Giriş

Manevî Coğrafyanın Dijital Atlası

Allah Dostları

1113 kayıt · Sayfa 40/47

Cemâziyelevvel ayında anılanlar

Bu hicrî ay vefat yıldönümü olan zevat (kaynaklı).

Peygamber Ailesi

Ümmü Habîbe (Remle bint Ebû Süfyan)

Mü'minlerin Annesi (radıyallâhu anhâ)

Ümmü Habîbe, asıl adıyla Remle bint Ebû Süfyan, Emevî reisi Ebû Süfyan b. Harb'in kızıdır. İlk eşi Ubeydullah b. Cahş ile birlikte Habeşistan'a hicret etmiş; ancak eşi orada Hristiyanlığa geçip ölünce, gurbette dininde sebat eden bir muhâcir olarak yalnız kalmıştır. Hz. Peygamber, Habeşistan Necâşîsi aracılığıyla onu nikâhlamış; nikâh ve mehir işlemleri Necâşî tarafından yürütülmüştür. Babası Ebû Süfyan henüz müslüman değilken onun dinine bağlılığı ve Resûlullah'a hürmeti meşhurdur. Bir hayli hadis rivayet etmiştir. Medine'de, kuvvetli rivayete göre 44 (664) yılında vefat etmiş ve Cennetü'l-Bakî'ye defnedilmiştir; bazı kaynaklarda 42 (662) veya 59 (679) yılı zikredilir. Şam'da kardeşi Muâviye'yi ziyareti sırasında orada öldüğüne dair rivayet ise doğru kabul edilmemiştir. Kabri Bakî'deki diğer kabirler gibi işaretsizdir.

Medineİncele
Peygamber Ailesi

Zeyneb bint Huzeyme (Ümmü'l-Mesâkîn)

Mü'minlerin Annesi, Ümmü'l-Mesâkîn (radıyallâhu anhâ)

Zeyneb bint Huzeyme, Hilâl b. Âmir koluna mensup bir hanım olup, daha Câhiliye döneminden itibaren yoksulları doyurup gözetmesi sebebiyle 'Ümmü'l-Mesâkîn' (Yoksulların Annesi) lakabıyla anılmıştır. Bedir ya da Uhud sonrasında eşini kaybetmesinin ardından Hz. Peygamber onu hicretin 3 veya 4. yılında nikâhlamıştır. Cömertliği ve şefkatiyle tanınan bu hanımın Hz. Peygamber ile evliliği yalnızca birkaç ay sürmüştür. Ümmehâtü'l-mü'minîn arasında, Hz. Hatice'den sonra Hz. Peygamber hayattayken vefat eden tek hanımdır. Hicretin 4. yılında (m. 625) Medine'de, yaklaşık otuz yaşında vefat etmiştir. Hz. Peygamber cenaze namazını bizzat kıldırmış ve onu Cennetü'l-Bakî'ye defnetmiştir; bu yönüyle Bakî'ye defnedilen ilk ümmehâtü'l-mü'minîndendir. Kabri Bakî'deki diğer kabirler gibi işaretsizdir.

Medineİncele
Peygamber Ailesi

Fâtıma bint Esed

Hz. (radıyallâhu anhâ)

Fâtıma bint Esed b. Hâşim, Resûlullah'ın (s.a.v.) amcası Ebû Tâlib'in eşi ve Hz. Ali'nin annesidir. Benî Hâşim'e mensup bir Kureyşli olarak Mekke'de doğmuştur. Hz. Peygamber dedesi Abdülmuttalib'in vefatından sonra Ebû Tâlib'in evinde büyürken Fâtıma ona şefkatle annelik etmiş, Resûlullah onun için 'annemden sonra annem' dediği rivayet edilmiştir. Oğulları arasında Tâlib, Akîl, Ca'fer-i Tayyâr ve dördüncü halife Hz. Ali; kızları arasında Ümmü Hânî yer alır. İslâm'a ilk girenlerden olduğu nakledilir. Hicretin ilk yıllarında (yaklaşık 4/625-626) Medine'de vefat etmiştir. Hz. Peygamber onu kendi gömleğiyle kefenlemiş, cenaze namazını kıldırmış ve kabrini bizzat gözetmiştir; rivayete göre kabrine inmiştir. Cennetü'l-Bakî Mezarlığı'na defnedilmiştir. Onun Kâbe içinde Hz. Ali'yi dünyaya getirdiğine dair anlatım Şiî gelenekte yer alan, ihtilaflı bir rivayettir ve kesin bilgi olarak sunulmaz. Hz. Peygamber'in ona gösterdiği özen, sahabe arasındaki müstesna konumunu yansıtır.

