdiğinde karşı çıkmak istediyse de itirazı reddedilince vazgeçti ve beraberinde Medine'ye gitti. Hz. Hasan'ın vefatından (49/669) sonra I. Yezîd'in hilâfete gelişine kadar (60/680) kendini ibadete vererek zühd ve takvâya dayalı bir hayat sürdürdü. Muâviye'nin 56 (676) yılında oğlu Yezîd'e biat edilmesini istemesi pek çok müslüman gibi Hz. Hüseyin'i de rahatsız etti. Medine Valisi Mervân bu isteği Mescid-i Nebevî'de okuyunca halk feveran etti; Abdurrahman b. Ebû Bekir, saltanatı babadan oğula intikal ettiren bir düzenin müslümanların başına getirilmek istendiğini söyleyerek karşı çıktı, Abdullah b. Ömer ve Abdullah b. Zübeyr de biata yanaşmadı; Hz. Hüseyin onlarla aynı fikirdeydi. Muâviye'nin ölümü üzerine (60/680) hilâfete gelen Yezîd, Medine valisinden her ne şekilde olursa olsun biat almasını istedi. Vali Velîd ile görüşen Hz. Hüseyin, "Benim gibi bir adam gizlice biat edemez" diyerek ertesi gün halkın önünde biat edeceğini bildirdi. Mervân, Velîd'e onu biata zorlamasını veya boynunu vurdurmasını tavsiye ettiyse de Velîd bunu reddetti. 28 Receb 60 (4 Mayıs 680) gecesi, böyle bir harekete karşı çıkan kardeşi Muhammed b. Hanefiyye hariç bütün aile fertlerini yanına alıp Mekke'ye doğru yola çıktı. Kûfeliler'in ileri gelenleri onu hilâfete getirmek için davet mektupları yazdılar. Durumu yerinde incelemesi için amcasının oğlu Müslim b. Akīl'i Kûfe'ye yolladı; Müslim 5 Şevval 60 (9 Temmuz 680) tarihinde şehre ulaştı ve Hz. Hüseyin adına biat almaya başladı. Yezîd, Kûfe valiliğine Ubeydullah b. Ziyâd'ı tayin ederek Müslim'in ortadan kaldırılmasını istedi. Kerbelâ'da, Ömer b. Sa'd'ın sancağıyla gelip ilk oku atmasıyla başlayan çarpışma, birbirine denk olmayan kuvvetler arasında tam bir dram şeklinde sürdü; Hz. Hüseyin'in yirmi üç süvari ile kırk piyadeden oluşan askerleri kısa sürede azaldı. Sıcak ve susuzluktan bitkin düşen bu az sayıdaki insanın başında piyade olarak cesaretle dövüşen Hz. Hüseyin'e Şemir b. Zülcevşen'in emriyle her taraftan hücum edildi; Sinân b. Enes en-Nehaî onu şehid etti. Hasta yatağındaki oğlu Ali Zeynelâbidîn'in öldürülmesine Ömer b. Sa'd engel oldu ( 10 Muharrem 61 / 10 Ekim 680 ). Şehidlerin cesetleri ertesi gün, Benî Esed mensuplarının ikamet ettiği Gādiriye köylülerince toprağa verildi. Bu atlas kaydı, Kerbelâ'daki türbeye bağlıdır. Tesir Halkası — Kaynaklar Hz. Peygamber'in iki torununu çok sevdiğini, isteklerini tereddütsüz yerine getirdiğini, onlarla oyun oynadığını, sırtına bindirip gezdirdiğini nakleder. Bir gün minberdeyken Hasan ile Hüseyin'in düşe kalka mescide girdiklerini görünce konuşmasını yarıda keserek aşağı inmiş, onları kucaklamış ve "Mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer imtihan vesilesidir" (et-Tegābün 64/15) âyetini hatırlatarak "onları görünce dayanamadım" demiştir.