Medineİncele
Peygamber Ailesi

Ümmü'l-Benîn (Fâtıma bint Hizâm)

(radıyallâhu anhâ)

Ümmü'l-Benîn Fâtıma bint Hizâm, Benî Kilâb kabilesine mensup olup Hz. Ali'nin Fâtıma'nın vefatından sonra evlendiği hanımlarındandır. Ondan Abbas, Abdullah, Ca'fer ve Osman adlı dört oğlu olmuş; bu sebeple 'oğulların annesi' anlamında Ümmü'l-Benîn lakabıyla anılmıştır. Özellikle oğlu Abbas b. Ali, Kerbelâ'da Hz. Hüseyin'in sancaktarı olarak şehid düşmüştür. Rivayete göre dört oğlu da Kerbelâ'da şehid olmuştur. Şiî gelenekte, Peygamber ailesine bağlılığı ve Kerbelâ şehidlerinin annesi oluşuyla derin saygı görür; mersiyelerinde onların yasını tutarak Medine'de bu hatırayı canlı tutmuştur. Vefat yılı kaynaklarda ihtilaflıdır: bazıları 64 (m. 683), bazıları 69 (m. 688) yılını verir. Ağırlıklı Şiî rivayete göre Medine'de vefat etmiş ve Cennetü'l-Bakî'ye defnedilmiştir; kabri üzerindeki yapı 1806 ve 1925 Bakî yıkımlarında kaldırılmıştır. Bir çağdaş araştırmacı defin yerini tartışmaya açmıştır. Hakkındaki bilgiler ağırlıklı olarak Şiî kaynaklara dayanır; şeffaflık ilkesi gereği bu durum belirtilmiştir.

Medineİncele
Peygamber Ailesi

İsmâil b. Câfer es-Sâdık

(rahimehullâh)

İsmâil b. Câfer es-Sâdık, altıncı imam Câfer es-Sâdık'ın en büyük oğludur; annesi Fâtıma bint Hüseyin b. Ali el-Esrem'dir. İsmâilî gelenekte merkezî bir şahsiyettir: bu kola göre imâmet babası Câfer'den oğlu İsmâil'e (ve sonra onun oğlu Muhammed b. İsmâil'e) geçmiştir; bu yönüyle İsmâiliyye'nin adını aldığı imamdır. İsnâaşeriyye (On İki İmam) geleneğinde ise imâmet İsmâil'in kardeşi Mûsâ el-Kâzım ile devam etmiştir; çünkü İsmâil babasının sağlığında, yaklaşık 138 (755) yılı civarında Medine'de vefat etmiştir. Câfer es-Sâdık'ın, oğlunun öldüğünü inkâr edenlere karşı şahitler huzurunda oğlunun yüzünü açtığı ve bunun 'bedâ' kavramıyla ilişkilendirildiği meşhurdur. Cennetü'l-Bakî'ye defnedilmiş; kabri üzerine Fâtımîler döneminde yapılan kubbeli türbe 1925-26 Bakî yıkımlarında kaldırılmıştır. Azınlık bir İsmâilî rivayeti onun babasından sonra yaşadığını ve Suriye'deki Selemiye'de defnedildiğini ileri sürer; bu mezhebî bir görüş olarak kaydedilir.

Medineİncele
Tâbiîn

İmam Mâlik b. Enes

İmâmü Dâri'l-Hicre (rahimehullâh)

İmam Mâlik b. Enes el-Asbahî, dört Sünnî fıkıh mezhebinden Mâlikî mezhebinin imamı ve Medine ehl-i hadis ekolünün önderidir. Medine'de doğup büyüdü; ömrü boyunca burada yaşadığı için 'İmâmü Dâri'l-Hicre' (Hicret Yurdunun İmamı) diye anılır. Hadis ve fıkıhta otorite kabul edilen el-Muvatta' adlı eserinin müellifidir; bu eser, Medine halkının amelini esas alan metoduyla İslam hukuk tarihinin en erken ve en etkili derlemelerindendir. Nâfi (mevlâ İbn Ömer) ve Zührî gibi âlimlerden ilim aldı; İmam Şâfiî dâhil pek çok talebe yetiştirdi. İlme ve hadise gösterdiği hürmet, Medine'de Hz. Peygamber'in şehrinde bineğe binmekten kaçınması gibi tutumlarıyla meşhurdur. Hicrî 179 (7 Haziran 795) yılı Rebîülevvelinin 14'ünde, kısa bir hastalığın ardından yaklaşık 85 yaşında Medine'de vefat etti; cenaze namazını Medine valisi kıldırdı. Cennetü'l-Bakî kabristanına, Hz. Peygamber'in halası Safiyye'nin kabri yakınına defnedildi. Kabri üzerindeki, Sultan II. Abdülhamid döneminde yenilenen kubbe 1926'da türbe yapılarına karşı yürütülen kampanyada kaldırılmıştır; kabir yeri bugün bilinmekle birlikte işaretsizdir.