KerbelaVefât 61 h.İncele
Peygamber Ailesi

Hz. Abbas b. Ali

Ebü'l-Fazl

Hz. Ali'nin oğlu ve Kerbelâ şehidlerinden; Ehl-i beyt'e su taşıdığı için es-Sekkā' (sucu) lakabıyla anılır. Annesi Ümmü'l-Benîn bint Hizâm 'dır. Kaynaklarda Abbas'ın Kerbelâ Vak'ası'ndan önceki hayatı hakkında bilgi bulunmamaktadır; hakkında bilinenler bütünüyle o birkaç günün etrafında toplanır. Sünnî ve Şiî kaynakların hemen hemen ittifakla naklettiğine göre Abbas b. Ali, Hz. Hüseyin ile birlikte Kerbelâ'da bulunmuştur. Hüseyin ve yanındakilerin susuzluğu dayanılmaz hâle gelince su bulmakla görevlendirilmiş, bir gece bu görevi başarıyla yerine getirmiştir; es-Sekkā' lakabı buradan gelir. 9 Muharrem 61 (9 Ekim 680) günü Hz. Hüseyin adına Kûfeli askerlerle görüştü, fakat netice alamadı. Hüseyin, Kûfeliler'in ertesi gün saldıracaklarını tahmin ederek yanındakilerin kendisini bırakıp gitmelerini istediğinde Abbas buna şiddetle karşı çıkmış ve "Allah bunu bize hiçbir zaman göstermesin" demiştir. Ertesi gün Kerbelâ faciası esnasında Hz. Hüseyin'i korurken, kardeşleri Abdullah, Ca'fer ve Osman'ın ardından şehid edildi. Başı diğer Kerbelâ şehidlerininkiyle birlikte Şam'a gönderildi; cesedi, Gādiriye köyünün sakinleri olan Benî Esed tarafından şehid edildiği yere gömüldü. Daha sonra Kerbelâ'da Hz. Hüseyin'in türbesinin kuzey tarafında bugünkü türbesi yapılmıştır. Tesir Halkası — Muharrem âyinleri sırasında gençler ona benzemek için âyine katılanlara su temini hususunda âdeta yarışır ve "Yâ Hazret-i Abbas!" nidâlarıyla duygularını dile getirirler. Abbas b. Ali, Abbâsîler'in son dönemlerine doğru İran, Azerbaycan ve Hindistan bölgelerinde fütüvvet ve tarikat zümreleri arasında da aynı özelliklerle şöhret bulmuştur.

KerbelaVefât 61 h.İncele
Enbiyâ

Nuh Peygamber

Hz.

Hz. Nuh (Nuh Peygamber/Nuh Nebi), Kur'an-ı Kerim'de adı geçen ulü'l-azm peygamberlerdendir ve Tufan'dan sonra insanlığın ikinci atası olarak anılır. Yaygın yerel rivayete ve Evliya Çelebi, Kâtib Çelebi, Firûzâbâdî gibi tarihçilerin nakillerine göre Tufan'dan sonra Cizre'ye yerleştiği ve burada vefat edip defnedildiği kabul edilir. Kabri, Cizre'nin Dağkapı mahallesinde, adını taşıyan Nuh Peygamber (Hz. Nuh) Camii'nin güneyindeki bodrum kısmında, ahşap bir sanduka altında bulunur. Yapı tarih boyunca onarım görmüş, son olarak Nuh Nebi Külliyesi olarak restore edilmiştir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, 'Cizre' maddesi; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı, 'Hz. Nuh Camii'; T.C. Cizre Kaymakamlığı resmî sitesi, 'Nuh Peygamber Türbesi'.)

Şırnakİncele
Sahâbe

Bilâl-i Habeşî Makamı ve Mescidi

Hz.