Medineİncele
Peygamber Ailesi

Rukiyye bint Muhammed

(radıyallâhu anhâ)

Rukiyye bint Muhammed, Hz. Peygamber ile ilk eşi Hz. Hatice'nin kızıdır; yaklaşık 601 yılında Mekke'de doğdu. Önce Ebû Leheb'in oğlu Utbe ile nişanlanmış, Tebbet (Mesed) sûresinin inmesinin ardından bu nişan bozulmuştur. Daha sonra ileride üçüncü halife olacak Hz. Osman b. Affân ile evlendi; onunla önce Habeşistan'a, ardından Medine'ye hicret etti. Abdullah adında bir oğulları olmuş, çocuk küçük yaşta vefat etmiştir (yaklaşık 4/625). Rukiyye kızamık veya humma olarak nakledilen bir hastalığa yakalanarak, Bedir zaferinin haberinin Medine'ye ulaştığı sırada, hicretin 2. yılı Ramazanında (Mart 624) yaklaşık 22-23 yaşlarında vefat etti. Hz. Peygamber Bedir'de bulunduğundan, Medine'de ona bakmak için kalan Hz. Osman cenaze namazını kıldırmış, yıkanmasını Ümmü Eymen üstlenmiştir. Cennetü'l-Bakî kabristanına defnedilmiştir. Defin yeri klasik kaynaklarda ittifakla nakledilir; ihtilaflı ya da folklorik değildir. Kabri, Bakî'deki diğerleri gibi bugün işaretsizdir.

Medineİncele
Peygamber Ailesi

Ümmü Külsûm bint Muhammed

(radıyallâhu anhâ)

Ümmü Külsûm bint Muhammed, Hz. Peygamber ile Hz. Hatice'nin kızıdır; Mekke'de doğmuştur. Önce Ebû Leheb'in bir oğluyla nişanlanmış, Tebbet (Mesed) sûresinin inmesinin ardından bu nişan bozulmuştur. Kız kardeşi Rukiyye'nin hicretin 2. yılında vefatından sonra, Hz. Peygamber Ümmü Külsûm'ü Hz. Osman b. Affân ile evlendirmiştir (nikâh yaklaşık 3/624). Hz. Peygamber'in iki kızıyla evlenmesi sebebiyle Hz. Osman 'Zinnûreyn' (iki nur sahibi) lakabıyla anılmıştır. Bu evlilikten çocukları olmamıştır. Ümmü Külsûm hicretin 9. yılı Şâbanında (Kasım/Aralık 630) yaklaşık 27 yaşında vefat etmiştir. TDV'ye göre Hz. Peygamber onun defni sırasında insanın topraktan yaratıldığını, ona döneceğini ve ondan çıkarılacağını ifade etmiştir. Cennetü'l-Bakî kabristanına defnedilmiştir. Hz. Peygamber'in 'bir kızım daha olsaydı onu da Osman'a verirdim' dediği rivayet edilir. Defin yeri klasik kaynaklarda ittifakla nakledilir; ihtilaflı ya da folklorik değildir.

Medineİncele
Peygamber Ailesi

Zeyneb bint Muhammed

(radıyallâhu anhâ)

Zeyneb bint Muhammed, Hz. Peygamber ile Hz. Hatice'nin en büyük kızıdır; nübüvvetten önce, yaklaşık 600 yılında Mekke'de doğdu. Hz. Hatice'nin isteğiyle teyzesinin oğlu Ebü'l-Âs b. Rebî ile evlendi; bu evlilikten Ali (küçük yaşta öldü) ve Ümâme adlı iki çocuğu oldu. Eşi Bedir'de esir düştüğünde, fidye olarak annesi Hatice'nin gerdanlığını göndermiş; Hz. Peygamber çok duygulanarak onu serbest bıraktırmıştır; bu sebeple 'gerdanlık sahibesi' (Sâhibetü'l-kılâde) diye anılır. Medine'ye hicreti sırasında Kureyş tarafından saldırıya uğramış, devesinden düşürülmüş ve çocuğunu düşürmüştür; yıllar sonra, hicretin 8. yılı Safer ayının sonunda (629), yaklaşık 31 yaşında ölümü bu yaralanmaya bağlanmış ve bazı kaynaklar onu şehid saymıştır. Hz. Peygamber cenaze namazını kıldırmış ve kabrine inerek derin üzüntüsünü göstermiştir. Cennetü'l-Bakî kabristanına defnedilmiştir. TDV, onun Şam veya Kahire'ye defnedildiğine dair rivayetlerin yanlış olduğunu, bu karışıklığın torun kuşağındaki adaşı Zeyneb bint Ali ile ilgili olduğunu açıkça belirtir.

Medineİncele
Peygamber Ailesi

Abdullah b. Ca'fer et-Tayyâr

Bahrü'l-Cûd (radıyallâhu anh)

Abdullah b. Ca'fer b. Ebî Tâlib el-Hâşimî, Mûte şehidi Ca'fer-i Tayyâr ile Esmâ bint Umeys'in oğlu ve Hz. Ali'nin yeğenidir. Hicret sırasında Habeşistan'da doğmuş, küçük yaşta Medine'ye getirilmiş; Hz. Peygamber'i görüp ona arkadaşlık eden son Hâşimî sahâbî olduğu rivayet edilir. Hz. Ali ve Hz. Fâtıma'nın kızı, Resûlullah'ın torunu Zeyneb bint Ali ile evlenmiştir; çocukları arasında Ali, Avn, Abbas ve Ümmü Külsûm vardır. Zeyneb, kardeşi Hüseyin'in izniyle Kerbelâ'ya gitmiştir. Hz. Ali'nin yanında Cemel ve Sıffîn savaşlarına katıldı. Çağının en cömert Arabı sayılan Abdullah, 'Bahrü'l-Cûd' (cömertlik denizi) diye anılır; eli açıklığı dillere destan olmuştur. Tercih edilen görüşe göre 80 (699-700) yılında Medine'de vefat etti (84, 85, 86, 90 rivayetleri de vardır). Medine valisi Ebân b. Osman cenazesinde bulunmuş, onu Bakî'ye defnedinceye kadar ayrılmamıştır. Cennetü'l-Bakî'ye, Akîl b. Ebî Tâlib ve Ebû Süfyan b. Hâris'in kabirleri yakınına defnedilmiştir. Defin yeri (Medine/Bakî) ihtilafsızdır.

Medineİncele
Peygamber Ailesi

Ümmü Külsûm bint Ali

(radıyallâhu anhâ)

Ümmü Külsûm bint Ali, Hz. Ali ile Hz. Fâtıma'nın kızı, Hz. Peygamber'in torunu ve Hasan, Hüseyin ile Zeyneb'in öz kız kardeşidir. Sünnî kaynaklara göre Hz. Ömer b. Hattâb ile evlenmiş (yaklaşık 17/638), bu evlilikten Zeyd ve Rukiyye adlı çocukları olmuştur. Hz. Ömer'in vefatından sonra amcaoğulları Avn b. Ca'fer, ardından Muhammed b. Ca'fer ile evlendiği rivayet edilir. Onun Hz. Ömer ile evliliği Sünnî kaynaklarda kabul edilirken Şiî âlimler arasında tartışmalıdır; bu sebeple konu nötr bir dille ve çok görüşlü olarak sunulur. Hicrî 41 (m. 661) yılında, oğlu Zeyd ile aynı gün Medine'de vefat etmiş; anne ve oğul için tek cenaze namazı kılınmış, namaza Hasan ve Hüseyin katılmıştır. Cennetü'l-Bakî kabristanına defnedilmiştir. Şam'da (Bâbüssagîr) ona atfedilen bir kabir bulunduğu söylense de akademik kaynaklar bunun başka birine (kunyesi yine Ümmü Külsûm olan Zeyneb bint Ali'ye veya başka bir Ümmü Külsûm'a) ait olduğunu, kendisinin Medine'de defnedildiğini teyit eder.