Tarsus'ta, Hz. Peygamber'in ilk müezzini olan sahâbî Bilâl-i Habeşî 'nin anısına yapılmış türbe. Burası zatın kabri değildir; kabri Dımaşk'tadır. Tam adı Ebû Abdillâh Bilâl b. Rebâh el-Habeşî 'dir. Hicretten kırk yıl kadar önce (581 civarı) Habeş asıllı bir köle olarak doğdu. İslâmiyet'i Hz. Ebû Bekir vasıtasıyla kabul etti ve Mekke'de müslüman olduğunu açıkça söyleyen ilk yedi kişiden biri oldu. Hicretin 1 (622) veya 2. yılında (623) Hz. Peygamber'in öğrettiği ezanı onun emriyle ilk defa okumakla meşhur oldu ve hayatı boyunca Resûlullah'ın müezzinliğini yaptı. Hz. Ömer halife olunca Medine'den ayrılarak Suriye'de birçok şehir ve bölgenin fethine katıldı; Suriye'de halifenin isteği üzerine bir defa ezan okuyup dinleyenleri ağlattığı nakledilir. 20 (641) yılında, altmış küsur yaşında Dımaşk'ta (veya Halep yahut Dâreyyâ'da) vefat etti ve Bâbüssagīr'deki kabristana defnedildi. Türbesi ve Külliyesi — TARSUS maddesi, şehrin önemli tarihî eserleri arasında Bilâl-i Habeşî anısına Memlükler'in yaptırdığı türbe yi sayar. Maddede bu yapının inşa tarihi, mimarisi ya da ona bağlı bir mescid veya vakıf hakkında bilgi yoktur. Madde, Tarsus'un Halife Ömer devrinde 16 (637) yılında İslâm topraklarına katıldığını, 761 (1360) yılında Memlükler'in Halep valisi Seyfeddin Begtemür el-Hârizmî tarafından fethedildiğini ve 923 (1517) yılında kesin biçimde Osmanlı idaresine girdiğini kaydeder.

MersinVefât 20 h.İncele
Evliyâ

Çoban Mustafa Paşa

Gazi

Çoban Mustafa Paşa (Gazi Mustafa b. Abdülkerim), Yavuz Sultan Selim ve Kanûnî dönemlerinde vezirlik ve Mısır beylerbeyliği yapmış bir devlet adamı ve hayır sahibidir. 1529'da İstanbul'da vefat etmiş ve Gebze'de kendi yaptırdığı külliyenin türbesine defnedilmiştir. Mimar Sinan katkısıyla 1523/24'te tamamlanan külliyesi cami, medrese, imaret, dârüşşifâ, kervansaray ve türbeden oluşur. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi 'Çoban Mustafa Paşa Külliyesi'; Kültür Portalı; Gebze Belediyesi.)

KocaeliVefât 935 h.İncele
Âlim

Hacı Ahmet Hilmi Efendi Kabri

Hacı

Hacı Ahmed Hilmi Efendi, 1852'de Ankara Kızılcahamam'da doğmuş, Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî'den Nakşibendî-Hâlidî hilâfeti almış son dönem Osmanlı âlimlerindendir. İzmit'te Fevziye ve Yeni Cuma camilerinde imamlık ve müderrislik yapmış, 1916'da İzmit'te vefat etmiştir. Bağçeşme Şehitler Kabristanı'na defnedilmiştir. (Kaynak: Evliyalar.net; Akra Media.)

KocaeliVefât 1335 h.İncele
Evliyâ

Karaca Ahmet Sultan

Sultan

Karaca Ahmet Sultan, Orhan Gazi döneminde (14. yüzyıl) Pamukova bölgesine yerleşip tekke kuran ve bölgenin İslamlaşmasına katkıda bulunan bir Anadolu erenidir. Pamukova'nın Paşalar köyündeki Osmanlı dönemi türbesinde kendisine ve ailesine ait beş mezar bulunur; taş ve tuğladan tonozlu yapı ziyaret edilmektedir. (Kaynak: Sakarya Üniversitesi Şehir Hafızası; Kültür ve Turizm Bakanlığı Sakarya İl Müdürlüğü; Kültür Envanteri.)

Sakaryaİncele
Âlim

Şeyh İzzettin İsmail

Şeyh

Şeyh İzzettin İsmail, Osmanlı kuruluş döneminde Hendek bölgesinde yaşamış bir âlim ve şeyhtir; Orhan Gazi'nin şehzadeliği döneminde (700 H./1305 m.) Çalıca'daki orman arazisini vakfettiği, en erken belgelenmiş Osmanlı vakıf kayıtlarından biri olarak bilinir. Hendek'in Şeyhler köyü adını ondan alır; kara taştan dikdörtgen türbesi ziyaret edilmektedir. (Kaynak: Fahri Tuna, '40 Soruda Hendek Şeyh İzzettin İsmail Vakfı' (TYB); Sakarya Üniversitesi Şehir Hafızası.)