Medineİncele
Şehîd

Hanzale b. Ebû Âmir

Gasîlü'l-melâike (Meleklerin yıkadığı) — Uhud şehidi

Hanzale b. Ebû Âmir Amr b. Sayfî el-Ensârî el-Evsî, Medine'nin Evs kabilesine mensup bir sahâbîdir. Babası Ebû Âmir 'er-Râhib' (rahip) lakaplı, sonradan İslâm'a düşman olmuş bir Hanîf'ti; buna karşılık Hanzale Medine'ye hicretten sonra müslüman olmuştur. Uhud Gazvesi'nden (hicrî 3 / milâdî 625) bir gün önce Abdullah b. Übey'in kızı Cemîle ile evlenmiş, gerdek gecesinin ardından Resûlullah'ın müşriklere karşı sefere çıktığını duyunca cünüplük halinde, gusül yapmaya fırsat bulamadan orduya katılmıştır. Savaşta müşrik kumandanı Ebû Süfyân'a hücum ederek onu atından düşürmüş, fakat Ebû Süfyân'ın yardım çağrısı üzerine İbn Şe'ûb diye bilinen Şeddâd b. el-Esved tarafından şehid edilmiştir; yaklaşık 24 yaşındaydı. Resûlullah onun hakkında, 'Meleklerin Hanzale'yi gök ile yer arasında, gümüş kaplardaki yağmur suyuyla yıkadığını gördüm' buyurmuş; bunun üzerine sahâbe ona 'Gasîlü'l-melâike' (meleklerin yıkadığı) lakabını vermiştir. Oğlu Abdullah b. Hanzale de tanınmış bir sahâbî olup ileride Harre Vak'ası'nda Medineliler'e önderlik etmiştir. Hanzale, Uhud şehidleriyle birlikte Uhud Şehitliği'ne defnedilmiştir.

Medineİncele
Şehîd

Sa'd b. Rebî'

Ensar'ın nakiblerinden, kâtip sahâbî — Uhud şehidi

Sa'd b. er-Rebî' b. Amr el-Hazrecî el-Ensârî, Medine'nin Hazrec kabilesine mensup bir sahâbîdir; annesi, Resûlullah'a biat eden kadınlardan Hüzeyle bint Utbe'dir. Câhiliye döneminde okuma yazma bilen az sayıdaki kişiden biri olup kâtiplik yapmış, İslâm'dan sonra da Peygamber'in kâtipleri arasında yer almıştır. Birinci ve İkinci Akabe biatlarına katılmış, Ensar'ın nakiblerinden (temsilcilerinden) biri olmuştur. Hicretin ardından Resûlullah, Sa'd ile Abdurrahman b. Avf arasında muâhât (kardeşlik) bağı kurmuş; Sa'd malının ve iki bahçesinden birinin yarısını paylaşmayı teklif etmiş, Abdurrahman ise bunu kabul etmeyip kendisine çarşının gösterilmesini istemiştir. Sa'd, Bedir ve Uhud gazvelerine katılmış; Uhud'da (hicrî 3 / milâdî 625) aldığı çok sayıda yara ile şehid olmuştur. Resûlullah onu aramak için bir sahâbî göndermiş; ölmek üzere olan Sa'd, Ensar'a 'Resûlullah'a bir zarar gelirken içinizden biri sağ kaldıkça Allah katında mazeretiniz olmaz' mealindeki vasiyetini iletmiştir. Cesedi tanınmayacak hâle geldiğinden parmaklarından teşhis edilmiş ve Uhud Şehitliği'nde Hârice b. Zeyd ile aynı kabre defnedilmiştir.

Medineİncele
Peygamber Ailesi

Ümmü Seleme (Hind bint Ebû Ümeyye)

Mü'minlerin Annesi (radıyallâhu anhâ)

Ümmü Seleme, asıl adıyla Hind bint Ebû Ümeyye, Mahzûmoğulları'na mensup Kureyşli bir hanımdır. İlk eşi Ebû Seleme el-Mahzûmî ile birlikte hem Habeşistan'a hem de Medine'ye hicret etmiş, İslam'ın ilk muhâcir ailelerinden birini oluşturmuştur. Ebû Seleme'nin Uhud'da aldığı yaranın etkisiyle vefatının ardından, hicretin 4. yılında Hz. Peygamber ile evlenmiştir. Zekâsı, ferâseti ve isabetli görüşleriyle tanınır; Hudeybiye Antlaşması sırasında ashabın tereddüt ettiği anda verdiği isabetli tavsiye meşhurdur. Çok sayıda hadis rivayet etmiş, fıkıh ve siyer alanında önemli bir kaynak olmuştur. Hz. Peygamber'in hanımları arasında en son vefat eden kişi olduğu kabul edilir. Kaynakların çoğunluğuna göre 62 (681) yılında Medine'de vefat etmiş ve Cennetü'l-Bakî' Mezarlığı'na defnedilmiştir. Kabri, 1925-1926'daki düzenlemelerin ardından diğer Bakî' kabirleri gibi işaretsizdir.

Medineİncele
Tâbiîn

Nâfi (mevlâ İbn Ömer)

Rahimehullâh

Ebû Abdullah Nâfi, Medine ekolünün önde gelen tâbiîn âlimlerinden, fakih ve muhaddistir. Aslen Deylem kökenli olup küçük yaşta esir düşmüş, ardından Abdullah b. Ömer tarafından satın alınıp âzat edilmiştir; bu sebeple "mevlâ İbn Ömer" diye anılır. Otuz yılı aşkın süre İbn Ömer'in yanında kalarak ondan ilim aldı ve onun rivayetlerinin en güvenilir nâkili oldu. İmam Mâlik başta olmak üzere birçok âlim kendisinden hadis aldı; İmam Buhârî'nin "isnadların en sahihi, Mâlik'in Nâfi'den, onun da İbn Ömer'den rivayetidir" (silsiletü'z-zeheb) sözüyle bu rivayet zinciri en kıymetli senet kabul edilmiştir. Medine'deki amel ve fıkıh geleneğinin teşekkülünde önemli bir halka oldu. Hicrî 117-119 (m. 735-737) dolaylarında Medine'de vefat etti. Arapça kaynaklara göre Cennetü'l-Bakî kabristanına, talebesi İmam Mâlik'in kabrine yakın bir yere defnedildi. Kabri, Bakî'deki diğer kabirler gibi bugün işaretsizdir.

Medineİncele
Şehîd

Amr b. Cemûh

Benî Seleme reisi, sahâbî — Uhud şehidi

Amr b. el-Cemûh b. Zeyd el-Ensârî es-Selemî, Medine Hazrec'inin Benî Seleme kolunun reislerinden bir sahâbîdir. İslâm'dan önce 'Menâf' adlı bir puta bağlıydı; oğullarının ve Muâz b. Cebel'in putun âcizliğini defalarca göstermesi üzerine müslüman olmuştur. Bir ayağı aksak (topal) olduğundan Bedir'e katılamamıştı. Uhud Gazvesi'nde (hicrî 3 / milâdî 625) ise sakatlığı sebebiyle muaf tutulmasına rağmen savaşmakta ısrar etmiş; rivayete göre Resûlullah ona izin vermiş ve o, bir oğlu arkasını korurken kahramanca çarpışarak şehid olmuştur. Bir rivayette Resûlullah'ın onun için 'Cennette sağlam ayaklarla yürüyor' buyurduğu nakledilir. Abdullah b. Amr b. Harâm'ın kız kardeşi Hind bint Amr ile evli olduğundan Abdullah'ın eniştesiydi. Kefen azlığı ve aralarındaki muhabbet sebebiyle Amr ile Abdullah b. Amr aynı kabre birlikte defnedilmiştir. Uzun boylu, cömert, cesur ve şair tabiatlı bir kimse olarak tavsif edilir. Kabri Uhud Şehitliği'ndedir.

Medineİncele
Şehîd

Abdullah b. Amr b. Harâm

Uhud'un ilk şehidi, Câbir b. Abdullah'ın babası, sahâbî

Ebû Câbir Abdullah b. Amr b. Harâm el-Ensârî es-Selemî, Medine'nin Benî Seleme kabilesinin ileri gelenlerinden ve meşhur hadis râvisi Câbir b. Abdullah'ın babası olan bir sahâbîdir. İkinci Akabe biatında kabilesini temsil eden yetmiş kişi arasında (Berâ b. Ma'rûr ile birlikte) yer almış ve Bedir Gazvesi'ne katılmıştır. Uhud Gazvesi'nden (hicrî 3 / milâdî 625) bir gece önce oğlu Câbir'e ilk şehidlerden olacağını sezdiğini söylemiş, kız kardeşlerinin gözetimini ve borçlarının ödenmesini ona emanet etmiş; sabah olduğunda şehid olmuştur. Rivayete göre Uhud'un ilk şehididir (Câbir'in naklettiği Sahîh-i Buhârî rivayeti). Meşhur bir rivayette Allah'ın, şehâdetinin ardından ona aracısız hitap ederek dilediğini vereceğini bildirdiği, meleklerin de kanatlarıyla onu gölgelediği nakledilir. Eniştesi Amr b. Cemûh ile aynı kabre birlikte defnedilmiştir. Bilinen bir rivayete göre, yıllar sonra (yaklaşık 46 yıl) bir sel kabirleri tehdit edince nakil için açıldıklarında, her iki cesedin de daha dün ölmüş gibi taze ve bozulmamış olduğu görülmüştür. Kabri Uhud Şehitliği'ndedir.