Sakaryaİncele
Evliyâ

Sarbanı Ahmed

Hazret-i

Bayramî Melâmîliği'ne mensup sûfî ve şair; Pîr Ali Aksarâyî'nin müridi ve Bayramî Melâmîleri'nin kutbiyyet makamında İsmâil Ma'şûkī'nin ardılı. Hayrabolu'da doğdu. Hayatı hakkında bilinenler büyük ölçüde Nev'îzâde Atâî'nin Zeyl-i Şekāik 'te verdiği bilgilere dayanır. Atâî'ye göre Kanûnî Sultan Süleyman'ın 940 (1533-34) yılında çıktığı Irakeyn Seferi 'nde sârbân (deveci) olarak padişahın hizmetinde bulundu; ordu Karaman'da iken Bayramî meşâyihinden Pîr Ali Aksarâyî ile görüştü ve bu sırada ona intisap etti. Bayramî Melâmîleri'nden Sarı Abdullah Efendi ise Semerâtü'l-fuâd 'da onun sefere sersârbân sıfatıyla katıldığını, Pîr Ali Aksarâyî'nin ondaki yeteneği keşfedip kendisine iltifat ettiğini, sefer dönüşü ordudan ayrılarak şeyhinin yanında kaldığını kaydeder. Aynı müellife göre seyrüsülûk döneminde Ahmedî ve Kaygusuz mahlaslarıyla çok sayıda şiir söylemiştir. Ardından Hayrabolu'ya dönüp irşad faaliyetini sürdürdü. Atâî onun cezbe sahibi bir kişi olarak tanındığını, meşrebi dolayısıyla zındıklıkla suçlandığını, bununla birlikte yüksek mânevî mertebelere ulaşmış, keramet sahibi velîlerden sayıldığını belirtir. Tarikat mensupları için son derece kritik olan bu dönemde, hakkında bazı olumsuz söylentiler çıkmakla birlikte devletin takibatına uğramadan faaliyetine devam etti. 952 (1545) yılında Hayrabolu'da vefat etti. Tesir Halkası — Pîr Ali Aksarâyî'nin oğlu İsmâil Ma'şûkī 'nin idamının ardından Bayramî Melâmîleri'nin kutbiyyet makamına Sârbân Ahmed geçti. Silsile ondan sonra müridi Hüsâmeddin Ankaravî tarafından sürdürüldü; ancak Ankaravî, şeyhinin aksine takibattan kurtulamadı. Diğer bir müridi, "Kaygusuz" mahlasıyla şiirleri olan Vizeli Alâeddin Efendi 'dir. Alâeddin Efendi'nin yetiştirdiği Gazanfer Dede, zındık ve mülhid olduğuna dair bir ihbar üzerine Vize'den İstanbul'a getirilerek Dîvân-ı Hümâyun'da muhakeme edilmiştir. Şairliği ve Tasavvufî Çizgisi — Sarı Abdullah Efendi, "Varımı ol dosta verdim hânümânım kalmadı / Cümlesinden el yudum pes dü cihânım kalmadı" beytiyle başlayan şiirini nakleder; Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin Efendi de iki mektubunu ve ona ait olduğunu söylediği bazı şiirleri kaydeder. Adına kayıtlı divan tamamen melâmet neşvesi ve Ehl-i beyt muhabbetiyle dolu olup yaklaşık 3000 beyit ihtiva eder; madde müellifine göre böyle bir divanın seyrüsülûk görmüş sûfî bir şaire ait olması gerekir ve bu özellik Sârbân Ahmed'e uymaktadır. Divanın aidiyeti tartışmalıdır (bk. Çok Görüşlü Sunum). Eserleri — Ona nisbet edilen divanın nüshaları kütüphanelerde farklı adlarla kayıtlıdır: İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'nde Dîvân-ı Ahmed Sârbânî ve Dîvân-ı Ahmed Sârbân Dukakinzâde , Millet Kütüphanesi'nde Dîvân-ı Ahmedî . Ahmed Sârbân veya Dukakinzâde Ahmed Bey adına kayıtlı nüshalar üzerine Hüseyin Süzer bir doktora tezi, Üsküdar Hacı Selim Ağa Kütüphanesi'ndeki iki nüsha üzerine Ayfer Kayabaşı bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır. Türbesi ve Külliyesi — Kabri üzerine sonraları bir türbe inşa edilmiştir. Çeşitli onarımlar geçiren türbe son yıllarda özelliksiz bir mimariyle yenilenmiştir ve bugün Hayrabolu Kur'an Kursu'nun bahçesi içinde kalmaktadır.