Medineİncele
Şehîd

el-Yemân (Huseyl b. Câbir)

Hz. Huzeyfe'nin babası, sahâbî — Uhud şehidi

el-Yemân'ın asıl adı Huseyl (Hisl) b. Câbir olup Benî Abs (el-Absî) kabilesindendir. Önce Mekke'de yaşamış, bir kan davasına karışıp oradan ayrılarak Yesrib'e (Medine) yerleşmiş ve Evs'in Benî Abdüleşhel koluna halîf (müttefik) olmuştur. Kaynaklara göre 'el-Yemân' lakabı bu Yemen menşeli ittifak ilişkisinden ileri gelir (bir başka rivayette lakap, 'el-Yemân' diye anılan atası Cirve b. el-Hâris'e dayandırılır). Oğlu Huzeyfe ile birlikte, Bedir'den önce müslüman olmuşlardır. Uhud Gazvesi'nde (hicrî 3 / milâdî 625), ileri yaşına rağmen savaşa girmeyi seçmiş; başlangıçta Sâbit b. Vakş ile birlikte savaşmayanların arasında bırakılmıştı. Çarpışmanın kargaşasında, yüzlerini örtmüş olan ve onu tanımayan müslüman askerler kendisini müşrik zannederek yanlışlıkla şehid etmişlerdir. Oğlu Huzeyfe'nin 'O benim babam!' diye bağırdığı, fakat sesin savaş gürültüsünde duyulmadığı rivayet edilir. Hüzünlü ama sabırlı olan Huzeyfe, 'Allah sizi bağışlasın; O, merhamet edenlerin en merhametlisidir' diyerek katilleri affetmiş; Resûlullah diyet teklif edince diyeti kabul etmeyip fakir müslümanlara sadaka olarak bağışlamıştır. el-Yemân, Uhud şehidleriyle birlikte savaş alanına, Uhud Şehitliği'ne defnedilmiştir.

Medineİncele
Sahâbe

Abdullah b. Zübeyr

radıyallâhu anh

Abdullah b. Zübeyr b. Avvâm, Zübeyr b. Avvâm ile Esmâ bint Ebû Bekir'in oğlu ve Hz. Âişe'nin yeğeni olup hicretten sonra Medine'de doğan ilk muhacir çocuğu olarak bilinen genç sahabîlerin önde gelenlerindendir. Emevîler'e karşı Mekke merkezli bir hilâfet kurmuş, 14 Cemâziyelevvel 73 (1 Ekim 692) tarihinde Haccâc b. Yûsuf'un kuşatması sırasında çıkış yaparak kahramanca dövüşüp şehid düşmüştür. Cesedi bir süre asılı kaldıktan sonra annesi Esmâ'nın ricası üzerine defnine izin verilmiş, kabri Mekke'deki Cennetü'l-Muallâ'da bulunmaktadır. Suudi politikası gereği mezarlıktaki bireysel kabirler işaretsizdir.

Mekkeİncele
Sahâbe

Esmâ bint Ebû Bekir

radıyallâhu anhâ

Esmâ bint Ebû Bekir es-Sıddîk, ilk halife Hz. Ebû Bekir'in kızı, Hz. Âişe'nin ablası, Zübeyr b. Avvâm'ın hanımı ve Abdullah b. Zübeyr'in annesi olan kadın sahabîdir. Hicret hazırlığında azığı bağlamak için kuşağını ikiye bölmesi sebebiyle "Zâtü'n-nitâkayn" (iki kuşak sahibi) lakabıyla anılır. Oğlu Abdullah'ın 14 Cemâziyelevvel 73'te (1 Ekim 692) öldürülmesinden birkaç gün sonra ileri bir yaşta Mekke'de vefat etmiş, muhacir kadınların en son vefat edeni olarak bilinir; kabri Cennetü'l-Muallâ'dadır. Mezarlıktaki bireysel kabirler Suudi uygulaması gereği işaretsizdir.

Mekkeİncele
Sahâbe

Abdullah b. Abbâs (Tâif)

radıyallâhu anhümâ · Tercümânü'l-Kur'ân · Hibrü'l-ümme

Abdullah b. Abbâs (ö. 68/687-88), Hz. Peygamber'in amcası Abbas'ın oğlu, Peygamber ailesinden bir sahabedir. Hz. Peygamber'in "Allah'ım, ona Kur'an'ı ve din ilmini öğret" duasıyla yetişen, tefsir ve fıkıhtaki derinliği sebebiyle "Tercümânü'l-Kur'ân" ve "Hibrü'l-ümme" (ümmetin âlimi) unvanlarıyla anılan müfessirlerin önderidir. Ömrünün sonlarına doğru gözlerini kaybetmiş, yetmiş yaşlarında Tâif'te vefat etmiştir. Cenaze namazını Hz. Ali'nin oğlu Muhammed b. Hanefiyye kıldırmıştır. Defnedildiği yere sonradan kendi adıyla anılan Mescidü İbn Abbâs (Abdullah b. Abbâs Camii) inşa edilmiş; bu mescid uzun süre Tâif şehrinin merkezini ve sembolünü teşkil etmiştir. Bugün cami aktif olup ziyaret edilebilmekte, kabir cami avlusu içinde yer almaktadır. Mevcut yapı son dönemde yenilenmiştir.

Tâifİncele
Sahâbe

Akîl b. Ebî Tâlib

Radıyallâhu anh

Akîl b. Ebî Tâlib el-Hâşimî, Hz. Ali'nin büyük kardeşi ve Hz. Peygamber'in amcaoğludur; Ali'den yaklaşık yirmi yaş büyüktür. Arap nesep bilgisi ve hazırcevaplığıyla tanınırdı. Bedir Gazvesi'nde -henüz Müslüman değilken- Mekkeli müşriklerin yanında savaşa katıldı ve esir düştü; amcası Abbas b. Abdülmuttalib tarafından fidye verilerek serbest bırakıldı. İslâm'a girişinin Hudeybiye öncesi mi yoksa Mekke'nin fethine yakın mı olduğu konusunda rivayetler farklılaşır; sonradan Medine'ye yerleşti. Ömrünün sonlarına doğru gözlerini kaybetti ve Muâviye döneminde ya da Yezîd'in halifeliğinin ilk günlerinde Medine'de vefat etti. Kaynaklarda defin yeri hakkında ihtilâf vardır: yaygın rivayetlerde Cennetü'l-Bakî'ye defnedildiği ve kabri üzerine sonradan bir türbe yapıldığı (1925'te kaldırılmıştır) belirtilirken, bazı muteber kaynaklar yalnızca "Medine'de vefat etti" demekle yetinir. Bu sebeple Bakî'deki kabri rivayet düzeyinde kabul edilmelidir. Bakî'deki kabir varsa, diğerleri gibi bugün işaretsizdir.

Medineİncele
Sahâbe

Abdurrahman b. Avf

Radıyallâhu anh

Abdurrahman b. Avf ez-Zührî, cennetle müjdelenen on sahâbîden biri ve ilk Müslümanlardandır. Hz. Ebû Bekir'in davetiyle İslâm'a girdi, hem Habeşistan'a hem de Medine'ye hicret etti. Ticarette gösterdiği dürüstlük ve girişkenlikle büyük servet kazandı; cömertliğiyle tanınır, malının önemli kısmını Allah yolunda infak ederdi. Bedir başta olmak üzere bütün önemli gazvelere katıldı. Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer dönemlerinde halifenin yakın istişare ettiği isimlerden oldu; bir dönem hac emirliği ve beytülmâl sorumluluğu üstlendi. Hz. Ömer suikaste uğradığında, kendisinden sonraki halifeyi belirleyecek altı kişilik şûra heyetine dâhil edildi ve bu süreçte hakemlik yaparak biate öncülük etti. Hicrî 32 (m. 652-654) dolaylarında Medine'de vefat etti ve Cennetü'l-Bakî kabristanına defnedildi; cenaze namazını rivayete göre Hz. Osman veya Hz. Ali kıldırdı. Kabri, Bakî'deki diğer kabirler gibi bugün işaretsizdir.

Medineİncele
Sahâbe

Abdullah b. Mes'ûd

Radıyallâhu anh

Abdullah b. Mes'ûd el-Hüzelî, ilk Müslümanlardan, Kur'an ve fıkıh ilminin önde gelen sahâbî otoritelerindendir. İslâm'a girdiğinde Mekke'de Kâbe'nin yanında açıktan Kur'an okuyan ilk kişi olduğu rivayet edilir. Hz. Peygamber'e büyük yakınlığıyla bilinir; "sahibü's-sivâk ve'n-na'leyn" olarak anılırdı. Hem Habeşistan'a hem Medine'ye hicret etti, Bedir başta olmak üzere bütün gazvelere katıldı. Kıraat ve tefsir alanında derin bilgisiyle, Hz. Peygamber'in "Kur'an'ı dört kişiden alın" buyurduğu kişilerden biri oldu; Kûfe ekolünün ilim temelini atan isimdir. Hz. Ömer onu Kûfe'ye muallim ve beytülmâl sorumlusu olarak gönderdi. Hayatının sonuna doğru Medine'ye döndü ve hastalanarak altmış yaşını biraz geçmişken, hicrî 32 (m. 652-653) dolaylarında orada vefat etti. Cenaze namazını rivayete göre Hz. Osman veya Ammâr b. Yâsir kıldırdı ve Cennetü'l-Bakî kabristanına defnedildi. Kabri, Bakî'deki diğer kabirler gibi bugün işaretsizdir.

Medineİncele