TekirdağVefât 952 h.İncele
Evliyâ

Hızır Baba

Hazret

Hızır Baba, Kırklareli'nin evliyalarından kabul edilen ve halk arasında 1358-1413 yılları arasında yaşadığı rivayet edilen bir zattır. Türbesi Kırklareli merkez Demirtaş Mahallesi'nde olup 15. yüzyıl Osmanlı dönemine tarihlenir; restore edilmiş yapı içinde bir sanduka bulunur ve ziyarete açıktır. (Kaynak: Kültür Envanteri; Kırklareli Valiliği / yerel tarihî kayıtlar.)

KırklareliVefât 1413İncele
Şehîd

Binbiroklu Ahmet Baba

Şehid

Binbiroklu Ahmet Baba, Osmanlıların Rumeli'ye geçiş döneminin ilk akıncı kumandanlarından olup Sultan I. Murad zamanında Pınarhisar fethinde görev almış ve 1369'da şehid düşmüştür. Türbesi Pınarhisar ilçesi Erenler köyü girişinde olup sekizgen planlı, kubbeli 14. yüzyıl yapısıdır ve ziyarete açıktır. (Kaynak: Kültür Portalı; Pınarhisar Kaymakamlığı; Kültür Envanteri.)

KırklareliVefât 1369İncele
Evliyâ

Şeyh Şerafeddin Dağıstanî

Hazretleri (k.s.)

Şerâfeddin Zeynelâbidîn Dağıstanî, 1875'te Dağıstan'da doğmuş, 93 Harbi sonrası göç ederek Yalova'nın Reşâdiye (bugünkü Güneyköy) köyüne yerleşen Nakşibendî-Hâlidî şeyhidir. Köyün kuruluşunda dayısı ve mürşidi Ebû Muhammed Medenî ile çalışmış; Sultan Mehmed Reşad'ın ziyareti üzerine köye 'Reşâdiye' adı verilmiştir. 1936'da vefat etmiş olup türbesi Güneyköy mezarlığında ziyaret edilmektedir. (Kaynak: Vikipedi 'Şerafeddin Dağıstanî'; Kültür Envanteri 'Şeyh Şerafettin Türbesi'.)

YalovaVefât 1355 h.İncele
Evliyâ

Şeyh Şerafeddin Dağıstanî

Ebû Muhammed (k.s.)

Ebû Muhammed el-Medenî Dağıstanî, 1830'da Dağıstan'da doğmuş, 1896 civarında göç ederek önce Bursa'ya, ardından Yalova'nın Reşâdiye (Güneyköy) köyüne yerleşen Nakşibendî mutasavvıfıdır. Köyün kurucusu olup yeğeni ve halifesi Şerâfeddin Dağıstanî'nin mürşididir. 1913'te vefat etmiş; kabri Güneyköy'de halefi ile aynı türbe içindedir ve ziyaret edilir. (Kaynak: Vikipedi 'Şerafeddin Dağıstanî'; Türkiye Sosyal Bilimler Sempozyumu — 'Ebû Muhammed Medenî'.)

YalovaVefât 1332 h.İncele
Evliyâ

Konuralp (Konur Alp Gazi)

Gazi

Konur Alp Gazi, Osman Gazi ve Orhan Gazi'nin yakın silah arkadaşı ve uç gazilerinden olup 1323'te Düzce ve çevresini Bizans'tan fethetmiştir; bölge onun adıyla 'Konuralp' olarak anılmıştır. Türbesi Düzce Konuralp mahallesinde tarihi Konuralp Camii'nin yanındadır; 2020'de restore edilerek ziyarete açılmıştır. (Kaynak: T.C. Düzce İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü; Düzce Valiliği.)

Düzceİncele
Hükümdar

Akça Koca Bey Anıt Mezarı

Gazi

Akça Koca (Akçakoca) Bey, Osmanlı kuruluş döneminde Orhan Gazi'nin silah arkadaşı olarak Kandıra, İzmit ve çevresinin fethinde rol oynayan bir uç beyidir; Kocaeli ili adını ondan alır. 1328'de Kandıra yakınlarında vefat etmiş ve Baba Tepesi'ne defnedilmiştir. Mezarına 1974'te otağ planlı anıt mezar yapılmıştır. (Kaynak: Akça Koca Bey Anıt Mezarı - Vikipedi; Kandıra Kaymakamlığı; Kocaeli Aydınlar Ocağı.)

KocaeliVefât 728 h.İncele
Hükümdar

Gazi Ömer Bey

Gazi

Osmanlı akıncı beylerinden, Tesalya fâtihi Turahan Bey 'in oğlu; Fâtih Sultan Mehmed devrinde Mora, Tesalya ve Atina taraflarında faaliyet gösteren uç beyi ve Malkara'daki Gazi Ömer Bey Camii ve Türbesi 'nin bânisi. İstanbul'un fethine yapılan hazırlıklar sırasında 1452 Aralık ayında, Mora'dan gelecek yardımları önlemek üzere babası ve kardeşi Ahmed ile birlikte önemli faaliyetlerde bulundu. Bu harekât sırasında Sparta Despotu Demetrios'un esir ettiği kardeşi Ahmed'i 1454 Aralık ayında kurtardı. Fâtih'in 860 (1456) Mora seferinin ardından bölgenin muhafazasıyla görevlendirildi. Kaynağa göre iki kardeş ortak hareket etmiş, fakat kaynaklarda daha çok Ömer Bey'in adı geçmiştir; Bizans tarihçisi Chalkokondyles onun hakkında geniş bilgi verir ve Tırhala beyi olarak faaliyet gösterdiğini yazar. Ömer Bey 1456'da Atina'nın aşağı kesimlerini ele geçirdi, Haziran 1458'de şehre tam anlamıyla hâkim oldu. Ertesi yıl Mora'da çıkan karışıklıklardan kendisini sorumlu tutan Fâtih tarafından azledildi; Mora seferinden sonra yeniden Tesalya ve Selânik yöresinin idareciliğine getirildi ve bu unvanla Bosna seferine katıldı. Ardından Mora'ya dönüp Venedikliler'in kuşattığı Gördüs Kalesi'nin yardımına koştu, onları geri püskürttü ve Modon ile Koron'a kadar ilerledi (1463). 1466'da Balyabadra'ya saldıran Venedikliler'i yendi ve aldığı esirlerle İstanbul'a gitti. 1473'te Uzun Hasan ile yapılan Otlukbeli Savaşı'nın ilk çarpışmaları sırasında esir düştü. 882'de (1477) Venedikliler'i İsonza'da yendiği, ertesi yıl Arnavutlar'la çarpıştığı bilinmektedir. Babası Turahan Bey'in ölümünün ardından onun Uzunköprü'ye bağlı Kırkkavak (Kırıkkavak) köyünde kurduğu vakfın yönetimini devraldı. Muharrem 889 (Şubat 1484) tarihli bir vakfiyesi vardır. Kaynak vakıflarının çok zengin olduğunu belirtir: Larissa, Tırhala, Tırnova, Platamona, Çatalca, Fener, İzdin, Livadya, Serez, Drama, Malkara ve Semendire'de cami, mescid, tekke, imaret, hamam, kervansaray, köprü ve mektep gibi eserler yaptırmıştır. Malkara'daki camii, cümle kapısı üzerindeki kitâbeye göre 893 (1488) yılında inşa edilmiştir; babasının Malkara'da yaptırdığı cami ve medrese günümüze ulaşmadığından, kaynağa göre Ömer Bey'in eski binayı yıktırıp yerine yeni bir cami yaptırmış olması mümkündür. 908 yılı Rebîülâhirinde (Ekim 1502) vefat etti ve Malkara'da yaptırdığı caminin yanındaki türbeye defnedildi; Oruç Bey onun doksan altı yaşında olduğunu yazar. Oğullarından Hasan Bey mahallî bir idarecidir ve Şevval 937 (Mayıs 1531) tarihli bir vakfiyesi vardır; Niğde ve Bayburt sancak beyliklerinde bulunan İdris Bey dönemin tezkirelerine göre şair olarak ün kazanmıştır; Durak Bey adlı bir başka oğlu da sancak beyliği yapmıştır. Oğullarından Hasan, Mustafa, Hamza, Eyüb ve İbrâhim beylerin de hayır eserleri yaptırdıkları kayıtlıdır. Hasan Bey'in oğlu Ömer Bey'in 961'de (1554) akıncı kumandanı olarak görülmesi, ailenin geleneği sürdürdüğüne işaret eder. Türbesi ve Külliyesi — Türbe, Malkara merkezinde çarşı içindeki camiin avlusunda, caminin hemen sol (kuzeydoğu) tarafındadır. Kapısı üzerindeki alınlıkta bulunan üç satırlık sülüs kitâbe 908 (1502) tarihlidir; türbenin hangi tarihte yapıldığı tam olarak bilinmez. Sekizgen gövdeli ve kubbeyle örtülü türbe düzgün kesilmiş küfeki taşından yapılmıştır; kapısının önünde bir revakın bulunduğuna dair izler vardır. İçinde yalnız Ömer Bey'in taş sandukası bulunur. Camiyle birlikte 2005'te onarılan türbe temiz ve bakımlı hale getirilmiş olup ibadet ve ziyarete açıktır.

TekirdağVefât 908 h.İncele
Hükümdar

Hızırbey

Hızır Bey, erken Osmanlı döneminde Orhan Gazi'nin komutanlarından biri olarak bilinen ve Devrek-Özbağı yöresinin İslamlaşmasında rol oynadığı nakledilen bir zattır. Türbesi Zonguldak'ın Devrek ilçesi Özbağı köyünde bir tepe üzerinde yer alır ve yöre halkınca ziyaret edilir; tescilli kültür varlığı olarak Batı Karadeniz turizm envanterinde kayıtlıdır. (Kaynak: Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı Turizm Master Planı; Visit Zonguldak İl Kültür ve Turizm portalı.)

Zonguldakİncele
Âlim

Buharalı Şeyh Şakir Efendi

Şeyh

Buharalı Şeyh Şakir Efendi, 19. yüzyılda Ordu'da yaşamış Buhara kökenli bir âlim ve mutasavvıftır. Kırım Harbi yıllarında bölgeye gelmiş; Osman Paşa Medresesi'nde müderrislik yapmış ve Kâdirî tekkesi şeyhliği üstlenmiştir. 1293/1877'de vefat etmiştir. Kabri Altınordu Selimiye Mahallesi'nde, adını taşıyan cadde üzerindedir; Ordu Büyükşehir Belediyesi'nce restore edilip ziyarete açılmıştır. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi; Ordu Büyükşehir Belediyesi; Ordu Hür Ses Gazetesi.)

OrduVefât 1293 h.İncele
Âlim

Şeyh Osman Niyazi Efendi

Şeyh

Şeyh Osman Niyazi Efendi, 1828'de Rize'nin Güneyce (İkizdere) yöresindeki Kolekli köyünde doğdu. Nakşibendî-Hâlidî kolundan Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî'nin halifelerindendir; icâzet aldıktan sonra Doğu Karadeniz'e irşad için gönderildi. Kolekli'de ahşap cami-tekke (1888) yaptırdı. 1 Nisan 1909'da vefat etti; vasiyeti gereğince 1946'da Kolekli'deki cami-tekkesinin yanına nakledildi ve demir kubbeli türbesinde ziyaret edilir. (Kaynak: İsmail Kara, Dergâh Yayınları; Doğu Karadeniz Kültür Envanteri.)

RizeVefât 1327 h.İncele
Âlim

Berdeî Sultan

Şeyhülislâm

Berdeî Sultan (Şeyhülislâm Elberdai), Horasan/Azerbaycan kökenli olup 14. yüzyılda Eğirdir'e yerleşmiş bir âlim ve mutasavvıftır; Hamîdili yöneticisi Hızır Bey'in daveti üzerine geldiği rivayet edilir. Eğirdir Gölü kıyısında Yazla mahallesinde gömülü olup Piri Halife gibi âlimlerin hocası kabul edilir. (Kaynak: Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü; History Studies, 'Hamid Sancağı Tekke ve Zaviyeleri'.)

IspartaVefât 1364İncele
Evliyâ

Veli Dede

Dede

Veli Dede, Osmanlı kayıtlarına göre 14. yüzyılda Burdur'un Yeşilova ilçesi Onacak köyünde akli ve ruhi hastalıkları tedavi eden bir hekim-veli olarak anılır. Kapısı yanındaki Selçuklu tuğlalarına göre türbesinin yaklaşık sekiz asırlık olduğu tahmin edilir; on köşeli planı ile ender bir yapı olup 2018'de Vakıflar tarafından restore edilmiştir. (Kaynak: Burdur İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü; Kültür Portalı; İpek İpekçioğlu, Rölöve-Restitüsyon Raporu.)

Burdurİncele
Sahâbe

Ashâb-ı Kehf (Yedi Uyurlar) Mağarası

Ashâb-ı Kehf (Yedi Uyurlar), Kur'ân-ı Kerîm'in Kehf sûresinde (9-26. âyetler) anlatılan, inançları uğruna bir mağaraya sığınıp asırlarca uyutulduktan sonra uyandırılan genç müminlerdir. Tarsus'un 12 km kuzeyinde Dedeler köyünde, Encülüs dağı eteğindeki mağara halk arasında bu kıssanın geçtiği yer kabul edilir. Mağaranın üzerine 1873'te bir cami inşa edilmiştir; inanç turizmi kapsamında ziyaret edilir. (Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi 'Tarsus'; Tarsus Kaymakamlığı; Kültür Portalı.)

Mersinİncele
Evliyâ

Cumayanı Evliya (Ebu Secaeddin Ahmet Dede)

Dede

Ebu Secaeddin (Şecaeddin) Ahmet Dede, rivayete göre Selçuklu döneminde Akçakoca yöresine gelen ilk Türk obalarından olup kardeşi Kaplan Dede ile birlikte bölgenin manevi önderlerinden sayılır. Türbesi Akçakoca'ya bağlı Göktepe köyü Cumayanı mevkiinde, çantı tekniğiyle çivisiz yapılmış tarihi Evliya Camii yanındadır; halk şifa, evlilik ve evlat dileğiyle ziyaret eder (1995'te tescillenmiştir). (Kaynak: Kültür Portalı; Düzce BelTUR.)

Düzceİncele
Evliyâ

Şeyh Yunus Emre

Hz.

Ünye'nin Yunusemre mahallesinde, Şeyh Yunus Tepesi'nde yer alan türbe halk arasında mutasavvıf şair Yunus Emre'ye (yaklaşık 1240-1320) atfedilir; yöre rivayetinde burada yatan zatın 'Topal Yusuf Baba' olduğu aktarılır. Yunus Emre'nin asıl kabri Anadolu'da tartışmalıdır (Eskişehir, Karaman, Aksaray, Sivas, Ünye iddia edilir). Ünye'deki türbe 1. derece sit alanı olup cami, çeşme ve semahane içeren külliye halinde ziyarete açıktır. (Kaynak: Ünye Belediyesi; Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü; TDV İslâm Ansiklopedisi 'Yûnus Emre'.)

OrduVefât 720 h.İncele